ukde

by

“…Nuru, Gardaşım benim, suçu bildiğin yerde suçlu ortada yoksa, suçluyu bulamazsan, ruhunda öyle bir yara açılır ki, kapansın istemezsin. Yaranı saklarsın, bir gören olur da bir katre merhem sürer. İnsan içine çıkmaktan çekersin kendini, birisi sorar belki, kim yaptı bunu sana? Cevap veremezsin, bilirsin vereceğin cevap bir işe yaramaz. Uykunda bile gözlerin açıktır, biri gelip yaranı sarar diye evham basar içini. O yarayı saracak olan yine kendi özündür, gel gör ki nasıl saracağını bilemezsin. Sen bir adım attıkça kapanında biraz daha kısılırsın. Dursan, için içini yer. Ne yapsan boştur. İnsanın kaderi kafesi olur mu? İşte böyle olur Nuru Gardaşım.”

 

[suç, ceza, suçluluk, bağışlama, yüzleşme, yas, teselli, bağışlanma, affediş, öfke, hınç, inkar, itiraf, savunma, kabullenme, iyilik, iyileşme, yenilgi, alt ediliş, yara, adalet…]

bazı yaralar iyileşmez. bir karanlık çöker kalbinize. gün aydınlanmaz, geriye hep bir karaltı kalır geceden. her şey sebepli sebepsiz incitir. kendinden de incinir insan. varlığı kendi kendisinin kafesine döndükçe. umarsız bir sayıklamadır ukde…boğazdaki yumru. insanın içinde uğuldayan bir boşluk açılır. sözcükler de dipsiz bir kuyuya atılan taşlar gibi, o boşlukta yitip gider durmadan…yeniden ve yeniden…

akif kurtuluş’un son romanı ukde (2014) yukarıda sıraladığım sözcüklerle ele alınabilir. özellikle de “suç” ve “affetmek” kavramları ekseninde. geçmişin şimdiki zamana tasallutu. zeynep direk’in ukde‘yi “sorumluluk, af, tanıklık” kavramlarıyla ele alan yazısı, levinas ve derrida gibi düşünürlerin yürüttüğü etik-politik tartışma alanından hareketle romanın mahiyetini doğrudan gösteren bir yorum imkanı sunuyor. kişisel deneyimlerimizle politik sorunların iç içe durduğu bir yaradan bahsediyoruz: tam da zeynep direk’in tarif ettiği gibi, “tinin yaralarının iyileşmediği, bilincin affetmeye değil affedilmeye muktedir olmadığı bir deneyimi anlatıyor” olmasından dolayı. onulmaz bir yara. insanın, kendi hikayesi içinde insan olmaklığıyla ilgili en derin meseleleri taşır beraberinde. çünkü, “kolundan kazıyamayacağın bir dövme, alnının çatısına basılmış mühür, kalbinin tam ortasında bir ukde olarak kalır” (s.28) geriye bir şeylerden. her adımda, her solukta biraz daha kısılırsın kapanında. öyle ki, iyileşme umudunun kendisi de yaradır artık…

 

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s


%d blogcu bunu beğendi: