mevzu bahis vatansa, gerisi teferruattır

by

hakkari23nisanMevzu bahis vatansa gerisi teferruattır” sözünün ne anlama geldiğini görüyoruz bu fotoğrafta: En basit ve en yalın haliyle mevzu bahis olduğunda çocukların kafalarını patlatan dipcik. Çocuklara armağan edilmiş bir bayram gününün, böylece nasıl asla yüzleşilemeyen toplumsal ikizüzlülüğün patlama noktalarından biri haline geldiğine tanık oluyoruz.

23 nisan’ı bir “çocuk bayramı”na dönüştürmeye kalkışmış olan “ulusal egemenlik” zihniyeti, öyle anlaşılıyor ki yine bu vesileyle aslında kurucu travmalarını ve korkularını bastırmayı istemiştir. Vatan, burada, artık görünür olarak kastettiği anlamdan ibaret olarak da değil, bastırılan korkuların, toplumsal travmaların ve suçların karşılığı olarak da işlev görür. Bundan dolayı, kurucu zihniyetin çocuklara armağan ettiği bu bayram gününde, eğer gerisini teferruata dönüştüren bir mevzu bahisse (ki mevzu doğası gereği her zaman bahistir, fakat belirli bir zamanda beliriş şiddeti farklılık gösterir), doğrudan refleksler harekete geçecek ve çocukların kafaları patlatıp cansız bedenlerini orta yerde bırakabilecektir.

Uğur Kaymaz’ı katleden polislerin yaptığı açıklama da aslında söylediğinden başka bir şeyi böylece açık eder. “Karanlıkta koca adam gibi görünür” bazı çocuklar, 23 nisan’da eylem falan yapıyorsa hatta koca adamdan bile öte görünür. Uğur’un sırtına giren mermilerle yüzleşememişken, elbette bu 23 nisan’da olan olaylara şaşırmak abes olacaktır -tıpkı bu zillet içinde çocuk bayramından sözetmenin toplumsal utancın daha köklü bir şekilde bastırılması anlamına geldiği gibi.

Mevzu bahis vatansa gerisi teferruattır elbette, akp ile kemalistler arasındaki demokratik fark da uçup gitmektedir böylece.

23 nisanda “nasıl neşeyle dolar insan, hangi yüzle?” sorusunu yeniden sormak gerek demek ki bundan böyle; çocukların ve çocukluğun her bakımdan tarümar edildiği değil sırf, daha da ötesinde derinlerdeki ayrımcılıklarla “siyasal suçlu” olarak cezalandırıldıkları ve “koca adam gibi” göründüklerinde de hesapsız ve sorgusuz ve dahi hukuk nezdinde sucsuz ve cezasız kalacak şekilde katledilebildikleri de  unutulmasın diye.

Evet, hangi yüzle cocuk bayramı?

Reklamlar

19 Yanıt to “mevzu bahis vatansa, gerisi teferruattır”

  1. zihni Says:

    Yalnızca bu fotoğrafta görmüyorlar bu başlığın anafikri.
    neoliberalizmin miladından önce,
    yaşadığın yerde,
    varsıllar için taşınır ve taşınmaz varlığın varsa vatandı,
    yoksullar için “bir toprak uğrunda ölen varsa vatandı”.

    küresel dönemde vatan kavramı “uğrunda ölen ve öldüren” için anlamlı(!)
    “teferruat”ların birikimi globalizmin besini olmakta. Asıl iş bunun gizini anlamakta….

  2. metin Says:

    “Evet, hangi yüzle cocuk bayramı?”

    Sevgili dostum, ortada “yüz” mü var ki “hangi” diye sorabilelim?..

  3. Elestirel Gunluk Says:

    Artik bir yerden sonra insan birakiyor resmi soylemleri, politikalari, kalibina uydurmalari, su yanindakine bakiyor, komsusuna bakiyor ne eder, ne eyler, ne dusunur bu adam, bu kadin diye. Aksamlari rahat uyuyabilirler mi diye….

    Bakin surda Ahmet Altan’in yazisinia yapilan yorumlari biriktirdim. Bakin orda nasil da insanliktan cikmis oldugunu gorun insanlarin. Politik soylemler, ideolojik analizler anlamsiz kaliyor… Adamin biri “20 lira deger biciyor kUrt cocuklarinin yasamina….

    http://polisdevleti.blogspot.com/2009/04/fasizm-turkiye.html

  4. kacakkova Says:

    zihni hocam elbette, gerisini teferruta ceviren bu zihniyet ve uygulamalari bu fotograftan önce zaten vardi, ama fotograf yine de bu zihniyetin kendini yeniden tesis ettigi “bayram” gibi bir uygulamanin kendi icinden desifre olmasini gösteriyor sanki….

    metin hocam, soruyu öyle de cevaplayarak devam edebiliriz sonra….ortada yüz mü varki….

    elestirel abi, “analiz”de zaten bakilan komsunun ne ettigini, ne düsündügünü, ne eyledigini, aksamlari rahat uyuyabiliyorsa nasil uyudugunu, uyuyamiyorsa neden uyumadigini anlamak icin…..

    listeledigin türde yorumlar girla gidiyor sagda solda…..sabah en son “eksi sözlük”te bile akil almaz coklukta bu konuyla ilgili basliklarda teferruatci zihniyetin dile geldigini görünce kisaca deginmek istedim….

    bu arada serpil’in gerisi teferruattir serisi vardi epey önceden, hatirlatayim…..

  5. madafaka Says:

    Böyle ölümler vesaireler, artık “Mardin’deki maçta sürpriz yaşanmadı.” der gibi anlatılıyor. Yüzlerin kızarması falanı filanı hikaye. Yapılanların normal olmadığı, insani olmadığı hissedilmiyor artık.

    Ayrıca PKK artık can sıkıyor, feci can sıkıyor hem de. Bir çocuğa kaza dersin, iki çocuğa kaza dersin de; bundan sonra “çocuk öldürtüp üstünden propaganda yapıyorlar.” derim ben.

  6. togliatti Says:

    yuh.

    cocuk ya da yetiskin olen, oldurulen, ezilen, varligi yok sayilan kim?
    bu halka mucadeleyi bile cok gorenlere: yuh…

  7. Elestirel Gunluk Says:

    Madafaka sana hic yakismadi bu yahu… PKK’yi elestirmek baska remi ideolojinin agziyla yapilan insanlik disi devlet terorunun sucunu PKK’ya atmak baska… Yani PKK cocuklari oldurtuyor oyle mi…

    Yani polis gunahsiz. O oldurmuyor, o dovmuyor, o dipcik atmiyor. PKK onun arkasinda dipcik attiriyor. dovdurtuyor. Oldurtuyor…

    Ulan bu ulkede umutsuz olmak icin hersey var anasini satayim…

  8. madafaka Says:

    Önce gerçekten ölen çocukları mı önemsiyoruz, yoksa çocuk üzerinden bazı yerlere laf mı atıyoruz; onu netleştirelim. Ortada artık kimsenin görmezden gelemeyeceği kadar ölü beden var.

    Polis öldürür, devlet de istediği zaman terörünü estirir. “Bak bunları yapma, bunlar kötü.” diyebilir mi kimse? Diyemez. Biz bundan dolayı karşı değil miyiz bu kavramlara? Evet.
    Eğer bir eylem yapılıyorsa, bunun tüm olasılıkları titizlikle hesaplanır. Bir hapishane direnişinde kaç kişinin ölüm orucuyla mezara gireceği çok önceden bellidir. Bir gösteri yürüyüşünde kimlerin polisten dayak yiyeceği, provokasyonun polisten mi yoksa eylemcilerden mi geleceği bellidir. Silahlı eylemlerde minimum ölü sayısı bilinir.
    Şimdi siz bana çok üst düzey örgütçüleri olan PKK’nın, senelerdir ölen çocukların öleceğini bilmediğini söylerseniz, hele ki artık sağır sultanın bile “Mardin’de bir şeyler olacak.” dediği bir zamanda söylerseniz; “bi siktirin gidin.” derim.

    Gerçek şu ki, orada hâlâ süren bir savaş var ve çocuklar ölüyorlar. Filistin’den pek bir farkı da yok. Oradaki polisler diğerleriyle kıyaslanmayacak kadar psikopat. Bunları ben şu an oturduğum yerde biliyorum, binlerce kişi de biliyor, siz de biliyorsunuz. Ama işin başındaki adamlar bilmiyorlar he mi? Bile bile çocuklarının oraya çıkmasını önlemiyorsan, ölüme gönderiyorsundur. Başka bir açıklaması varsa yapın.

  9. togliatti Says:

    Sezen Aksu’nun cocuk korosu kurma girisimiyle bizlerin yorumlarini karistirdin galiba. Benim ofkem sadece orda olenin cocuk olmasina degil, kendi halkinin ozgurlugu icin mucadele edenin kafasina vurulan dipcige, bu ulkenin yalandan demokrasisinedir, iki yuzlulugunedir. Timsah gozyaslarinadir.

    Cocuk uzerinden laf atmak dedigin ne? Bak burda iyice sacmalamissin. Ortada bir savas var, ve ben ezilen taraf her kimse onun tarafindayim. Filistinle filan da benzesmez gozardi edilemeyecek taraflari var:

    Burdaki halk gidip Istanbul’un ortasinda kendini patlatmiyor, Turkiye’yi ya da icindeki herhangi bir halki yok saymiyor, defalarca baris eli uzatiyor, esitlik temelinde onurlu bir baris, demokratik bir cumhuriyet istiyor. Cocuk, yetiskin, yasli, kadin bosuna da aci cekmis degil bu insanlar; ne yaptiklarini biliyorlar.

    Isin basindaki adamlar diyip ezbere konusuyorsun. Bir halk yillardir gozyasi dokerken, burjuva medyanin, ahvahci aydinlarin, sozde komunistlerin, sozde anarsistlerin, ama ozde zevzeklerin ikiyuzlulugunu gormezden gelip, bu ulkedeki irkciligi gormezden gelip, burdaki cocuk olumunun altinda yatan politik durumu gormezden gelip, isin basindaki adamlar dersen dustugun durum bilmeden devlet piyonu olmaktan baska sey olmaz. Ki Mahir Kaynak demisti sanirim, en tehlikeli piyon kendinin piyon oldugunu gormeyendir.

    Yoksa bana gicik gelen EG’nin dedigi gibi PKK elestirisi degil, konustugun agizin devlet agzindan hicbir farki olmamasidir.

  10. boş arsa Says:

    Adiloş Bebe/Ahmed Arif

    doğdun
    üç gün aç tuttuk
    üç gün meme vermedik sana
    adilos bebem
    hasta düşmeyesin diye
    töremiz böyle diye
    saldır şimdi memeye
    saldır da büyü

    bunlar engerekler ve çiyanlardır
    bunlar ekmegimize aşımıza
    göz koyanlardır
    tanı bunları
    tanı da büyü

    ….

  11. gülşah Says:

    ‘hukuk’ olmasa (hoş bunu uygularlarsa tabi) demek ki gücü elinde bulunduran mekanizma her şeyi yapabilecek. devlet erkini, devlet adına, devleti oluşturan insanlara bi güzel gösterecek. ben anlamıyorum hukuk kuralları altında yaşarken ona uymamak …hukukta ‘orantılılık’ ilkesi vardır. sözgelimi canı tehlikede olan bir insan bu durumu çok daha basit bir şekilde bertaraf edebilecekken ona zarar vereni öldürüyorsa suçludur. bu kötü olayda görülen bunun en dik alasıdır. yetki veriliyorsa sorumluluk da veriliyor demektir. sen sorumluluğunu yerine getirme ve devletin sana bahşettiği kıyafetler içinde önüne geleni tüm hıncını alır gibi -sanki babanı öldürmüş gibi- gebert. buna ancak bir kalbi olmayan, vur başına al ekmeğini olan insanlar EYVALLAH der.

  12. Ömer Says:

    Bu mesele hakkında “O şöyle öldürdü, bu böyle öldü” gibi cümlelerin geçtiği tartışmalar uzun yıllardır akan kanı açıklamaya yetmiyor arkadaşlar. Bizden bazı şeyleri onların istediği şekilde bilmemiz/düşünmemiz ve tepki vermemiz isteniyor. Ve bizler de tam da onların istediği şekilde davranıyoruz. Yıllardır olup biten hep aynı şey. Bozuk plak gibi her iki taraf da (taraf?) aynı şeyleri tekrar edip duruyor. İktidara yakın haber kaynaklarında meselenin nasıl verildiğini ve gelen yorumları takip ediyor musunuz bilmem ama okudukça midem bulanıyor. “O çocuk iyi ki dövüldü ya da öldürüldü yoksa büyüyünce terörist olup polislerimizi şehit edeceklerdi..Polisimizden allah razı olsun…” Sonra dönüp öteki tarafa bakıyorum. Orda da değişen bir şey yok: “Kürt halkının mücadelesi vs. vs. vs.” Bu nasıl bir mücadele ben anlam veremiyorum. Benim adıma mücadele etsin diye kimseye onay verdiğimi hatırlamıyorum ben. Bunlar, bu gözü dönmüş adamlar mı benim mücadelemi yürütecek allah aşkına? Kimden beslendikleri, tam olarak neyi hedefledikleri, amaçlarını ne olduğu bile belli değil. Adına mücadele ettiği halkı bile tanımayan, onun değerlerine saygısız, kendi çocuklarını öldüren, ölmesine neden olan bu karanlık gücü ben seçmedim. Benim mücadelemi sürdürsün diye bunu mu destekleyeceğim şimd? Bütün Kürtler adına nasıl olur da bu kadar rahat konuşulur anlamıyorum. Yıllardır kendi halkını öldürüyorsun, ölmesine sebep oluyorsun. Sonra da halk için diyorsun. Siz bunu çözebiliyor musunuz? Bir çözen var mı bunu?

    Çocuk cesetleri, kadın kolları akıyor her yanımızda. Yıllardır akan kan üzerinde dans edip duruyoruz hepimiz. Bu kara bahtlı insanları, benim halkımı bir bu taraf vuruyor, bir de öbür taraf. Kim bu taraflar? Ne için ve neden? Kimin, neyin tarafı olduğunu biliyor musunuz siz? Neyin mücadelesi bu görebiliyor musunuz? Mevcut düzen ve onun devamı, bu halkı yüzyıllardır görmezden geldi, hayvan gibi davrandı, koyun gibi davrandı. Bu coğrafyada yaşayan herkese yapıldı bu. Ama bu insanlara daha çok yapıldı baskı, işkence, zulüm.. Bu ülkede şapka takmadığı için asılan yüzlerce insan, alim olduğunu biliyor musunuz? İbadethanelerin ahır olarak kullanıldığı dönemlerden haberiniz var mı? Çıkan ayaklanmalarda insanların nasıl hunharca öldürüldüğünü hatırlayın isterseniz.. Farklı hayat tarzlarına, farklı inançlara, farklı etnik kimliğe mensup insanlara nasıl bir zulüm yapıldığını görmemiz gerekiyor. Zulüm aynı, adı aynı, şekli aynı.. Ve bu zulüm devam ediyor. Şimdi ilke ve inkılaplar, ulus devlet, dış güçler gibi bayat kavramlara gerek yok. Her sorunumuzu bu kavramlarla çözmeye çalışıyoruz bizler. Aynı kategorileştirme mantığı, benzer klişe yaklaşımlardan başka ne miras aldık, bunları mı miras olarak bırakacağız bizden sonrakilere.. Lakin bu gidişat, bu yaklaşım biçimi, bu ayrımlaşma meseleyi çözemez, aksine daha fazla körükler.

    Ortada devam edip giden bir süreç ve kan içinde yüzen bedenler ve kandan beslenen ruhlar varken kapsamlı bir çözüm üzerinde düşünmenin daha doğru bir yaklaşım olduğunu düşünüyorum. En azından kafalarımızı, gömdüğümüz kumdan çıkarmakla işe başlayabiliriz.. Daha insani bir yaklaşımın nasıl olması gerektiği üzerine düşünebiliriz.. Merhamet, eşitlik, adalet, hakkaniyet, sevgi ve saygıi emniyet, can-mal-ırz güvenliği gibi konular üzerinde daha doğru, daha kuşatıcı ve daha uzlaştırmacı yaklaşımlar bulmamız gerekiyor. Bu yaklaşım vatan, din, millet, bayrak gibi kavramlardan geçmiyor elbette. Vatan dediğiniz nedir ki? Yeryüzü geniştir ve başka yere başka hayatlar vardır. (Her ne kadar zulüm yeryüzünde padişah olsa da..) Yeryüzü insan içindir. Ve onun nefes alıp verdiği her yer vatandır. Ya da din? İster inanırsınız ister inanmazsınız? Bu mu bizi uzaklaştıracak birbirimizden? Millet, bayrak vs. ise sembolik değerleri olan kavramlar. Fakat yaptığımız bütün tartışmalar bu kavramlara refere ediyor. Bunlarla birbirimizi yiyip duruyoruz. Bunlarla cephe alıyor, bunlarla düşünüyor, bunlarla düşman oluyoruz birbirimize.. Mevcut durum zaten bu. Biz de mi aynısını yapalım? Biz de mi böyle bakalım? “Çocuğu iyi ki dövdüler, yoksa büyüyüp bizi öldürecekti” gibi bir sığlıktan bizi ayıran ne? Bizi farklı kılan ne? Bizi farklı kılan bir şeyler olmalı.. Olmak zorunda..

  13. Elestirel Gunluk Says:

    Allah askina onca Ergenokon cinayeti dahi (yani devletin isledigi ama PKK yapti dedigi katliamlar) dahi sizin bunlar kendi insaninin olduruyor yalanina inanmanizi sarsmamis oyle mi… Kariniz size bir kere yalan atsa omur boyu ona guveniniz sarsilirken goz gore gore size yalanlar atan bu devletin dedikleriyle hala nasil dunyayi yorumluyorsunuz anlamaiyorum.

    Neyse, Omer biz burada PKK’yi tartismiyoruz aslinda. Tartisdigimiz bir devletin kendi vatandaslarina saglamakla yukumlu oldugu (anayasayla babayasayla belirlenmis oldugu) asgari (azami bile degil ha) duzeyde guvenlik, esitlik, ve haklardan soz ediyoruz. Yani devletin kendi yasasini dahi cignemesinden soz ediyoruz. Devlet kendi yasalari karsisinda dahi sucludur. Bunu aklamak icin uydurulmus mazeretler, akil yurutmeler, samar oglani yaratmalar, ilgi odaklarini degitmalar vb hepsi devletin terorune canak tutmakta onun terorune onay vermektedir. Gecenlerde Obama CIA’de konusurken guzel bir sey dedi. (Obama ve Amerika degil tartisdigimiz onun icin sadece Obama’nin dediklerini devlet teorisi bakimindan aliyorum) Siz iskence yapamazsiniz, siz bu ulkenin temeli olan ilkeleri cigneyemez, lekeleyemezsiniz dedi. Bu nedenle isiniz zor. Benim de isim zor. Cunku bizi baglayan yasalar var. Biz bu yaslar cercevesinde ideallerimizi gerceklestirir guvenligimizi korursak o zaman gercek baris ve guvenligi yakalriz dedi. Yani mesele karsidakinin yaptiklari ya da yapacaklarini mazaret sayip kendi insanini terorize edip etmemektir. O cocugun PKK tarafindan ana karninda dahi egitilmis oldugunu varsay. Devlet olarak senin gorevin onu daha iyi bir vatandas olabilecek kosullari yaratip karsiyi oylece alt etmektir. Sen de yilanin basi kucukkken ezilirle hareket edersen asla barisi goremezsin. Yahu once ben devlet olarak ne yapiyorum ki cocuklari dahi kendime dusman ediyorum sorusunu sormasi gerekir.

    Bir de sunu unutmamali; teror altinda buyuyen her cocuk potensiyel bir gerilladir, militandir, intihar komandosudur. Bunun icin PKK’nin ya da baska bir gurubun cocuk egitim kampi yaratmasina hic mi hic gerek yoktur. Sen insanlarin yasam kosullarini duzelt bak bakalim kim kac kisiyi daga cikarabiliyor…

    Yani kapsamlı bir çözüm dedigin sey o denli de karmasik ve zor degil. Vallahi degil. Devlet devlet olma kosulunun ilk kosullarini yerine getirsin yeter…

  14. Ömer Says:

    Haklısın kardeşim… Fakat dünya dediğin bu şeyi senin sözünü ettiğin gibi değil, kendi bildiğim/gördüğüm/inandığım şekilde yorumlamaya gayret ediyorum. Ki bunda çok hatalarım da vardır, olmuştur, olmaya da devam ediyordur… Sadece bunu söylemek isterim..

  15. Elestirel Gunluk Says:

    Omer iste oyle olmadigi icin biz ezilenin yaninda durmaliyiz. Taaki ezen insandisiligini gorup utanana kadar. Ezdigi surece asla ve asla hic bir kosulda ezeni hakli bulmayarak..Ya da biz ezenin kurdugu sistemi onun basina yikana kadar…

  16. hacı gay Says:

    ‘bi çocuğa bu yapılır mı şerefsizler’ çok haklı bir cümle
    lakin…
    ‘bi çocuğa bu yapılır mı’ derken PKK ile mücadele edilmemeli şirinliğine ulaşmıyorsak…

  17. orlando Says:

    “ama”sız, “fakat”sız, “lakin”siz bir çocuğa bu yapılır mı şerefsizler…

  18. Bulent Murtezaoglu Says:

    Bunlarin hepsi iyi de, bunun AKP veya Kemalist denen insanlarla degil hepimizle alakasi olabilir. Belki sehirli ve biraz murekkep yalamislar haric X mahallesinin cocugu zaten o mahalleyle arasinda problem olan Y mahallesinin eli sopali buyugunu taslasin, o taslanan da gidip yakaladigi cocugu oyle dover bence. Bizim becerip devlete yaptirtamadigimiz sey, uniforma giydirdigi ve eline ucundan olsa devlet otoritesi verilmis insanlarin sinirden gozu donmus bilmemne amcadan farkli davranmasini saglamasi. “Hain” kabul etmek dayagi kolaylastiriyor da olabilir mesrulastiriyor da ama bunlari tahlil ederken bu insanlar uniforma giyince boyle oldular diye dusunmek pek dogru degil gelmedi bana. (Bunu gecmiste devlet eliyle yapilan ama ahalinin de ‘oh olsun’, ‘tabii yapacak’ veya ‘ne var ki bunda?’ dedigi bir suru ise baglamak mumkun olabilir. ‘Demesi saglandi’ diyecekler bence bir daha dusunsunler yoktan mi var edildi o tavir diye. Halkin bagrindan kopan emniyet kuvvetleri filan laflari yalan degil o kadar.)

    Iktidar, guc yapilari, bunlara isabet eden etiketlerden bahis hos da, kazayla camina top gelen esnafin topu kesip almaya gelen cocugu patakladigi bir memlekette buyumus (hatta o dayaklari yemis) insanlar olarak kolay teshisleri atliyor olabilir miyiz? Belki Kemalizm veya AKP boyle oldugu icin olmuyor bunlar, biz boyle oldugumuz icin Kemalizm veya AKP boyle.

  19. kacakkova Says:

    kayip dervis usta,
    sikintilarina ve dile getirdigin sorularda katildigim noktalar var, bunlar “kimlik siyaseti” denilen meselenin acmazlariyla ilgili bir bakima…..fakat bu acmazlar ve ürettigi sorunlar, kimlik siyasetinin ortaya cikardigi meselenin gercekligini ortadan kaldirmiyor….kimlik su ya da bu kilikta ortaya cikabilir, bir dolu kötülügün uygulayicisi ve kendi kötülüklerinin gizleyicisi olabilir, ulasilacak cözümün ne kadar cözüm oldugu da tartismalidir ayrica, fakat meselenin bilinen ve belirli bir tarzda cözümü, inkar ve imha zihniyetinin disinda bir yol bulmaktan geciyor….gelinen noktada kürt cocuklarin kafalari patlatildigina göre, ayni zihniyetin hüküm sürdügü malum….tas atan cocuklara akil vermek yerine bu zihniyetin cözüstürülmesi gerekiyor….

    bülent bey,
    isin hepimizi alakadar eden kisminda haklisiniz, “caanim halkim ne eylerse güzel eyler” diyenlerden degilim….öyle basa böyle tarak denk geliyordur….fakat yine de “halk” ile “devlet” arasindaki kosutlugun zorunlu olmadigini kabul etmek gerek….o cocuk allah bilir top oynamaya kactiginda babasindan da bir araba sopa yiyordur evde….fakat yine de devlet babasindan yedigi dipcigin davasi baska bir zeminde görülebilir ancak….akp ile kemalizme ilistigim nokta burasidir….cünkü bu türden olaylar akplilerle kemalistler arasindaki “demokrasi mücadelesi”nin kimi esasa iliskin noktalarda “kayikci kavgasi”na dönüyor olmasi sebebiyle dikkate deger bence….

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s


%d blogcu bunu beğendi: