çocukluk maruzatı

by

oğuz atay –günlükler‘inde- “biz çocuk kalmış bir milletiz” diyordu. aklında aydınlanma’nın ergin olma hali olarak tanımlanışına bağlı bir tartışma yürüttüğünü tahmin edebiliriz. biz hala, dünyayı “myth”lere bağlı şekilde yorumluyoruzdur atay’a göre. akıl almaz bir biçimde gelişen trajedimizin nedeni her şeye sirayet eden olağanüstü yarım yamalaklığımızdır. bir taklit yapıyor ve en başta kendimiz buna inanarak herkesi de inandırıyoruz. bir tür naiflik, masumiyet tınısı vardır atay’ın bu söylediklerinde. çocuk kalmışlığın sorunlarını sıralarken de duyarız bu tınıyı. bizzat “çocuk kalmış”lık tanımlamasında vardır zaten söz konusu naiflik tınısı. bildiğimiz oğuz atay ironisinin bu naiflik tınısını eleştirel bir imkana dönüştürdüğünü fark ederiz yazdıklarında, fakat yine de çocukluk meselesi daha ağır bir sorun olarak önümüze çıkar. çünkü, bahsedilen taklit -ya da “taklit yapmak”- tutumu yaratıcılığa giden bir öğrenme süreci değil, “mış gibi” yapmaktan ibaret uzun bir hakikatsizlik tarihidir esas olarak. hakikatsizlik hakikate dönüşmüştür. alıngan ve gururlu, “bu kötü yaşantıyı” sürdürüp duruyoruz. hep biraz daha kötüye giderek. çocukları kendi yalanlarımıza ya da daha doğrusu çocukluğu büyük -kendilik- yalanımıza alet etmemizin nedeni bu olsa gerek. hal böyleyken “çocuk kalmış” değil, “çocuk bırakılmış” olmamızdan söz etmek daha doğru olacaktır. elbette, bu duruma düşmüş olmak nihayetinde kendi suçudur. kendi gözünde -suçtan- suçlarından kurtulmak için geçilen yol sonunda çocuk kalmaya maruz bırakılmış bir kendilik oluşturur. öyle ki, mazeretler uydurarak ve başkalarına iftira atarak kendini temize çıkarmanın masumiyeti de çoktan -en başından- derin bir yalana dönüşmüştür. çocuk bırakılmak çünkü çocukluk’un daimi istismarıdır.

Reklamlar

2 Yanıt to “çocukluk maruzatı”

  1. ihramcizade Says:

    Evet bu millet çocuk kalmalı denecek kadar saflığını kaybetmemeli.
    Düşünebiliriz, çocuklar intihar etmezler. İstisnalar olabilir.
    Kucağına sığınılmış kaç millet var bu dünyada…
    safiyetini kaybetmediğimiz yerler bizim şansımız… açık penceremiz olmalı
    Tabiki de çocukluğumuz olsun. Az şeyle mutluydu bu millet.
    Ancak şimdi -herşeyde doyumsuzluğu öğretiyorlar.
    Çocuklar yüz üstü düşmezler ellerine düşerler. Sonunda el ile [Tanrının adı İl] yardımıyla kalkarlar.

    Sevin Seydi si olmasaydı Atayda çocuk kalırdı. Ancak yollarını ayıran ne oldu… dediğimizde çocukluk meselesi akla gelebilir.
    Atay’da ona göre hiç büyüyemedi mi?

    Bu millete aşkı öğretmeyi unutturduğumuz için mi sıkıntı başladı?
    Tutunamayanların ingilizcesi daha yeni yayınlandı diyorlar.Yıllar sonra…neden acaba…

    Bir kadın farkını anlamak gerekiyor.

    Çocukluk istismar ediliyorsa o kötülüğün içinde yaşamanın işaretidir.

    Hayatın evreleri sonuçta çocuk olmakla bitiyorsa saflık bir erdemdir.
    Sonuçta kötülerin istismar her zaman vardır.
    Bunun için çocuk olmaya gerek yoktur.

    (Konuya bir yönden cevap yazılmıştır. Yoksa uzun olacaktı)

  2. kacakkova Says:

    çocukluğun istismarı -millet olak- kendimiz hakkında kendimize söylediğimiz yalandan kaynaklanır. ancak sürekli kötülükle devam ettirilebilen bir şeydir bu.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s


%d blogcu bunu beğendi: