yoldaşını öldürmek

by

Zamanı değil, biliyorum. Asla da zamanı gelmeyecek! Ne vakit kıyısından kenarından lafı edilecek olsa -politik olarak- zamanlaması hep yanlış olacak. Konunun açılmasının ardında başka şeyler aranacak,  önüne başka şeyler yapıştırılacak.

Doğruyu yanlıştan ayırma meselesi tam bu noktada yaşam ile ölümü ayıran bir hat oluşturduğu halde, ne bu cinayetlerin mahiyeti sorgulanabilecek, ne de daha önemlisi bütün bunların neden konuşulamaz olduğu tam olarak ortaya konulabilecek. “Yoldaşını öldürmek”, oysa mahiyeti itibariyle, Devlet ve Devrim olarak tasnif edilen dünyayı, başka bir noktadan yeniden ikiye bölen bir konudur.Devletin konu hakkında konuşmasının önemi yoktur, Devrim ise bir suskunluk yasasıyla boğar meseleyi.

Türkiye Devrimci Hareketi’nin sonuçları en trajik olan tabularından biridir bu. Öyle ki, bu tabu çözüldüğünde, geriye ‘devrimcilik’ adına ne tür bir ‘değer’ kalacağını kestirmek bile imkansızdır. Belki de, olması gerektiği gibi, bir içsel hesaplaşma içinde yeniden tanımlanacaktır devrimcilik -eğer ki, gerçek anlamda bir yüzleşme söz konusu olacaksa.

Aytekin Yılmaz’ın doğrudan ve dolaylı tanıklıklardan oluşan Yoldaşını öldürmek kitabı, bu tabuyu bütün trajikliği görünür -en azından hissedilir- olacak şekilde yeniden gündeme getiriyor. Beraberinde, sorunu bir tabuya dönüştüren suskuluğu da gündeme getirerek. Nitekim, kitapta bahsi geçen olayların önemli bir kısmının dolaylı ikinci el anlatımlara tabi olması, bir belirsizlik halinin anlatılanlarda kendini hissettirmesinin nedenlerini de ancak bu suskunluk yasasını göz önüne alarak çözümleyebiliriz. Suskunluğun bir boyutu -elbette büyük bir yönü- korkuyla ilgilidir, ama bütün meseleyi korkuyla açıklayabilmek olanaklı değildir. Öldürdüğü yoldaşının “hain” ya da “düşman” olduğunu düşüneni bir yana bıraktığımızda, suskunluğun geriye kalanını açıklayabilecek ciddi bir sorun önünde buluruz kendimizi.

Yoldaşını öldürmek olarak adlandırılan sorunu, söz konusu suskunluk bağlamında, ilk elden söylendiği ve anlaşıldığı gibi, bir “örgüt içi infaz” meselesi olarak akaydetmek, bu adlandırmaya göre bir anlam oluşturmak kesinlikle doğru değildir. Ecinniler‘deki Şatov’un trajik katlinden başlayarak düşünmek zorunda olduğumuz bir meseleden bahsediyoruz. Basit bir kriminal durumun aydılatılması meselesi değildir bu, cinayeti kim işledi neden işledi meselesi bile değildir. Bir adalet sorunudur burada ortaya çıkan, ki adalet kavramının kendisini de boğan bir suskunluk içinde önümüze çıkar.

Devrim’in ve devrimci kimlik’in oluşturucularıyla birlikte görülmemiş tarihsel hesabının görülebilmesi, içsel bir yüzleşmenin düşünülebilmesine bağlıdır sorun. Bu hesaplaşmayı devrimciler bizzat  yapabilirler mi, bilmiyorum. Devrimci geleneğimizde durum, bu yanıyla içler acısıdır. Katmerleşerek derinlere gömülen, gömüldükçe de dokunulması imkansızlaşan bir sorun halindedir.

Hakikate ve dolayısıyla adalete dair ağır sorunun karanlık bir başka vechesi karşımıza çıkar bu noktada. Ağırlığının sebebi de, sürekli olarak hakikatten ve adaletten söz edenlerin veyahut da söz etme hakkını kendinde görenlerin bizzat faaili olduğu, üstünü örttüğü, perdelediği, yalana dönüştürdüğü bir konu olmasından kaynaklanıyor.  Devrim’e karşı mücadelenin dili yoktur, konuşmanın da. Böyle bir hesap sorma çabası, anında karşı-devrimcilik olarak kodlanır ve anında devlet ve devrim’in diline tercüme  edilirek boğulur. Devrime karşı mücadele her şeyden önce bir dil mücadelesidir bu noktada açık ki; suskunluk da, bir korku sorunu olmaktan önce bir dil sorunudur. Hakikatin ve adaletin sakatlanan, mutlak olarak karanlık bir sessizliğe gömülmek istenen dilinin mücadelesidir oysa.

Devlet’e karşı mücadelenin açıklığına asla sahip olamayan, tehlikesini ve gerçek anlamını da tam olarak bizzat bu açıklığın arayışında bulan bir mücadeleden söz ediyorum. Konu elbette bir “insan hakları sorunu” falan değil ya da o noktaya indirgenerek anlaşılabilecek bir mesele değil. Aytekin Yılmaz, kendi deneyimini ve tanıklığını Labirentin Sonu‘nda dile getirmişti kısmen. Şimdi, daha yakından bakarak sorunu yeniden bahse açmayı deniyor.

Reklamlar

Bir Yanıt to “yoldaşını öldürmek”

  1. Yoldaşını Öldürmek | Yoldaşını Öldürmek Says:

    […] Link: https://mutlaktoz.wordpress.com/2014/08/16/yoldasini-oldurmek/ […]

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s


%d blogcu bunu beğendi: