devlet ve devrim’e karşı

by

ezilenlerin tarihi yoktur. dili de. dil, devlet ve devrime aittir, tıpkı tarihin her zaman egemenliğin yazımı olması gibi. devrimler de egemenliğin tarih yazımının bir parçasıdır. ezilenlerden söz ettiğinde bile egemenliğin dilidir konuşan. ezilenlerin hikayeleri başka bir mecrada yaşanır. verili dünyada, ama yine de başka bir zaman ve mekanda. başka bir dil gereklidir eğer direnişten söz edilecekse.  fuhuş yaptığı gerekçesiyle “halk cephesi” denilen devrimci bir grup tarafından dövülüp teşhir edilen kadının dilsizliği gibi mesela. devlete ve devrime artık ait olmayan bir dil. henüz bilmediğimiz ama öğrenmek zorunda olduğumuz, bir dil. maalesef, devrim’i devrimcilerden kurtaramayız, islam’ı islamcılardan kurtarmak mümkün olmadığı gibi! “olan” her ne ise, “olması gereken” adına gerçek olur -daima. oysa, direnmek gerektir. kurtarıcılardan kurtulmak, kahramanlardan, inançlı dava adamlarından, hükmünü tanrı’dan ya da tarih’ten -hak’tan ya da halk’tan- alan bütün hükmedicilerden kurtulmak için. hayat, devlet’e ve devrim’e karşı sürdürülebilir ancak; inancı ve ideolojisi ne olursa olsun, güce ve iktidar’a karşı, dinsel ya da seküler, ahlakçılığa karşı, inatla. hayatı, devlet’e ve devrim’e karşı savunmak; direniş‘in yegane nihai anlamı da, bu olabilir ancak.

 

Reklamlar

Etiketler:

2 Yanıt to “devlet ve devrim’e karşı”

  1. uyandırma servisi Says:

    halk cephesi’nin son “devrimci” icraatı.

    http://t24.com.tr/haber/halk-cephesi-hdp-catismasinda-16-yasinda-bir-hayatini-kaybetti,266204

    • kacakkova Says:

      takip ettim kismen bahsi gecen olayi. özellikle twitter üzerinden. yukarda yazdiklarima ne ekleyebilirim emin degilim. ama durum agir. cünkü “fuhus yapan ahlaksizliklara diz cöktürmekten” daha baska bir level’a gecilmis burada. bir cocuk öldü ve taraflarin karsilikli suclamalari ve haklilik beyanlari arasinda böylesi olaylarin “devrimcilige sigmayacagi” seklinde bir rahatsizlik belirtisi görünür oldu. ben bu “rahatsizlik görünümünün” de sorunun parcasi oldugunu düsünüyorum. bu yasanalari “devletin ekmegine yag sürmek” ekseninde anlayanlar, aslinda ya hicbir sey anlamamistir ya da zaten anlamamaya bastan kodlanmistir. yapilan aciklamalarin ve alinan tavirlarin kahir ekseriyetine -kimi istisnalar var bundan ayrilan- bakilirsa, devrimin kapsama alaninda olan bitenleri carpitan bir bilinc durumu oldugundan söz edebiliriz. dilsizlik dedigim budur. cocuklar, aslinda, “devlet ve devrim dersi”nde öldürülüyor genelde. sadece devrim’in “kendi cocuklarini yemesi”nden bahsetmiyorum. “halk cephesi”, bu yaniyla, hic de kendine “özgü bir durum” degil acikcasi, aksine devrimcilige aslinda nelerin sigdigini dogru düzgün sorgulayabilmek ve ortaya koyabilmek icin “en iyi örnek” sayilir -yanina diger devrimci hareketleri de koyabiliriz. devrimcilige aslinda nelerin sigdigini tam olarak anladigimizda ise, bu olan bitenlerin anlamini cözebilmek mümkün olur. hic degilse anlayis olarak. mahallenin koruyucularindan mahalleyi kimin koruyacagi ya da mahallelinin kendisini nasil koruyacagi -devlet ve devrim sorunu olarak- en agir politik sorundur. oysa, devrim’in, özellilkle de türkiye devrimciligi’nin “derin” ve “karanlik” tarihi üzerine konusulmak bir yana, düsünülememistir bile. bu “düsünülemezligin” uzun tarihini bu son olaylarda da görebiliriz. nedenlerini anlayabilir ve aciga cikarabilir miyiz burasi muglak. ez cümle, halk cephesi, “devrim”cilik bahsinde kücük bir sorun degildir.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s


%d blogcu bunu beğendi: