politik hayvan

by

Fokların katledilmeleriyle ilgili her haberde dehşete kapıldığımı, tarif edemeyeceğim bir acıyla kıvrandığımı, her görüntüde bu acıya utancın ve öfkenin eşlik ettiğini söylemek yoktu aklımda. Ettiğim küfürlerin biri bin paraydı ve para etmezdi serbest piyasada. Oysa Muhsin Yazıcıoğlu’nun ölümüyle ilgili hiç bir acı duymadım, hayır sevinmedim de ancak  koparılan “insancıl fırtına”nın karşısında tamamen duygusuzum ve “merhumu nasıl bilirsiniz?” sorusuna topyekün bir cevap verilmeden evvel bir kaç şey söylemek isterim. “İnsan” ile birlikte tasavvur edilen “değerler hiyerarşisi” altüst olmakla kalmamış demek ki içimde, tümüyle iptal olmuş, en başta bu. Dahası, sağda solda yazılanları okudukça Yazıcıoğlu’na gösterilen duygu selinin bir insancıl istismar olduğunu düşünmemek de mümkün değil giderek, öyle görmeye başlıyorum.  “Maraşlıların ahı tuttu belkide” diyenlere de bir şey diyemedim, öte yandan. Ölüm ‘adalet’ değildir, tıpkı her ‘insancıl’ yaşamanın bir ‘değer’ olmayışı gibi. Ölenin yakınlarının acısıysa, elbette başka bir şey.  Açık ki Levinasçı etik ilke hiç de saf halde mevcut değil dünya da; “başkasının ölümü”nün yüklediği sorumlulukla yüzleşmek, belki de en başta ancak bu insani dünyanın değerleriyle hesaplaşmakla mümkün. Yazıcıoğlu, kendisinin de faili olduğu ‘kanlı tarih’in hesabını yaşamında vermedi, unutulan üzerine sünger çekilen acılar hesapsız ve sorgusuz bırakıldı birilerinin içinde, ölümüyle bütün bu tarihin yeniden hatırlanmasına ve sorgulanmasına imkan verecek midir bilmiyorum. Olmayacak, muhtemelen. Trajik ölümün hamasetinde kalacak yine bu derin tarih. Benim içinse, şimdi, fokların ölümüne duyduğum acıyla bir insanın ölümü karşısında kılımın kıpırdamıyor oluşunun aynı “politik hayvan”lığımdan geldiğini itiraf etme vaktidir. Açık ki bu, Yazıcıoğlu ile görünür ideolojik karşıtlıklarımızdan ibaret bir mesele de  değil.

Reklamlar

31 Yanıt to “politik hayvan”

  1. zeynep Says:

    Sevgili Kaçak, konu ile ilgili okuduğum en samimi yazı buydu. Teşekkürler!

    Yazıcıoğlu’nun ölümüne neredeyse fok katliamı kadar üzüldüğümü farkettim. Evet bembeyaz buzdağını kırmızıya boyayan ölü fokların görüntüsü kadar sarsılıp, gözlerimden yaşlar boşanmadı, ama ölüm şeklinin trajik oluşu ve yakınlarını düşününce çok üzüldüm işte…Sonra içimdeki “İnsan ile birlikte tasavvur edilen değerler hiyerarşisi” altüst olmamış, ama tam olarak iptal de değil demek ki dedim kendi kendime. Sonra olayı abartıp şey dedim; “Eğer bu şekilde ölen, Yazıcıoğlu değil de kanlı tarihin daha büyük bir parçasının faili olarak gördüğüm Kenan Evren olsaydı mesela. Ona da üzülür müydün Zeynep. Hı?” Geçenlerde fenalaşıp hastane yatağında, çevresinde çoluk çocuğuyla huzur içinde ölecek sanıp kafayı yediğin Kenan Evren! Valla biraz daha tasavvur edebilseydim, neredeyse ona bile üzülecekmişim gibi geldi, hemen vazgeçtim bu testten…

  2. zeynep Says:

    “İnsan ile birlikte tasavvur edilen değerler hiyerarşisi” altüst olmamış” bunu yanlış yazmışım “olmamış” değil, “olmuş” yazılmalıydı aslında… Evet altüst olmuş, ama tam da iptal değil hala!

  3. apeironlushadow Says:

    Ben de sevinmedim olumune ama uzulmedim de. Suclulugunu (kaygisini, ya da her ne ise dogru sozcuk) duymali miyim bunun? Bundan da emin degilim.

  4. Elestirel Gunluk Says:

    Ölüm kimin terazisinde ‘adalet’ degildir Kacak? Adaletin terazisinin hic mi hic dogru tartmadigi ve genelde zalimden yana agir bastigi yasamda olum pekala bir adalet olabilir. Ilahi adalet denir adina ilahin varligina inanilmasa da…

  5. kacakkova Says:

    sevgili zeynep,
    ölüm sembolik düzeyde kendi basina her seyi askiya alan bir sey, buna bir de bu türden trajik bir ölüm bicimi eklenince olagan insani tepki bir aci duymak seklinde tezahür ediyor….buna bir sey denilemez diye düsünüyorum…..öte yandan bunun medyatik islenisi ise dogrudan acinin istismarindan ibaret…..o istismar üzerinden bir hissiyat yaratiktan sonra ölenin nasil büyük, mühim bir adam oldugundan, kahramanligindan, memleket icin ne büyük isler yaptigindan sözetmek olagan hale geliyor….bugünkü bir kac gazete basligi “türkiye seni unutmayacak” seklinde….sorun kimin neyi nasil hatirlayacaginda bu noktada….degerler hiyerarsisi kismi ise, sikintinin bir baska boyutu benim acimdan….

    aperionlu saniyorum kaygi eger kendini duyurmuyorsa, duymak gerekir-duyulmalidir gibi bir sey söylenemez….

    elestirel abi,
    kendisi bir sahsiyet degildir ama ilk soruya “yasamin terazisi”nde diye tuhaf bir cevap vermek isterim….öte yandan ucak düstü biri öldü, o ölenle hesabi olanlar icin “adalet” yerini buldu denilebilir mi….yoksa “adalet” sorunu hala ortada duruyor mu….”ilahi adalet”in ne oldugunu ise bilmiyoruz, asla….

  6. ali.deniz Says:

    Yönetmeyen,yönetilen toplumlarda kahramanlar sahtedir veya en azından abartılmıştır.Sadece kahramanlar değil,’kötüler’ de sahtedir.
    İnsanları kendi amaçları etrafında örgütleyebilmek için insanların yumuşak karınlarına dokunabilecek mitler üretilir.Kahramanın iyi insan olduğuna dair abartılı bir biyografi oluşturulur.Kötünün ise ta küçükten beri kötü olma eğilimli birisi olduğu ifade edilir.
    Kısaca,eğer yönetiliyorsanız kahramanlar ve kötüler sözleşmeli personeller gibidir.Bir dönem çok kötüdürler,bir dönem sonra çok iyi.Bir dönem kimse anmaz onları,bir dönem de dillerden düşmezler.Birkaç örnek verelim:
    -Adnan Menderes bu ülkenin ordusu tarafından asıldı ve şimdi bir anıt mezarda yatmaktadır.
    -Atatürk yaşadığı dönemde mutlak hakimdi.Vefatından sonra en yakın arkadaşı İsmet İnönü tarafından harcanmıştır.Paradan resmi silinmiş,devlet dairelerinden portreleri indirilmiştir.İlginçtir Atatürkçülük karşıtı olmakla suçlanan birisinin çıkardığı kanunla hakettiği değere tekrar kavuşmuştur.
    Örnekler artırılabilir.
    Gelmeye çalıştığım nokta şu:
    Döneminin gençlik liderleri olarak bilinen Deniz Gezmiş,Muhsin Yazıcıoğlu vs gibi tipler aslında sadece birer piyon işlevi görmüşlerdir.
    Birileri belli amaçlarına ulaşmak için bu insanları hem coşturmuş hem de gerektiğinde durdurmuşlardır.
    Bu şahıslara kötü veya iyi demek bana çok anlamsız geliyor.O yüzden Deniz Gezmiş düşmanlığı da MUhsin Yazıcıoğlu düşmanlığı da temelsizdir.Çünkü her ikisi de farkında olmadan güdülendikleri işleri yapmışlardır.İşlevsiz kaldıkları anda da bir taşa çalınıp parçalanmışlardır.
    Muhsin Yazıcıoğlu,onu güdüleyen devlet görevlisi Albayın ne olduğunu anladığı anda ondan ayrılmıştır.Kendi hareketini çizmiştir.
    Eğer ömürleri vefa etseydi Deniz Gezmiş ve arkadaşları onları güdüleyen mekanizmayı çok iyi görecekti.
    Faşist cuntacıların ekmeklerine bilmeden sürdükleri yağdan dolayı bu kişileri kınıyorum ama gerçekten bu halkı sevdiklerine inandığım için yiğitliklerini ve cesaretlerini alkışlıyorum.Sonsuz saygı ve sevgimi sunuyorum.Kullanılmışlardır ama samimidirler.
    Perde arkasındaki kocabaşlar olan cuntacı şerefsizlerin ise hakettikleri cezaya dünyada da çarpılmasını bekliyorum.
    Selamlar saygılar

  7. Tansel Says:

    Ali yine osurtturmuş..

    Ah yazık gençler yedi birbirini edebiyatı gerçekten sıktı derken bi türlü dillerden düşmedi. Devrimcilerle, kendilerini devletin ve sistemin koruyucuları ve maşaları olarak açıkça savunanlar aynı kefeye konulamaz efendim. Biri burjuva aygıtı emekçiler lehine parçalamak isterken diğeri bunun bekçiliğini yapmıştır. Saplarla samanlar karışmasın..

    Denizler bir emek ve sınıf mücadelesi vermişlerdi. Teorik ve pratik eleştirirsiniz o ayrı ama maşa falan değillerdi. Aldılar ellerine silahı ve hiçkimseye güvenmeden oligarşiye kafa tuttular. Hatta içerde bir cuntanın örgütlendiği ve halk savaşı stratejisinin ertelenmesi gerektiği Denizlere söylendiği vakit onları bunu direk reddettiler. Çünkü THKO açıkça ordunun devrimci bir potansiyeli olamayacağını, bireysel bir takım katılımların ancak olabileceğini söylemişlerdi. Bu süreç Aydın Çubukçu başta olmak üzere tüm 68 kuşağı yazarları tarafından bilinen ve açıkça dile getirilen birşeydir.

    Aynı mantıkla Che ve Fidel’in Küba devrimini gerçekleştiremediklerini varsayarsak, sonunda onların “kışkırtıldığı” türü abuk bir söylem geliştirilebilirdi. Ama kazandılar. Denizler ise kaybetti. Mesele bu.

    Devletin katliamlarına önderlik edenlerle devrimciler aynı cümlede kullanılırsa sadece ayıp edilir.

    Ama bu senin hep yaptığın şey. İşin gücün burayı yelleyip pis pis kokutmaksa, ben de burnuma bi mandal alırım, sana da gereken cevabı yapıştırırım.

    Hadi yallah başka yerde yellen kardeşim!

  8. ali.deniz Says:

    tansel denen ossuruğuna tapınan saf,romantik kardeşim,

    ergenekon davasını -militan yanın ağır basmadan ama – izleyebiliyorsan,cuntacı şerefsiz takımının her tür adamı kullanabildiğini görebilirsin.Amaç ortalığı telaşa
    vermek olunca ergenekon gibi ağır abilerin rol aldığı,senin gibi ibiş takımının insiyatifinin olmadığı o ortamda,solcusu da birdir,sağcısı da birdir.
    Sen ibişsin ama kocabaşlardan daha vicdanlısındır,bak o açıdan hakkını teslim ederim.Hala devrim rüyaları gören bir safsın ama en azından hala şiirsel bir yanın kalmış.
    Ossuruğunu tanrısı-ifadesi-tınısı edinmiş tansel geyiğim,
    Cuntalarda sağ ne kadar kullanıldıysa sol da o kadar kullanılmıştır.Sol daha eğitimli insanlardan oluştuğu için daha önemli pozisyonlarda bulunmuştur sadece.

    ossuruğunu fikri yapmış tansel bebesi,

    Eğer diyorsan ki cuntacılar sağı kullandı ama sol hep dik durdu diyorsan.Tam halt ediyorsun.Faşist rejimler herkesi istediği gibi kullanır.

    ossuruk kokulu romantik saf kardeşim,
    devrim devrim diye sizi uyuttular,turan turan diye ülkücüleri uyuttular.sonuçta her iki tarafı da per-perişan ettikleri bir darbeyle senin gibi romantiklerin ne yazık ki eline verdiler artık neyi verdilerse…

    solun ve sağın nasıl kullanıldığını görmek istersen Hasan Cemali okuyabilirsin.
    Hasan Cemali de referans almazsan Hasan Cemal kadar taş düşsün kafana derim ama tabiki mecazen.

    Deniz Gezmiş,Muhsin Yazıcıoğlu ve benzeri bir dolu adam iyi niyetli,samimi ve halkını sever insanlardı.Solun büyük kısmı devrim umudunu orduya bağladığı halde yani dötleri her an ordunun demirbaşında olduğu halde Deniz Gezmiş bir halk hareketi istemiştir ki bu bile iyi niyetli olduğunu ispata yeter.Lakin bu insanların kullanılmadıklarına işaret etmez.

    Romantizmine,ossuruk kokulu da olsa şiirselliğine bişiy demiycem ve hatta beğeniyorum ama hala o dönem solunu derin devlete bağlayamıyorsan sana en iyi niyetli olarak ‘saf’ diyebileceğim.

    Al sana kaya,nereye dayarsan daya…saygı duymadığın halkımız böyle der romantik saf kardeşim…

  9. ali.deniz Says:

    tansel beyin düzeysizliği için de benim mecburen bişiyler demek zorunda kalarak en az onun kadar düzeysizleşmemden dolayı ,bu yazılanları okuyan birileri varsa en samimi üzüntülerimi sunuyorum.
    Tansel bey sağlam provakatör ben de doğası gereği çabuk gaza gelen birisiyim.Ortaya hiç de hoş olmayan diyaloglar uçuşuyor.
    Tek tesellim çok küfürbaz edalı bir adam olsa da tansel beyin boş konuşmadığını görmek.Birşeyleri eleştirmek güzel ama ossuruk vs katmadan olsa daha hoş olacak…
    tansel beyden ricam daha kontrollu bir üslup kullanması.kullanmıyacaksa da aynı üslupta yazılanlara razı olması…
    hakaratamiz ifadelerimizi e-postalarda paylaşalım çok gerekliyse yani
    alidenizo@hotmail.com

  10. madafaka Says:

    “ehe, iyi olmuş.” dedim ben.

  11. Yeraltından Notlar Says:

    Katilden “aziz” yaratan bir sistemin insanla – hayvan arasında ki sıkışmış hali şuan Türkiye’de yaşananlar. Üç-beş kişilik demokrasileriyle yaratılmış bir tarih yazılımı! Ne insan olabilmişler ne de hayvanlaşabilmişler. Topunun canı cehenneme diyeceğim ama hayır! Onlar camiilerde fetva vermişlerdi ne kadar Kızılbaş öldürürseniz o kadar çok cennete girmiş olmak için sebepleriniz nedenleriniz çoğalır! Bu yüzden cennettedir artık! Öldürdükleri Kızılbaşların sayısı bilinmiyor ne de olsa.

    Ama her ne olursa olsun biz kendisinin kim olduğunu kimlere hizmet ettiğini çok iyi biliyoruz!

  12. y.mert Says:

    kimse ölümün ardından sevinmez,ama hamasi kişilerin şişirilmiş kahramanlıklarının ardında zulum yatıyorsa o ölüme de hiç üzülünmez.sayın kaçak ın yazısı üslubu da özü de doldurulmuş son derece etkileyiciydi,elinize saglık sayın kaçak…
    ama tanesl arkadaşın düşünceleri de ne kadar dogru ve özlüyse ve etkiliyse,kullandığı üslup ve küfür şaşkınlık yaratıyor,her habenneka için küfür edilirse uslup artık kendisi koruyamz,yoksa tansel arkadaşın düşüncelerine katılmamamk da bir habennekalıktır.

  13. feelozof Says:

    yaf ossuruktan nem kapmak noktasından dalayım, yani odtüde gorbaçova taş atmıştık, bunu da cuntacılar planlamış ve nıhaha diye bi de dava açmışlardı, dünyayı da beş yüz tane felan yahudi yönetiyo, tarihsel dönemlerin, bi sürü dinamiğin, paradigmaların bi önemi yok, şu cuntacılar her işi kıvırıyo, arkadaşlar işimiz basit şu beş yüz kişiyi ya da mesela ülkede gezinen devasa bi milliyetçiliği gözardı edip şu masa başındaki beş cuntacıyı hallettik mi düze çıkıyoruz,,,
    ermeni, maraş, sivas, varlık vergisi, kürt, bunlar bi şey oluşturmuyo,,,
    ali denize soruyorum, tamam apoyu cuntacılar kullanıyo da, samimi mi peki-hehehe- ben de ossurdum ama ses çıkmadı, bi de kokmazsa yırttık:)

  14. Passive Apathetic Says:

    Zeynep, çok yakın zamanda benzer birşey başımdan geçti, o sebepten rahatlıkla söyleyebilirim, onun için bile üzülürsün. Bu tavır sanki o kişinin yaptığı ettiğinden ziyade senin durduğun ve kendini gördüğün yerle alakalı. Ah yazııık öldü diye üzülmezsin -ona kimse üzülmez herhalde zaten- de düştüğü hale üzülürsün, verdiği zararlara ve bunların sonuçlarına üzülürsün, bir insanın böyle yapması, yapabilmesi ne kadar acı diye düşünür, vicdanı olan herkes adına üzülürsün. Bu yaşında ondan nefret edenlerin sayısının bu kadar fazla olmasına üzülürsün.

    Kacak,
    Ben de fokların öldürülmesine çok üzüldüm. Günlerce gözümün önünden gitmediler. O sahneleri hiç izlememiş, o sesleri hiç duymamış olmayı dilerdim. Her insanın ölümüne eşit derecede üzülebilmeyi yahut şöyle söyleyeyim her insanın ölümüne en sevdiğimin ölümüymüşçesine üzülebilmeyi de delicesine diliyorum ama bu sefer, Yazıcıoğlu’nun vefatına dair içimde hiçbir empati linki kuramadım. Üzülmek, sevinmek değil mesele, hiçbirşey hissetmedim. Anlam dümyamda yeri yokmuş demek ki, bundan da tedirgin oldum. İnsanların tepkisini ise, halkın hangi ideolojiden olursa olsun, bir kahraman yaratmak arzusuna yordum. Ne de olsa, kaç zamandır gerçek ve herkesi kapsayacak bir halk kahramanından yoksunuz.

    Foklara gelince, onlar masum, çaresiz, silahsız, mağdur ve maktüller. Bu sıfatları haiz birşey için nasıl üzülünmez ki? İnsan olmaksa bence, cana can olduğu için değer verebilmek. Humanizmin insan merkezli anlayışındansa nefret ediyorum. Tevrat’ta geçiyor ya, üşendim şimdi yerini bulmaya, bilen yazsın bir zahmet, sen kuşların, hayvanların, bitkilerin efendisisin, yöneticisisin, onlara hükmet diye. Pislik herifler, aldınız, yönettiniz, hükmettiniz, 200 senede mahvettiniz gezegeni. İçinde azıcık vicdanı olan tabii foklara insanlardan daha çok üzülecek, bu içimizdeki değerler hiyerarşisinin iptal olduğunu değil, tam da olması gereken yere, aslına rucu ettiğini gösterir. After all, insan dediğin mahluk fazla over-ratedö akıllıyım deyip durur ya aklının da bir faydasını görmedik. Matrix’teki bilgisayar programı ne güzel söylüyor virüssünüz siz dediğinde.

  15. ali.deniz Says:

    cuntacıları sol ve sağ militanlar kadar hafif adamlar sanmanız doğru değil.bu tipler ne yaptıklarını iyi bilen,strateji eğitimi almış,insanlara hükmetmenin hazzına varmış,emir demiri keser fikrini dini inanç haline getirmiş psikopat tiplerdir.İşin daha vahimi yaptıkları anlık işleri milli menfaatin gereğini yerine getirmek olarak görürler.Toplum onların gözünde tam cahildir.Okumuş tipler ise yavşak ve sahtekar adamlardır.Sivillerin fikirlerine önem veren askerleri çok değersiz görürler.Kısaca toplumu şekillendirmeyi kendi misyonları sayan sapık bir mantık hükmeder bu adamların ruhuna.
    Emir-komuta zincirini çok kutsayan bir kültürde büyüyen bu insanlar cuntacılık kisvesine girdikleri anda emir komuta olayını bile takmamaya başlarlar.Hilmi Özkökü yıpratmak için neler yaptıkları bilinen şeylerdir.KIsaca değer ve geleneği olmayan adamlardır.
    Şimdi düşünün;bir grup psikopat var.Bu ekip cidden de çok güçlü.Güçlü olduğu kadar da stratejik hareket etmeyi bilen tipler.Bu şişirilmiş egoları besleyen bir dolu da postal yalayıcı gazeteci,iş adamı ve sivil var ki artık herşeyi bildiklerine birkez daha emin olmuşlardır.
    Romada oluşmuş,Osmanlıda devam etmiş,Türkiye Cumhuriyetinde de kabul görmüş bir ‘devlet için halk’ anlayışı olan topluluk bunlar ve yaptıkları herşeyi toplumun aslında iyiliği için yaptıklarını düşünüyorlar.
    3-5 cuntacı deyip geçtiğiniz tiplerin hiç de yabana atılacak tipler olmadığını görmenizi istiyorum.
    Bu cuntacı mantıktan Türkiyede herkes zarar görmüştür.Özellikle de sol kesim.İdam edilen o kadar solcu gencin kanı hala yerdeyken,onları asan-kesen bu manyaklarla gönüldeşlik içinde olmak bu kadar okumuş yazmış adama yakışmamaktadır.
    Bu gönüllü destek sonuç alırsa bu cuntacıların kılıcının sadece islamcılara dokunmayacağanı bilmenizi isterim.Sağlam karakterli,istikametli bütün insanlar bu adamlardan zarar görecektir.Jurnalci,eşini dostunu satabilecek tiynetteki adamlara gün doğacaktır,sağdan da soldan da,dindardan da dinsizden de…
    Aponun samimiyetine gelince…Apo’nun derin devlet ile ilgisi zaten çok eskiden bilinen bir gerçek.Yani adam direk ajan olarak istihdam edilmiş.Eski eşinin babasının Mit mensubu olması,Bay Pipo kitabında anlatıldığı gibi bütün tutuklanmalardan serbest bırakılması,Uğur Mumcunun bu konularla ilgili bir kitap yazarken suikasta uğraması bu kişinin samimi bir militandan çok,profesyonel bir ajan olduğunu akla daha yakın göstermektedir.
    Cuntacı zihniyetin tek derdi toplum üzerine otorite kurmaktır.Bu otorite için de gereken herşeyi yaparlar.Fadime Şahin gibi bir revü kızından islamcı bir kadın devşirdikleri gibi,Ali Şahin gibi bir esrar kaçakcısından şeyh bile türetirler.Olayın tersinden bakıldığında da yetiştirdikleri ajan nerdeyse Türk solunun başına oturacaktı,anladınız Mahir Kaynaktan bahsediyorum.Bu adam deşifre edilmese belki şimdi CHP’nin başındaydı.
    Amaçları kaos çıkarmak ve bu kaostan da şirin mi şirin bir darbe olgunlaştırmaktır.O arada da zaten atı alan üsküdarı geçecektir.İşbirliği yaptıkları işadamları,medya vs 28 şubatta 100 milyar dolar parayı isviçre bankalarına taşıdığı gibi bir sonrakinde de yine böyle bir transfer yapacaklardır.
    Bu adamları gerçekten mi küçümsüyorsunuz ve 3-5 cuntacı mı diyorsunuz ? Şaşarım aklına böyle diyenin…

  16. feelozof Says:

    ali deniz,,,
    kurtlar vadisi seyretmeyi bırak,,,
    şunu demek istiyorum; diğer insanlar buna bi değerle, bi menfaatle bi şeyle bağlanıyolar yani, bu tartışmadan dişe değer şu çıksın; komplo teorileri diye bi mefhum var, özellikle allengilli zamanlarda ve gerçekten karmaşık bir dünya içinde, insanlar olan biteni ve mümkünse düşmanını belirginleştirmeye çalışıyor, sonra da hollywood filmlerinin çok iyi eğitim almış züper cuntacıları sahneye çıkıyor, sanki mesela bu ülke için 70 milyonun genel zihniyetinin, tarihsel evriminin bi önemi yokmuş gibi, sanki dünyada neo-liberalizm hükümranlık kurmamış gibi, yani dediğin gibi olsa işler gerçekten kolay bir grup psikopatı tasfiye edersin, ne küresel ısınma kalır, ne 1.dünya 3.dünya bölünmesi, ne kaynakların talanı, ne çocuk emeği sömürüsü, ne az gelişmişlik, ne HIV, hatta ben seni okuyunca şu yaşadığım yabancılaşmayı bile o psikopatlara bağladım, versene şunların isimlerini ya, bi de şu cuntaya söle şu melih gökçekten illallah ettik, ne diyeyim bu cunta harbi psikopat 🙂

  17. alideniz Says:

    cuntacıların nasıl çalıştığını anlamak istiyorsak ‘Kurtlar vadisine’ ihtiyacımız yok.
    Çünkü deşifre edilmiş bir gladyo zaten var.
    İtalyan gladyosu.
    Meşhur bir savcı var,adını hatırlayamadım.
    Anormal baskılara rağmen aynen Türkiyedeki gibi el bombalarıyla başlayan bir süreçte çözmeye başlamış olayı.
    Türkiyedeki örgütlenmeyi İtalyan örgütlenmesine bakarak çözebiliriz.
    Orada da antiamerikan görünümlü solcular var.
    Orada da aşırı milliyetçi gruplar var.
    Onların ergenekonundaki yöneticiler de soldan sağdan vs toplama bir yapı.
    Hatta cuntalarla 4-5 kez gidip gelmiş bir adam bile var.Yaşı da bizdeki karşılığına denk.

  18. Tansel Says:

    yürü be ali kim tutar seni!:) tabi abi ne gerek war kurtlara.. sal gladyoyu bitsin gitsin..

    devlet-sınıf-toplum.. bunlar yok zaten.. biz kıçımızdan sallıyoz anasını satim.. sol mücadelenin yükseldiği dönem 15-16 haziran işçi direnişi.. bunlar da yok.. işçiler hiç haklarını savunmadılar.. hep cuntacı işi..

    güney afrika’daki azgelişmişliği de cuntacılar yaptı zaten.. kapitalizm mi?? o da ne lan??

    sosyal bilimsel uğraşı mı diyosun?? aman abi şaşarım aklınıza.. komplolar warken ne gerek war sosyal bilime falan..

    la olum bi git!

  19. andre breton Says:

    Wilhelm Reich da cuntacıydı Ali. UFO genel merkezi ile işbirliği yapıp kanser tedavisinden topladığı paralarla Mars’a yerleşti. Şimdi Rus yapımı özel bir teleskopla bu foruma yazdığın yorumları okuyup Dinle Küçük Adam 2’yi yazıyor. Ne demiş Paul Eluard, ‘üretene değil esin kaynağına bak!…’

    PS: Rica ederim Paul Eluard’ı Vikipedi’den araştırma. Ben söyleyeyim. O da Fransız şiirinin cuntasıydı. Sağ kolu Aragon idi ve bu iki kişilik örgütün en büyük derdi, beni, yani diğer bir cunta olan Breton’u saf dışı etmekti.

  20. alideniz Says:

    güzel tanselim,

    italyan gladyosu gerçekten çok iyi bir örnek.
    tam olarak deşifre edilmişler.
    italyan gladyosunun ucu kardeşlik,dostluk görüntülü bir oluşuma kadar çıkmış.
    çok samimi olarak söylüyorum çözülmüş,tanımlanmış bir gladyo olan italyan gladyosu ile pekçok şeyin ucunu açığa çıkarabiliriz.
    türk intikam tugayı gibi aşırı milliyetçi bir örgütle Perinçeğin ne işi olabilir mesela ama resmi kayıtlarda herşeyi görebiliyorsunuz.
    mesela alevi liderlerin evlerinin krokileri ve nasıl öldürülebilecekleri üzerine planlar ortaya çıkıyor.
    bir alevi lideri öldürüp,onu da eski bir ülkücüye attın mı,zaten istediğin provakasyonu yakalayabiliyorsun.
    veya sağlam içici(afiyet olsun) ve islamla uzaktan yakından alakası olmayan bir adam danıştaya ‘şeriat isterük’ görüntülü olarak bir saldırı düzenliyor.bu elemanın dindarlığı vs si olmadığı hatta ulusalcı kliklerle beraber çalıştığı tesbit ediliyor.esasında yakalanmaması gereken bu eleman yakalanınca işin rengi değişiyor.eğer yakalanmasa dışarıda bıraktığı arabada vakit gazetesinin danıştay başkanını hedef gösterdiği baskısı bulunacağından olay hemen islamcıların üzerine kalacaktı.
    ya da öcalanın eski eşinin ve kayınpederinin MİT le direk bağlantılı olmasını araştıran Mumcu öldürülüyor.’kahrolsun şeriat’ sloganları atılıyor.
    sosyal bilimler kolay provake olmayan ve damarına basıldığında da tepkisiz kalmayan bir nesil yetiştirmekte kullanılmalı.Gayri nizami harp teknikleri bilinen gerçeklerdir.Provakasyonlar,suikastlar,porno cd lerle şantajlar hep bu tür savaşın silahlarıdır.
    Şantajın,tehditin hayatın gerçekleri olduğunu daha yenice gördük.Ankaradaki bir belediye başkanı bir otel odasında çekilen porno görüntüleri yüzünden siyasetten çıkmak zorunda kaldı ve adam 1 milyon dolar para yedirmiş şantaj yapanlara şimdiye kadar.
    Diyelim bir islamcı lider öldürülüyor.Bunu sol bir örgüt öldürmüş olmalı demek en kolay teoridir veya geleneksel islami anlayışa ters bir ilahiyatçı öldürülüyor.Bunu hemen radikal islamcı bir gruba atmak bundan da basit bir teori.
    yiğit tanselim,
    zannetme ki 3-5 cuntacıyı temizlemekle gidişat düzelecek diyorum.tabiki değil.insanlar medya okumayı öğrenmeden ki ciddi bir eğitimin sonucudur,bu tür işler çözülemez.
    batı yaşam biçimi(amerika) insanlara düz bir mantık enjekte ediyor.hamburger yedirip,tv başında aptallaştırıyor.insanların düşünme yetilerini ellerinden alıyor.seks ve eğlence ile vakit geçirmesini istiyor.
    bunun da tek sebebi alternatif sesler üretenleri anında marjinalleştirmektir.’İkiz kulelere saldırı olayı sanki o arapların işi olmayabilir’ diyebilecek alternatif bir teoriyi direk çöpe attırıyor.
    ‘Komplo teorisi’ ifadesi insanlara resmi görüşün dışında hiçbir şey olamaz demekten başka bişiy değildir.Amerika kimyasal silahlar var diyerek ırağa girdi ve bulamadı ama sıradan bir amerikalıya sorsan ırakta kimyasal silahlar bulunduğuna yemin edebilir.Kısaca farklı teorileri hemen çöpe atmayalım.
    Resmi ideoloji hep haklı ve inandırıcı olsaydı,şu anda paralarda İsmet İnönünün resimlerini görecektik.Atanın vefatıyla hemen resimlerini sildirmiş,portrelerini indirtmişti.Ben burada nasıl iyi niyet arayım ?
    ya da bulduğuma nasıl iyi niyet diyeyim ?
    Bir olaydan kimler faydalanıyorsa o işin faillerini oralardan arayalım.

  21. alideniz Says:

    sayın andre breton ve tansel yiğitleri,

    siz beni reich’i okumamakla suçladınız.ben doğrusunu söyleyim ben o adamın adını bile duymamıştım.sizin gibi entel-dantel bir adam değilim.sadece genel yargı nedir gibi bir araştırma ile birkaç link vermiştim.
    her neyse sizler mürekkebi yalamayı bırak,içmiş tiplersiniz ve buna çok saygı duyuyorum.
    ‘olmaz olmaz’ denilen şeylerin,duyulduğunda komplo teorisi diye hemen ‘tu kaka!’ edilecek bilgilerin nasıl da dosdoğru çıktığını italyan savcı ‘gladyo davasında’ göstermiş.
    solcu,sağcı,faşist,hristiyan demokrat vs vs bir dolu alakasız adamın nasıl beraber bir örgütlenme kurduğunu ispatlamış ve yargılananların hemen hepsi hüküm de giymiş.
    beni aşağılamak,hafife almak,komik bulmak sizin için eğlenceli bir tavır olabilir ama ortada ünlü bir savcı ve çözdüğü bir dava var.
    reich kadar o dava da okunmayı hakediyor diye düşünüyorum.

  22. andre breton Says:

    Aşağılamak ya da hafife almak? Asla!
    Lise yıllarından bu yana birkaç savunma mekanizmasını seferber ederek şiddetle bastırdığım bir dürtü bu! Ben sadece sosyal bilimlerin kolay provake olmayan ve damarına basıldığında da tepkisiz kalmayan bir nesil yetiştirmekte nasıl kullanılacağını düşünüyorum… Genetik ilmini de içine alan biraz sci-fi bir kurgu gibi geldi bana. Hamburger yiyip televizyon izleyen insanların, uzman doktorlar tarafından kısırlaştırılacağı bir ‘sosyal değişim’ platformu… Kulağa fena gelmiyor.

  23. Tansel Says:

    ali;

    mesele gladyonun olması veya olmaması değil. bir sosyal bilimsel yöntem sorunu. burjuvazi veya egemen sınıflar veya değişik iktidar grupları devleti ve değişik kurumsal yapılanmaları kullanırlar zaten. kapitalizmin veya eşyanın tabiatı gereği bu böyledir. ama maalesef senin adına üzülerek belirtirim ki onlara da karşı bir takım dinamikler işler. iktidar kendi karşıtını veyahut da burjuvazi kendi mezar kazıcılarını yaratır. mezarını kazmasalar bile dinamik karşılıklı işler. birileri iktidarını korumaya çalışır, diğerleri de zaman zaman güçleri görünmez olsa da direnmeye devam ederler..

    gladyo yok değil var. hatta bunun varlığı benim dediğime kanıttır. kapitalizmin kirli çarklarının net göstergeleridir. burjuva aygıtın tepeden tırnağa akan pisliğinin görüntüsüdür. savcı bunu gördü ama çözmedi, mesele daha derin ve boyutlu olarak kapitalizm-devlet-sınıf ve iktidar meselesidir.. üretim biçimidir, toplumsal yapıdır.. zor, çetin ve tartışmalı analizlerdir, konuş konuş bitmez. gerek de yok.. komplolar var dimi.. herşeyi açıklıyor.. nah açıklıyor!

    mesele yönteme dair.. senin almadığın bu..

    yoksa ne çin devrimi ne de ekim devrimini açıklayabilirdik.. yahu bunlar toplumsal devrimler.. toplumsal dinamiklerle açıklanır tabii ki.. koskoca bir ciddi sosyal bilimci ordusu bunları açıklamaya çalışıyor.. gerizekalı komplolara tamah etseydik ne gerek vardı bunlara..

    68 kuşağı da bir toplumsal olgudur ve tarihsel toplumsal koşullarla ilişkilendirilerek açıklanabilir ancak.. tek yönlü nedenselliğin ve herşeye kadir komploların dünyasında bilime yer yoktur.. insanların zaten aldıkları aklını iyiden yok etmeye yararlar. einstein’ın da dediği gibi uygun adım yürüyen adamın akla ihtiyacı da yoktur zaten..

    aslında ben baya eğleniyorum senle:)

    arada bi kitap oku, sen de entel-dantel takıl.. akıllanıcam ben de bişeyler örenmek istiyorum dersen ne ala! yoksa gerçekten yapacak bişeyim yok..

  24. Tansel Says:

    andre,

    arkadaş tam bir distopya çiziyor o noktada zaten.. tam aksine.. tabii ki damarına basıldığında isyan edecekler! daha neler artık! yahu kapitalizm-iktidar-hiyerarşi ve özgürlük diye birşey de mi duymadın be adam!

    sosyal bilimler uysal bi nesil için kullanılmalıymış, peh! merhum aldous huxley’in “cesur yeni dünya”sı geldi aklıma nedense!

    o dünya senin olsun ali! ben almim mümkünse.. başka bir dünyayı içimizde taşıdık taşıyoruz.. yavşak postmodernistleri başka sayfada “ne güzel” de eleştiriyorsun.. e yaptığın ne be adam!

    ya şimdi bişey derdim de..

  25. orlando Says:

    Alideniz, değerlendirmelerin şekilcilikten muzdarip bu yüzden sapla saman birbirine karışıyor sürekli. Resmi ideolojiyi, derin devleti, gladioyu, cuntayı tartışmak güzel de, söylediklerinde sürekli olarak bunların uygulayıcılarıyla bunlara karşı koymaya çalışanları, tetikcilerle tetiğin ucundakileri aynı kefeye koyuyorsun. Türkiyedeki derin devleti anlamak için ilk engel bu türden klişelere rağbet etmektir. Derin devletin “sağ”lı “sol”lu uzantılarını görmek iyi bir şeydir, ama sapla samanı birbirine karıştırmak değil.

  26. ali.deniz Says:

    birimiz arştan birimiz ferşten bakıyoruz.
    senin dediklerin bana benim dediklerim sana çok uçuk geliyor.
    o yüzden çok zorlamanın gereği yok sanırım.
    çünkü kirişi kırma ihtimali görünüyor ufukta o zaman.
    erich fromm’u çok yakın ve mantıklı bulan birisiyim ama çok israr ettiniz reichi de okuyacağım.sizler de italyan gladyosunu okuyun ve tıpatıpının TR’de de olduğunu görün.
    TR insanları olarak kendimizi genelde kendi kabilemiz içinde rahat hissederiz.
    bu geleneği çok bozmamak gerek,onu anlıyorum.
    her neyse selam saygı hürmet dilerim.

  27. ali.deniz Says:

    sevgili töz izleyicileri,

    gereksiz tartışmalara meydan verdiğim için artık esas blogum olan kali rinde devam edeceğim.tözünüzü tozunuzu bulaştırmıycam-bulandırmıycam:)
    gitmeden-sonuçta aranızda kurbanlık koyun gibi gezdiğimden-bişiyler deme cüretini kendimde buluyorum..siz sevmezsiniz ve yabancısınızdır samimiyete ama ben net çıkarımlar yapayım.
    1-tartışmayı dalaşma sanan tansel beye yapacak bişiy yok.o kendini aslında bir çöpe atsa oradaki kedi-köpek ne bulsa onlarla dalaşsa kendine daha yakışanı yapmış olur.Çünkü doğası tartışmayı değil dalaşmayı,boğuşmayı seviyor.Eli yüzü tırmalanmış olarak çıkar ama hem kendisi hem de oradaki huy türdeşleri rahatlar.hacı tansel şaftı dağıtmış,o artık reichle UFO lar üzerine yazsın dursun.pekçok şey okuyup küçücük bi çıkarım yapamamış tanselciğe diyeceğim tek şey ‘kitap yüklü eşek’ jargonunu nerdeyse yaşadığı gerçeği.Okumuş ama adam olamamış diycem ama ben tansel değilim ki hakaret edeyim.
    2-andre gide için de bişiyler deyim.aslında ben bu arkadaşın tansel formatında devam edeceğini sanmıştım.tansel gibi küfür üstüne küfür düz gider diyordum ama çok şiddetli bir egosantrik olsa da terbiyesiz bir adam değil.saygısız hiç değil.biraz alaycılık var onu da hoş görelim.çünkü o bizde de var.
    düzeyli bir muhatap olmasından ötürü andreye teşekkürlerimi sunarım.
    komik bir adam olduğu ve argoya hakim olduğu için de tınısız tansele en içten sempatilerimi iletiyorum.
    közünüz yakmadan,tozunuz bulaşmadan,tuzunuz tadımızı kaçırmadan sizlere bir selam çakıp gidiyorum.
    çöplüğünüzü size bırakarak…
    :)))

  28. Tansel Says:

    Tabi tabi kesin öyledir.. Komplo teorileri değil sosyal bilim, 2. el değil 1. el bilgi dediğim için söylediklerimi sallamaman normaldir.. Okumuş ve okuyor olduğum doğru olmakla birlikte adam olamadığım da doğrudur. Şu lanet olası sistem beni bi adam edemedi, kalıbına sokamadı. Saygılı bir adamımdır amma velakin salaklığa tahammülüm yok.. Dahası insanlığa saygısızlığa hiç tahammülüm yok.. Evet adam olamadığım doğrudur, umarım da olmam..

    Evet gitmen isabettir. Komplolarını, sanrılarını git başka yerlerde yumurtla. Bişeyler öğrendiğine, bizi anladığına kanaat getirdiğin vakit gel konuşalım. Bak o zaman tam tersim şeyler söylediğinde de nasıl hakettiğin saygıyı göreceksin, sen bile şaşırırsın. Yeter yani, heryerden senin gibiler çıkıveriyor.. Yahu bi adam gibi tartışamicakmıyız.. Savcının yazdığı iddianame yetse idi toplumu açıklamaya Foucault’lara Marx’lara ne gerek vardı be sivri zekalı arkadaş!

    Bi rahat rahat bilimsel-felsefi-toplumsal ve derinlikli tartışmaya ihtiyaç var. Müsade edilirse tabi! 3 5 tane adamız zaten onun da ortasına salıveriyorsun! Biraz oku et gör öyle gel zahmet olacak..

  29. ali.deniz Says:

    bak kardeşim,

    senin gibi tatlı su solcularından,fırıldak revizyonistlerden,salon kasketlilerinden hiçbişiy olmaz.
    siz ancak konuşur durursunuz.
    sisteme karşı ayakları yapma bana
    elindeki havyar yere düşse saatlerce ağlarsın.
    kolombiya kahveni yudumlarken devrim yapar,küba puronu içerken dünyayı yeniden kurarsın.
    konuştuğun üsluba bakarsan sanırsın sağlam bir devrimci ile karşı karşıyasın,emin ol sen evini bile idare edemezsin.
    kısaca senin türündeki revize edilmiş tipler ancak konuşur.
    hayatında herhangi bir insan için yapmış olduğun bir küçük iyilik bile olduğunu sanmıyorum.kötü niyetinden değil ama iş bilmezliğinden ve aşırı gevezeliğinden ki senin şu ana kadar ki tüm sözlerini 2 cümle özetler.
    rahat döşeğinde devrim rüyaları gören komik adam…
    arkadaşların bile sadece gülüyor ama sana değil senin fantastik dünyana…
    vay maşşalllah kendini fikir adamı sanmana
    vay maşşallah tatlı su solculuğuna
    yuh olsun senin gibi bişiyler olabilecek adamları sadece balığa çevirenlere…
    sabredemedim baktım,bu sol yumuşakcası(tatlı su solcusu) bişiy demiş mi diye.
    palyaço yiğit lütfen bi sus ya…

  30. feelozof Says:

    ben havyar istiyorum-hehe, ama mezgit havyarı, lan kali rind sen misin, vay be, bakın buna ne deniyo söliim, şimdi bu kadar materyalist adamın yanında oshodan bahsetmek abuk kaçıcak da, NEVROZ, nerden biliyorum, çünkü bana da hası bulaştı, ya kali rind arzunun çöllerinden bahseden adam, olay şu değil mi, analiz edelim, yargı değil, denizler felan bir değeri temsil ediyordu, anti-emperyalist, evet sağ da bir değeri temsil ediyordu, ama devleti de arkasına alarak gerici bir değeri, ki seksen darbesiyle beraber yeşil kuşağa dönüştü, şimdi modernizmin esamesi okunmuyor da o zamana göre geri bir değer sistemini oluşturuyordu, nitekim seksen darbesinin torunları tayyib erdoğan bakınız başbakan, yani burada hepimizin üzülmesi gereken bir şeyler var, ama kali rind, o zaman ki sol örgütlerin hiç bir yerle bir bağlantısı çıkmadı, kukla da değillerdi, ben mesela daha enternasyonalistim, ama o görüş bugünden baksan anti-emperyalist ulusalcı bir görüştü, gün zilelinin yarılma diye bir kitabı vardır, solda milli demokratik devrimcilerle, enternasyonalist devrimciler arasındaki yarılmayı anlatır, gerisi fraksiyonlara bölün dur, size bir itirafta bulunayım (yani bunu tarih bilgimiz olmadığı bağlamında söylüyorum) tüm bunları eşşek kadarken öğrendim, yani kalicim lafım birazcık sana, deniz gezmiş neresinden bakarsan bak en azından onurlu bir duruşu temsil edebilmiştir, solun da hem yenilgileri hem yanılgıları olmuştur, esas oğlanlar öleli çok oluyo kali, hepimiz figüranız, bi facebook meseliyle bitirmek istiyorum, bi abimiz türkiyeyi GAY-20 ye alsınlar homojen felan demiş, bir eşcinsel delirmiş, e bir değer sistemini korumak istiyor, ama şöyle, bu adama hayvan diyor ve hayvanlar dayaktan başka bir şey anlamaz diyor,,, yani hetereseksüel homoseksüeli dövüyor, homoseksüel hayvanı, hayvan da otu yiyor-hehe
    bi de şunu diyeyim, gladyo felan, bunlar bilinmeyen şeyler değil, ama esas olarak, kürt meselesinde kontr-gerilla olarak örgütlenmiştir, bir ayağı özel harb dairesidir, diğer ayağı jitemdir, ve 3 kişinin de elinde değildir, çünkü arkasındaki derin devlet değil, tüm kurumlarıyla ve yetkilileriyle DEVLETtir.

  31. Tansel Says:

    ali;

    fazla konuşma istersen.. kimliğimi açık ederim.. gelir bi çayımı içersin.. kıpkırmızı olursun..

    şuan devrimci faaliyet içerisinde değilim.. ama değişik kanallardan mücadele içerisindeyim..

    evet devrim rüyaları görüyorum.. senin gerçeklerine hapsolmaktansa kendi rüyalarımda gezerim..

    salon kasketlisi, fırıldak solcu, hatta revizyonist??

    bilmediğin kavramları kullanma istersen.. revizyonizmmiş:)) bi alıntı yapsana revizyonizm kokan.. ayrıca bu da konumdan konuma değişir ve suç da değildir.. senin gibi komplocuların yanında revizyonistleri öpüp başıma koyarım zira öyle ya da böyle bir yöntem kullanırlar, akıl yürütürler..

    senden bi bok olmaz.. hadi yallah!

Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s


%d blogcu bunu beğendi: