“sülfür inceldi ve en yorgun yerinden kırıldı ayna”

by

her adın bir rengi varmış ve kaçakkova’nın rengi siyahmış, yeni ögrendim. “tam kaçak oldun, nerdesin?” diye soran mektupları okurken, anlıyorum iyiden iyiye karanlığa gömüldüğümü. simsiyah. bir kayboluş tasarımıyla yitip gittiğimi gecede. sözsüz kalışımı açıklayacak sözcüklerde bulamıyorum işte. çekik gözlü garson kız, sormadan koyuyor önüme dolu bira bardağını, yeni bir mum takıyor mumluğa, yakmıyor. onaylıyor adımı sessiz bir anlaşmayla sanki.  siyah, bir renk değildir diye düşünüyor belki. gülümsüyor giderken. karanlık bir aynayım ben olsa olsa, uçurumlarla sırlanmış. içimde uğuldayan bakışlardan anlıyorum bunu. uzun zamandır yazamıyorum, yine yazamayacağım. ne kadar sürer bilmiyorum. sözcüklerle içimde olan bitenler arasındaki derin uçurumu sisler bürüyor çünkü. yazıda beliren ben’le benim aramdaki fark meselesi değil. “bir elma tadı gezdiriyorum kafamda/anlaşılması güç bir elma tadı“(cansever) mesela, nasıl anlatmalı, bilmiyorum. ya da bir sancı, saplanıp kalmış göğsümün orta yerine. ama bir özür borcum var mektuplara. başka bir biçimle beni bekleyen kendi gölgeme doğru giderken,  büsbütün karanlığa gömülüyorum, sessiz, bir özür borcum var. yıkımlardan geçiyorum, yıkımlar bırakıyorum geride. acılar ve ağrılar. yaşamak ağrısı bu, belkide. belkide dirim. yepyeni bir yenilgiye hazırlanıyorum böylece, yepyeni bir yıkılışa. olur olmaz şeyler kanırtıp duruyor icimi, durup bir söze başlayacak olsam anlaşılmaz uğultulara dönüşüyor sesim. bırakıyorum sözcükleri öyle. bırakıyorum hükümleri, yargıları. korunaksız, kara sıfatları yakıştırıyorum kendime. biraz daha kararıyor adım. biraz daha karanlık. sessiz kalmakla biliyorum önce bir kaygı, sonra bir kızgınlık haline geliyorum giderek. herkes icin. suçlu çıkıyorum bütün hesaplarda.  “sesim soğuk bir sis/ ve gittikçe grileşen dalgınlıklar oluyor“(ahmet telli), susuyorum. bir süre daha, ne kadar bilmiyorum. yazsam da yazmasam da bir. ne söylesem eksik kalacak herşey. nasıl desem yanlış. sonra. belki. belki yine gelirim.

Reklamlar

18 Yanıt to ““sülfür inceldi ve en yorgun yerinden kırıldı ayna””

  1. togliatti Says:

    bir önceki post’un başlığı cuk oturmuş duruma sanki yalnız: “nişanyan’ın kelimebaz’ına ne oldu?” bu post’a da: “kaçakkova’nın mutlak töz’üne ne oldu?” başlığı konsaymış olurmuş diyenler olabilir ama bence “mutlak töz’ün kaçakkova’sına ne oldu?” dense daha iyi olurdu sanki.

    ne denebilir ki, yine gel, bekletme sevenlerini kaçak abi’den başka..

  2. aglea Says:

    yaz diye değil, dönesin diye de değil üstelik. işte öyle… sabırla bekleneceksin.

    sevgiyle ve sessizce…

  3. boş arsa Says:

    “yolun mızrağı yıldız, öbür ucu göz
    cânâ değince açardı yelkenini, oylumlarında tohum
    alır başını rüzgâr, uzatırdı elini mendil
    korkunç yeşil rüyalardan kalkar, korkunç mavi
    bakardı, ölümü suya işler bir nakkaş gibi, ân
    kesinliğiyle güzel, güzelliğiyle dardı

    o güzel günde giden dönmedi, burda mıydı”

  4. ayşegül Says:

    seviyoruz..bekliyoruz

  5. metin Says:

    ben de sabırla bekleyeceğim dostu…

  6. metin Says:

    dostlukların bir hatırı vardır en azından diye…

  7. Elestirel Gunluk Says:

    Kolay seyler yasamadigin ortada. Ama sesini (sanal da olsa ) duyduguma sevindim. Her ne yasiyorsan dostum, umarim guclendirir seni diger firtinalar… Ve bil ki bir email uzagindayim eger bir sese ya da yargilamadan dinleyecek sessizlige ihtiyac duyarsan…

  8. muratali Says:

    arabesk bir hüzün…sıg…derinliksiz…ne ahmet telli ne de edip cansever kurtaracak bu arabesk delikanlı havalarını…hadi ordan…

  9. zihni Says:

    Can Yücel selam gndermiş sana Sevgili kaçakkova,
    beni dinlesin bu dost diyor:

    İlişik Yaşayacaksın

    Bağlanmayacaksın bir şeye, öyle körü körüne
    “O olmazsa yaşayamam.” demeyeceksin.
    Demeyeceksin işte.
    Yaşarsın çünkü.
    Öyle beylik laflar etmeye gerek yok ki.
    Çok sevmeyeceksin mesela.
    O daha az severse kırılırsın.
    Ve zaten genellikle o daha az sever seni,
    senin o’nu sevdiğinden.
    Çok sevmezsen, çok acımazsın.
    Çok sahiplenmeyince, çok ait de olmazsın hem.
    Çalıştığın binayı, masanı, telefonunu, kartvizitini…
    Hatta elini ayağını bile çok sahiplenmeyeceksin.
    Senin değillermiş gibi davranacaksın.
    Hem hiçbir şeyin olmazsa, kaybetmekten de korkmazsın.
    Onlarsız da yaşayabilirmişsin gibi davranacaksın.
    Çok eşyan olmayacak mesela evinde.
    Paldır küldür yürüyebileceksin.
    İlle de bir şeyleri sahipleneceksen,
    Çatıların gökyüzüyle birleştiği yerleri sahipleneceksin.
    Gökyüzünü sahipleneceksin,
    Güneşi, ayı, yıldızları…
    Mesela kuzey yıldızı, senin yıldızın olacak.
    “O benim.” diyeceksin.
    Mutlaka sana ait olmasını istiyorsan bir şeylerin…
    Mesela gökkuşağı senin olacak.
    İlle de bir şeye ait olacaksan, renklere ait olacaksın.
    Mesela turuncuya, ya da pembeye.
    Ya da cennete ait olacaksın.
    Çok sahiplenmeden,
    Çok ait olmadan yaşayacaksın.
    Hem her an avuçlarından kayıp gidecekmiş gibi,
    Hem de hep senin kalacakmış gibi hayat.
    İlişik yaşayacaksın.
    Ucundan tutarak…

  10. şenay izne ayrıldı Says:

    biz burada olacağız, dönünce de.

  11. feelozof Says:

    KİBİR!!! (bende de var)

    e pinkfloyd ne demiş,
    us and them
    and after all
    we are only ordinary man…
    fazla aydınlık da fazla karanlık da kibirlidir
    yak bi mum adamım…

  12. feelozof Says:

    solan bir bitkide kritik bir nokta vardır, öyle görünüyor ki o kritik noktaya gelmişsin, su ver kendine, manyaklaşma, umarım entelektüel zırvalardan soyut bir acı oluşturmadın, gerçekten mesela başka insanlar için üzülüyor musun, yoksa vicdanın ölüyor da bunun ağrısı mı bu…
    sözcükler: geberik herifler sözcüklere sığınır.

  13. muratali Says:

    küçük emrah..ne diyebilirim

  14. Trinity Says:

    Hayatını sarsan binbir andan
    adlarını yıllara
    veren yargıç krallar

    Ne varsa yarım kalmış, geleceğindir
    Bir kez girilmiş sokaklar
    Açılmamış kapılar

    Bilir misin iki kökeni var hüznüniyetinin:
    çiçek durumu aşklar,
    yaprak düzeni siyasalar. Cemal Süreyya

    Yesil Yol filmini izledinmi bilmem?! Ama ordaki koca,kara adam gibi bütün dertlerini,senden alip icime cekmek isterdim…Iyi ol, sat gitsin dünyanin anasini……

  15. aglea Says:

    Geçen yaz
    Sürdün dudaklarına gelincikleri, sürdün sürdün
    İri bir ruj lekesine benzetinceye kadar
    Sonra da öptün kendini, öptün öptün
    Orası neresiydi, unuttun şimdi
    Adsızlığa çok yakışan bir yerdi.

    Akşamüstlerinin bir çıtırdısı vardı Cemal
    Var mıydı
    Belli belirsiz – anımsar mısın –
    Bir atlıkarınca gibi dönüyordu deniz
    Gündoğusundan günbatımına
    Aynaya baktındı durup dururken
    Oteldeki büyük aynaya
    Gözbebeklerin kırmızıydı – bir an –
    Dönüyorlardı boyuna
    Çıkarıp attındı onları
    Denize attındı, anımsa
    Bir çift balık olup geri döndüler
    Ruhundaki külleri yaktılardı.

    Ut sesleri kesildi, iyi
    Uzaklarda bir fıstık çamı yarıldı ortasından
    Bir kuş ölüsü düştü – sanki –
    Bölündü sesler de
    Bir faytonun sessizliği de bölündü
    Dudaklarını açtın kapadın
    Çekilmiş ağlardaki balıklar gibi
    Birden gelinciklerle doldu dünyan.

    İnsan iki kişi olmalı, değil mi
    En azından iki kişi
    Sen yalnızsın
    Yalnızlığın her zamanki ikindisi.

    (Yürüyorum yürüyorum otlarımın üstünde
    Ezile ezile ben
    Bir şeyi ilk defa duymanın belirsizliğini
    Yavaşça ataraktan üstümden.)

    E. Cansever

  16. Trinity Says:

    “asal sayıdır yalnız insan bir’den ve kendisinden başka kimselere bölünmez !!!” Küçük İskender

    Bizim birbirimize bölünme ihtimalimiz 1 diye düsünürkene meger, zamanimiz gelmiste,gecmis bile…..!

  17. kacakkova Says:

    triniticigim, insanin matematigi hesap tutmuyor iste….ama iyikide tutmuyor, iki kere iki dört etsek insanin piyano tusu olmadigini kanitlamasi icin mesele kalmaz da, kahredici olur bu sanki….

  18. güray Says:

    Çanakkale’den selamlar dostum . Sen ne kadar ötelerde de olsan buralardan soluduğunu bilmek güzel.Gelirsen buralara mutlaka uğra nerde olursam olayım bana web sayfamdan ulaşırsın.www.gurayyalincak.com

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s


%d blogcu bunu beğendi: