evet, artık yeter

by

“Şehit” oldukları söylenen dört asker, demek ki “eğitim zaiyatı”ymış.
Altı askerin “şehit” olduğu mayınları da ordu döşemiş.
Tabii böyle bir şey “şanlı ordumuz”da ilk kez olmuyordur, ama bu kez olayın açığa çıkması ve açığa çıkan şeyin de başka başka sonuçları olması sözkonusu.
Üzerine Başbuğ’un “yeter artık!” diyerek tüy diktiği şey de bu zaten. Sıçtı cafer bez getir.
Ordu (hadi adıyla analım Türk Silahlı Kuvvetleri) allem etmiş kullem etmiş, allamış pullamış, sonunda en büyük payenin kendisine verileceği itibar için kendi ellerinde can veren gençleri kimsenin gakguk diyemeyeceği “şehitlik mertebesi”ne oturtmuş.
Böyle bir mertebe var mıdır, varsa o mertebede ölene ne olur/olmaktadır bilmiyoruz, herkes kendi ölüsünü şehit ilan ettiğine göre vardır başka bir hikmeti bunun, fakat  mesele bu değil.
Mesele şu ki, bir cezalandırma ve bunun sonucunda dört gencin hayatına mal olan bir cinayet var, en azından bize yansıyan hikaye bu; hayli karmaşık görünüyor olay, göründüğünden anlatıldığından daha kasıtlı bir öldürme olması muhtemeldir, durum anlaşılana kadar emin olamayacağız.
Fakat “sistem” burada insanları “askeri mantıkla” öldürmekle kalmıyor, bu olayı şehitlik örtüsüyle sarıyor bir güzel ve o ölülerden ‘manevi’ olarak nemalanıyor da.
Pimi çeken sistem, sonrasında da bu kanlı vukuatın sonuçlarından kendi bekası için yararlanmaya çalışıyor. Üstelik bunuda “vatan-millet-sakarya” sosuna bandırıp hepimiz için ve hepimiz adına yaptığını söylüyor.
Hangisi daha mide bulandırıcı? Ama, “mayın vakası”yla birlikte alınınca bizdeki “esprit de corpus“un niteliği tam olarak budur.
“Kanla beslenmek” diye bir tabir var, şu sıralar daha fazla dolanıyor ortalıkta, bu olay patlak verdiğinde ve en son Başbuğ’un açıklamarından sonra ilk akla gelen ifade bu olsa gerek.
Kanla beslenmenin bundan daha somut bir karşılığı olamaz herhalde. Birilerini öldürmekle kalmıyor, olan bitenleri gizliyor ve bir de o ölülerden, ideolojik-siyasal motivasyonunu sürdürmek üzere faydalanıyorsun.
Askeri-militarist türdeki örgütlenmelerin çoğunda, belki de işin doğası gereği, vardır böylesi bir gayri-etik nitelik, ama sözkonusu olan (savaşan) bir ordu olunca, “kanla beslenmek” sıradan bir durum oluyor.
Olur olmaz her konuda açıklama yapmayı, kırmızı çizgileri çizeceğim diye afra tafra yapmayı ihmal etmeyen Genelkurmay başkanı, şehit denilen ama öyle olmayan askerlerin ölümü sorulunca, “Yeter artık, burada şimdi 30 Ağustos Büyük Zafer gününü kutlamak için bulunuyoruz” diye çıkışıyorsa, bu sistemdeki ahlakdışılığın sıradanlaşmış olmasını gösterir.
Bu sıradanlaşmaya boyun eğmek istemeyenlerin, Başbuğ’un bütün sevimsizliğiyle ortaya koyduğu tepki karşısında midesinin bulanmaması imkansiz.
Dört gencin açıkca katledilmesini ve üzerine cinayetin örtbas edilmesini değil sırf, yalan dolanla ölülerinin istirmar edilmesini de teferruata dönüştüren “Şanlı Zafer Bayramı” ne oluyor bu durumda, bir düşünülsün?
Başbuğ’un refleksi, kendini devletle özdeşleştiren TSK’nın kendini açık etmesi anlamına geliyor aslında.
Ve asıl buna “artık yeter!” demek gerekiyor.
Yettiniz ulan.

Reklamlar

20 Yanıt to “evet, artık yeter”

  1. Ömer Says:

    Kaç 4 genç, kaç 6 genç baba ya.. Adama soru soruyorlar durumla ilgili, adam “bayram kutluyoruz burda yeter artık diyor.” Aynı adam utanmadan 11 askerin öldüğü gün, basın toplantısına çıkıp utanmadan konuşma yapabiliyor. “Benim şu kadar askerim öldü haberiniz var mı diyor?” Utanmaz adam seni! 100 kilo patlayıcı kaç saatte o yola döşenir az çok tahmin edemiyor muyuz biz? En az 3-4 saat sürer o iş. Ve senin bilmem kaç bin askerinin gözü önünde adam gelip yola bomba döşüyor, sen bunu engelleyecek bir güce, iktidara sahip değilsin, bir de utanamdan çıkıp göğsünü gere gere askerim öldü diyorsun. İnsan biraz utanır. O askerler sakın sen 0 cümleyi kurasın diye öldürülmüş olmasınlar diye sormazlar mı adama? Sorarlar da ne olur? Sen güneş gözlüklerini takıp, sonra akşam vals yapıp, balo yapıp emekli olunca da çete mete işlerine merak salar sonra da kuvayı milliye ayaklarıyla mitingler düzenleyip vatanı kurtarmaya devam edersin. Bayramınız batsın sizin! Neyin zaferini kutluyorsunuz utanmadan? Sen hangi zaferi kazandın da senden öncekilerin şanlı zaferlerini utanmadan kutlayabiliyorsun? Bir önceki çıkıp milletin gözüne baka baka “Kandil’e girsek bile bitiremezdik bu işi diyor” utanmadan. E kardeşim bitiremiyorsun da kaç yıldır o kadar adamı ne için ölüme gönderiyorsun sen? Neden? Ya hocam biz boşuna sayıp duruyoruz. Yılardır bu s.ktiğimin memleketinde hem ordu, hem ikitadar, hem bürokrasi alayı biliyor neyin ne olduğunu, kimin ne hesab ı olduğunu. Kimin hangi cestetler üzerinden hesap yaptığını hepsi biliyor. Alayının allah belasını versin, ne diyim ki mübarek ramazan günü oruç ağzımla, ne diyim daha..

  2. kacakkova Says:

    valla kayip dervis usta,
    insani zivanadan cikariyorlar….
    dervis sabri bile dayanmaz bunlara…..
    alayinin allah belasini versin, ya da bizim mahalledeki tabirle alayinin cibilliyetini skyi….

  3. Elestirel Gunluk Says:

    Buna yeter demenin yollarindan biri bilgilerin duzenli tutanagindan ve halka acik olmasindan geciyor. Benim sitede bir yorumcuya soyle yazmistim :

    Kimbilir daha neler oluyor egitim adina ve biz bilmiyoruz. Mesela hic bir istatistik bile yok yilda kac cocuk askerdeyken ruh sagligini yitiriyor diye? Kaci intihar ediyor? kaci cinayet isliyor? kaci egitim zaiyati denen hic mi hic parametreleri tanimlanmamis ya da yoruma dayali cinayetlere kurban gidiyor.

    Bunun merkezi bir istatitistigi tutulmali ve halka acik olmali. Ama eminim yok boyle bir istatistik. Varsa da eminim “top secret” muhurludur… Yani sorun 1 tegmen ya da O tegmen degil Askerlik kurumudur… Ve bu cinayet ya da kislik-ezme sistemini besleyen kultur de ayrica sorun. Oturun insanlara skerlik anilarini sorun; nasil da coskuyla anlatirlar normalde oturup aglanacak hikayelerine…

    Herkesde bu travma oyle bir haldir ki adamlar ilk sevgililerini unuturlar ama asla komutanlarini unutmazlar ya da anilarini…

  4. zeynep Says:

    Sevgili Kaçak,

    Aslında tüm bu pespayelik içinden, siz türkçe’de ne diyoğdunuz:) karamizah örnekleri çıkarmak pek bir mümkün. Mesela askeriyenin başı kalkıp, tüm pişkinliğiyle, bildiğin “ya basta!” dedi yav. Ya basta!

    Sonra geçen gece tanık olup gülmekle ağlamak arası donup kaldığım bir şey daha anlatıcam izninle. Geçtiğimiz cumartesi gecesi tv kanallarını gezerken sevdiğim bir şeye rastladım. Çingene şarkı yarışması. Sevdiğim kısım “şarkı yarışması” değil, tabii ki çingeneler. Neyse, oturdum paşa paşa seyrederken, bir şey oldu, bi muhabbet dönmeye başladı, ki şarkı aralarını atlıyordum, ama kaldım öylece. Sevimli sunucular ve sevimsiz jüri üyeleri birden onuncu yıl marşını söylemeye başladılar. Hödö! N’oluyor! Ani bir refleksle etrafıma bakındım, tedirgin oldum. Ama bir coşku, bir coşku, görmeliydiniz. Şaklaban jüri üyelerinden bazılarının gözleri doldu filan. Meğer ertesi gün zafer bayramıymış. Ben bunu farkettiğimde salonun neredeyse tamamının roman olduklarını tahmin ettiğim seyircileri, sevimsiz jüri üyelerine kendilerini kaptırmış en yüksek perdeden, coşkuyla “Türk önde Türk. İleri!” diye bağırıyorlardı. Sonra koptum ben tabii…

  5. KAPLAN Says:

    Askerliğimi Manisa Kırkağaç ta yaptım.Çakı gibi komando astektim.
    Pezevenk komutan ‘Veli Küçük’tü.İsmi gibi küçük herifin biriydi.Sağkolu
    üst.tgm.ni kafa ile yere devirdiydim.Bu geldi,höstpöst havalarında.
    Sustum!Disiplin ceza…hapis…uzama falan.Hafta sonu çarşıda yakaladım.
    Konuştuyduk uzun uzun.Sonradan ilişemez oldu da,bu yavşak çeteci çıktı.
    Bunu bırak,12 Eylül komutanlarından,sn.deniz komutanı urfa tünelini yapan Akpınar Holding,Ünal Akpınar’dan götürdüğü ile yedi ceddine
    isviçrede banka açtı.Yine de derim ki;onlarsız kızıl sopacıkları tutamayık!
    halk çocuklarıda var içlerinde Kaçakova…bütün yanlış değil mi?

  6. kacakkova Says:

    elestirel abi,
    blogunda anlattigin askerik hikasinde kurumun mantigi anlasiliyor aynen…kurum olarak askerligin bir sistemeatigi var ve o tegmen de onun bir örnegi….
    mesele “O tegmen degil Askerlik kurumudur” demek gerekiyor,
    ama sorunun daha da cetrefillesen kismi o kurumun kendisini özdeslestirdigi sistemin yapisindan ortaya cikiyor….

    sevgili zeynep,
    bu “türk önde türk ileri” hep ayni kabusun parcalari….oradan buradan siziyor, basit bir eglenceyi bile “ulusal coskunlugun” araci haline getirebiliyor….romenler bari, illede roman olsun havasinda söyleselerdi onuncu yil marsini, degisiklik olurmus….

  7. kacakkova Says:

    kaplan,
    icinde “halk cocuklari” da var elbette, bu ölenler, egitim zaiyatlari, sehitler falan o dedigin cocuklar zaten….ne isleri var orda diye sormak belki gereksiz olacaktir, bir sebepten ordalar iste…..sövüp saydigimiz sey bütünün kendisidir fakat ve onu ayakta tutmak icin herkesi harcayan komutanin gibi pezevenklerdir…..

  8. zebercet Says:

    Böyle bir vakanın, `normal` bir ülkede yeri göğü inletmesi, komutanları koltuklarından etmesi, askeri erkana dünyayı dar etmesi beklenirdi. Ama ne de olsa asker milletiz! Vatan sağ olsun der geçeriz! Aman sakın ha milletimizin gözbebeği ordumuz yıpranmasın!

  9. kacakkova Says:

    hosgeldin zebercet,
    adinla yusuf atilgan üstadimizi yad edelim ilk olarak….
    asker milletiz vesselam, haklisin….
    ordumuz bu nedenle, gözünün üstünde kasin var desek yipraniyor…..

  10. Mustafà Ràví Says:

    Ben başka ülkelerin askeriyelerinin bizden daha medenî olmadığını düşünüyorum.

    Daha dün, eskiden Amerikan ordusunda astsubaylık yapmış Zencî bir Amerikalı Facebook tanışımla bir muhavere geçti aramda. Babasının onu nasıl eşek sudan gelinceye kadar dövdüğünü ve bunun onun terbiyesine ne kadar iyi tesir ettiğini anlatıyordu. Şimdi iyi bir Müslüman olarak o da evlâdını öyle terbiye edecekmiş.

    Dedim ki bu İslâmiyete hiç de uygun bir şey değil, Hz. Peygamber hiçbir hanımına, çocuğuna ve torununa bir fiske bile atmamış olmasıyla kayıdlara geçmiştir.

    Ve ben bırakın dayak atılmayı, haksız yere bağırılmaya bile dayanamıyorum, aynı şekilde mukabele ediyorum; zaten babamın ve annemin bana kızarak, söverek yaptırmaya çalıştığı hiçbir alışkanlığı şimdiye kadar edinmiş değilim, şiddeti asla sevmeyen ve onu hor gören öyle inatçı bir tabiatım da var (ki çoğu insanda bu az veya çok vardır).

    Ve hiç kimse hiyerarşik düzenleri suistimal hak ve yetkisini hâiz değildir.

    Adamın cevabı –ona eskiden olsa yakıştıramayacağım ama artık yakıştırdığım bir şekilde– “o zaman sen askerde yiyeceğin onca dayakla çok üzüleceksin, zavallı yumoş (softie)” diye bir terbiyesizlik ve belâhet oldu.

    Velhasıl, “normal” zannettiğimiz batılı-liberal ülkeler de öyle normal değiller asla.

    Hatta öyle düşünüyorum ki tam tersine bizim günümüzdeki zâlimâne askerlik anlayışımız hiç öyle tarihî asker-millet geleneğimizden filân gelmiyor. Yeni bir tarihçi olarak çıkarımım o ki Napoleon zamanlarında Fransa’da kurulmaya başlanmış, topyekûn savaş, mutlak itaatkâr ve mutlak yok edici ordu zihniyetinin bir ürünü bütün bunlar. Yani modernizmin bir mâmûlü. Bence sorunu doğru yerde arayalım ve doğru yer de bizim geleneğimizden çok modern ordu anlayışı olsa gerektir.

  11. Mustafà Ràví Says:

    Ayrıca biz yaklaşık altı yüz yıldır asker millet filân olmadık.

    Adam kıtlığından ve modern topyekûn savaş yaklaşım(sızlığ)ından ötürü herkesi askere almaya başlayan İttihad ve Terakki’ye kadarki dönemde, Osmanlı Devleti halkın büyük çoğunluğuna silâh bulundurmayı bile yasaklamıştı, asayiş bozulmasın diye. Sanılanın tam aksine, bizde küçük bir azınlık idi askerler. Zorunlu askerlik yoktu. Askerler hep timarlı sipâhîler ve Kapıkulları gibi “profesyonel” askerlerdi. Biz yüzyıllardır asker millet olmadık, tâ ki bütün batı üzerimize çullanana ve dövüşecek adam kalmayana kadar. Militarist alışkanlıklarımız çook çok eskide kalmış göçebe ve yarı-göçebe dönemlere aid şeyler. Bugünkü Türk toplumuyla uzaktan yakından alâkası kalmamış arkaizmler. Bizi tekrar militarize eden, “normal” olduğunu zannettiğimiz batı oldu.

  12. Ömer Says:

    Mustafa kusura bakma ama bu, tipik bir islamcı tepkisi.. Başımıza ne geldiyse batıdan geldi.. Bizler öyle en olağan, en fıtri, en mü’min, en adil ve en müşfik bir halde yaşıyorken batı gelip bizi mundar etti.. Asker millet olup olmadığımız meselesini ayrıca tartışmak gerekir..

  13. Mustafà Ràví Says:

    Kusura bakmayın Ömer Bey, ama sizinki tipik İslâmcı-sevmez tepkisi olmuş.

    Bu bilgileri ben en liberalinden ve Amerikanından bir üniversitede ve Türk’ten çok Fransız ve Amerikan olan hocalardan öğrendim. Bunlar akademik bilgiler.

  14. Mustafà Ràví Says:

    Ayrıca Osmanlı toplumunun en müşfik, en âdil, en mümin bir şekilde yaşadığını da söylemedim.

    Sadece bugünkü militarizmin gelenek kökenli olduğunu sanmadığımı, ordumuzun zaten iki yüzyıldır taklid ettiği batı orduları kaynaklı olduğunu yazdım. Bunu desteklemek için verdiğim bilgilerin sorgulanacak hiçbir tarafını göremiyorum.

    Ama varsa, o bilgilerin ve fikirlerin kendilerini sorgulayın, benim şahsımı ve genel dünya görüşümü değil; çünkü her insan gibi ben de öyle iki cümlede kestirilip atılacak ve kolayca analiz edilip etiketlenecek bir tanım değilim. Keşke insanlar damgacı ve kolaycı “zaten İslâmcılar/solcular/sağcılar böyle der” tarzı cevablar yerine, söylenenlerin kendilerine cevab veren yorumlar yazsalar. Fakat internetin genel tarzı böyle maalesef.

    Velhasıl, fikirlere ve bilgilere hiçbir cevab vermeksizin “yanılıyorsun, çünkü tipik İslâmcısın/solcusun/sağcısın” diye kestirip atmak çok kolay, ve bir o kadar da fikrî dürüstlüğe aykırı bir yaklaşım, naçizane kanaatimce.

  15. Ömer Says:

    Haklısın Mustafa. Ama ben çok yorgunum sana uzun uzun yorum yazmaya ve verdiğin bilgileri sorgulamaya. İftardan sonra belki kardeşim..

  16. zebercet Says:

    Selamlar Mustafa Ravi,

    “Asker millet” kavramını kullanmadaki maksadım, özcü bir niyetle “Türkler tüm tarihleri boyunca askerlik kurumuna özel bir kutsallık ve dokunulmazlık atfetmişlerdir” gibi bir fikri savunmak değildi. “Asker millet” kavramı ciddi bir tanımlamaya muhtaç fazlasıyla muğlak bir kavram.

    Benim kullandığım haliyle şunu demek istemiştim kısaca: askere “vatan borcu” diye davul zurna binbir şölenle gidilen, askere gitmeyene şüpheli gözüyle bakıldığı, pasifizmin “askerlikten soğutma” suçu sayıldığı ve bunun kimse tarafından yadırganmadığı, evlatlar toprağa verilince buruk bir “vatan sağolsun”dan ziyade bir sorgulama eylemine girişilmeyen, kirli bir savaşın tüm pisliklerine karşı ordunun “en güvenilir kurum” olma vasfını kaybetmediği, devletin sahibi-milletin efendisi gibi hareket etmesinin pek yadırganmadığı bir orduya sahip bir ülke tablosu var elimizde. Asker millet kavramı bu genel tabloyu iki kelimede özetlemek çabasından ibaret.

  17. kacakkova Says:

    mustafa ravi
    öncelikle hosgeldin…..
    ilk itirazim ““normal” zannettiğimiz batılı-liberal ülkeler de öyle normal değiller asla” demene iliskin olacak….cünkü bu tartismalarin temelinde olan sey illede bati ile kiyaslamaya dayanmak durumunda degil….
    öte yandan, biz asker millet degiliz derken, “biz aslinda öyle degiliz ama…”ya getiriyorsan, bunun da konu acisindan pek önemi yok diyecegim….
    daga tasa “önce vatan” diye yazan, “her türk asker dogar” diye haykirmayi pek seven bir “milli bilinc”ten sözediyoruz sonucta….”biz” öyle degildik, ya da “aslinda öyle degiliz”ler, olsa olsa olan bu seyle bir hesaplasma niyeti olarak anlam tasir….
    öyle olmayan bir “biz”i tarihi icinden bulup cikarmak, göstermek istiyorsan buna denecek fazla bir sey yok….
    ben sahsen millet olarak askerligimizin dediginden daha eski tarihlere uzandigini, bu egilimin köklerinin izinin dedigin alti yüzyillik tarihden alinarak sürülebilecegini düsünüyorum….
    ama tabi karistirmamak gerek….”militarizm” yeni sayilabilecek bir kavram….keza “millet” de öyle aslinda….su an konustugumuz “asker millet” bahsinin boyutlari cok farkli bu nedenle…bunun elbette bati ile bir alakasi var dedigin gibi….
    yine de ilk yorumundaki haliyle “bizi militarize edenin bati oldugunu” söylemekten ibaret bir kalkisi varsa bu düsüncenin, ömer usta’nin ilk tepkisinin yerinde oldugunu düsünüyorum….

  18. Elestirel Gunluk Says:

    Zebercet’in asker milleti tanimlamasina katiliyorum. Hatta daha nice kulturel yansimalar eklenebilir: Ornegin askerligini yapmayanin adamdan sayilmamasi, kiz bile verilmemesi, falan filan. Meseleye burdan bakmali…

  19. TonogluNet Says:

    aynen haklısın artık yeter söz milletin olsun

  20. matrushka Says:

    Bütün faşizan uygulamaların en ciddi muhalifi olması gereken ve doğası gereği ‘halka rağmen’ kurumların en doğal eleştirmeni olması gereken solun silkinip kendine geldiğini görmek çok güzel.
    Çeşitli yorum ve çıkarımlarla faşist uygulamayı hoş görme geleneğine dur diyecek gibi görünüyor sol.
    çok sağlıklı bir gelişme…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s


%d blogcu bunu beğendi: