aşk yağmuru

by
askyagmuru11

"genç kızların ahlakını bozan heykel"

Reklamlar

41 Yanıt to “aşk yağmuru”

  1. Mehmet Hayri Zan Says:

    Hakikatimiz budur işte, sevişiyor diye heykelleri yasaklar, muhtar seçilmek için adam öldürürüz.

  2. Göknur Says:

    Özrü kabahatinden büyük derler ya, aynen öyle hissettirdi bu haber … Radikalin haberine göre, yapılan yorumlarda Kemer’de yaşıyan bir rus, şöyle diyor: ”Bu heykel türk kültürünü yansıtmıyor ve bu kültürü yansıtan bir heykel olmalı”… Nasıl yani? Türkler, kadın erkek sevişmez mi? Sevişmek, türk kültüründe yokmu? Yada türk kültüründeki sevişmeleri mi anlatmalı? Peki o zaman, firijitçe uzansın bir kadın ve adam, yaptıklarından utanarak, birbirlerine dokunmağa çalışsınlar, kadın inlemelerini gizlesin firijitliğe mahkume edilsin ve iğrensinler sevişmelerinden bu daha mı çok, türk kültürünü yansıtır, yada bir keçi, eşşek veya köpekle bir adam sevişsin, pardon sevişmede bile bir duygusallık var ne diyelim, becersin bir eşşeği, onu mu koyalım… Bu, türk kültürünü daha mı çok yansıtır… Diyarbakır’daki sexshoplarda çok revaştaymış şişme bebek yerine şişme keçiler… Tabii ben, işin haz boyutunu sorgulamıyorum ancak nasıl bir söylem havada yakalanan bir orgazmı yadsır, yasaklar, lanetler?… Hepimiz bu heykeli kaldırtanların, lise yıllarında yorgan altlarında neler yaptıklarını bilmekteyiz… Bu, gece travestilerle olup, sabah onları joplamak gibi bir durum olsa gerek… Ancak ve ancak hastalıklı, eksik bireylerin zihniyetlerinin icraatıdır… Kitlenir bedenlerimiz, değdiğinde birbirimize yasağızdır her nedense… Bertol Brecht’in, ”Burjuva Ahlakı” şirinde söyle gibi ”Sevdiği kız temiz kalsın diye /Gitti bir oruspu buldu erkek/Sevişmeyi ondan öğrendi…” Bir arkadaşım ”türk kızlarının sevişmediğini, yabancı sevgililerim olunca anladım” demişti, Kuzenim Pariste’yken sormuşlar: ”Siz türk kadınları çok sabırlısnız”, nasıl ya demiş, ”evlenene kadar bekliyorsunuz ya”! İşte sabrımızdan dolayı olsa gerek vajinaların içine sıkışan, parfüm şişelerini ancak ameliyatlarla çıkarabilmekteyiz… Tabii bütün bu söylediklerim genellemeler üzerine…

    Kadın ve erkek ciddi baskılarla yetiştirilmektedir, her alanda bu baskılar varken, bunun en yoğun manüpüle edidiği boyut cinselliktir… Ünivesiteyden bir çalışmağa katılmıştım, sosyoloji bölümünden bir hocanın belli kategorilere ayırdığı gruplarla, modernizm sorgusu üzerine bir çalışma, ama merkezinde cinsellik vardı…. Bellirlenen sosyal gruplardan, kadınlara, belli sohbet eşliğinde sorular soruluyordu… Bende katılımcılardan biriydim, ilk soru şeydi ”bekaret önemlimi sizin için?”, tabiki değil, cevabını ”ama bakireyim yanlış anlaşılmasın” takip ediyordu… Yani kadında, bunu bir sembol olarak saklıyor taşıyor ve bir ritüel olarak ilk gecede sunuyordu… Çalışma, modern hayat pratiklerinin üniversite gibi bir ortamda, gelenekseli ne kadar barındırdığı üzerine bir sorguydu ki bekaret için, ”tabiiki önemli değil” diyen kesim çok azdı ve onlar dahi ben bakireyim bunu taşıyorum, kirlenmemişim diyordu, içten içe bu yapıyı koruyup destekliyordu bir anlamda… Bu üniversite ortamında böyleyken taşrada çok dahi vahimdi… Ve eğer, politika kendi tercihlerini ortaya koymaksa sanırım bizler cinsel politika alanında tanımsızız… Bu alan sorgulanmış dahi değil ki bu yüzdendir heykeller tedahülden kaldırılır, şairler hapsedilir, şiirler yasaklanır, sevişmeler lanetlenir… Bu tartışmalarda aklıma hep nedense Can Dündar’ın ”İffet Teyzesi” gelir…

    …Kavgadan ürkmüyorsun ama sevgiden ödün kopuyor. Şiddeti kutsuyor, öpüşmeyi lanetliyorsun.
    Sen hiç öpüşmedin ki…
    Öyle yaptığından iğrenerek, tutkunu, ağzında bir salya gibi gizleyerek değil, içindeki yangını bir volkana dönüştürerek öpüşmenin hazzını tatmadın ki hiç…

    …Devletle elele verip barikatlar ördün sevdalıların arasına… Tabuların çarmığına gerdin çocuklarımızı… Sevişmelerimizi çaldın.
    Kafamıza taktığın bekaret kemerlerin, ilk gecelerimizi cehenneme çevirdi. Sen kızlık zarlarına tapındıkça daha bir kilitlendi vücutlarımız, “kirlendiğimizi” sandık, en arındığımız dakikalarda…
    Aşk, hep bir ızdırabın adı oldu o yüzden… Seviş­mek günahtı.
    Sen hiç sevişmedin ki…

  3. boş arsa Says:

    Heykelleri söken zihniyet açıklama yapar: “Halkımız beğenmiyordu. Turistler de…”

    Kötü, yanlış, ahlaksız bir şey yapan daima açıklama yapar…

    Çünkü kararsızdır, bocalar…

  4. zeynep Says:

    Çok güzel bir balkon. İnsanda kahvaltı yapmak isteği uyandırıyor…

  5. Elestirel Gunluk Says:

    Goknur guzel yazmissin. Eline diline saglik… Ha icini de iyi dokmussun sanki 🙂

  6. Elestirel Gunluk Says:

    Kiz Zeynep ben de heykelde balkon arayip duruyorum 🙂 Tobe ! Tobe!

  7. zeynep Says:

    🙂

    Tamam Sevgili Eleştirel konuya döneyim. Şimdi, neden sadece genç kızların ahlakı bozuluyormuş ki. Yani diğer insan türleri zaten ahlaksızmış da, korumaya gerek kalmamışmış, ondan di mi? Ben bunu anladım.

  8. madafaka Says:

    erkek adamın ahlakı bir pipiyle bozulur mu lan?!
    tabii genç kızlarınki bozulacak.

  9. Elestirel Gunluk Says:

    Valla ahlak bacak arsindaki seylerin birbirine degisiyle olculdukce ve kadininki erkeginkini voooooop diye icine alip iligine kadar cekmek yerine erkeginkinin kadininkine gacirt diye girmesi diye algilandigi surece erkekler kadinlari sadece kendileri duzsun diye koruma altina alacaklar.

    Bu baglamda da erkegin cok sevgili kic deliginden duzulmedigi surece bozulacak bir seyi yoktur.

    Yani sekilde de goruldugu gibi olabildigince karmasik ve sofistike olan bir sosyo-biolojik bir olgunun ilkel -sadece gorunguselle (phenomena) ilgili algilanmasi ile ilgilidir. Yani mesele sadece “cok delikli olmak” ya da “cok delikli olmamak” sorunsali uzerinde cozumlenmesinin sonucudur. (Abi ben entel mi oldum ne? Bunlar adami her sey yapar valla ). Anam hep derdi “Ogul kadin eksiktir!” Bir gun sormustum niye eksiktir diye “Ne bilem ogul. Eksik diler” derdi. Bir gun soruyu dogru sordum “Anam kadinin neresi eksiktir? Siki mi eksik?” Nasil da yuzu kizarmisti zavalli anamin. Ah anam be dedim Sik dedigin 5-10 santim bisey oysa ki kadinin memeleri daha buyuk, saclari daha cok. Kadin degil erkektir eksik olan…

    Utancindan bi sey diyememisiti benim guzel anam.

  10. boş arsa Says:

    Onlar babamın sardunyaları…

  11. zeynep Says:

    Bi şarkı vardı Cüneyt, aklıma getirdin. “Uyanır toprakta sardunya
    ,tutmasa düşecek dünya” gibi bir şeylerdi, sözleri…

  12. Göknur Says:

    Teşekkürler sevgili Eleştirel Günlük…
    Evet biraz öyle oldu sanırım… Ve rahatsız oldum açıkçası… Bundan bir kaç sene öncede bu müstehcenlik tartışılıyordu, hatta Amerika’da Michelongelo’nun Davut heykeli kopyası yapılmış ama apartaman sakinleri böyle olmuyacağını bunun ahlaki açıdan ‘uygunsuz’ olduğunu söyleyip mayo giydirmişlerdi! Düşünsenize Rönesans’taki hoşgörüye, ve özgürlüğe sahip değiliz bu basit bir şeymiş gibi gelebilir ancak değil… Tüm bu yasaklar sınırlandırmalar gittiğimiz yönü belirliyor… Belirtmek istedim ama biraz abartmışım, çok uzun olmuş:)

  13. Elestirel Gunluk Says:

    Goknur estagfurullah az bile soylemissin. Hakkediyorlar ne dersen hakkediyorlar…

  14. boş arsa Says:

    Plehanov anlatıyordu: Artistik imajlar sosyal durumun yansımalarıdır diyerek Madonna heykellerinin antik Yunan’da çıplak ortaçağ’da giyinik, rönesansta tekrar çıplak olduğunu ve bunun sosyal, siyasal, ekonomik yapıyla ilişkisini kuruyordu.

    Foucault’da cinselliğin tarihinde Elizabeth dönemi ile Victoria dönemi arasındaki -cinsel özgürlük bakımdan- farka dikkat çekiyordu.

    Yani bu konularda, yukardaki örnekler açısından bakılırsa -Göknur’unki de dahil- Avrupalı bile sayılabiliriz :-)))

  15. zihni Says:

    Bir denklem kuralım:bektaşinin ilgili fıkrasından yararlanarak:
    a-namaz islam dininin direği
    b-abdest namazın direği
    o kadar çürükmüş ki bu direk,
    bir bağırsak gazı abdesti bozabilirmiş.

    Böyle bir dinin ahlakının da bir kuru aşk heykelinden bozulması normaldir.
    Ahlakın makbulü, herşeye rağmen bozulamayanıdır.

  16. Göknur Says:

    Sevgili Boş Arsa, lütfen ukelalık olarak algılamayın ama ”Madonna”, ”Meryem Ana”, yani ”İsa’nın Annesi” olarak kullanılır ikonografide…
    Plehanov’un tam olarak açıkladığı şey bu mu? Zira öyleyse Antik Yunan’da olma ihtimali imkansız? Belkide öncülleri olan tanrıça heykelerinden mi bahsedilmektedir…

    Söylediğinizi pek anlıyamadım… Sosyal ekenomik ve siyasal yapımızın çok mu üstünde yorumlarda bulunduk? Yada yorumlarımız, toplumumuzun çok mu üstünde… Bu bile sizce, örtük bir müstehcenlik değilmidir?
    Sevgiler…

  17. boş arsa Says:

    Sevgili Göknur’un vesilesiyle herkesten özür diliyorum…

    Sosyal Yayınları/ 1987 basımı/ Plehanov/Sanat ve Toplumsal Hayat adlı kitaba döndüm ve Plehanov’un Venüs Heykelleriyle Madonna Heykellerini kendi içlerinde döenemlere ayırıp kıyaslamış olduğunu gördüm…

  18. boş arsa Says:

    Ben de ” sosyal, ekonomik, siyasal yapımızın çok üstünde yorumlarda mı bulunduk?..
    Bu bile sizce, örtük müstehcenlik değil midir?..” Sorularını anlayamadım…

    Belki de sosyal, ekonomik, siyasal yapım anlamaya elverişli değil…

  19. fil-ozof Says:

    gerçekten zihni beyin çıkarımı çok ilginç olmuş.
    gazla yıkılan bir din var ortada gibi oluyor. :)))
    yalnız vicdani konuşmak gerekiyor.
    1-namaz,islamda farzdır.namaz kılmamak günahtır.namaz kılmayan mümindir ama dini bütün bir müslüman değildir.
    kısaca namaz kılmamak kişiyi islam dışına itmez ama sevilmeyen bir durumdur.
    yani şunu diyorum,namaz kılmayanın inancı değil,disiplinsizliği sorgulanmaktadır.
    2-abdest ,bağlayıcılığı sert olan yönleri barındırsa da kolaylık açısından yadsınamayacak opsiyonlara da sahiptir.kumla,toprakla bile abdest alınabilir.
    yani islam,abdesti şartları kesin belirlenmiş bir şey olarak dikte etmez.kolaylık arayanlara çıkış yolları mevcuttur ve pratik olarak da zaten kullanılmaktadır.(mest vs gibi…)
    3-ahlakın temel esasları toplumsal yaşamın ihtiyaçlarından kaynaklanmamaktadır.
    evlilik dışı ilişkiyi ‘zina’ olarak niteleyen kültürler olduğu gibi,evlilik öncesi ilişkiye girmemiş kadınları için adam kiralayan kültürler de bulunmaktadır.(bir kısım afrika kabileleri).medeniyetler kurabilmiş kültürler cinselliği ahlakla tanımlayıp meşrulaştırmış toplumlardan çıkmıştır.Modern medeniyetin kurucusu olan avrupalılar dahi bir 50 yıl öncesine kadar muhafazakar bir toplumdur.evlilik ve aile kurumu olmayan veya dinlerin ifade ettiği kadar sağlam olmayan hiçbir topluluk medeniyet üretememiştir.tek bir örneği yoktur.
    şu ultramodern zamanlarda bile,bir kadın evlilik öncesi cinsel ilişkiye girmekte bir beis görmese bile,çıktığı erkek arkadaşını aldatırsa ‘kaşar’,’ayak’ damgasını yemekte ve serbest cinsellik temalı o topluluklarda dahi dışlanmaktadır.

    4-ateist,reformist ve devrimci bütün avrupa filozofları dindar aile çocuklarıdır.
    pekçoğu muhafazakar musevi ailelerde büyümüştür.darwin,fromm,spinoza,freud gibi.hristiyan muhafazakar aile mensupları da az değildir.kant gibi.
    kısaca avrupanın modern kültürünü oluşturan büyüklerin büyük çoğunluğu dindar muhitlerde yetişmiş insanlardır.dinsel baskıyı birebir solumuş olmaları
    en önemli sebep olsa da ,katolik kolejlerinde aldıkları ciddi disiplin de büyük adam olmalarında çok önemlidir.geleneksel kültür açısından gevşek adamlardan genelde birşey olmamaktadır.dinsizliğin en sağlam savunucuları bile dindar muhit disiplinini almış adamlardan çıkmaktadır.niçe gibi çok marjinal tipler bile inancı değil kiliseyi eleştirmektedir.
    şekilci ahlak tabiki sahte birşeydir.
    şekilciliği aşmayan ahlak anlayışı bizzat islam dini tarafından kınanmakta ve
    ‘riya=gösteriş’ adıyla şirk sayılmaktadır.
    riyakar ama şeklen ibadetli bir adam yerine riyasız namazsız bir adam islamca yeğdir.dinin esası da zaten ‘ihlas=samimiyet’tir.
    kalplere işlemiş ahlak anlayışıyla donanımlı bireyler yetiştirebilmek umuduyla…

  20. Göknur Says:

    Söylemeğe çalıştığım şey, aslında bu yorumları avrupai bularak, biraz haksızlık mı ettniz acaba? Yani toplumsal ekonomik durumumuz altlarda dahi olsa söylenmeli ki değişsin bazı şeyler diye düşünmekteyim:)…

  21. zihni Says:

    Sn. fil-ozof,
    İlginiz için sağolunuz…
    Evet, dediğiniz namaz ve abdest örneğinde öz ve biçim ayrımını yapmışsınız.
    1-“Namaz kılanın disiplini” Hüseyin Üzmez olayına nasıl bakıyor ahlak açısından?
    2- toprakta sinek dahil, hangi canlı atıkların enfeksiyonu ölçülemediği halde, toprak ile abdest (teyemmüm) ile, bağırsak gazının vücudu usulca terk etmesi insan ibadet ve ahlakında hangi değeri temsil etmeli? (hangisi olumlu-olumsuz)
    3-ahlakın temel yasası:
    Normalde gen tek başına iken bencil, organizmaya dönüştükten sonra organizmaların görev dayanışmasıyla ihtiyaç haline gelerek, beyne ulaştırılan komutlar bütünü olduğunu düşünüyorum. Yani maddi nedenden başlar ve manevi hal alır.
    ahlakçılıkta keskin çizgiler (birlikte) yaşamanın nüvesini riske sokacağı kesindir.
    Kimin ahlak sınırları kiminkini ihlal eder?
    En iyi ahlak, ortalama ahlak, kime göre ahlak, hangi ahlak……?
    Söz konusu “aşk yağmuru”na nefretle bakan bir kültürün kökeni artık sorgulanabilmeli 21. yy.da. buradaki tükürüklü örnek de “aşk yağmuru” kaderinden farklı değil. Bu ahlakın kökeninde, 9 yaşındaki kız çocuklarla evlenme hakkının(!) doğurduğu sonuç ile bu heykellerin ahlak üzerindeki etkileri tokuşmaz mı?
    4- “ateist,reformist ve devrimci bütün avrupa filozofları dindar aile çocuklarıdır”. Bu çıkarım zorlama gibi geldi bana. “Dine rağmen mi, din ile mi?”…
    ZİZEK’İN “Paralaks” için önsözünden

    Bana sık sık soruyorlar: kitaplarınızda nasıl bir etik savunuyorsunuz? Bütün hepsinde ortak olan bir etik tutum var mı?
    İşte yanıtım: evet, var, ahlaktan yoksun bir etik savunuyorum – ama Nietzsche’nin bizi kendimize sadık kalmaya, iyinin ve kötünün ötesindeki seçilmiş yolumuzda ısrar etmeye çağıran ahlaksız etiği değil.
    Ahlak, benim diğer insanlarla olan ilişkilerimin simetrisiyle ilgilidir; onun sıfır seviye kuralı “benim sana yapmamı istemediğin şeyi bana yapma”dır; etikse, tersine, benim kendimle tutarlılığımla, kendi arzuma bağlılığımla ilgilenir.
    Fakat, etikle ahlakı ayırmak için tümüyle farklı bir yol daha var:
    Friedrich Schiller’in naifle duygusal karşıtlığı çizgisinde bir yol. Ahlak “duygusaldır,” ötekilerini (sadece), ötekilerinin gözüyle kendime baktığımda, iyi olan kendimi sevmem anlamında içerir; etikse, tersine, naiftir – yapmam gereken şeyi yapılması gerektiği için yaparım, iyiliğim yüzünden değil. Bu naiflik düşünümselliği dışlamaz – hatta ona, insanın yaptığı şeye karşı soğuk, katı bir mesafesi olmasına izin verir.

  22. fil-ozof Says:

    zihni bey,

    cidden daha içerikli bir yorum beklerdim sizden.
    sapıklıkta dediğiniz şahısla benzeşen çok adam var.
    mesela mao.
    bilmem kaç çocuk götürmüş.13-14 lük bakire yetiştirememişler bu halk sever pardon yeniyetme sever büyük dava adamına…
    şimdi noluyor böyle olunca ?
    sizin mantığınızla tüm kominist eğilimlileri pedofil mi ilan edecem şimdi?
    sizin yaptığınızı ben yapmıycam.
    kişi sapıksa sapıktır.
    ideolojisi,dinsel kisvesi ne olursa olsun.
    bu bir…

  23. fil-ozof Says:

    ibadet olayına gelelim…
    ilginçtir islamın emrettiği ibadetler öyle doğallıktan uzak,sağlıksız şeyler değildir.
    günde 5 defa temizlenmenin kimseye bir zararı olmayacağı çok aşikardır.
    veya günlük 5 parçalı bir egzersiz programının kondisyon tutmada bir yöntem olduğu nettir.
    sağlığı elvermeyene zaten farz olmayan oruç ibadetinin sağlıklı insanda tatminsizlik duygusunu giderdiği ve obezite açısından alternatif bir diet programı olduğu da aşikardır.
    hristiyanlığı vs bilmem ama islamiyetin insanlara içinden çıkamayacakları,yükünü kaldıramayacakları sorumluluklar vermediği görülmektedir.
    hastaysan tüm ibadetler senden düşer ve sağlığın düzeldiğinde eski sorumlulukları yerine getirirsin.
    eğer kronik bir rahatsızlığın varsa- mesela kişi diabet hastasıysa -ibadet o kişinin sorumluluğundan tamamen çıkar.(oruç)
    bunlar ibadetlerin bireysel getirileri.
    diyelim zengin bir adamsın.
    iyi kazanıyorsun.
    öyleyse kazandığından 40 da birini başkaları için harcamalısın diyen bir din var ortada.
    düşünsene 40 milyon dolar para kazanan birisi 1 milyon doları başkaları için harcayacak.
    aşırı yemek haramdır.haramı-helali önemseyen bir adam bakalım obez olabilir mi görelim ?
    islamın emirlerinin insanın doğal dünyasıyla uzlaştığı ortada.
    yalnız dinin bakış açısı mesela namazın bir ibadet olarak yapılmasını emreder.iyi bir spor olduğu için yapan insan sadece spor yapmıştır.ibadet yapmamış olur.
    kısaca ibadetler mantıksız ve faydasız değildir.
    bilakis çok faydalıdır.

  24. fil-ozof Says:

    ateist,reformist fikir adamları genelde dindar aile çocuklarıdır demişim ya acaba abarttım mı diye düşündüm.
    will durantın felsefe kılavuzunu şöyle bir karıştırdım.
    gerçekten pekçok filozof ya haham bir ailenin oğlu.spinoza gibi
    ya bizzat kendisi dindar. kant gibi
    papaz yetiştiren bir ailenin çocukları vs vs …
    karıştırın bir bakın herhangi bir felsefe tarihi kitabına.
    din adamı sınıfından olan ailelerin çocuklarının büyük kısmı dinsel ortam disiplinini almış tipler.
    dinin bu insanları böyle büyük adamlar yaptığını iddia etmiyorum.
    ben din ortamındaki disiplinin bu kişilerin başarılarının temeli olduğunu iddia ediyorum.
    karşı konulmaz derecede sağlam bir teori diyemiycem iddiama ama ortalama bir felsefe kitabı dahi bu intibayı vermektedir.
    dinsel ortam terbiyesi kişileri daha iradeli ve başarılı kılmaktadır.

  25. fil-ozof Says:

    önemli bir örnek vardı aklımda.
    onu da yazmadan geçemiycem
    biliyorsunuz dünyadaki en etkili,en zengin ve en kültürlü millet yahudilerdir.
    bankacılık,finans,bilim,ticaret,eğitim,medya…
    pekçok alanda yetişmiş insan gücü en fazla olan millet olduklarına şüphe yoktur.
    amerikada ortalama bir yahudinin nasıl yetiştiğini anlatan bir belgesel izlemiştim.
    amerikada toplu olarak yaşadıkları bazı bölgeler var.
    o kadar tutucu bir hayat tarzları var ki.
    mesela adamın birisi diyor ki cinselliği erken öğrenmesinler diye çocukları 12-13 yaşından önce televizyonla tanıştırmıyoruz.
    çocuklar geleneksel kıyafetler içindeler.
    cüppe gibi bişiy giyiyorlar.
    kafalarında takke gibi bişiy var sanırım adı kipa.
    birçok liseleri var.
    hemen hepsi ya kız lisesi ya da erkek lisesi.
    erkek-kız karışık olan eğitime karşılar.
    5-6 yaşındaki çocuklara arapçadan daha zor olan ibraniceyi öğretiyorlar.
    kısaca modern dünyanın tüm nimetlerine kapalı yetişen bir toplum var ortada.
    modern bakış açısına göre,cinselliği baskılanmış,içe dönük ve baskıcı bir ortamda yetişmiş bu bireylerin ‘sağlıksız’,’sakat’ bireyler olması gerekirken,bu terbiyeyi almış insanlardan her biri ya ünlü bir yazar,ya ünlü bir stratejist ya ünlü bir işadamı ama en azından ortalama bir amerikanın çok çok üstünde tipler.
    modern dünyanın ‘tatminsiz’,’baskılı’ yetişmş dediği bu halk onları yönetiyor.
    buna ne demeli…
    zencilerde de cinsellik had safhada ve kimisi mafya lideri,kimisi çete mensubu vs vs…zencilerden bile başarılı tiplere bakın.ya bir katolik okulunu bitirmiştir ya da bir öyle birşeyi.

  26. fil-ozof Says:

    sonuç olarak ne demeye çalıştığımı birkaç madde de özetleyim:

    1)baskıcı denilen dinsel ortamlar -her türlü eleştiriyi haklı görmeme rağmen- disiplinli ve başarılı insanlar yetiştirmektedir.amerikadaki yahudiler,tarihsel olarak da pekçok filozofun ailesi olan dindar muhitler

    2-cinsellikle erken tanışan gençler kafalarını bir daha toparlayamamaktadır.

    3-islamiyetin emrettiği ibadetler sanki bir ‘sağlıklı yaşam koşusu’ gibidir.
    5 defa temizlenen,5 defa egzersiz yapan,yılda bir ay diete giren bir toplum amaçlanmıştır islamda.Ramazanı bir yemek şölenine çeviren etken ise milli alışkanlıklarımızdır.

    4-pekçok din,cinselliği tamamen günah sayma çizgisinde olmasına rağmen,meşru olmak kaydıyla cinsellik islamiyette bir problem teşkil etmez.
    sevişmemeyi bir erdem saymaz.ruhban türü içe kapanık bir mantık yoktur.

    vicdanlı konuşmak gerek.
    dünyada sosyalizm çökmüş görünüyor.
    ama aslında çöken sosyalizm adı altında kurulmuş diktatörlüklerin çökmesi gerçeğidir.başarısızlıkları sosyalizme bağlamamak gerek.
    aynen bunun gibi dinsel çevrelerden kaynaklanan sorunları dine bağlamak akıllıca değildir.
    bir hüseyin üzmez olayını dinin teorisine dayamak en azından vicdansız ve subjektif bir girişimdir.

  27. parricide Says:

    “Cinsellikle erken tanışan gençler kafalarını bir daha toparlayamamaktadır.”

    Sizin kafanızın da pek derli toplu olmadığından yola çıkarak neredeyse üstteki önermenizi kabul edeceğim ama o kadar da değil!… ‘Cinsellikle erken tanışan genç’ tanımlaması kronolojik olarak yanlıştır. Çünkü gençlerden önce çocuklar ve hatta bebekler cinsellikle tanışırlar. Infantil mastürbasyonunu duydunuz mu? Bebeğin haz kaynakları hakkında bir fikriniz var mı? Fetişizmin oluşum sürecinin hangi yıllara dayandığını biliyor musunuz? Anal büyüklenmeci tutumun sfinkter kasıyla bağlantısı nedir?

    Size bir alıntı:

    Gençliğin işlevi, her çağda, uygarlığın bir sonraki adımını temsil etmektedir. Analar babalar, her çağda, gençliği kendi eğitsel düzeylerinde tutmaya çalışırlar. Burada ana babaların gerekçeleri akıldışıdır: Bir zamanlar kendileri de analarının babalarının sözünü dinlemişlerdir, oysa gençler, onlara gerçekleştiremedikleri şeyleri anımsattıkları zaman sinirlenirler. Demek ki gencin baba ocağına başkaldırması, erginlik çağının nevroz belirtisi değildir. Tam tersine, erginin ilerde yerine getireceği toplumsal işleve hazırlanmasıdır. Gençlik, kendi ilerleme yeteneği için kavga vermelidir…

    W.Reich

  28. orlando Says:

    “aslında çöken sosyalizm adı altında kurulmuş diktatörlüklerin çökmesi gerçeğidir.başarısızlıkları sosyalizme bağlamamak gerek.
    aynen bunun gibi dinsel çevrelerden kaynaklanan sorunları dine bağlamak akıllıca değildir.”

    Bir düşünceyi ya da inancı adına gerçekleştirilen uygulamalarla eşitlememek gerektiğine hak veriyorum, ancak bu söylendiği haliyle değil. Yani ne sosyalizmi kendi adına gerşekleştirilen diktatörlüklerden ve başarısızlıktan, ne de dini (dinleri) adına konuşan dinsel çevrelerin zihniyet dünyasından ve uygulamalarından kesin bir şekilde ayırabiliriz. Her inanç kendi siyasal uygulamalarından sorumlu tutulmalıdır.

  29. madafaka Says:

    kaçakkova akıllı olsun

  30. zihni Says:

    Sn. fil-ozof,
    1. İletiye:
    “cidden daha içerikli bir yorum”dan kastınız nedir, doğrusu anlayamadım.
    Mao’nun sapıklığına ait bilgiye ilk kez sizin bu yazınızda rastlıyorum. Doğruluğu nedir, araştırmaya değer. Ahlak yerine etik değerleri referans aldığımı belirtmiştim yukarıda. Bu yüzden herhangibirinin sapıklığı beni bağlamaz. Öyleyse ilkelerden, yazılı kaynaklardan söz edebiliriz.
    Siz 9 yaşındaki kız çocuklarla evlenme hakkını veren ahlakın kökenini bilmezden geliyorsunuz sanırım. Hz. Aişenin 6 yaşında evlendirildiğini çeşitli manevralarla, siyasal rekabet uğruna, 14 yaşa çıkarmaya çalışanlar da var. İşine gelince Buhari ‘nin rivayetleri “inanılır (sahih) hadis” sayılıyor da, modern hukukla rekabet yüzünden 6 yaşında evlendirilme olayı çürütülmeye çalışılıyor bazılarınca.
    “sizin mantığınızla tüm kominist eğilimlileri pedofil mi ilan edecem şimdi?” diyorsunuz.
    Benim mantığımın neresinde “pedofil övücülüğü” buldunuz?
    Her türlü sapıklığa karşı olduğunuzu yazıyorsunuz da,
    Hz. Aişe’nin evlendirilme yaşının sapıklık olduğunu kabul edip etmediğinizi merak ediyorum?
    2.iletiye:
    İbadet olayı,
    Dediğiniz gibi islamın günde 5 kez temizlik ve aerobik (sizin deyişinizle kondisyon tutma) işlevi, kendi çağında, ilgili coğrafya ve o toplum kültürünün gerek duyduğu zorunluluk için bir devrimdir.
    Namaz hareketini n “Obezite savar” lığı, yoksullar ve emekçiler için pek bir anlamı olmasa gerek. Bu ayrı bir konu elbette.
    “islamiyetin insanlara içinden çıkamayacakları,yükünü kaldıramayacakları sorumluluklar vermediği görülmektedir.” Diyorsunuz,
    Bu düşüncenize katılmak çok zor. Eğer dediğiniz kadar kolay olsaydı, insan doğası, özellikle toplumun en aydın kesimi öncelikle koşardı bu dine. Dinlerin (özellikle doğdukları çağdaki şekliyle) insan doğasına yükledikleri yük kaldırılır gibi değil. Ancak, bilimin felsefenin ve bunlara bağlı özgürlüklerin gelişmesiyle, dinlerde reform ile(özüyle çatışsa da) çağımıza zorlamayla taşınmaya çalışıldığını anlıyoruz. Dinlere yatırılan ekonomik ve insan kaynağı bence gereğinden çok fazla israf. Bu kapasitede bir yatırım herhangi bir bilim dalına yatırılsa, inanıyorum ki, insanlığın birçok temel sorunu çözülebilirdi.
    “kazandığından 40 da birini başkaları için harcamalısın diyen bir din var ortada.” Diyorsunuz,
    “başkaları” dediğiniz o kesim….. “ neden senin-benim kazancımızdan harcamak zorunda bırakılsın ki? Böyle bir sistemi neden övelim?” başka deyişle, bir başkasının eline –sadakasına bakılan bir sistemin neresi iyi?
    İşte asıl fark burada.

    3.iletiye
    Filozofların “filozofluklarını”, ailelerinin inanç temeliyle bağdaştırmaya çalışıyorsunuz.
    Oysa Rönesans ve reform sürecine kadar büyük oranda, günümüze kadar ise yarım etkinlikte dinler egemenliği vardır. Bilim insanı ise dinlere rağmen varlıklarını sürdürmüşlerdir. Yönetimlerle ölümüne çatışan bilim adamları bilinmektedir.
    Sonuç olarak, dinler, elbette tarihte bir boşluğu dolduran bir uygarlığın kaynağıdır; ama günümüzde artık nostaljik bir anı olarak anılmasında büyük yarar olduğunu düşünüyorum.

    4.iletiye:
    “tatminsiz, baskılı halk”
    modern bakış açısına göre,cinselliği baskılanmış,içe dönük ve baskıcı bir ortamda yetişmiş bu bireylerin ’sağlıksız’,’sakat’ bireyler olması gerekirken,bu terbiyeyi almış insanlardan her biri ya ünlü bir yazar,ya ünlü bir stratejist ya ünlü bir işadamı ama en azından ortalama bir amerikanın çok çok üstünde tipler.
    modern dünyanın ‘tatminsiz’,’baskılı’ yetişmiş dediği bu halk onları yönetiyor.
    buna ne demeli…
    bu italik sözler de size ait.
    İlk cümlenizi size iade etmek zorundayım: sn. fil-ozof, cidden daha içerikli bir yorum beklerdim sizden.
    Bu teoreme göre şu sonuç çıkar mı:
    ünlü bir yazar,ya ünlü bir stratejist olabilmek için “tatminsiz, baskılı” yetişmek gerekir(!)
    Burada biraz daha düşünmek gerek sanki, evet, size hak vereceğim noktalar geldi aklıma şu an; ünlü olmakla insanlığa yararlı olmak farkını ayırdığımızda, dediğiniz teori doğrulanmış olur. Zira, faşist, kapitalist ideolojinin savunucu ve uygulayıcıları dediğiniz ortamın ürünü olmaya müsait. Çünkü, insan beynindeki İD baskınlığını besleyen nedenler burada aranmalı.
    5. iletiye:
    vicdanlı konuşmak gerek.
    dünyada sosyalizm çökmüş görünüyor.

    Dünyada sosyalizmin çökmesi için her türlü sömürünün sona ermiş olması gerek. Kaldı ki, çöken sosyalizm değil, hayatını alınteriyle sürdürenlerin geleceği… bunları sadaka ve çeşitli araçlarla oyalamak, sosyalizmi ertelemek demektir ki günümüzün “liberalizm-din” ikilisi bu işi oldukça başarılı götürüyor.
    Saygıya..

  31. Göknur Says:

    Mandakafa, süpersin… Belirtmeden geçimiycem, süper olmuş…:)))
    Saatlerdim gülmekteyim…
    Yani tüm bu tartışmların yersiz olduğunu düşünmemekle beraber, çok Yaratıcı bir tepkime… :)))

  32. farukahmet Says:

    Madafaka, hahaha
    Birinin artık Kaçak’a haddini bildirmesi gerekiyordu, eline sağlık,
    halkın canına tak etmişti artık bu entelektüelizasyondan.
    Yalnız sana “mandakafa” demişler yukarıda, o konu hakkında ne yapacaksın merak içindeyim.

  33. Ömer Says:

    Madafaka,
    “Tanrı istemezse yaprak kımıldamazmış” bölümüne koptum ben ya.

    Kaçak baba, selam sana.. (yine mekan değiştirdim ben :S)

  34. feelozof Says:

    ulaaaaaaaaa,,,
    hadi köt yiyosa niçe olun,,,
    marxizm de bizatihi dindi, o da ayvayı yiyince kaldık mı dinsiz, dine mine laf ediliyo da, şimdi bi dinimiz şu kaldı: sex,,,
    insan şunu öğreniyor; bu hayatta her şeyin iki anlamı vardır, insanın beyni boş yere sağ ve sol loba bölünmedi, hah ol bakiim niçe çık iyinin kötünün ötesine, nasıl olcak, çocuğunun boğazı gözünün önünde kıtır kıtır kesilsin etme bakiim yargı, neyse medeniyet dediğin; bu yüzü insanlığa kattığı değer, öteki yüzü yozlaşması, islam medeniyetinin kattığı değer hoşgörüydü, islam (barış), fena yozlaştı, batı medeniyetinin ki özgürlük, e o da post-modernizmle fena yozlaştı, e cinselliğe gelince , o da sevişmek ve sikişmek diye ikiye ayrılıyo, pornografi-şehvet yoz hali, aşk değerli hali, gece gece saykoladım yine, tersten yazmayı seviyorum,
    ‘Yaprak istemezse Tanrı kımıldamazmış’.

  35. metin Says:

    Yav Madafaka Bey, siz yok musunuz siz! Gülmekten geberdim yav… (“Mandakafa”ya en celallisinden bir resmi açıklama bekliyos bu arada!)

  36. kacakkova Says:

    muhabbetiniz bol olsun arkadaslar…..kusuruma bakmayin eslik edemedim yorumcubasi olarak…..senligi kacirmisim handiyse…..iliseyim suraciktan….madafaka ortaya bi güzellik atmis, allah mustahakini vermesin…..arada mandakafa olmus, sessizlige gark etmis niyeyse….resmi bi aciklama bekliyoruz elbette, ama ne olcak canim dil sürtmesidir olsa olsa…..manda yuva yapmis sögüt dalina yavrusuda faka basmis gördün mü amanini yandim…..yine de göknur kardesimizi uyaralim hep beraber, aman bulasma sey madafakaya, uyma seytana…..bakiniz klibi izledikten beri hicbir seyi entelektüalize edecek derman kalmadi canimizda, arada kaynadi gitti güzelim mevzular…..secim sonuclarini degerlendirecektik, halkimiz ne türden bi mesaj verdi onu aciklayacaktik halkimiza yapamadik….obama’ya mektup yazacaktik onu da yapamadik…..bahar geldi ilerliyor yeminler kosup haber verecektik yetkili memura onu da beceremedik…..altin manda kisa film portakal ödülünü bu yil madafakaya vererek bir gelenegi baslatalim diyorum bu arada…..sevindirik olduk, ahlakini bozdugu genc kizlar helali hos olsun…..

  37. Göknur Says:

    Bir arkadaşım, ”herşeye de bir mazeretin var senin” demişti… Bunun için mazeretim yok:( Yani nasıl Madakafa’yı Mandakafa olarak görür ve algılarım ki ciddi bir sempati beslerken yorumlarına… Ancak mazeret mi bilinmez çok yaratıcı olan yorumunun yarattığı gülmeyle karışık bir esrime sonucu oluşmuş, zihin bulanıklığı diyebilirmiyiz bilmiyorum… Blogunu bilmekte ve tarzının bu klişelikte büyük bir renk olduğunu düşünmekteyim… Cidden özür dilerim Madakafa:( Tamamen bir dil sürçmesiydi ve bu hatayı bir dil sürmesi olarak görüp, iyi niyetli yönlendirmeler yapan Kacakkova’ya teşekkür ederim…

  38. madafaka Says:

    (buralar komple sarhoş lehçesi)
    kaçak abijim,
    samimiyetten kuvvet alırım; ki bu komiklikler şakalar nedendir sen anlarsın zaten. senin blogunu koruma görevi verdiler bana yukarıdan. titreye titreye uyanıyorum bir görsen. sen yazasın, buralarda at koşturasın, odur istediğimiz. anti-antellektüalizasyonistleri ve dahi postliberal aydınlarımızı bana bırak. sen hiç yorma kafanı böyle şeylere. çok iyi adamım lan aslında. dur vahiy geliyor şimdi gene.

  39. Tansel Says:

    şimdi de “madakafa” olmuş.. ahahah:D

  40. madafaka Says:

    eklemeyi unutmuştum, iyi oldu tansel hatırlattı.

    mandakafaymış, madakafaymış.
    ismini OROSPU ÇOCUĞU koymuş bir insandan ne gibi bir cevap beklersiniz? merak ettim bak şimdi.

  41. kacakkova Says:

    madafaka iyi adamsin valla, buralarda oldugunca gönlüm ferahtir anti-antellektüalizasyonistlere karsi……ne zor bi kelime bu yahu, yazamadim da kopyalayip yapistirdim…..sen sarhos lehcesiyle iyi tutturmussun helal…..

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s


%d blogcu bunu beğendi: