vaka-i kusturica

by

“cingeneler zamanı”, “arizona rüyası”, “yeraltı” sevdiğim filmlerdendir. bununla birlikte kusturica sineması beni yorar. işin bu kısmını baştan böylece belirtmiş olayım, geçelim. zizek, kusturica sinemasını, batılı bakışa kendini uydurması noktasından değerlendiriyormuş, soruşturulması gereken bir yönüdür kanımca. kusturica sinemasının (hem estetik hem politik) kapsamlı değerlendirmesini ise ulus baker’in “yeraltından notlar“ında okumak mümkün. sinema bir sanatsa, kusturica’nın filmleri yadsınamayacak örnekler teşkil eder -sevin sevmeyin. bu sanatsal kısmı geçersek, gündemdeki “emir kusturica vakası”nın açığa çıkardığı halimize bakabiliriz. ben bu vakanın aynı zamanda bize özgü bir “duyarlılık-ikiyüzlülük hali”ni açık ettiğini düşünüyorum. bu olay, bir duyarlılığı gösterdiği kadar, hamasetle beslenen iki yüzlülüğümüzü de konuşmaya vesile olacak şekilde göstermektedir. her şerde bir hayır vardır‘a gelebilecek miyiz burdan, göreceğiz. yoksa yine başkasının şerri bizim kendi şerrimizi maskelediğimiz bir körler sağırlar diayalogu mu olacak? “müslüman soykırım yapmaz” diyerek kusturica’nın şimdi infial yaratan tavrına benzer bir mantığı işletmiş bir başbakanın varolmasını misal, şu meşhur “vicdan”ımız, ne yapmaktadır? bir yığın olayı bu vesileyle bahse açabiliriz, nelerden sözedeceğim malum olsa gerek, uzatmayayım. yani biz o kadar duyarlıyız, “insanlık suçları” konusunda hassasız da, kendimize baktığımızda gördüğümüz ve o görmeye bağlı olarak yaptığımız şey nedir?  “iyilik maskesi” gibi bir tür “vicdan maskesi” kullandığımızdan şüphe edecek çokca şey var. kusturica’nın tavrında vicdanımızın kaldıramadığı şeyi, beri tarafta tepemize diktiğimiz adam da nasıl kaldırabiliyoruz? batı’nın kötülüklerine dair kurduğumuz her cümlenin aynı zamanda kendimize bakmamız gereken bir ayna olduğunu görmezden gelebilir miyiz? gerçekleştirilen kırımları, devlet eliyle tezgahlanan katliamları, dinle ya da milliyetcilikle sahnelenen toplumsal histerilerimizi, öyle ya da böyle duyar olduğumuz insanlık suçlarını nasıl geçiştiriyoruz? dahası ‘içeri’ de bizzat bunlardan sözedenleri nasıl susturuyoruz? bu soruları yanıtlamak ve bu yönlü bir hassasiyeti canlı tutmak sanıyorum en çok, şimdi kusturica konusunda dolaysızca vicdandan sözedenlerin vicdani sorumluluğu. kusturica’ya gösterilen tavrı sorun ediyor değilim, kaplanoğlu ve bal ekibinin, içtenlikle bu durumu kabul edilemez görenlerin tavrı mesela, bu toplumsal ve siyasal iki yüzlülüğü deşmeye yarayan bir tutarlılığa sahip olacak mı, onu meseleye eklemek istiyorum. açık ki bunu, şimdi mesela, diyarbakır’da söylemediği şeyi almanya’da rahatlıkla söylebilen erdoğan’ın cifte standardı çerçevesinde de bahse açabiliriz. yoksa duyarlılığımızla bir kez daha kendi iki yüzlülüğümüzü perdeleyen bir yolu mu sürdüreceğiz? başkasının soykırımı üzerinden insana, dünyaya, sanata ve düşünceye dair ahkam kesip duyarlılıklarımızı sahtelikle mi cilalayacağız yeniden? öyle ya, cifte standarttan kim ölmüş deyil mi?

Reklamlar

11 Yanıt to “vaka-i kusturica”

  1. Elestirel Gunluk Says:

    Soz kaldi mi soylenmedik bu konuda. Ozal doneminde de Bulgarlar Turklerin adlarini degistiriyorlar diye kiyamet kopartirlarken yav bize de siz cocuklarimiza Kurtce isim verdirtmiyorsunuz dedigimizde “o baska” diyen miliyonlar vardi… Sahi cifte standarttan kim olmus…

  2. DELİ EDER BUNLAR ADAMI Says:

    vaka-i kusturica postuna güzel bir “çingeneler zamanı” leman karikatürü
    yakışırdı ya…neyse, belki başka bir zamana…çifte standarttan kimse ölmüyor da, ölenlerin hepsi bizden çıkıyor kacakova…sevgiyle

  3. pass Says:

    bosna savaşıyla ilgili konuşmalarından dolayı yıllar var ki kusturica’dan hazzetmem. ama çifte standart ve soykırım gibi şeylerden bahsedince aklıma hemen başbakanın darfur konusundaki saçmalaması geliyor.
    türkün dini riyakarlık derler, yalan değil.

  4. kacakkova Says:

    eg, valla bazi meselelerde “o baska” lafina izin vermemek gerekiyor iste. sanirim kullanicilarini “ebedi magduriyet” ve cifte standartli bir “duyarlilik” konumuna yerlestiren de bu laf oluyor….”o baska”, niye?

  5. kacakkova Says:

    deli eder bunlar adami, deli deli olma, bildik seyler iste birazda…sevgiler.

  6. kacakkova Says:

    sevgili pass, kusturica’dan hazzetmiyorum ben de. sanati da 90’lar sonrasi dünyanin ruhuna uygun seyler. sevilir sevilmez, sorgulanir vs. ama su duyarlilik tayakkuzunda, haberleri ben de ilk okudugum andan itibaren basbakanin darfur konusundaki sacmalamasini ve bir dolu seyi hatirlayiverdim. valla, “türkün dini riyakarlik” sözünü yeni duydum ama, saniyorum bu duruma uyuyor !..

  7. ayşegül Says:

    devrimci bir feminist olarak; ermeni, yahudi, türk, erkek, kadın, hangi milletten olursa olsun katledilmesini anlaşılır bir gerekçe ile ifade edilemez olduğunu ve son okuduğum “bin muhteşem güneş” kitabının etkisinden henüz kurtulamadığımı paylaşmak isterim. herkese sevgi ve saygılar

  8. y.o. Says:

    bu topraklarda dogmus biri olarak, ‘turk’ sifatini tasirken, herhangi bir platformda tepkimi dile getirdigimde, devletimin ya da atalarimin(!) yanlislarini yuzume vurup, beni susturmak istemeleri de haksizlik..

    kaplanoglu, kendini ifade edebilmek adina, ben erivan’a da gittim, ermenilerden ilk ozur dileyenlerden biriyim, hukumetin yaptiklarini elestiriyorum, HES’lere karsi sesimi cikartiyorum demek durumunda kaldi. bence bunlara mecbur degildi!

    bir alman, sirp katliamina ses cikartsa, ona sen once atalarina bak! mi denilecek?

    bana, filistin meselesinde bir iki kelam etmeye cabaladigim ve pakistan’li insanlarin ingilizce yazdigi bir blogda, ‘sen once kendi kurd meseleni hallet’ denilmisti mesela..

    bir de ertugrul gunay’in tavrini, hukumetten bagimsiz ve onun sosyal demokrat gorusuyle ilintili degerlendiremez miyiz? (cok sevdigimden degil sadece daha insafli bir bakis acisi onerisi)

  9. kacakkova Says:

    belkide mesele, susturmak degilde, “devletimin hatalari” dediginiz seyin hatirlatilmasi ya da geri-bildirimidir….cünkü bu tür seyler böylesi bir hal aldiginda cifte standardi getirir ve “riya” denilen seyi acik eder….o yüzden kaplanoglu’nun aciklamak zorunda kaldigi seyler sorun ollmasa gerek….yani bunu simdi sadece bir kac kisi aramizda konusuyor olsaydik, baska bir sekilde kavrayabilirdik birbirimizi, o zaman sizin tepkiniz de benim dönüp size kürt meselesi gibi bir seyi hatirlatmam da baska bir mesele olabilirdi…olan seyin bu olmadigi acik…günay’in tavrini da ayni nedenle “insafli bir bakis”la almak gerekmiyor…hükümetten bagimsiz bir tavir olup olamayacagini bilmiyorum da, “vicdan” dedigimiz seyin bütünlügü olacaksa eger, bulundugu konum itibariyle insafi haketmedigi icin esas olarak….

  10. zeki.. Says:

    ayni kaplanoglu Hayfa festivaline katilmakta sakinca görmüyor..

  11. zeki.. Says:

    necati sönmez in konuyla ilgili bianet de yazisi var,bakilabilir..ayrica leyla ipekci tarafda iki karsi yazi yayinladi..

Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s


%d blogcu bunu beğendi: