le quattro volte

by

yavrukeci

“buradaki özgül bakış açımızdan insanın tanımlarından biri sinemaya giden hayvan olabilirdi.”

giorgio agamben -çvr.ulus baker

* * *

le quattro volte, sözsüz bir film -ama hayır, sessiz değil. sözcükler girmiyor araya yalnızca.

başka bir dünyanın mümkünlüğünü bir de böyle düşünmek gerek, diye geçti aklımdan filmin sonunda.

kültür ve doğa. insan ve hayvan. zaman. ölüm. ve hayat…

“gelenek” dediğimiz şey, ölü bir ideolojik miras değil zamanın, doğanın ve ölümün yeniden deneyimlendiği bir “tekrar” olarak düşünülebilir.

google çeviri aletine göre “le quattro volte”nin “dört kez” anlamına gelmesinin ima ettiği “döngü” de, bu açıdan, yerinde olsa gerek.

“tekrar”, evet, ama nietzsche’den sonra bilindiği gibi, ölü bir biçimin muhafazası ile özdeşliğin ya da aynı olanın tekrarı anlamında değil.

beden, zaman ve mekan ilişkisini yeniden düşünmek, dinsel olsun seküler olsun “insan merkezciliğin” ötesine geçmek zorundayız, diyebiliyorum bunları düşünürken.

agamben, açıklık‘ta “insan ve hayvan” meselesini gündeme getirirken, haklı olarak bu sorunu -insanın insanlığı ile hayvanlığı arasındaki çatışma sorununu- belirleyici ve bütün çatışmalara hükmeden bir politik sorun olarak kaydediyor.

geçmişten bugüne “ilerleyen” politik dünyanın “felaketi” de, tam bu noktada yeniden düşülebilir -ya da düşünülmek zorundadır, kesinllikle.

heidegger’in -agamben’in de tartıştığı- bilinen ayrımı: hayvan bir dünyada yaşar, insanın ise bir dünyası vardır. hala sorunlu bir ayrım bölgesindeyiz.

insanın bir dünyasının olması ile kendisini dünyanın “sahibi” ya da “efendisi” sayması/kılması arasındaki bağı kesmek nasıl mümkündür sorusu önümüzde duruyor.

sanatın ve politikanın ortak hattı bu olsa gerek. olmuş olduğu, olmuş olacağı ve/ ya da olabileceği haliyle, “insan oluş”.

gezi olayının “bir kaç ağaç meselesi” olması, tam da bu yüzden mühim.

hayal perdesi’nin 35.sayısında zeynep gemuhluoğlu’nun “teknoloji ve şiir arasında: devir” yazısı bakın demeyi unutmuşum, ekleyeyim.

filmin “yavru keci”si seslenip duruyor zihniminde hala.

_____

edit: baştaki alıntının kaynağı olan yazıyı hep ulus baker’in diye okumuşum bu vakte kadar, giorgio agamben yazısıymış. çeviri de olsa bir “ulus baker yazısı” olmuş metin ama referansı düzelteyim hemen.

Reklamlar

Etiketler:

6 Yanıt to “le quattro volte”

  1. Mehmet Sürücü Says:

    Filmin halihazırında çevrilmiş bir altyazısı yok. Konu ve görüntüler beni o kadar çekmişti ki, kendi altyazılarımla izledim. O yaşlı çoban, doğum yapan keçi…

  2. kacakkova Says:

    altyaziya gerek de yok aslinda. filmi herhangi bir dilde bulup izlemek mümkün. bir iki yerde, geride konusanlar var, ne dediklerini merak edip düsünmemistim hic. görüntülerle, cok güzel bir anlatimi var filmin. söze gerek kalmaksizin anlatiyor meramini…

  3. Mehmet Sürücü Says:

    Nereye yazabileceğimi bilmediğimden, buraya, ana sayfadaki “yorumsama” sözcüğünün biraz “eğreti” durduğunu düşündüğümü yazma gereği duydum. “Yorum” yeterli diye düşünüyorum.

  4. kacakkova Says:

    🙂 biraz “matrak” olsun diye koydugum isimler onlar, “egreti” olsun diye….ama tesekkürler dikkat ve uyari icin, degistiririm elbette….

  5. Mehmet Sürücü Says:

    Nedeniniz buysa güzel bir neden. Böyle bir neden, benim değindiğimi “döver”.

  6. kacakkova Says:

    tamam o halde, kalsın “yorumsama”lar yerinde…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s


%d blogcu bunu beğendi: