‘tanrı psişesi’nden ‘bilinçdışı psişesi’ne

by
saturn-goya

"Satürn", Francisco de Goya

Başlığı telaffuz etmek zor farkındayım, hatta bir kaç kez tekrarlayınca leblebi tozu yutmuş gibi, tanrının şişesinden bilindışının şasesine gibi bir şey oluyor, zorlamayalım.  Fakat, “Benslama’nın kitabının en temel tezi nedir?” dense, “budur” demek icab ettiğinden oraya dikkat çekmek istedim. Bir dönüşümden sözedilmek üzere bu ifade kullanılıyor, İslam’ın kendi içinde kalarak gerçekleşen bir dönüşüm, aşağıya eklediğim alıntıda tam haliyle görülecektir. Ortada bir entelektüalizasyon varsa, bu tamamen Benslama’nın terbiyesizliğidir.

İslam’ın Psikanalizi‘nin son sayfasını kapattıktan sonra, tam olarak hakkında ne diyeceğimi kestiremiyordum. Üzerinde konuşulacak çok fazla mevzuu var bana kalırsa. Aşağıdaki yazının üstünkörülüğü bu çoklukla da ilgili. Benslama’nın üstlendiği zorluğa işaret edip kısa bir tanıtım ile işe başlayayım dedim ben de.  O da yetersiz ve dersiztopsuz bir yazı oldu sonunda.

Faruk Ahmet’in uyarısından sonra bakınca, ben bile bu sunum yazısında kitabın yazarının ne dediğine dair bir şey bulamadım! Bunun üzerine kitabı aldım elime, önceki yazı kitapla hiç muhatap olunmadan yazıldı zira. Gördüm ki, Benslama bizzat kendisi 3-4 sayfalık “öndeyiş”te zaten argümanlarını, çalışmasının iç yapısını, en temel tezini gayet belirgin bir şekilde dile getirmiş. Buradan bir kaç parça aktarsam, giriş niyetine gayet güzel anlaşlırmış mesele. Kitabın diğer (asıl çalışma) bölümlerinden aktarımlara daha sonra devam ederim yine, şimdilik Benslama öndeyişini yapsın.

Hepsini aktarmayacağım elbette, o da saçma olur. Başka şekillerde, başka zamanlarda tartışılacak altbaşlıklar sözkonusu; kısaca değinilen Freud’un din teorisi, metapsikolojik tercümenin anlamı ya da batının islamla karşılaşmasının etkileşim biçimi gibi konular. Benslama, böylesi bir psikanalitik araştırmanın, daha önce oryantalizmin yedeğinde tutulan islam açısından olanaklı olmadığını belirterek, bugün böyle bir araştırmayı olanaklı ve gerekli hale getiren koşullara değiniyor. Bu, en başta islamla modernliğin (ya da tersi) karşılaşması ve “islamın güncel dünya sahnesine akın etmiş olmasıyla” ilgili bir durumdur.

Neyse ben daha uzatmayayım, buyurun yazarın kendi sunuşuna.

“İslam’ın modern duruma  dahil oluşu, başlamak şöyle dursun, belirleyici bir evreye ya da sorunun can alıcı noktasına çoktan gelmiştir: İslami toplumlarda geleneksel özneden farklılaşan ve bilinç alanını aşmış bir tarihsel hareketlilik içine atılan bir öznenin ortaya çıkışıdır bu. Bizim fikir yürütmemizin başlangıcında, bu gelişme ve bileşkesi olduğu kopuş ve çelişkiler yer almaktadır.

Bu nedenle her ne kadar İslam’ın kökenlerinin inşası araştırılıyorsa da, kitap İslam’ın güncel sıkıntılarının odağında da yer almaktadır. Bu denemenin birinci bölümü İslam’ın çağdaş krizini, bu krizin doğuşunu ve en semptomatik tezahürünü (İslamcı hareket) ele almaktadır;  sunduğum bu yorum genel olarak politik sosyolojide geçerlilik taşıyan yorumdan farklıdır.

İslam’ın onbeş yıldır süren güncelliği, gerçekten de, binlerce işaretle, geleneksel özneden kopuşu ve zincirinden boşanmış uygarlık yıkıcı güçlerin doğrudan bu kopuştan kaynaklandığını göstermektedir. ‘Tanrı psişe’si insanı’ndan ‘bilindışı psişe’si insanı’na geçişin düşünülmesini gerektiren bir dönüşüm süreci sözkonusudur. Bu kitabın adını doğrulayan şey budur: İslam Sınavında Psikanaliz. (….) Kuşkusuz, tersi önerme, yani Psikanaliz Sınavında İslam da yanlış olmazdı, ama ben psikanalist olarak ve psikanaliz adına İslam’ın içinde maceraya atıldım ve İslam’ın güncel ve kökensel bazı sorunlarını aydınlatırken, bunları psişizm ile uygarlık arasındaki ilişkilerle ilgili evrensel psikanalıtik bilgiye vurup değerlendirmeyi amaçladım. Tanrı psişesi’nden ‘bilindışı psişesi’ne geçiş üzerinde düşünmek, eski‘nin tasfiyesi anlamına gelmez -buna karar verecek olan biz değiliz;  bu eski‘yle ilişki kurmaktan, eski yorumlara ve bu yorumların temelindeki a priori‘lere erişmeyi gerektiren yorumlayıcı bir ilişki kurmaktan ibarettir. Oysa sembolik sistemler ve özellikle de din sözkonusu olduğunda psikanaliz temel a priori‘nin gücünün bastırma işlevinden kaynaklandığını kabul eder. İnsan yaşamını kendi hükümranlığına boyun eğdiren bilinçdışında bir süreliğine ikamet eden şey, bu bastırmadır.

Önceden tasarlanmamış olmakla birlikte, bu araştırma beni adım adım ve engellenemez bir biçimde kadının yazgısına, İslam’ın sembolik ve kurumsal yapısını altan alta destekleyen bastırma süreçlerinde kadının, dişinin ve kadınlığın yazgısına yöneltti.(…) İslam’ın kökeninde kadınlık sorununu açıp sergileyerek, bu sorunun sözdizim zincirini verili bir uğrakta (…)katederek bir kaldıraç işletilmiş olur ve analiz erkek narsizmi sorunsalı ile bunun açmazlarını ve şiddetlerini çözme teşebbüsünün princeps [başlangıçtaki, kökensel] eklemlenmesi etrafında döner: ki bu bana tektanrıcı kültürün özümsenmesinin kilit noktası gibi gelmektedir.(..)” (14-15)

Reklamlar

Etiketler: , , , , ,

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s


%d blogcu bunu beğendi: