üç renk: siyah

by

Kendi yarasının bilincinde olmayan “yaralı bilinç”, uzun bir biçimsizleşme sürecinin belirli bir noktasında büsbütün acılaşarak ve yarayı inkar etmenin bir sonucu ve bedeli de olarak bütün bir dehşet halinde çıkmaktadır tarih sahnesine. Ve hıncın en saldırgan, şiddet boyutunda en anlaşılmaz biçimiyle “hayata” saldırmaktadır. Hınç fenomenolojisi açısından bu saldırıları özel bir yere koyabiliriz; kendi yıkımının zeminini çoktan hazırlamış bir hayatın parçası olarak, katıksız bir yok etme arzusu. Siyasal islamın ya da 11 eylül’den itibaren islamcılığın siyasal olarak kazandığı statünün -pozisyonun- yerini anlamak açısından önemlidir bu nokta.

Baudrillard’ı yad edecek olursak, sembolizmin ve kara fantazinin bir tür mecz edilmesiyle tarih, akıl karıştırıcı bir aşırı gerçeklik formuna bürünmüş görünüyor. “Terörizm” evet ahlak dışıdır, diyordu Baudrillard, ve ekliyordu, ama kendisi de ahlak dışı olan bir “küresel düzen”e karşı mukabele etmektedir. “Düzen”in, bu nedenle terörü işaret ederek ahlaki geçerlilik kazanmasına geçit verilemez. Bunun nasıl yapılacağı siyasal alanda ve siyasal söylemlerin mevcut dolaşımında o kadar kolay değil, her şeyden önce durum o kadar açık bile değil.

“Hayata saldırmaktadır” dedim örneğin, ama hangi hayat? Adorno, 1951’de yayınlanan Minima Moralia ‘da fragmanlarını Kürnberger’in “yaşam yaşamıyor” anekdotu altında toplamıştı. Burada, ne kadar soyut bir alana uzanıyor görünürse görünsün, bunu sormadan geçmek imkansız. Öyle kolayca “teröre karşı birlik” ya da “teröre karşı savaş” korosuna girmemizi engellemesi gereken asıl soru budur çünkü. Hele ki o “yaşam tarzımıza saldırıyorlar”daki cazibeye kesin olarak direnmek bir zorunluluksa. Hangi yaşam tarzı? “Eşitlik, özgürlük, kardeşlik” demeden önce eşitliğin, özgürlüğün, kardeşliğin ne durumda olduğunu hiç değilse bir sormak, hayatın kendi hayat olmaklığı üzerindeki soru işaretinin belirsizleştirilmesi engel olmak lazım değil midir?

Egemen fikirler demişti Marx, daima egemenlerin fikirleridir; ama o köprünün altından çok sular aktı, artık “hiper-gerçeklik” çağındayız ve egemenler hem kendileri egemen değilmiş hem de kendiliğinden bir şekilde ortalıkta dolanan fikirler kendilerinin değilmiş gibi yapabiliyorlar. Bilincin “ideolojik manipülasyon”undan “algı yönetimi”ne geçiş o kadar basit bir durum sayılamaz.

Saldrıganların dinci/islamcı kimlikleri, sembolik olarak her şeyi kolayca yerli yerine koyma fırsatı veriyor herkese. Aynı şekilde, her biri birbirinden daha geçerli görünen “komplo teorileri”ne de geçit veriyor bu, O teorilerin komplo olduğunu ayırt edecek ölçü kalmamak üzere. Ama bu bilme ve beraberinde gelen saflaşma halinin kendisinde bir sorun yok mu tam da bu yüzden? IŞİD’in kendisi kadar, “IŞID’e doğum sertifikası verenler!“i de bahse sokmak zorunda olduğumuz yer tam da burası değil mi?

Gerçek islam budur/değildir tartışmasını da ben bu şekilde anlıyorum. Tarafların kimlikleri ve ne dediklerinden bağımsız olarak, bu sahnenin kendisi yanlış. Çoktan başlamış, başlayacağı korkusuyla bizi yönlendirirken çoktan içinde olduğumuz başka bir savaş hali bu; Üçüncü Dünya savaşı değil, yeni bir savaş. Katledilenlerle katledenleri birbirine karıştırmadan anlamak zorunda olduğumuz şey savaş mevzilerinin karışıklık düzenidir. “Saldırı Fransa’ya karşı yapılmıştır”, yok “bütün insanlığa karşı yapılmıştır”, daha da ötesi “uygarlığımıza karşı yapılmıştır”, ne kadar tanıdık söylem biçimleri değil mi? Ankara, Silvan katliamlarından sonra da sıklıkla duyulmuştu, en son “başka türkiye yok” noktasına gelmiştik, ki oradan ne çıktığını gördük. Siyaseti bundan ibaret sanıyoruz, siyaset oysa tam da siyaseti bundan ibaret saymamız üzerine kurulu bir işleyişe sahip ve bu düzenek, zihniyet kalıplarıyla hepimizi iyi ile kötünün tanzim edilmiş düzeneklerine sokarken doğallaşıyor, sıradanlaşıyor.

Daryush Shayegan, Yaralı Bilinç’in kısa giriş yazısında, “Yerzüyünün sakinleri arasında bir diyalog olanağı, gelecekte bu iki dünyanın (Batı ile Doğu’nun –bn) eleştirel olarak yüzleşmesine bağlı olacaktır” demektedir. Shayegan’ın kitabı, İslamdaki “skolastik köhneleşme”yi mesele ediyor olsa da, burada bahsi geçen “eleştirel yüzleşmenin” çift yönlü mahiyeti göz ardı edilemez ve geldiğimiz noktada her iki yönde de bunun söz konusu olmadığı malum. Saldırganlığı, katliamın faallerini en ufak şekilde ahlakileştirmeden de, Aydınlanmacılığın bu türden olaylarda yeniden üretilen simülatif yeniden doğumunun pek hayra alemet olmadığını söylebiliriz. Tıpkı bizim memlekette islamcılığa karşı siyasal mücadele içerisindeyken aynı zamanda kemalizme yeniden cila cekip durmanın hiç alemi olmaması gibi.

Köktendinci islamcı hareketlerin bu türden saldırıları aklıma Müselman’ı getiriyor: Hani şu toplama kamplarının “yaşayan ölüleri”. Müselman’ın, siyasal islam ya da islamcılık adıyla “özne” kılığında siyasal alana, dolayısıyla tarih sahnesine girişi de, buna göre “yaşayan ölülerin geri dönüşü” sayılabilir. Ama temel bir farkla: Bu kez, toplama kamplarında olduğu gibi Muselman bir benzetme olarak değil, ismiyle müsemma bir fail olarak varlığını gösteriyor. Eğer böyle ise, ilkin evet, “gerçek islam” tam da bunlarla birlikte gerçektir ve hayır, tam da yine bu nedenle İslam bundan ibaret değildir. Dolayısıyla, tartışmanın taraflarının pozisyon değiştirmesi gerekiyor. Eğer bu mesele sürüp gidecekse, -ki öyle görünüyor, hayatımızın bundan sonraki döneminde hem memleket olarak, hem de dünyada olan bitenler açısından bu tartışmayı sürekli karşımızda bulacağız- müslümanların gerçeği kabul etmesi, müslüman olmayanlarınsa gerçeğin bundan ibaret olmadığını anlaması belki sorunu daha doğru bir bağlama oturtmamızı sağlayabilir.

“Yaşayan ölüler” evet “hayat”a saldırıyor, ama çoktan söylendiği gibi “yaşam da yaşamıyor” zaten.

Ama, yine de siz bilirsiniz tabi!

 

Reklamlar

Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s


%d blogcu bunu beğendi: