batan geminin malları

by

memleketin durumu, titanik’i akla getiriyor. son suriye ile “olası savaş”  tape’sinden sonra özellikle. “tape siyaseti” olabilir bu batışın adı, ya da “tape’lerin ardında”. kayıtların içeriğinde ortalığa saçılan veriler kadar bunların ortalığa saçılma yolu da derinleştiriyor bu duyguyu. batıyoruz ve kimsenin elinden bir şey gelmiyor. acaba öyle mi? kimsenin elinden bir şey gelmediği doğru olabilir de, “batan gemi” teşbihi açısından acaba öyle mi? bir an için, zizek’in james cameron’un titanik filmine dair yorumundan hareket edersek, belki başka bir şekilde düşünebiliriz. zira standart yorumun aldatıcılığı hakkındadır zizek’in açıklaması. çünkü, bir felaket olarak titanik faciası, aksi gösterilmek istenmesine rağmen, toplumsal gerilimlerin, sınıfsal, ideolojjik ve kültürel çatışmaların açığa çıkma ve patlama uğrağıdır aslında. yani, “ölüm var hacı, hepimiz aynı gemideyiz, sevelim sevilelim”den öte bir patlama uğrağı. zizek, filmin mantığında, bizzat “facia” dolayısıyla bu uğrağın anlamının kaydırılmak üzere yapılandırıldığını öne sürer. buzdağının gemiye çarpmasının anlamı çift yönlüdür buna göre. facia, hem bir çıkmaza yönelik gerçek’in cevabı olarak  anlam kazanır, hem de bu cevabın kendisi yeniden mevcut yapının başarısızlığını ve imkansızlığını gizlemek üzere kullanılır: batıyoruz, yoksa ne büyük bir aşımız olacaktı. zizek, burada, “ikili bir ideolojik aldatma söz konusu” olduğunu söyler. cünkü, tam da o kaza ve batış dolayısıyla mutluluk fantazisine bir dayanak sağlanmış olunur. zizek’in deyişiyle bu facia, çok daha büyük başka bir faciayı önler. böylece dolaylı olarak, fantazinin yapılandırdığı gerçeklik düzlemi de bir dayanağa sahip olur. diyelim akp denilen buzdağı, türkiye denilen gemiye çarptı. ya da tersi. batıyoruz. yine de, geminin batışı değil bu batışın ne türden bir fantaziyi dolayısıyla da nasıl bir gerçeklik düzlemini aslında ayakta tutmak üzere yapılanmış olduğunu anlamamız daha büyük bir sorun. özellikle “vatana ihanet” lafı etrafında dönen tartışmalara dikkat edilmeli sanıyorum. iktidarı ve muhalefetiyle, organik ve inorganik aydınlarıyla seçim sath-ı mahaline girmiş siyaset sahnesinde “batan geminin malları”na bakarken, batsa mı batmasa mı daha iyi bilemiyor insan. aslında her iki durumda da  sorun, mevcut facia’nın önünde ve ardında nasıl bir illüzyonu sürdürmek zorunda kalıyor olduğumuzudur.

Reklamlar

Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s


%d blogcu bunu beğendi: