soruşturmalar

by

“Bir hayvanı öfkeli, korkmuş, üzgün, sevinçli, ürkmüş olarak canlandırabiliriz kafamızda. Peki ya umutlu olarak? Neden yapamayız bunu? Köpek sahibinin kapıda olduğuna inanır. Ama sahihibinin yarından sonra geleceğine de inanabilir mi? -Köpeğin yapamadığı nedir burada? -Peki ben nasıl yaparım bunu? -Buna ne yanıt vermem gerekir? Konuşan biri mi umabilir sadece? Bir dilin kullanımına hakim olan biri mi sadece?”

[Felsefi Soruşturmalar, Ludwig Wittgenstein]

Reklamlar

5 Yanıt to “soruşturmalar”

  1. Elestirel Gunluk Says:

    Hayvanin umudu klasik kosullanmadir. Hayvani kosullandiran uyaran ve odulun ardasik bir bicimde sunulusudur. Hayvanda yaratilan yapay umuttur… Odul kalkinca umut da kalkar hic merak etmeyin…

    Ha soru neydi? Soru var miydi? Ben bir hayvani umutlu olarak canlandiririm kafamda yahu. Niye boyle demis ki Wittgenstein amca? Bi kopek vardi, Joe. Sahibi bile ben degildim. Nasil umutluydu her defasinda kendisine topu atacagimdan… Ve bence Joe herzaman yarin gelecegimden ve yine kendisine topu atip “hadi oglum, yakala!” diyecegimden umutluydu…

    Bu alintida mi gariplik (eksiklik) var yoksa Wittgenstein amca da mi?

  2. y.mert Says:

    dil,salt içindekini düşünme eylemini yapana ait midir?dilsizliğin dili yok mudur?konuşmadan da çoğu şeyi dillendiremez mi birey?bu köpek de olsa,bekleyen sahibini bekleyen bir umut besler?sadce burda dil değil göz de önemli.gözün çogu kez ,dilin anlatamadıgı ‘an’lık duygulanımları anlattıgı gerçegi de var.
    sonra dili olup da konuşamayn yok mu?
    sonra dili olup da dili yasaklanan yok mu?
    sonra dili olup da dilini içinden konuşann yok mu?
    sonra dili olup da salt bu dili nedeniyle ‘öteki”leştirilen yok mu?
    sonra kendi gerçeklerini anlatırken dillenen,aslan kesilenin şatila katliamı için’o başka”diyen levinans konuşuyor muydu?dili var mıydı sanki artık onun?
    sonra dilsizlik namı- diğer lal olmak dilden kimi zaman daha etkili değil midir?
    sonra susarak,silahsız bir devrim yapan gandi’nin dili var mıydı?
    evet dilsizlik de dildir
    incelikli,derinlikli,çizgisi olan,yönü olan bir dildir kimileyin lal olmak
    sonra sadakatin dili de beklemektir bir köpekte,
    o bekler sahibini,ama dille değil gözüyle bekler,yani koşullanmada olsa örnek teşkil etttiği için dilsizlikleri insanidir,
    eşi vuruldugu öldürüldüğü için ölene dek artık yalnız kalan turnanın dilsiz oldugunu söyleyebilir misiniz?
    sonra eşi vuruldugu için avcının üzerinde ‘beni de vur’ diye dönen angut kuşunun dilsiz oldugunu kim söyleyebilir?yada levinansın dili oldugunu kim söyleyebilir?

  3. kacakkova Says:

    elestirel abi, beklenti ve istekten farkli olarak aliniyor umud burada saniyorum….gercek zaman’la, an’la olan iliskimizin bölünmesi, dolayimlanmasi, düsüncenin gecmise ve gelecege yayilmasi üzerinden alabiliriz bu tartismayi….kosullu refleks bir beklentiye sartlandirir, bir bekleme durumuna imkan tanir…..ama yine de, eger umud beklentiden ibaret degilse, “yarindan sonra olacak olani umud etmenin” ne oldugu ve nasil mümkün oldugu sorulacak/sorgulanacak bir sey olacaktir…..wittgenstein’in tartismasi baska baska baglamlarda gelisiyor, bicimleniyor, “dil-oyunlari” dedigi hadisenin etrafinda dönüp duruyor amcamiz….öte yandan, “umut etmenin son kötülük olmasi”(nietzsche)da, ve “umutsuzlugun ölümcül bir günah/hastalik olmasi”(kierkegard)da, wittgenstein’in sorunusunun isaret ettigi gibi varolusla ilgili bir mesele olarak sorusturmaya dahil edilerek devam edilebilir….

    y.mert, wittgenstien, insanin dilinin ne olduguyla, nasil isledigiyle, dil-düsünce-anlam iliskisiyle felsefi olarak ugrasip duruyor, ama bir “insan-merkezcilik” yanilgisina düsmüyor gibi….

  4. y.mert Says:

    insanın içinde bulundugu durumu hesaba katması ile alakalı bu daha çok,yani wittgenstien böyle der.dilin evrenle ilişkisi,dilin fikirle ilişkisinin neden meydana geldiği derdi değil der o wittgensttien,buonun işi,bunu TRactatus ta yapar zaten.insanı htaya düşüren kelimelerin nasıl ele alındıgı ve bu kelimelerin farklı alanlardaki oyunlarda benzer biçimde kullanıldıgıdır.o dil oyunlarını ele alır sever de,benimse sadce dilden anladıgım yani,”anlaşma aracı’dilin ötekileştirilen anlaşamama nedeni olan dile selamımdı.çagırşım bende böyle oldu,yoksa”insan -merkezcilik”neyime?

  5. gunes ener Says:

    Wittgenstein’ı seviyorum.onunla umutluyum. gerçeği bilmenin (gerçeğin asla bilinemeyeceğini bilmenin) rahatlğıylayım. Kacakkovanın wittgenstein’i daha ciddiye aldığını görmek, onu keşfettiğini okumak büyük bir keyfti benim için..

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s


%d blogcu bunu beğendi: