sessizlik

by

the silence, ingmar bergman, 1963

Ester: Bana yazacak bir şeyler verin. İnsan sevmekte hürdür. Bu zavallı halimi kabullenmek istemiyorum ama şimdi yalnızlık güzel ve iyi. İnsan hayatında çeşitli davranışlar dener ve hepsini anlamsız bulur. Üzerimde öylesine büyük kuvvetler var ki yani bizi ürperten, titreten kuvvetler var demek istiyorum…Ruhların ve anıların arasında ihtiyatlı davranmak gerekiyor..Tüm bu konuşmalar,yalnızlığı düşünmek hiç akıllıca değil…Gerçekten faydasız bu…Bana yazacak bir şeyler verin….

kısa bir değerlendirme

Bergman, dolaysızca Nietzsche’yi yorumlar. Tanrı’nın ölümü, insanın içindeki varoluşsal kodların çözülmesi, dahası yıkılmasıdır. Sessizlik, her şeyden önce tanrı’nın sessizliğidir. Bergman bu nedenle, Tarkovski’nin geçtiğini söylediği kapıdan kendisi geçemez. Sessizlik filmiyle kulvar biraz farklılaşmış gibidir, örümcek-Tanrı’dan direk olarak söz edilmemektedir artık, esas karakterler erkek değil kadındır ve woolf’un dediği gibi, kadın söz konusu olduğunda vurgu her zaman farklı bir yerdedir. Ancak, karakterlerin ve hikayelerin odağındaki sorun, yani ‘sessizlik’ sürmektedir. Aynanın İçinden ve Kış Işığı ile birlikte bütünlük oluşturacak şekilde bu filmler bir üçleme, “Oda Üçlemesi”. Bunları Bergman’ın, hakkında konuşulamayanlar hakkında konuşma girişimleri olarak kaydemek yerinde olur. Önemli olan burada aslında tanrının konuşmaması değildir, sessizliğidir. Bergman, bu sessizliği ve bu sessizliğin -hem nedeni hem de sonucu olan- insanı düşünür. Oldukça belirgin bir tarihsel fonda kurgular düşünme girişimini. Başka bir açıdan da, filmlerin odağında yer alan ve bütünlüğü sağlayan sorunun “iletişim/sizlik” olduğunu söyleyebiliriz sanıyorum. İnsanın kendisiyle, dünyayla ve başkasıyla iletişim/sizlik sorunu, sonunda tanrı ile olan bağında düğümlenir. Metafizik sorunlar ahlaki meselelere, ahlaki konular insan varoluşunun neliğine dair sorulara bağlanır bir şekilde. Tanrı’nın sessizliği, anlam krizinin bir metaforudur. Bergman’ın, tanrı’nın varlığına dair tartışması, hayata ve insan varoluşuna dair sorularıyla içiçe geçer bu filmlerde. Böylece üçlemede,  Yedinci Mühür ile belirginleştirdiği tanrı’nın varlığının işaretlerini arama girişimine yeni bir muhteva kazandırdığını söyleyebiliriz. Kış Işığı’nın intihar edecek Jonas’ı “neden yaşamalı?” diye sorar, kendisine “insan yaşamalıdır” diyen rahibe. Neden? Rahip başını eğerek, sessizlikle karşılar soruyu; rahibin sessizliği tanrı’nın sessizliğidir. Sessizlik, nihilizmin yanıt olmayan cevabıdır. Bu tartışmalı olabilir, ancak bizzat sorunun kendisini Bergman’ın arayışının ve sinemasının anahtarı olarak almak yerinde olacaktır. İletişim/sizlik sorunu da bir anlamda her şeyin sonucu ve nedenidir. Kış Işığı‘nda 6-7 dakika boyunca süren mektup okuma sahnesi, çarpıcı olduğu kadar kilit önemdedir de bu bakımdan. Tanrı ve sevgi kavramları, bir problematik olarak belirirler üçlemede. Olmaları gerektiği gibi, olmaları gerektiği biçimde değildirler. İnsanın kendisiyle, dünyayla ve başkasıyla kurduğu ilişkiler bir kriz halindedir, insanın anlam arayışının krizi. Böylece, farklı bağlamlarla üçleme de “sessizliğin”  ve “tanrı’nın sessizliği”nin bir tartışma başlığı olarak altını çiziyor Bergman. Bu noktada, bir şekilde Nietzsche’ye bir şerh düşüldüğünü de söyleyebiliriz. Tanrı’nın ölümü değil, sessizliğidir asıl mesele. Tanrı, ya büsbütün sessizdir ya da öfkeli ve korkutucu  bir örümcek olarak görünüyordur. İlk filmin sonunun, “tanrı sevgidir” fikriyle bağlanması ikinci filmde altüst edilir. Son film Sessizlik‘de ise sessizliğe gömülen sevgisizliği görürüz. Bedenin hem bir suç hem bir ceza yeri olduğunu. Tanrı’nın sessizliği, ölümün duyulması imkansız uğultusunu açığa çıkardığı kadar, ben’i kendi nedensizliğiyle yüzleşmek zorunda bıraktığı için de dehşet vericidir.  Sessizlik,  bu çizgide ilerleyerek sessizliğin gerilimini sahneler. Sessizlik, “ölüm içgüdüsü”nün yargısıdır sanki. Varlığın bütün izleri hiçlikle damgalanmıştır. Yedinci Mühür’ü hatırlıyorum yine. Orada, Tanrı’nın varlığı için inanç ya da varsayım değil bilgi istiyorum diyen şövalye, “karanlıkta ona sesleniyorum, ama sanki hiç kimse yok” dediğinde, Ölüm, “belkide kimse yoktur” diye karşılık verir. 

Reklamlar

Etiketler:

4 Yanıt to “sessizlik”

  1. pass Says:

    daha önce hiç ingmar bergman filmi izlememiştim. son zamanlarda haftada en az bir tane izliyorum. kadın kahramanlar ve özellikle aile içindeki iletişimsizlik halleri bergman’ın en çok odaklandığı şeyler. yazdığınız bergman filmlerinin bir üçleme olduğunu bilmiyordum. içlerinden sadece winter light’ı izledim. intihar etmek üzere olan adamla rahibin konuşması çok çarpıcıydı. ve sanıyorum bergman hristiyanlığa da alışılmıştan farklı bir şekilde yaklaşıyor.

  2. kacakkova Says:

    dün bakinirken farkettim, bu oda üclemesine ayni zamanda tanri’nin sessizligi de deniyormus. ilk filmi, aynanin icinden’i izledikten sonra görmüstüm ben de üçleme oldugunu. kis isigi’ni izlerim diye düsünüyordum, baktim zaten tam da onun izlenmesi gerekiyormus. bergman’in cogu filmini izlemedim, ama izledigim fimleriyle aklimda bir imgesi olusmus durumda bir sekilde. bu üclemenin filmleriyle o imge belirginlesti saniyorum. rahip intihar edecek olan adama yardim edecek, ona yasamanin anlami üzerine bir fikir verecek saniyoruz, ama kendisi cözülüyor. bu cözülme bicimi, carpiciydi gercekten. en son diyecek bir sey bulamiyor da, “demek her sey çin ile ilgili” diyor adama üstelik. her biri önemli, kafa yorulacak filmler, bergman gibi yönetmenleri bir düsünür gibi almak gerektiginden, bir seferde icinden cikmak olanakli degil zaten. genel olarak aklima gelen bir kac noktanin altini cizmek istedim, ama bergman’in arayisinin anlasilmasi icin fimlerdeki sembollestirmelerin daha dikkatli yorumlanmasi gerekiyor belki. bergman izlemeye devam edecegim bir süre daha, simdi saniyorum sirada, cigliklar ve fisiltilar var izleyecegim. bakalim.

  3. hatice Says:

    merhaba ingmar mergman filmlerini yeni kesfettim nerdeyse her gun birini izlemeye calisiyorum fakat sessizlik ve utanc filmlerini izleyecegim bir adres bulamadim. izleyebilecegim bir adres bildirirseniz cok memnun olurum.

Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s


%d blogcu bunu beğendi: