amirimi yedirmeyiz

by

behzatc-mkl

Behsat Ç.: Ankara Yanıyor filminin politik göndermelerle açık kılınan “muhalif” konumlanışı, politik olana dair -sorunlu- bir genel algıyı da gösteriyor. “O son mesajı vermeyeydi iyiydi” duygusundan dolayı değil yalnızca, Gezi’de beliren politik “yarılma”yı görmezden gelen bir yüzeyde kalmaktaki ısrarından dolayı da. Fazla mesaj göz çıkarmaz deyip çıkmamak gerek işin içinden.

Celil Civan’in, “amirimin ‘mesaj’ kaygısı” başlığıyla dile getirdiği eleştiriden hareketle sorunun mahiyetini düşünmek mümkün. Özetle, “mesaj kaygısı”yla, bir karakter olarak Behsat Ç.’nin anlatıya kendine  özgü niteliğini veren “tekinsizliği”nin ortadan kaldırıldığını söylüyor Civan. Dizinin kimi bölümlerinde de yer yer farkedebileceğimiz bu eğilim filmde iyice belirginleşmiş.

“Çatışmıyorlar direniyorlar” cümlesiyle siyasal iktidara karşı konumlanan herkesin yüreğine su serpildigini düsünebiliriz; ancak, tam da bu noktada,  bir “mesafe” sorunu ortaya çıkıyor. Mesajların “fazlasıyla doğru” olmasından dolayı değil yalnızca, Behsat Ç.’nin verili dünyayla tekinsiz iliskisini iptal eden bir “doğrudanlık” içermesi nedeniyle asıl olarak.

Sosyal medyada zaten izlenebilir olan görüntüleri “yeniden kurgulama”ya dayalı bir mesajın etkisi ne olabilir ki? Ya da “sanat” bu kadar dolaysızca “hayat”ın taklidi olabilir mi? Senaryonun Gezi’den önce yazılmış olmasını bile bu yanıyla şaşırtıcı olmaktan öte aslında aynı “mesafe sorunu”nun bir -zaaf olarak- karşılığı olduğunu düşünmek gerekmiyor mu?

Popüler bir filmde “mesaj kaygısı” kendi başına “günah” değil elbette, ancak “gündeme” bu kadar “mesafesiz” angaje olununca anlatının kendi bünyesine has “tekinsizliği” taşıyabilmesi de imkansızlaşıyor.Behsat Ç.’nin politik bilinci, hikayenin kendi “sert çekirdeği”nin iptal edilmesi -ya da Civan’ın deyişiyle “ehlileşmesi”- pahasına muhalifleşmiş oluyor. Bu tuhaflık sanırım “politik olan”a dair hepimizin içinde sıkıştığı bir yüzeyi işaret ediyor.

Celil Civan’in söyledigi gibi, Behsat Ç. anlatısının “sert çekirdeği” karakterin “yasa’nın sınırıyla” ilişkisindeki “tekinsizlik”ten kaynaklanmaktadır asıl oalrak. Behsat Ç., bir anlamda “yanlış hayat-ın doğru yaşanmazlığı”nın geriliminin karakterleşmesi gibidir, ve bunu da dolaysızca kendiliğinden anlaşılır bir  “doğru hayat öğretisi”ne çevirmeyen bir “sınır”da sahneler.

Filmin teknik ve kurgusal sorunlarını, şişirme aksiyon sahnelerini kolayca bir yana bırakılabiliriz bu noktada; ancak, mesaj kaygısı içinde kendi anlatı yapısına ait tekinsizliği  “ehlileştirme”ye dönüşmesini es geçemeyiz -ya da geçmemeliyiz.

Reklamlar

Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s


%d blogcu bunu beğendi: