zafer alayını temkinli bakışlarla izlemek

by

“….kültürel zenginlikler, hiç istisnasız, dehşet duygusuna kapılmadan düşünülemeyecek bir kökene sahiptir. Varlıklarını sadece onları yaratan büyük dehaların çabalarına değil, aynı zamanda o çağda yaşamış adı sanı bilinmeyen insanların katlandığı külfetlere de borçludurlar. Hiçbir kültür ürünü yoktur ki, aynı zamanda bir barbarlık belgesi olmasın. Ve kültür ürününün kendisi gibi, elden ele aktarılma süreci de nasibini alır bu barbarlıktan.”

[Son Bakışta Aşk, Walter Benjamin, “Tarih Kavramı Üzerine”, sf.42, Metis 2.Basım, Ocak 1995]

Reklamlar

Etiketler:

11 Yanıt to “zafer alayını temkinli bakışlarla izlemek”

  1. Elestirel Gunluk Says:

    Yani simdi bu Benjamin amca bizim o kutsal kulturel abidelerimize (ki ugruna kanimizi ve her tur dusmanin kanini doktugumuz) barbarlik mi diyor? Anlamadim niye? 😉

  2. seyyarat Says:

    Eleştirel Günlük Benjamin amca parantez içini dışarmış sanki.

  3. oyunkuran Says:

    Hocam ben anlamadım kimin ya da neyin barbarlığı? kültürün sahiplerinin mi, onların rakiplerinin mi yoksa doğanın mı? belki de hepsinden biraz. Ama o zaman barbarlıktan kasıt ne? sahiplerinin irrasyonelliği ya da rakipleriyle girdikleri savaşlar yoksa mesela doğanın amaçsızlığı mı?

    sevgilerle

  4. kacakkova Says:

    elestirel abi, bana da sanki benjamin “abidelerimize” laf sokuyormus gibi geliyor…

    seyyarat hosgeldiniz efenim, findigimiz yok fakat bi raki doldurayim ben size…

    oyunkuran, benjamin’in tarih üzerine konustugundan hareket edersek, saniyorum genel anlamda “kültür”ün sahiplerinin, o kültürün icine sorunsuzca yerlesenlerin ve tasiyicilarinin barbarligindan sözedildigini düsünebiliriz gibi geliyor bana….serbest yazarlar platformu’nda hem “dersim isyani” meselesinde hem de “izmirdeki siradan fasizm” üzerine tartismalarda, modern ve cagdas türkiye cumhuriyetinin ne türden bir barbarligin ürünü oldugunu düsünmek durumunda oldugumuzu söylemeye calismistim….benjamin’in önerisi, tarihsel bakisin, zafer alayina temkinli bir bakis olmasi gerektigini söylüyor bu anlamda, bunun önemli oldugunu düsünüyorum….tarihte söylenmis sözü baz almayi degil, sözü gasp edilmis olani duymayi esas alan bir yaklasim bu bence….ilerleyen günlerde bir kac tezini daha aktaracagim benjamin’in, ondan sonra kisa bir benjaminci tarih düsüncesi hakkinda degini yapmayi düsünüyorum, o zaman daha da acmaya calisirim bu noktalari….

    sevgiler, cümleten..

  5. oyunkuran Says:

    anladım galiba demek istediğini. Kurtuluş savaşının arkasında Ermeni kırımı, Türk kültürünün arkasında Kürt asimilasyonu, Sünni geleneklerin arkasında Alevi ayrımcılığı, İzmir’in modernliğinin arkasında yerli oryantalizm … Listemiz bayağı uzun 🙂
    Bu tarih anlayışı “geneoloji” (soy kütüğü?) yaklaşımıyla alakalı mıdır acep? Foucault’da da benzer bir algılayış var sanki.

  6. ayşegül Says:

    Off yaa Zihni bey dışında yine bizim grup toplanmış.:Pp
    Benjamin amca halt etmiş ama..:P
    Eleştirel abi hep haklı işte…
    :D:D:D:D:D

  7. kara kapli defter Says:

    Altından kaplı ışıl ışıl ışıldayan Lima evlerini yapanlar nerede otururlar?
    Nereye gitti Büyük Çin Seddi’nin yapılıp bittiği günün akşamında onu yapan taş işçileri?

    Sezar zaferlerini kime karşı kazandı?
    Şarkılarda yere göğe sığdırılamayan Bizanslıların sıradan halkı da mı saraylarda yaşardı?

    Çevirdikçe sayfaları, hep ama hep zafer.
    Peki kimdi hazırlayan ziyafet sofralarını o ihtişamlı muzafferlerin?

    Her on yılda bir büyük adam.
    Faturası kime çıkar?

    Bir sürü laf.

    Bir ton soru.

    Bertolt BRECHT

  8. zihni Says:

    kültürel bile olsa, zenginlikleri yaşarken değil, paylaşırken sorun çıkıyor hep. dehşet duygusunu kışkırtan nedenleri en temel haliyle, freudun psikanaiz kuramında aramalıyız. bir toplumda kişilikler bileşksi o toplumun ideolojik markasını çağırıyor ve egemen kılıyor. bir kişilikte “id” denilen ilkel güdüyü frenleyen mekanizmalar ciddiye alınmadıkça, (Marksizmin entropi ile savaşı bu yöndeki adımlardan bir sayılmalı),
    barbarlığın besinlerini kurutamayız.

    Sevgili Ayşegül’ün ruhu çağırdı beni buraya, şimdi takım tamam:)

  9. ayşegül Says:

    Zihni bey hoşgeldiniz,ama evsahibi kayıp işte.:P
    Unutmamak gerekir ki,freud un psikaniliz kuramı bi tek başarılıdır.Belden
    aşağı saçmalıktır işte.:P..marksizm konusunda aynı görüşü paylaştığımı
    bilmenizi isterim efenim:PPpp

  10. Cengiz Erdem Says:

    FF’deki diyaloğu olduğu gibi buraya almakta bir sakınca göremedim… Umarım gerçekten de yoktur herhangi bir sakınca…

    Marx ile Badiou: Sosyalizmin Ölüm İlanına Düşülmesi Gereken Kısa Bir Not – http://cengizerdem.wordpress.com/2009/12/09/sosyalizm-ve-badiou/ – yesterday from Minimal ve Maksimal Yazılar

    o özne bi ara ana rahminden cikti aslinda, sonra geri döndü, bi sürü hayal kirikligi, kirginlik, güven yitimi, sucluluk dolayisiyla bi daha gelir mi bilmiyorum…. – kacakkova

    o özne gelmez artık, ki gelmesin de zaten… lakin o özne bu özne değildi sanırım… o sadece erken doğuma maruz kalmış bir özne bozuntusuydu… yani başarısız kalmaya mahkum bir denemeydi, ki nitekim öyle de kaldı zaten… sanırım badiou ve zizek’in, benjamin’in tarih üzerine tezler’inden esinlenerek bel bağladığı bu yeni sosyalist özne beckett’in şu sözünden ilham almakta: “hep denedin, hep yenildin… gene dene, gene yenil… daha iyi yenil…” – Lawgiverz

    badio’dan emin degilim ama zizek’in benjaminci tarih anlayisindan esinlendiginden süpheliyim, orda burda ilerlemeci solculuga yaptigi atiflardan dolayi…benjamin’de devrim malum tarihi durdurmayi tasarliyor asil olarak….ama yine de zizek sakaci bi kisi oldugu icin tam emin degilim, yazilarinin bütününden baska bir yönde de gidilebiliyordur….senin yazinin sevdigim bi tarafi da dogmamis özneye don bicmemek gerektigini düsündürmesi oldu bana…. – kacakkova

    elbette ki bu benim yorumum; badiou’nun benjamin üzerine yazılmış bir yazısına henüz rastlamadım… yani belki de badiou’nun kendisine sorsak, ne benjamin’i, falan diyecek… ama benim badiou’nun “varlık ve olay” felsefesinden anladığım budur… zizek’e gelince, geçen hafta bbc hard talk programında söylediklerinden sonra kendisinin benjamin’ci olduğundan kesinlikle eminim artık… üç yıl önce kitaplarından birinde benjamin’i yerden yere vurduğunu okuyunca şok olmuştum, çünkü zizek benim gözümde benjamin’i günümüze uyarlayan bir düşünürdü… ama iki yıl önce “violence” (şiddet) adlı kitabını okudum ve kendisini son derece benjamin’ci gördüm… söz konusu kitapta zizek şiddetin bazı durumlarda gerekli ve faydalı olabileceğini savunuyor, ki zaten kitabın kapağında da kolluk kuvvetlerine taş atan eylemci bir genç vardır… şiddet kitabında zizek benjamin’in “şiddet üzerine” ve “tarih üzerine tezler” makalelerinde ne denli doğru noktalara temas ettiğini dile getirir ve benjamin’in döngüsel tarih anlayışının devrimci düşünceye katkılarından hayranlıkla bahseder… benim bu benzetmeyi yapmamın sebebi zizek’in son dönemlerde hem deleuze’e, hem de benjamin’e yaklaşmış olduğunu düşünmemdir… zizek deleuze’ü de yerden yere vurmuştu “bedensiz organlar” kitabında… ama bugün “first time as tragedy, second time as farce” kitabında görüyoruz ki deleuze’e de hak veriyor zizek… çünkü tıpkı benjamin gibi deleuze de yeninin ortaya çıkışı için çizgisel tarih anlayışının terk edilip, difference and repetition (fark ve tekrar) kitabında ortaya attığı döngüsel tarih anlayışının benimsenmesi gerektiğini savunuyordu… belki de bunları da eklemeliyim yazıya, veya belki de bu konuları da ele alan bir başka yazı yazmalıyım… – Lawgiverz

    ayip olmaz ise, yeni bi yazi daha bi makbule gecer tabii, ben su benjaminci tarih tezlerinin icinde kivranip duruyorum, deleuze, badio ve zizek üzerinden (ya da ücgeninden, ama ne ücgen) oraya bi isik düser önüm acilir belki….hayir dualarim simdiden hazirdir…. – kacakkova

    biliyorum; benjamin’in tarih üzerine tezler’inden bahseden bir yazını okumuştum… yeni yazıya gelince, burada yazılanları derleyip toparlasak ve konuyu biraz daha açsak yeni bir yazı çıktı bile… tezi türkçe’ye çevirecek kudret olsa hepsi orada yazılmış zaten… her neyse, bir-iki haftaya gelir herhalde badiou, zizek, benjamin üçgeninde dört dönen bir yazı… – Lawgiverz

  11. kacakkova Says:

    cengiz hosgeldin,

    sakincasi yok tabii ki, sonucta cesitli yönleriyle konuyla alakali seylerdi konustuklarimiz….

    sevgiler.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s


%d blogcu bunu beğendi: