“tarih kavramı üzerine”

by

Walter Benjamin’in “Tarih Kavramı Üzerine” yazısından parça parça değil topluca aktarayım, üzerinde durmak üstediğim noktaları. Benjamin burada “tarihsel maddecilik” denilen tarih fikrini farkılaştırmaya ve yeniden tanımlamaya çalışıyor bir bakıma. Bununla ilgilenmek gerektiğini düşünmüyorum. Tarihsel maddecilik‘i geçtiği yerlerden çıkardım tümüyle, çünkü Benjamin’in yaklaşımı tarihsel maddecilik denilen kuklanın teolojiyi hizmetine alarak yeniden biçimlendirilmesini öngörüyor daha baştan. Bu ilişkilendirmenin hangi noktalardan ilerlediğini anlamak önemlidir yalnızca. Terimin kendisi marksizmin özel bir teorik alanını oluşturduğu için, o alanda durmanın önemi yok. Benjamin’in teolojik nihilizmi ve devrimci melankolizminin, marksistlerin kolaylıkla sindirebilecekleri bir şey olmadığı tahmin edilebilir az çok. Yoldaş Zizek’in dediği gibi aslolan dünyayı yorumlamaktır. Dolayısyla Benjamin’in tarih düşüncesini, marksizm-içi bir tartışma olmaktan çıkarmakta beis yoktur. Bir marksist ayrıca böyle baktığım için kızıp yüksek sesle, “Benjamin bizimdir bizim olacak derse“, saygı duyarım kendisine.

…………..

II.

…..mutluluk imgemiz ayrılmaz bir biçimde kurtarma ve kurtarılma imgemizle birliktedir. Tarihin konusu olan geçmiş imgemiz içinde böyledir bu. Geçmiş gizli bir zaman dizini taşır; ona kurtulma kapısını açan budur. eskileri kuşatmış olan havanın soluğu bize değip geçmez mi? Kulak verdiğimiz seslerde, artık susmuş olanların yankısı yok mudur? Kur yaptığımız kadınların tanımadıkları kızkardeşeleri olmamış mıdır?……

V.

Geçmişin gerçek imgesi uçucudur. Geçmiş ancak, bir daha görünmemek üzere kendini gösterdiği an, birden parlayıp aydınlanıveren bir resim olarak yakalanabilir.(…)

VI.

Geçmişi tarihsel olarak kurmak “onu gerçekte olduğu gibi” tanımak değil, tehlike anında birden parlayıveren anıyı ele geçirmektir.(…)Geleneğin hem kendii varlığı, hem de onu devralanlar tehlikededi. Her ikisi de aynı tehdit altındadır: Hakim sınıfın aleti durumuna düsmek. Geleneği, onu hükmü altına lamk üzere olan konformizmin elinden çekip almak, her dönemde yenşi baştan girişilmesi gereken bir çabadır.(…)

VIII.

(…)Faşizm, talihini  biraz da, hasımlarının ilerleme adına onu tarihsel bir norm gibi görmelerine borçludur. Yirmiinci yüzyılda bu yaşadıklarımızın “hala” nasıl mümkün olduğuna şaşmak, felsefi bir bakış değildir.(…)

XVII.

(…) Düşünme sadece düşüncelerin akıp gitmesi değil, aynı zamanda akışın durdurulup düşüncelere el konmasıdır. Düşünce birden bire gerilimlerle yüklü bir kümelenmede durduğunda, onu şiddetle sarsar, kendisi de bu sarsıntıyla kristalize olur, bir monada dönüşür.

[Son Bakışta Aşk, Walter Benjamin, derleyen: Nurdan Gürbilek, “Tarih Kavramı Üzerine”, sf.39-49, Metis Yayınları]

Reklamlar

15 Yanıt to ““tarih kavramı üzerine””

  1. oyunkuran Says:

    Tesekkurler alintilar icin.

    Gecmis diye bir kelime kullandigimizda kendisine yoneldigimiz, kendisiyle bir iliskiye girdigimiz icerik sonsuz karmsikliktaysa, o zaman biri bu gecmisle iliski kurdugunda olusan sekil, kuram gecmisi en fazla hapseder. hicbir kuram gecmisi cevreleyemez, kapsayamaz, onu aciklayamaz; ancak olaganustu bilgi kaybiyla ona bir sekil atar.

    Bunu boyle soyleyince, II, VI ve VIII icin kafamda bir sey canlaniyor. Ama acikcasi diger ikisinden hicbir sey anlamadim; bir yardim ya kacakkova!

  2. kacakkova Says:

    oyunkuran merhaba,

    “gecmis” kavrami benjamin’in düsüncelerine bir giris kapisi belkide. bilginin, düsüncenin, hakikatin ve tarihin dügüm noktasi “gecmis”tir bu düsüncede. bu yüzden geri kalan maddelerle, digerleri arasinda bir baglanti var. benjamin hakkinda, hic degilse bu tezler üzerinden bir seyler demek niyetindeyim, ancak bunlar hakkinda asil yardim ihtiyacinda olan benim saniyorum. tartismalarini sürdürdügün “elestirel kuram” konusunda benjamin, ilginc bir isim olacaktir diye düsünüyorum. hicbir kuramin “gecmis”i bir bütünlük halinde aciklayamacagi, ele geciremeyecegi konusunda haklisin. nurdan gürbilek, bu noktalarda, anlasilabilir bir benjamin imgesi icin aciklayici bir önsöz hazirlamis kitapta.gecmis’in nasil anlasilabilecegini bir baglama oturtarak. ben, “tarih üzerine tezler”i yeniden yazmak üzere tartismaya acmayi degil fakat, haddim olmayarak sevdigim benjamin’in düsüncelerini aralamak üzere anladigim haliyle birkac noktadan dile getirmeyi istiyorum. bazi tikanma noktalarinda bekletiyorum simdilik, bir derli topluluk halinde aktarabilirsem bunlari, sonra birbirimize yardim ederiz saniyorum.

    sevgiler.

  3. oyunkuran Says:

    heyecanla bekliyoruz 🙂

  4. ayşegül Says:

    ben de…ben de 😀

  5. muratali Says:

    bir marksist ”benjamin bizimdir bizim olacak”derse….cümlesi en başta kaçakova’nın şirinlik muskası olarak sırıtıyor,yani ben biliyorum ama sokak agzı konuşarak da ailenin’hadi oglum bize bir şarkı oku” şirinliği yapan habennekası olamyı da bilririm diyor…marksist biri senin düşüncelerini ciddiye de almaz.yoldaş zizek diyor:))) ….felsefenin alanı genişledi,ama derinliğini zizekler yok ediyor,bir de böylesi şirinlik muskaları…yoldaş kaçakova değil mi?

  6. ayşegül Says:

    Tough baby;diyor Max Horkheimer sevimli zizek karşıtlarına veya
    Negative Dialektik’le boğuşurken Asthetische Theori’dir içinde
    düşünülmesi gereken ”Eleştirerl kuram”olarak.

    Mosse-Verlag ve Ullstein-Verlag yahudi yayıncılarına da sormalı ama,
    di mi kaçakova abi.:D

  7. aslan Says:

    ayşegül sen araya girmeseydin bari…
    tam da güzel bir tartışma izleyecekken.

    iyi ‘noeller’ dilerim kaçakova.
    dostlukla…

  8. tamer Says:

    oglu babasi ünsal oskayi anlatiyor,
    benjaminle ile ilgili bir anekdot:

    “Onun da kahramanları vardı. 1984’te, Paris seyahati sırasında, Walter Benjamin’in evinde zincirin üzerinden atlayıp Benjamin’in çalışma masasına oturmuş, kâğıtlara dokunarak, koklayarak hüngür hüngür ağlamaya başlamış. Polis babamı gözaltına almış, arkadaşlarını aramış. “Burada uslu, efendi bir adam var ama sanırız akıl hastası” demişler. Arkadaşları, babamın ülkesinin önemli akademisyenlerinden biri ve Benjamin’i Türkçe’ye çeviren adam olduğunu anlatıp onu serbest bıraktırmışlar. İnsanın hâlâ eksik bir insan olduğunu hatırlatanlar dışında hiçbir şeye bu kadar tutkuyla bağlanmadı. Onun tanrıları Marx’tı, Walter Benjamin’di, Adorno’ydu.
    Eğer gerçekten bir tanrı varsa, ondan tek bir isteğim var. Babamı Melville’in, Cervantes’in, Ece Ayhan’ın, Âşık Veysel’in, Baudelaire’in, Walter Benjamin’in yanına götür. Babamın başını okşasınlar. Ona sarılsınlar…”

    yazinin tamami:
    http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalEklerDetay&ArticleID=960615&Date=26.10.2009&CategoryID=41

  9. POYRAZ Says:

    teşekkürler tamer.
    deliler olmasaydı tarih de olmazdı,onu değiştirenler de.
    gerçekler basittir.niye onu yokuşa vururlar,hiç anlamam.
    e hadi kaçakova devam…

  10. muratali Says:

    tamer’in yazdıkları beni çok etkiledi.ne güzel bir baba var ve ne güzel anısı varmış ve ne güzel degerler için aglamış ve ne güzel insanları tanrılaştırmış ve de baudlaire’den sonra aşık veysel ve ece ayhan nasıl çekilir?ece ayhan baudlaire şiirinin bir versiyonu değilse de kötü bir istiarecisi,aşık veysel ise hecenin en dipte kalanı…tamer’e anısı için tşk…umarım baba,ortaçagın amentüsünün sahibinin yanına da gider,o da sevsdin bu saygın babayı,tşk sevgili tamer..

  11. kacakkova Says:

    tamer,
    ünsal oskay icli bir adamdi, öyle hissettirirdi hep, neseliydi de….bu hikaye cok uyuyor onun zihnimizdeki imgesine….orada masanin basinda agladigini düsünmek yürek burkucu, ama nasil dolmustur ici kimbilir….bak bir gün, cikalim yola, gidelim paris’e, atlayalim zincitrin üzerinden oturalim benjamin’in masasina, kagitlara kalemlere dokunalim…yapalim bunu, evet….

  12. tamer Says:

    bazen belirlenmedigi icin beklenmedik bir anda verilen kücük hediyeler vardir.ve bu yüzden olsa gerek pek kolay unutulmazlar hani…
    bu deli ve icli adamin anisida bizde böyle unutulmaz bi etki birakti sanirim. deli ve icli adamlara tesekkürler.

    evet kacak gidelim bak bu cok güzel bi fikir , bunu yapalim.

  13. kacakkova Says:

    delilere ve icli adamlara tesekkürler, evet….tamer gidelim en kisa zamanda, gidelim…cikalim yola…

  14. mankurt Says:

    nah gidersiniz a.k. bakkala bile gidemezsiniz siz. yalan mi kardesim…ha!!!

  15. b.hakan isik Says:

    aşık veysel ile ece ayhan’ı küçümseyen çocuk.. yaşarsan tarih seni ellerinden tutup,tıpış tıpış onların yanına götürecek.baudelaire’den korkup kaçmazsan eğer….

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s


%d blogcu bunu beğendi: