erdoğan keklemesi

by

Erdoğan’ın, şu meşhur mayınların temizlenmesi meselesi içinde sarfettiği, “farklı etnik kimlikte olanlar ülkemizden kovuldu. Bu aslında faşizan bir yaklaşımın neticesiydi” sözleri,  gündemi işgal etmiş durumda.Sözün boyutlarına bakılırsa bu etkinin süregitmesi anlaşılır bir şey, ortaya çıkan kafa karışıklıklarının da anlaşılması mümkün. Oysa sözün boyutlarına denk düşen bir ‘gerçek’ karşılığı yok. Milleti keklemeye alışmış Erdoğan, bakalım bunu da yiyecekler mi diye deniyor.

Söylenen söz bir ‘doğru’ya karşılık geliyormuş gibi görünebilir, ama Erdoğan kesinlikle  doğruyu söylemiyor; biraz bayağı ve kör gözüm parmağına misali doğru söyleyerek yalan söylemeye yelteniyor sadece. Bu nedenle aslında oldukca basit bir ahlaksızlık ve geri kalanı her fırsatta enayi yerine koymayı fırsat bilen sıradan bir zekasızlık örneği ile karşı karşıyayız. (Bu dediklerim aşırılık olarak görülürse, Nuray Mert’in sakin ve makul bir dille “abartmayin canim” diye  ifade ettiği ” ‘Tarihi Özeleştiri’ ” başlıklı değerlendirmesine bakılabilir).

Bu gündemle uzun uzadıya eyleşmek saçmadır bu yanıyla; ama yinede gündemleri metamorfoza uğratmanın gerekli olduğundan hareketle düşünmekte fayda var. Böylece, politik gerçekliği yeniden anlamlandırabilecek başka bir düzeye ve mesela bu örnekte, Erdoğan’ın politik gerçekliğine ilişkin başka (’gerçek’) sonuçlara ulaşmamız mümkündür.

Yoksa diyelim ki, faşizan bir yaklaşım olarak etnik temizliğin bu ülkenin tarihinde yer almış ve hala da almakta olan bir siyasal uygulama olduğunu düşünen biri olduğum için, Erdoğan’ı alkışlamak gibi bir gaflete düşebilirim. Evet, aslında doğru söylediği için Erdoğan’ı bile alkışlamak mümkündür, ama işte müşkül budur ki, Erdoğan doğruyu söylemiyor! Söyleyemiyor.

(Şu vakte kadar Erdoğan’dan duyduğumuz tek doğru söz,  herhalde  “paranın dini imanı olmaz” sözüdür.)

Bu durum, hatırlanacaktır, “diplomatik Davos krizi” sırasında konuştuğumuz şeyin tersine dönmüş versiyonudur. Kafaların ve cephelerin karışık görünmesi biraz bu yüzdendir. Oysa Erdoğan’ın bir kez daha benim sesimden konuşmadığı açıktır ve yine asıl mesele, doğru diyeceğim sözleri söylüyor olmasına rağmen Erdoğan’ın doğruyu söylemiyor oluşunun anlaşılmasıdır.

Öte yandan Erdoğan’ın sözlerinin daha basit düzeyde de bir yalan, yani aldatmaca içerdiği kısa sürede ortaya çıktı. Ne dedi, neyi kastetti, neden şimdi bunu söyledi tartışmaları sürerken akşamdan sabaha anlaşıldı ki, Erdoğan düpedüz hepimizi keklemeye çalışıyor. En başta da kendi yandaşlarını, kendi kitlesini ve taraftarlarını. Dolayısıyla o kesimde epey bir dikkate değer tepki ortaya çıktı. Gerçi, oradan gösterilen direncin de farklı boyutları ve anlamları var elbette, dikkatli olmak gerekiyor. Bunların belirli bir kısmı özellikle oldukça ırkçı, ayrımcı, milliyetçi, devletçi ve anti-demokratik nitelikte. Bu da gündemin içindeki bir başka başlıklardan birisi, kaydetmekle yetiniyorum. Sonuçta ortaya çıkan şey, mayınların temizlenmesinin İsrail’e ihale edilmesi ve karşılığında da 44 yıllık bir toprak kullanımı anlaşmasının yapılması olunca, Erdoğan’ın doğru sözüne, ‘yok artık devenin nalı’ demekten başka bir şey kalmıyor aslında.

Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş süreçlerinde gerçekleştirilen ‘etnik temizlik’ girişimlerinin muhasebesini, sorgulamasını, hesaplaşmasını Erdoğan’dan beklemek, klasik değişle (hadi onların dilinde söyleyerek solcuları mutlu edelim)  eşyanın tabiatına aykırıdır. Ama yine de gerçekten bir karşılığı olan ‘doğru kırıntıları’nı dillendirmesi, hani “Ergenekon”, “demokrasi” falan filan denmişken hiç değilse  “liberal” bir çizgide bir hesaplaşma iması ihtimal edilebilirdi. Ötesinde, etnik ve dinsel kimliklerin faşizan bir şekilde kovulmasından sözetmek , malum sebeplerle Erdoğan’a kalmıyor.

Neyse, toparlayayım. Bu tartışmalarla çok ilgilenmek yersizdir bir bakıma, fakat yine de reel politika içinde kalınarak yol alınacaksa, Erdoğan’ın neden doğruyu söyleyerek yalan söylediğini, mayınmış toprakmış israilmiş esas olarak kendi söylemi içinde neyi çarpıttığını ve bunun sonuçlarının ne olacağını anlamak gereklidir. AKP’nin kitlesi ve örgütlülüğü nezdinde kendi içinde yaşadığı bir kırılma anının sözkonusu olması önemlidir özellikle.

Reklamlar

3 Yanıt to “erdoğan keklemesi”

  1. kacakkova Says:

    chp’nin erdogan’a karsi, “etnik kimliginden dolayi bizde kimse kovulmamistir” seklinde getirdigi aciklamasini da buraya ilistirmek sart….erdogan’in sözünün kendisine ragmen dogru sayilabilecek “icerigi”nin bu kesimde böyle bir reaksiyona dönüsmesi sasirtici degil….yine de jormungand kizmasinda ne yapsin demek isterim…..

  2. gp maksimov Says:

    e kendisi bir koalisyon partisinin baskani diil mi? tabani belli desek bile, milletvekilleri belli desek bile (ki aslinda heterojen bi grup), teknik-politik kadrosu icinde farkli sesler mevcut bu partinin. Akilli bi manevra bence kendisinin ki, liberal basinin gucunun farkinda oldugunu ve onlarin yarattigi/yaratmaya calistigi kamuoyuna ihtiyaci oldugunu ima ediyor sanki bu demec…

  3. kacakkova Says:

    maksimov birader, gerci ben bir zekasizlik örnegi dedim ya, öbür yandan liberal basinin yaratacagi kamuoyuna ihtiyaci oldugunu bilmesi dolasiyla “akillica bi manevra” olarak da görmek lazim….
    bi de erdogan’in keklemesinden söz etmis olmakla birlikte, bir o kadar ve daha da fazla mide bulandirici olanin muhalefetin itirazlarinda ortaya ciktigini özellikle belirtmek isterim….

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s


%d blogcu bunu beğendi: