Evrime Tübitak sansürü

by

bilimteknikAgnostik sayesinde haberim oldu: Tübitak’ın Bilim ve Teknik’i bu sayısında Darwin’i sansürlemiş, bununla yetinmeyip hızlarını alamamışlar ve dergi kapağına Darwin resmi koymaya yeltenen genel yayın yönetmeni işten çıkarılmış.

Ne denebilir? Gerçekten kafası çalışmayan insanlara söylenecek çok söz yok ama bu sesimiz kısıktır anlamına gelmiyor. Bilim, sadece bizler gibi “dinsiz“, “imansız” bilimcilere değil aklı başında herkese lazımdır; bunu ABD’nın bazı evanjalist aptalları haricinde kalan samimi dindarları anlayabiliyor mesela.

scientific_american1En azından namuslu kalabilmiş bilimciler dahi bu Tübitak eliyle gerçekleştirilen sansasyonal rezalete tepki göstermeyecekse (belki gösteriyorlar da haberim yok) , Türkiye için hiçbir umut kalmamış demektir. Ben, kendi adıma herkesi bu ülkenin ta başına kadar gelmiş nur yüzlü sözde demokrat yaratılış şarlatanlarının marifetlerini teşhir etmeye çağırıyorum.

Bu arada Scientific American, Darwin için özel bir sayı hazırlamış. Okumak isteyenler buradan indirebiliyorlar: http://rapidshare.com/files/207938508/SA0109.rar

Reklamlar

Etiketler:

51 Yanıt to “Evrime Tübitak sansürü”

  1. kacakkova Says:

    iki gündür bakiyorum ben de bu darwin tartismalarina….”akilli tasarim”cilara allah tez zamanda akil fikir versin demekten gayri bi sey demek zor….halbu ki dinde zorlama yoktur, ne zorluyorsun kardesim….

  2. Yaşar Says:

    Charles Darwin, mektuplarıda Tanrı’ya inandığını ifade ediyor…”Bilim” ve “Din” birbiri ile çelişmez.Blimin sorumluluğu evreni anlamaktır.Evren ve varlık evreni, tesadüf olamaz.Doğa , doğayı yaratamaz.Neden-sonuç ilişkisi seçmeci olamaz.
    Bir iğne ustasız olmaz bir köy muhtarsız olmaz bir harf bile kâtipsiz olmaz iken nasıl olurda şu muntazam ve sistemli bir şekilde çalışan dünya sahipsiz olur ve kendi kendine meydana gelir …

  3. alideniz Says:

    dünyadaki her çeşit faşizmin,sömürünün ve terörün meşrulaştırıcı temel ideolojisidir,darwin evrim teorisi.ideolojidir.bilimsel bir yanı yoktur.

    1-ırkların bazısı diğerlerinden üstündür diye inanır ve inandırır.yani der ki ey avrupalı tanrı soylu aryan halklar ! asyalı,afrikalı tüm halkları yaşatmama hakkına sahipsiniz.doğal seleksiyon aşağılık ırkların yok edilebilmesini ifade etmiyor mu zaten.gerekirse(?!) bu aşağılık ırkları yok edin.
    aşağılık ırklar vs gibi ifadeler tamamen darwinin kendisine aittir.

    2-madem bazı ırklar bazı ırklardan üstündür.alman demiştir ki ,cermen ırkı en büyük.italyanlar demiştir ki biz romanın soylu çocuklarıyız.bu ideoloji ulusal kibir denen ve sonu 2.dünya savaşı olan olaylara sebep olmuştur.

    avrupalı toplumların başkalarını kolonize etmesinin,faşist ideolojiler üretmesinin ve yahudilere yapılan gibi toplu katliamların arkasındaki temel sebep darwinin zırvalıkları olmasa da çok rahatlıkla meşrulaştırıcı sırtın evrime dayandığını söyleyebiliriz.

    ara türler olmaması,delil diye gösterilen pekçok iskeletin carbon testleriyle uydurma olduğunun tesbit edilmesi ve bunun gibi pekçok şey zaten olayın bilimselliğini bitirmiştir.

    bilimselliği olmayan,her türlü faşizmin dayanağı olan bu şeytani fantazinin yayınlanmaması bir sansür değil kendine ve insan soyuna olan saygının bir gereğidir.

  4. orlando Says:

    Başlık neden “Tübitak’a evrim sansürü” değilde, “Evrime Tübitak sansürü” oldu onu düşündüm önce. Doğru tercihin ikincisi olduğuna ikna oldum sonunda. Çünkü sansürlenen şey evrim. Dinde zorlama olmadığı büyük bir yalan. Din her fırsatta zorlayacaktır. Bilimsel bir teorinin doğruluğu yanlışlığı başka bir şey, bilim tarihi yanlışlanan teorilerle doludur. Fakat teolojiden, bilimsel teorilere alternatifler üretmek başka bir şey. Evrim teorisi yanlışlandığında bile, yerini başka bir bilimsel teori alacaktır, akıllı tasarım gibi tanrısal bir fantazi değil.

  5. alideniz Says:

    evrim teorisi denilen şey aslında modern çağların insansevmez,güce tapınan dinidir.evrimcilerin bu kadar agresif olması sapık bir tarikatın kişiliğini yitirmiş müritlerini hatırlatmaktadır.sonuçta evrim bilimsel bir realite değil,dine öykünen ve tarihteki tüm dinlerin aksine savaşı ve çatışmayı meşru gören ve hatta teşvik eden nefret temelli bir ideolojidir.

  6. gülşah Says:

    http://www.taraf.com.tr/makale/4453.htm
    Ahmet ALTAN çok güzel bir yazı yazmış bu konuyla lakalı linkini vermek istedim

  7. kacakkova Says:

    Dinde zorlama olmayacagini „din“in kendisi söylüyor, günahi boynuna….öte yandan orlando’nun isaret ettigi noktalara cok katilasim var….aslinda bu tartismalara iliskin itinayla entelektüalize edilmis bir yaziya niyetliydim fakat yeni bi posta gerek yok diye düsündüm….yine de iki satir etmeden gecmeyeyim…..orlando’ya fena halde katilasim var demistim, niyeyse….devam edeyim…..
    sinirlarin yerinden oynadigi bir gerceksede, bilimle metafizik, inancla bilgi, teolojiyle ampirik deney arasinda ayrimlar ortadan kalkmis degil, nasil olur ki bu zaten, ama öyle davranmanin fazlasiyla imkani var epey zamandir..….bir baba, pozitivizmin bilimsel yobazligi ortadan kalkti diye dinle bilimi ayni anlamda ve ayni zeminde kullanmaya kalkarsa, tasariminda bir akilsizlik var diye süphelenirim direkman….sinirlarin yerinden oynamasi da degil, belirsizlesmesi sözkonusu esas olarak….belirsizlik/kesinsizlik ilkesinin girisinden sonra cok sey degisti, ancak hala metafizikle bilimi birbirine indirgemenin olanagi yok, aynilastirmanin hic yok….bunun özeti sudur, bir ayaginizi metafizige bir ayaginizi bilime basabilir, iki alani birlestirmeye niyet edebilir, uyumlu olduguna inandiginiz bir sentez olusturabilirsiniz, bilimin durdugu/durmak zorunda oldugu sinirda durmayip, öbür alandan destekli sinir ötesi cevaplar üretebilirsiniz, ancak metafizikte ürettiginiz cözümlerle bilim alanindaki meselere karsilik buldugunuzu düsünmeniz en iyi halde saf bir mümin oldugunuzu gösterir….aslinda hem iyi bir mümin olup hem de bilimi kabul eden biri olabilirsiniz….bu yöndeki ideolojik celiski belirli tarihsel vakalarin sonrasinda bir bakima cözüldü….bunlara teorik cözümlerde getirildi…kant”a kadar gitmeye gerek…altmislardan sonraki bilim felsefesi tartismalari daha cok sey söyler…..bilimin bir modern zamanlar miti olarak otoritesinin yikilmasi iyi bir seydir, bu konuda kuhncu bilim anlayisiyla ve dahasi anarsik feyerabend’in cikislariyla hemfikirim….fakat ne olursa olsun “bilim alani”ni caniniz ne isterse onunla doldurabildiginiz anlamina gelmez bu….felsefe ve bilim adamlarinin kendiliginden felsefesi, ideoloji ve bilim adamlarinin kendiliginden ideolojisi malum bir kargasaya neden olabilir, ancak durum sanildigindan daha aciktir…..yaradiliscilarin bir ropörtajini cevirdigi charls townes tamda althusser”in hatirlanacagi bir isimdir mesela…..söyledikleri dikkatli bir sentezleme cabasinin ürünü, ancak bu sentez bilimin dinden ayrildigi noktanin bir ayrim olarak kalmasini ortadan kaldirmiyor…..”evrenin düzenini anlamaya calismak”la, bu “düzenin nedenselligini bir yaratici fikrine baglamak” arasindaki uyumsuzlugun zarf bir cözümünü sunuyor towles….böylece evrimi kabul ederek tanriya inanan bir bilim adaminin varliginin nasil mümkün oldugunu görüyoruz….bilimle din ahenkli bir sekilde birbirine ekleniyorlar böylece….neden olmasin….yalniz sorun su ki bu uyumluluk tablosunun ve bulunan zarif cözümün sorun olan seyi tümden ortadan kaldirdigi sanilmasin….bilimi ideolojik eklemlenmelerinden tümüyle arindirmak, saf bir bilim alani tasarlamak hayli fantastik bir sey….bununla birlikte bilimle ideolojinin ayni sey oldugunu söylemek, ayni alani isaret ettiklerini ve ayni alanda var olduklarini söylemek ondan daha az fantastik bir sey degil….bilim sonucta dinle ayni sey degil, zarif cözümlerin tehlikesi dinsel soru(n)lara bilimsel yanitlar bulunacagina ve tersinden bilimsel sorunlara dinsel karsiliklar getirilebilecegine inanmayi siradanlastirmasidir….sinirlarin belirsizligini ideolojik olarak ve ideoloji lehine ihlal etmesidir….agnostik sitesindeki balsik bu nedenle oldukca manidar: “ideoloji bilime el koydu”….simdi, evrim teorisini dogru görüp görmemek baska bir mesele orlando”nun dedigi gibi….”bilim alani”nda gecerlidir gecersizdir, onun yerine su teori daha daha cok aciklayicilik gücüne sahiptir vs. tartisilir durulur…..fakat “bu evrenin akillica yaratildigina inaniyorum” türünde her türden aciklama, ister “bilim alani”nda ister baska alanlarda yapilmis olsun “bilim-disi”ndadir….cünkü “iyi o zaman ben de inanmiyorum” derim, kullandigimiz terimler, ileri sürdügümüz deliller ne olursa olsun aslinda yaptigimiz tartisma baska bir tartismadir….akilli bir tasarimcida aslinda rahatlikla evrimi kabul edebilir, townes örneginde oldugu gibi….ancak tasarimi evrim teorisinin yerine koymaya kalkmak olsa olsa….neyse…..

  8. apeironlushadow Says:

    Cok ilginctir sanku sosyo ekonomik ve politik ortam boklastiginda insanlarin zekalari da bi hayli dusuyor ve bu tanri gibi bir guce inanma – sarilma egilimleri aritiyor… Su Yasar denen vatandas buna en guzel ornek; digeri de var gerci ama Yasar’in adini sevdim diye onu hedef alayim dedim. Ulan Yasar soylediklerinin kendi kendini curuttugunu goremiyor musun. Belli ki goremiyorsun. Diyorsun ki

    Bir iğne ustasız olmaz bir köy muhtarsız olmaz bir harf bile kâtipsiz olmaz iken nasıl olurda şu muntazam ve sistemli bir şekilde çalışan dünya sahipsiz olur ve kendi kendine meydana gelir

    Eee o zaman boylesi bir SAHIP de sahipsiz olamaz yav. Olamamasi gerekir yani senin mantigina gore… Degil mi?

    Bir de bu icine sictigimin dunyaya mi muntazam ve sistemli diyorsun. Ulan neresi sistemli bu dunyanin… Ben bir suru sistemsiz sey sayabilirim…

  9. madafaka Says:

    Biraz motorcu Harun Yahya okuyoruz. Üstüne kuşlu tabiatlı nurlu murlu risaleler okuyoruz. Biraz Hocaefendi’nin vaazlarına mazhar oluyoruz. Sonra ne oluyoruz? Yaşar oluyoruz. Takmayın yav. Öyle herkesi önemsemek, cevap vermek, kişiliğine saygı duymak falan. Yalan bu işler.

  10. madafaka Says:

    Bir de ustasız olamayan iğne, muntazam ve sistemli çalışan dünyanın ustasına girsin diyeyim. Tam olsun.

  11. andre breton Says:

    Bu şarkı Wilhelm Reich’tan, ‘bilim ve din çelişmez’ diyen Yaşar’a gelsin o halde:

    “. . . full sexual consciousness and a natural regulation of sexual life mean the end of mystical feelings of any kind, that, in other words, natural sexuality is the deadly enemy of mystical religion. The church, by making the fight over sexuality the center of its dogmas and of its influence over the masses, confirms this concept.”

    Bu sözün bilimsel içeriği nerede mi saklı? Bunun için cinsel siyaset (sexual consciousness), bitkisel sağaltım (natural regulation of sexual life) ve orgon enerjisi üçgenine bakmak gerek.

  12. alideniz Says:

    ateist ve kilisetakmaz filozoflar papaya papazlara saldırınca,dogmatik olduklarına şüphe olmayan kilise erbabı küfürle karşılık vermişti.hakaretler gırla gitmişti.bir taraf sorgulayan taraftı diğer taraf dogmatik taraf.
    türkiyede kalbi kolonize edilmiş,kendi kodlarıyla düşünemez duruma düşmüş insanlar,sonuçta kişiliklerini kaybettikleri için ateist veya dinsevmez dahi olsalar dogmatik olmaktan kurtulamıyorlar.
    Dogma tarafı olması gereken dindar insanlar gayet efendi ve nazik bir duruş gösterdikleri halde,ateist veya agnostik diyebileceğimiz insanlar inanılmaz saygsız olabiliyorlar.Bunun tek sebebi dinsizliği dahi ithal etmelerindendir.Kendilerine ait olmayan veya en azından yeniden üretmedikleri dinsizlik fikriyatını kendi malları gibi kullanmaya çalışınca sadece komik duruma düşmekte ve sadece küfür ve hakaretle kendilerini ifade etmeye çalışmaktadırlar.
    kalbini kiralamış,beynini satmış bu adamların dayılanmalarının altında ergenekon terör örgütü gibi gayri nizami harp erbabının ruhsuz desteğini arkalarında hissetmeleri yatıyordu.halktan duyabilecekleri tek ifade ‘yuh’ olabilecek böyle insanların artık halklarıyla barışmalarının zamanı gelmedi mi?
    dine saygı duymayabilirsiniz ama bunu küfürle veya hakaretle değil ortaya bişiyler koyarak yapmalısınız.
    evrim bu insanların şuuraltı dinidir.ortalama bir dindar evrimi eleştirdiğinde ineği kesilmiş hindu babalanmalarına girmelerinin tek sebebi putumsu şeylerinin yıkılmasıdır.
    Evrimi dünyadaki inançlı insanlar ciddiye almamaktadır.Ateist vs olduğu halde ciddi bilim çevrelerinden de onay görmediği noktalar vardır.Ağırlıklı olarak sahte delillerle üretilmiş bu dinin artık kabul göremeyeceğini kabul etmek de bir bu insanımsılar için bir evrimdir 🙂

  13. alideniz Says:

    willhelm reich her kimse doğal cinsellğin dinsel mistisizmi bitirdiğinden falan bahsediyor.
    muhyiddin-i arabi gibi hem batıda hem doğuda büyük saygınlığı olan büyük islam mistikleri ise cinsellğin kulun Allaha en yakın olduğu anlardan birisi olduğunu ifade ettikleri ciddi yazıları var.Tabiki Arabi evlilik dışı ilişkiyi hoş görüyor anlamında değil ama kilisenin cinselliği direk dışlıyan ve tu kaka diyen tavrına karşılık islam mistikleri gayri meşru olmamak şartıyla cinselliğin sıradan bir olay olmasını bırak belki kutsal bir an olduğunu iddia ve ifade ediyorlar.
    sanırım temel sıkıntı avrupa paganizminin revizyonundan başka bişiy olmayan hristiyanlığın din olayında tek referans alınması durumu olabilir.
    sadece slogan atan bir militanla,karl marx nasıl bir değilse.karl marx kişilikli büyük bir filozof diğeri ise kişiliksiz sıradanın altında bir adamsa.islam ile hirstiyanlık da aynı şeyler değildir.islama hristiyanlığın aynısıymış gibi vurmak bir militan tavrıdır,bir filozof tavır değildir.

  14. kacakkova Says:

    darwin “dokunsal” olarak “enseden dökülen soguk princ muhallebisi” oldugundan herhalde kopuyor kiyamet…..

  15. alideniz Says:

    akıllı tasarım için vikipedya ne diyor,bir baktım.bu laf ortada çok geziyor.o yüzden bir sözlük bilgisi iyi olur gibi geldi bana.

    Akıllı tasarım (AT)(İng: Intelligent design), evrenin ve içerisindeki canlıların[1] doğal seçilim ve rastlantısal mutasyonlar gibi bilinçsiz doğal süreçlerle oluşamayacağını, bu nedenle zeki ve bilinçli bir varlık tarafından tasarlandığını iddia eden bir görüş.[2] Akıllı tasarım iddiası, bilim çevreleri tarafından Yeni yaradılışçılık (İng: New creationism) olarak anılmaktadır.[3][4][5]

    Akıllı Tasarım argümanı, tüm canlı organizmaların “aşağı yukarı günümüzdeki halleri ile” bir “akıllı tasarımcı” tarafından tasarlandığını iddia eder.[6] Akıllı tasarımın savunucuları, çoğunlukla bu tasarımın “kimin” tarafından yapıldığını açıklamaktan özenle kaçınır, [6] herhangi bir tek tanrılı dinin tanrısının ismini telaffuz etmezler (Kutsal Üçleme, Yehova, Allah vs). Bunun nedeni kısmen, AT’nin okullarda evrim teorisine bilimsel bir alternatif olarak okutulmasını sağlamaktır.[6] Akıllı tasarımın önderliğinin yapıldığı ABD’de din reklamının yapılması ve dinin yaygınlaştırılmaya çalışılması anayasaya aykırıdır.[6]

    AT savunucuları arasında genel olarak iki kol olduğu söylenebilir. Bunlardan ilki yaratılışçılığa yakın olan ve türlerin ortak bir atadan gelmediğini savunan kısımdır. Akıllı tasarım savunucularının büyük kısmını bunlar oluşturur. Diğer kol ise evrimin var olduğunu ve ortak atayı savunan fakat yaratılıştan sonraki bu süreçlerin ve evrendeki diğer tüm süreçlerin belirlenmiş bir şekilde bir tasarımcı tarafından yönlendirildiğini savunan gruptur. Önden yüklemeli evrim[7] bu tür bir görüştür. Akıllı tasarım kuramcıları içinde çeşitli görüşler olsa da; genel olarak Akıllı tasarım kuramının neyi savunduğu konusunda yapılan açıklamalarda, türlerin değişmediği iddiası yer almaz.[8] Bu yüzden hem türlerin ortak atadan geldiğine inanan hem de inanmayanlar Akıllı tasarımı savunabilmektedir.

    Evrim teorisine alternatif olarak ortaya atılan Akıllı tasarımın liderliğini merkezi Amerika’da bulunan Discovery Institute yapmaktadır.[kaynak belirtilmeli] Türkiye’den de araştırmacı, gazeteci ve yazar Mustafa Akyol bu enstitü bünyesinde bir süre çalışmıştır.

  16. alideniz Says:

    akıllı tasarım,evrim veya yaratılış…evrim zaten çok zayıf bir iddia.delili olmayan bir teori.bulunan fosillerin fos çıktığı bir ideoloji.Allah yarattı dememenin bilimsel(?!) adı…
    akıllı tasarım ise Allah yarattı demekten ürkmenin adı…bilimsel çevre denilen ortaçağ engizisyonunu aratmayacak çapta yobaz ve dediğim dedikçi kibir yükü bir ruhban sınıfının tepkisinden korkmanın adı
    yaratılış ise araştırma yapmaktan kaçmanın ve kolaycılığın adı olmuş.lakin üçü içerisinden en tutarlı olanı yaratılış.sebep-sonuç ilişkisi çok sağlam ve fakat ucu tembelliğe gitmemeli.
    evrime dinine inananlar,Allaha inananlar,Allaha inanıyorum demekten korkanlar.3 grup.yerinizi seçin.o kadar

  17. y.mert Says:

    hiçbir gelişmenin ve ilerlemenin,bilimsel gelişmenin dinlerle alakası olamdıgının da kanıtıdır darwin.kaçakova ve orlando ya katılmamak elde değil,ikisi de güzel yazmışlar,kant aydınlanmayı,kulluktan çıkıp birey olmak ile almış,aydınlanmanın en güzel kanıtıdır darwin,gerisi laf-ügüzar,yani akıl dinin ününde diyor darwin.

  18. y.mert Says:

    apeirinlushadow,sölediklerinizde haklı olabilirisiniz,kızgınlıgınızda da…ama bunu daha düzeyli cümlelerle belirtin arkadaşım,ironin de,sert söylemlerin de uslubu sözükleri vardır.sözük düzeyinde değil de cümle düzeyinde düşünmek gerek kızgınkta.seni gidi efevari çocuk,seni gidi tekbaşına iken önüne gelene kızan çocuk…

  19. andre breton Says:

    Wilhelm Reich, evlilik dışı cinsel ilişkiyi hoş görüyor.
    Wilhelm Reich, gayrimeşru olarak tanımladığınız cinsel ilişkiyi de hoş görüyor.
    Wilhelm Reich, cinsel ilişkinin tanrıya yakın olma halini bedensel boşalma güçsüzlüğü olarak tanımlıyor.
    Wilhelm Reich, cinselliğin ‘kutsal’ değil ‘tensel’ olması gerektiğini vurguluyor.
    Wilhelm Reich, cinsel ilişkide tanrıya değil, seviştiğin kadına/erkeğe yakın olmayı öğütlüyor.
    Wilhelm Reich (her kimse), çift ‘L’ ile değil, tek ‘L’ ile yazılıyor…

  20. orlando Says:

    “Darwin sansürü” çerçevesinde din-bilim tartışmalarından daha başka bir konu ortaya çıktı. Bir an için “demokrasi oyunu”nu sekteye uğratan bir şey. Yeni-muhafazakarlığın algıladığı haliyle liberal demokrasinin ne olduğunu, olabileceğini tartışmaya elverişli bir durum. Tübitak’ın sansürü konusunda bu eğitimli-yeni-muhafazakar-demokrat kesimin ortak tepkisi, Tübitak’ta daha evvel evrim karşıtı fikirlere yer verilmediği ve asıl sansürün o olduğunu şeklinde.

  21. tolga Says:

    Orlando, bahsettigin “eğitimli-yeni-muhafazakar-demokrat kesim” gayet sakaci bir kesim anladigim kadariyla.

    Yillar yillar oncesinde (1996’larda mesela) bile MEB Lise Biyoloji kitaplarinda Evrim’den 3 satirla bahsedildigini ve bu uc satirda da “virusler bugune kadar gelebildiginden dolayi Darwin’in evrim teorisi sorunludur” gibisinden sacmasapan bir cumle gectigini cok cok iyi hatirlarim. Hatta ayni kitap yaratilis teorisinden de bahsetmistir. Sanirim yillardan beri kendileri olmasa da kafalari iktidarda olanlar, bunun farkinda degiller ya da bu konuda yalan soyleyebilecek kadar ahlaksizlar. Muhammed’e bosuna Muhammed-el-emin denmedi, peygamberden bile ornek alamayacak kadar dinsizler bu kendilerini dindar diye takdim edenlerden bazilari…

    Bu vataandaslar sunu anlamalilar, biz onlar gibi takiyye filan yapmiyoruz, samimi dindar insanlar da Evrim’i ve “sekuler” bilimsel egitimi desteklemeliler, derken. Inanc ve bilim ayri yere konur, dunyanin tum gelismis yerlerinde boyledir ve boyle olmalidir. Bu konuda tarafiz ve “din”i olan olmayan akli basinda herkesin buna katilacagina inaniyorum. Bu dinlerin saglikli bir sekilde varolmasini ve birinin digerine inanc sistemini dayatmamisini saglar cunku. Bu da evet taraf olmaktir. Inancin karismadigi egitim ve bilim sistemine acikca taraf olmaktir. Bu gercekten sekuler bir ulkede yasamak istemektir.

    Kimsenin dini inancindan dolayi universitelerde surda burda yasaklanmasinin karsisinda olmaktir ayni zamanda… Turkiye hicbir zaman laik olmadi, eger olsaydi ne bu yaratiliscilari ciddiye alan olurdu (olsa bile azinlikta kalirdi), ne de insanlar inanclarini yasamak istiyorlar diye bir sorun…

    Bu yuzden gercek dindarlarin yaninda olanlar, onlarin dostlari kafasi calisan ateistlerdir (bir de kafasi calismayan ateistler var, oraya buraya saldirmaktan baska birsey bilmeyen. onlari tenzih ediyorum).

    Avrupa’da bile boyledir. Mesela sanirim Slovenya’da, Muhammed karikaturlerini basmak isteyen de, ayni sehirde camii yapilmasi icin oy verenler de ayni gazete okurlari imis. Bu bir celiski degildir.

    Cunku akli basinda inanan ya da inanmayan her kim olursa olsun kendi inanci dahil, baska her turlu inancin her turden elestirisine izin verir, ayni zamanda azinlik baska inanclarin da yasamasina, nefes almasina destek olur, sahip cikar. Bunu bir celiski olarak goren, ayak oyunu olarak goren “dincilerin” kendilerini bizle karistirdiklarinin farkinda olmasi lazim.

    Kendi sahtekarliklarini bize yansitmasinlar.

  22. ahmet Says:

    akilli tasarim cok sistematik bir düsünceyle dini dünyaya egemen kilma projesi olarak baslamistir.türkiyedeki dincilerin buna dört elle sarilmalarinda sasiracak bir sey yok.proje materyalizmi alt etmek, onun beslendigi bilimsel dayanaklari yikmayi amacliyor.cok büyük paralarla sacma sapan informasyon akisi saglaniyor ve karalama, carpitma, bulaniklastirma cabasi gösteriliyor.yalanin ve spekülasyonun haddi hesabi yok.yayginlasma seyrine bakilirsa “proje” emin adimlarla ilerliyor.bugün akili tasarim denilen sacmaligin evrim teorisiyle ayni kefeye konulabilmesi projenin ilk evresini tamamladigini gösteriyor.

    bilim-felsefe-din sitesindeki yazilari öneririm [ http://bilimfelsefedin.blogspot.com/2005/12/akll-tasarm-bilim-mi-din-mi.html%5D

  23. Bulent Murtezaoglu Says:

    Ahmet bey, dediginiz (ve linkteki) gibi bu isin bir de dis arka plani var. Burada hedef aslinda Turkiye degil, asil hedef olan ABD ve birinci planda ABD’deki devlet okullari. Bunlar orada dava konusu oluyorlar. Davalar emsal veya ictihat olacak sekilde kaybedildikce mecburen taktik degistiriliyor o yuzden. Hep ayni insanlar degil ama benzer ve aralarinda gecirgen olabilen olusumlar (burada Adnan Hocacilarin sonra ATci olmalari gibi). En son Akilli Tasarim ismiyle de dava kaybedildigi icin orada yeni bir taktikle ortaya cikilmasi, burada da orayi takip edenlerin en azindan bir kisminin agiz degistirmesi beklenebilir.

    Yalniz soyle bir sey var, Turkiye’de bu islerle ilgili insanlarin icinde benim de (netten) tanidigim gayet temiz ahlakli olmaya gayret eden (Tolga beyin soyledigi cinsten ‘dindar’lar dahil) ve cok zeki insanlar var. Bu insanlar samimiler. Bilim adamlari ve bu konulara (belki mesleklerinden dolayi) hakim olanlarin biraz vakit ayirmalariyla bu insanlarin en azindan su anda bilimin geldigi yer nedir ogrenmeleri, hatta belki daha genclerden bir kisminin heveslenip dogrudan (biyoloji veya degil) bilimle ilgilenir hale gelmeleri mumkun olabilir.

    Bizim memleketteki muazzam bir kutuplasma icinde, bazen agresif ateizme payanda olarak da kullanilan bir teorinin dusman edinmesi icin zaten ABD’den ithal bir “proje”ye ihtiyac var midir bilmiyorum. ABD’nin tersine, bizde gayet zeki insanlar cogu isteseler de dogru durust, oturmus ve bilim adami yetistirmeye yonelik ogretime ulasamiyorlar. Yine ABD’nin tersine, en azindan MEB icin zaten verilecek bir mucadele yok gibi gozukuyor. Burada bizim meselemiz, bence, zeki gencleri duzgun ve birinci dakikadan itikatlarina veya kilik kiyafetlerine hasmane yaklasmayacak bilim adamlariyla bir araya getiremememiz. Bu yuzden hem kabiliyetli insan gucu ziyani var, hem o ulasilamayan insan gucune ulasabilenler kimseye hayri olmayacak seyler beceriyorlar bu konuda.

  24. alideniz Says:

    evrim böyle evrim şöyle diye diye evrimi bişiy sanacak insanlar.
    evrimcilerle aratür buldukları ilk gün konuşmaya başlayalım.
    ama lütfen bulacağınız aratür fosilleri şu ana kadar bulundu denilip de sahtecilik eseri olanlardan olmasın ama…
    tek bir delil bile yok.
    evrim mi bir ideoloji…not science

  25. alideniz Says:

    willhelm meselesine gelince.daha doğrusu willhelm – 1 L kişisine…
    umarım wilhelm,onunla sadece haz için seks yapan bir kadının eline düşmüştür yaşlılığında.
    çocuk ve aile için değil veya Allah’a yakınlığın bir tevili olduğundan değil sadece ve sadece seks hazzı için onunla seks yapmış bir kadınla yaşamıştır hep. :)))

  26. alideniz Says:

    seksi kendi için sever wilhelm nasıl birisiymiş vikipedyadan buldum.genel kültür olsun açısından copy-paste ediyorum.

    ‘Wilhelm Reich (24 Mart 1897 – 3 Kasım 1957) Dobrzanica, Galicia, Avusturya – Macaristan’da doğmuş, Pensilvanya, ABD’de ölmüş pskianalist ve Freud öğrencisi. Carl Gustav Jung ve Alfred Adler’in tersine Sigmund Freud’un cinsellikle ilgili tezlerini daha ilerilere götürmeye çalışmıştır.

    1927’de Alman Komünist Partisi’nde boy gösterdi.Aynı yıl Sexpol’u (Cinsel Siyaset Derneği’ni) de kurdu.Emekçi mahallelerde işçiler için ruhsal bakımevlerini 1928’de Viyana’da açtı.

    Uygarlığın cinsel ahlakının bireyler üzerindeki etkisinin kitleler nezdinde toplumsal yapıyı belirlediğini öne sürer . Aile yapsının burjuva karakterini, kadının üzerindeki cinsel baskıyı, psikolojik olarak sağlıklı ve sağlıksız bünyeler arasındaki temel farkları gündeme getirmiştir. Sağlıklı ve doyumlu cinselliğin varolabilmesi için özgür, sınıfsız bir toplumun varlığını öngörür. Reich’a göre cinsel özgürlüğün bulunmadığı uygarlık toplumunda insanoğlu hep büyük bir stres içerisinde yaşayacaktır. Wilhelm Reich’e göre sağlıklı insan orgazmik yeteneğe sahip insandır. Cinsel enerjinin insanı iyileştiren bir özelliğinden bahseder. Aynı zamanda bu enerjinin depolanabileceğine, kişiler arasında aktarılabileceğine inanır. Bu enerjileri depolamak için bir alet bile geliştirmiştir. Yaşamının sonuna doğru şizofrenik belirtiler göstermiştir. Hayatını Amerikada bir cezaevinde noktalamıştır.’ –vikipedya kısmı bu kadar—

    elemanın çok özenilesi hayatı buymuş…genel kültür olsun bu da…

  27. andre breton Says:

    “Umarım Wilhelm, onunla sadece haz için seks yapan bir kadının eline düşmüştür yaşlılığında…”

    Senin durumun vahim Alideniz. Allah kolaylık versin.

  28. alideniz Says:

    wilhelm reich çok ilginç iddiaların sahibi.bence aşağıdaki ifadeler bu zatın ne kadar bilimsellikle ilgili olduğunu da anlatıyor.

    http://www.halukakcam.com/B6/Notes/WilhelmReich1986.htm'dan alıntıdır.

    ‘1957 yılında ölen Wilhelm Reich, yaradılışın temel maddesinin “Orgon” adını verdiği bir enerji türü olduğunu savunuyordu.

    “Yaşam gücü” kuramının da sahibi olan Reich, Dünya’nın da UFO’ların savaş merkezi olduğunu ileri sürdü.

    Teorileri hâlâ tam anlamı ile çözümlenemeyen Wilhelm Reich’ı Halûk Akçam inceledi.’

  29. alideniz Says:

    sayın breton,

    sizin çok bilimsel wilhelm reich UFO avcısı çıktı.

    Allah kolaylık versin duanızı göz baş üstüne alıyorum.
    Bir UFO fantazitörünü ciddi bir bilimsel kaynak olarak verdiğiniz için ‘Allah size akıl fikir versin’ diyorum. 🙂

  30. alideniz Says:

    kadin hakkinda ettigi su laf dikkate degerdir:”kadin dedigin sigara gibidir,icersin biter… agzinda sadece aci tadi kalir..” —ekşisözlükten alıntıdır.—

    kadını yenip yutulan bir meta,içip tüketilen bir sigara kadar değersiz gören bir sürrealist demiş yukarıdaki sözü…

    UFO’cu reich değil ama…
    bir fransız sürrealist…

  31. alideniz Says:

    Reich’in kafanızda nasıl birisi olarak kalması gerektiğini özetlemiş bir copy-paste daha.UFO’cu bilimci derken barttım mı demiştim.değilmiş.aşağıda:

    ‘dinle küçük adamın yazarı..ülkeden ülkeye kovulmuş, çalışmaları her zaman aşağılanmış, hocası freudla bile ters düşmüş, hiçbir dostu olmayan ünlü bilim adamı..
    (ölümü tam olarak çözülemeyen üstadın vasiyeti 2005te bekleniyor)’

    Başbakan ‘daha davos’a gelmem’ diyordu ya ben de Reich için ‘Daha da bişiy demem,elin oğlu demiş’ diyerek selam ediyorum 🙂

  32. Tansel Says:

    Reich hakkında saçmasapan linkler vermeyi bırak da 1. el kaynaktan okuma yap ve gel tartışalım. Reich’a laf edenin kıçım kadar aklı yok vaziyetine düşmeyelim…

  33. alideniz Says:

    sayın tansel,

    1-verdiğim link vikipedya.islamcı veya aşırı hristiyancı bir link değil.birinci yanlış…
    2-aramızdaki üslup farkına bakıldığında bazı şeyler zaten net anlaşılıyor.
    (kıç,saçmasapan,aşağılama,tahkir vs vs)
    3-reich dünyada ufoların savaşının sürdüğünü ifade ediyor.objektif bir insansanız bu olayı bir yorumlayınız.

    daha kontrollu,daha düzeyli bir dil kullanmanızı tavsiye edeceğim ama sizi tüm azdıracağım korkusu taşıyorum.’sen kimsin ki…’ diye başlayan modern babalanma şovları yapacağınızı düşünüyorum.

    adamın bilim dünyasında nasıl görüldüğünü naklettim sadece.öyle düşünmüyorsanız bazı sebepleriniz olmalı.
    selam saygı ile…

  34. alideniz Says:

    Reich hakkındaki copy-paste’lerin sebebi şu:

    bir arkadaş Reich’ten ingilizce bir metin copy-paste etmiş veya üşenmemiş yazmış.
    Reich gerçek bir bilimsel otorite edasıyla sunulmuş orada sanki bir referans yazar havası verilmiş.
    Reich’in adını ilk kez duyan birisi olarak nedir-necidir diye araştırma merakı uyandığı için hiç de yabana atılmayacak kaynaklarda bu zatın bir Freud veya Adler olmadığını anladım.Freud’un öğrencisi olmasına rağmen daha science-fiction işlerle uğraştığını yaratılışın öz tozu,ufolar gibi konularla iştigal ettiğini gördüm.
    Dünyada UFOlar savaşı var demiş birisinin bir referans yazar ciddiyetinde olmadığını düşündüğüm için adamla ilgili linkleri paylaştım.
    Ben adamın temel fikirlerini bilmiyorum ama yukarıdaki ingilizce metin etrafında birşeyler anlatıyorsa çok farklı yerlerden bakıyoruz ve fakat fırsat bulursam okurum.
    Tek derdim bu kişinin bir referans yazar olmadığını anlatmaktı ve sanırım o noktada da zaten bir pürüz kalmadı.

  35. andre breton Says:

    Hem adamın temel fikirlerini bilmiyorum diyorsun, hem de onun referans alınmayacak bir yazar olduğunu söylüyorsun. Reich’ın tüm dönemleri hakkında adamakıllı bilgi sahibi olmadıkça onun hakkında düşünce üretemezsin… Acını azaltmak için öncelikle aşağıdaki linkleri incele:

    Reich’ın aşina olmadığın temel fikirleri için:

    http://surrealismus.blogspot.com/2008/06/wilhelm-reich-belgeseli.html

    Bitkisel sağaltım, kas ve kişilik zırhı, orgon terapisi, cloudbusting deneyleri için:

    http://surrealismus.blogspot.com/2008/08/dusan-makavejevin-mysteries-of-organism.html

    Notlar:

    1) Çok güvendiğin Vikipedi, spesifik konularda yabana atılacak bir kaynaktır.

    2) Freud-Reich ayrılmasına fazlasıyla vurgu yapmışsın. Ayrılığın nedenleri için Reich Speaks Of Freud (Reich Freud’u Anlatıyor) kitabını oku. Freud, psikanalizde mutlak otorite olmasına rağmen bilim adamı değildir. Öyle bir iddiası da yoktur. Kendisi, baştan çıkaran araştırmaların yanında ‘ölüm içgüdüsü’ gibi bir saçmalığın da kaşifidir. Ölüm içgüdüsü kuramının yanında ‘DOR / UFO’ araştırmaları bile daha bilimsel saftadır.

    3) Reich’ın psikanalizden önce yarım yamalak ve sonra da mutlak anlamda koptuğu ikinci (bitkisel sağaltım) ve üçüncü (orgon enerjisi, orgon terapi) dönemi, onun bütünüyle bilimsel araştırmalara bağlı kaldığı dönemlerdir. Reich’ın ikinci dönemini anlamak için öncelikle Character Analysis (Kişilik Çözümlemesi) ve The Function of the Orgasm (Bedensel Boşalmanın İşlevi) kitaplarını oku. İkinci ve üçüncü dönemlerin bağlanma aşaması ile üçüncü döneme geçiş sürecini anlatan kitaplar da öncelikli olarak şöyle sıralanabilir: The Cancer Biopathy (Kanser), The Bion Experiments, Ether, God and Devil / Cosmic Superimposition (İnsanın Doğadaki Yeri).

    4) Reich hakkında edinmiş olduğun UFO merkezli bilgiler doğrudur ve onun ölümünden önceki birkaç yılı esas alır. Üzerindeki FBI ve FDA baskıları nedeniyle böyle bir paranoid durum geliştirdiğini söyleyenler vardır. Ben yine de onun araştırmalarını, patolojik bir fantazyanın ürünü olarak görmüyorum. Eğer bu dönemi, dördüncü dönem olarak ele alacaksak şu durumda okuyacağın son kitap ‘Contact with Space’ olmalıdır.

    5) Yaptığın amatör taşlamalardan yola çıkarak başbakanın izinden gittiğini açıkça görebiliyorum. Şu durumda temel fikirlerini bilmediğin Reich’ın The Sexual Revolution (Cinsel Devrim), Children of the Future (Geleceğin Çocukları), The Mass Psychology of Fascism (Faşizmin Kitle Ruhu Anlayışı) ve senin gibi düşünenler için yazdığı Listen Little Man (Dinle Küçük Adam) kitaplarını okursan, belki attığın taşların yönünü değiştirebilirsin.

  36. Tansel Says:

    andre tam da senin dediğini demeye çalışmıştım.. özellikle cinsel devrim, faşizmin kitle ruhu anlayışı ve bedensel boşalmanın işlevi “kıçım kadar kadar aklı olmayan” (evet aynen böyledir görüldüğü gibi- artık bu tarz 2. el bilgiyle yetinen histerik nöbetler geçiren arkadaşlara saygı duymama kararı aldığımı belirteyim) arkadaşın zannettiğinin aksine başyapıt sayılırlar. reich arkadaşın zannettiğinin aksine referans bir yazardır ve de yazdığı yapıtlar bunun kanıtıdır. tabi anlamak isteyen, aklını kıçımın seviyesinin üzerine çıkarmalıdır, bu da o kadar zor bişey değil, birazcık çaba gerektirir..

    reich’ın da bir kişisel tarihi vardır ve nietzche’de de görüldüğü üzre son dönemlerinde biraz kafayı kırmış olması olasıdır ama bu çığır açan başyapıtlarını görmemize engel olmamalı.. ama dogmatizmle donanmış birinin bunları anlaması zaten imkansız…

    ama dur! bir ümit var.. “dinle küçük adam!”…

  37. Alidenizo@gmail.com Says:

    Dinle küçük adam çağrısına siz icabet etmişsiniz.
    Size de yakışmış.
    Materyalist dogmatizm de bunu gerektirirdi zaten

  38. Tansel Says:

    “materyalist dogmatizm”

    :))

  39. alidenizo Says:

    reich’i eleştirmiş bir yazardan alınan linklere dahi tahammül edemeyen sizler mi yoksa papaya nerdeyse tapınan bir ‘tabi’ mi daha dogmatik ben karar veremedim.
    Dünyada UFO’lar savaşıyor teorisini dile getirebilmiş bir adama hiçbir eleştiri getirememek hatta o kişinin eleştirilebilmesine bile razı olamamak ancak bir dogmatizm türü olabilir.
    diğerininki mistik bir dogmatizm ise sizinki de seküler ve hatta materyalist bir dogmatizm.
    anlayana küçük bir ironi vardı orada ama yerine ulaşmamış.

  40. alidenizo Says:

    hani dogmatik tavır eleştiriye kapalıdır ya.adam inandığı ve peşine düştüğü şeyin yanlışlık barındırmayacağına o kadar inanır ki kimseye laf söyletmez,en efendice bir eleştiriyi kabul edemez ve hatta nakledilen eleştirelere bile köpürür ya.
    materyalist adam ise dogmalardan sıyrılmış adam ya hani ve ‘net doğruları’ olmaz ya.
    UFO’cu Reich hakkında o kadar sert ve sarsılmaz duruyorsunuz ve adam hakkında nakledilen bir dolu temel eleştiriye o kadar gözünüz kapalı ‘hayır’ diyorsunuz ki net dogmatik tavrınıza bir ad koymak zorunda kaldım.
    =materyalist dogmatizm
    buradaki ironiyi anlamanızı beklerdim.
    reich gibi bir alman yahudisi olan Erich Fromm,’çağdaş-seküler yobazları’ öyle güzel tanımlıyor ki cuk oturdunuz o tanıma.
    Farkında değilsiniz belki ama afrikada ata-ite tapınan dogmatizm ile sizdeki çağdaş yobazlığın sadece ‘level’ farkı var o kadar.

  41. alidenizo Says:

    en ilkel din evrimdir

    Evrim hipotezine göre bütün hayat, ölü, cahil, şuursuz maddeden dünyanın en gelişmiş laboratuvarlarında bile üretilemeyen canlı bir ilkel hücrenin meydana gelmesiyle başlamış, yolda kendini kopyalama metoduna ve kendini sürdürme ve terakki mücadelesi içinde adaptasyon mecburiyetiyle rastgele mutasyonlara ve natürel seleksiyona uğrayarak milyonlarca çeşit bitki, hayvan türü ve insan neslini üretmiştir.
    Mutasyon, kromozom veya genlerdeki rastgele ve tevarüs edilebilir değişmelerdir. Canlı vücuttaki mutasyonlar, meselâ insan vücudunu meydana getiren 100 trilyon hücreden bir tanesinin mekanizmasındaki bozulmanın bugün insanlığın tedavide aciz kaldığı kansere sebep olması gibi, genellikle canlılığın aleyhinde sonuçlar doğurmaktadır. Ayrıca, canlı hücre, yüzlerce farklı proteinden; proteinler, 1000-1500 aminoasidin tam bir düzen içinde dizilmesinden; aminoasitler, karbon, azot, hidrojen gibi atomların farklı şekillerde birleşmesinden meydana gelir. Bu dizilme ve birleşmede en küçük bir hata, işlemi neticesiz kılar. Bu proteinlerden, meselâ oksijenli solunumda görev alan Sitokrom-C’nin tesadüflerle oluşma ihtimalini Türkiyeli bir evrimci, “Bir maymunun daktiloda tuşlara rastgele vurarak insanlık tarihini hiç yanlış yapmadan yazma ihtimali”yle kıyaslamaktadır. Bugüne kadar yapılan deneyler de, bırakın böyle bir ihtimalin gerçekleşmesini, onun tam tersini ortaya koymaktadır.

    ABD Houston Baylor Tıp Fakültesi’nde beyaz fareleri renkli fare haline getirebilme üzerinde çalışan Paul Overbeck ve arkadaşları, bu maksatla pigment üretilmesinde rol alan renk genini, beyaz farenin döllenmiş embriyosuna zerkettiler. Sonra bu farenin yavrularını çiftleştirdiler ve torunlarda herhangi bir renk değişimi görülmediği gibi, tersine yarısı bir hafta içinde öldü. Overbeck, bunun sebebini şöyle açıklıyordu: “Fare embriyosuna enjekte ettiğimiz gen, fonksiyonunu kaybetmişti. Embriyonun genom kütüphanesinde bu renk geninin diğer genlerle etkileşimi, bu genin mesajının okunmasını engellediği gibi, diğer genlerin de doğru çalışmasına mani olmuştu. Bütün iç organlar hem ters yerlerde oluşmuş hem de pankreasla böbrekler tamamen hasara uğramıştı. Anladık ki, henüz herhangi bir gen transferini başarabilme şansımız, farede tahmin edilen gen sayısı olan 100.000’de 1’dir. Farenin genom kütüphanesinde bulunan her bir gen, diğer 100.000 gen ile bağlantılı olarak fonksiyon görmektedir. (Discover, 20.8.93)”

    “Evrimleşme”nin zirvesi insanın bile “evrim” çağında farelerde 100.000’de 1 ihtimalle gerçekleştirebileceği küçük bir gen müdahalesinin evrimcilerin iddia ettiği gibi tesadüflerle dünyanın 5-10 yerinde 100.000’de 5-10’a çıkacak bir ihtimalle gerçekleşebileceğini varsaysak bile, bu durumda, upuzun evrim sürecinde ara form fosillerinin yanı sıra, bir de mutasyon hasarlarıyla ölmüş milyarlarca hayvan fosilinin bulunması gerekmez mi? Yoksa, ünlü Fransız zoolog P. P. Grassé’ın dediği gibi “Tesadüfü ateizm görüntüsü altında kendisine gizlice tapınılan bir tür ilah haline getirerek,” sadece kavramdan ve iddiadan ibaret bu “ilâh” sayesinde bütün mutasyonların, her bir unsuru diğerleriyle ve bütünle tam bir münasebet içindeki kusursuz kâinatın ve insan vücudunun oluşum sürecinde daima ve mutlaka gerekli neticeyi verdiğini mi kabul edeceğiz?

    Evrimciler, evrimin üç temel unsurundan türlerin birbirlerinden ne zaman ayrıldıklarını ve evrimi gerçekleştiren mekanizma ile süreçleri izah edemeseler de, tek dayandıkları, canlı organizmalardaki benzerliklerden hareketle, bütün canlıların bir tek atadan evrimleşerek meydana geldiği iddiasıdır. Oysa, meselâ hepsi de aynı malzemeden yapılma ve temel özellikler itibarıyla birbirine benzeyen, dolayısıyla hepsine ortak “bina” adını verdiğimiz, fakat bazı bakımlardan birbirlerinden ayrılan ve cami, okul, hastane, hapishane, ev gibi farklı adlarla andığımız binalar vardır. Bu binalar arasındaki farklılıkları ve isimlerini tayin eden, onların göreceği fonksiyondur; dolayısıyla gaye ve fonksiyon yapıyı, organizmayı belirler ve organik benzerlikler, türlerin birbirinden türediğini asla ispat etmez.

  42. Tansel Says:

    Yahu daha materyalistim bile demedim noluyor:D

    Materyalist dogma diyebileceğimiz birşey var mıdır.. Elbette vardır.. Ama hangi materyalizm diye de sormak gerekir.. Aynı hangi marksizm diye sormak gerektiği gibi.. Sen hoppala yavrum attın hepsini aynı kutuya.. Reich’ı eleştirmediğimi kim söyledi?? Acayip nöbetler geçirmektesin, zira halisünasyonlar başlamış, kendine mukayyet ol derim:) ya da git Reich, Freud gibi temel psikanalistleri oku istersen:) Materyalist dogma imiş.. Frankfurt Okulunun materyalizmine dogma diyebilirmiyiz mesela?? Sovyet marksizmi bir dogmalar bütünüdür mesela bence.. Eee neyi tartışıyosun birader..

    Eleştiriye kapalı olmak değil mesele.. Sen Reich için kopyaladığın şeylerden mütevellit adamın ciddiye alınmaması gerektiğine inanılmaz bir dogmatik tavırla kanaat getiriyorsun, üstelik bir sürü başyapıtını görmezden gelerek.. Asıl mesele budur.. Kişilerin de tarihi vardır, aynı toplumlar gibi.. Kaldı ki yukarıda andre’nin de benim de yazdıklarımda Reich eleştirisi içkin olarak vardır.. Bizzat ben son dönemlerinde tozuttuğunun olası olduğunu söylemedim mi??

    Vazgeçtim.. Senin değil kıçım kadar.. Osuruğum kadar aklın yok.. Üstelik ümit de yok..

  43. Alidenizo@gmail.com Says:

    ossurukmuş,kıçmış 🙂
    kardeşim sen o kıçı ilgilenenlere anlat.
    Allahtan ki din yobazı değilsin.Cadı diye
    yakmadık kadın,büyücü diye biçmedik
    adam birakmazdın.
    yobaz adam! yobazsın başka bişiy değilsin.
    ettiğin küfür kıvamlı hakaretlerini o hep
    anlattığın yerine iade ediyorum.
    okumuş cahillik budur işte 🙂

  44. Alidenizo@gmail.com Says:

    dinin evrim,bir peygamberin UFOcu Reich
    temel ahlakın serbest cinsellik (reichin temel fikri)
    huyun kavgacılık ve küfür
    ossurğun ve kıçın kutsalın
    nezaket akması gereken dilinden kanalizasyon akıtmak olmaz

  45. Tansel Says:

    noldu cevap veremedin dimi yazınca:) dogmatik olmadığımı anlayınca.. naber:)

    Reich eleştirisi yapılmıştır yukarıda.. aklınla değil de başka yerinle okursan hala aynı martavalları sıkmaya devam edersin.. peygamberim yoktur.. peygambersizim ben.. onu senin gibi peygamberlere allahlara tapanlar düşünsün..

    bu arada “temel ahlakım yoktur”. cinsel özgürlüğü de savunuyorum elbette bir beis yok burada.. bunu şeyine hakim olamayanlar, cinselliği metalaştıranlar düşünsün..

    ha saygısız mıyım. evet.. sana ve senin gibilere saygısızım.. yukarıda anlamamak için yırtınmaların saygısızlığına karşı saygı duymuyorum.. hiç bilmediği bi filozof hakkında kulaktan dolma bilgilerle hüküm veren gerizekalılara saygı duymuyorum.. ahlakçılık yapanlara ve bunu dayatanlara saygı duymuyorum.. ve tüm bu doğal bütünün bi parçası olan insanı ondan koparanlara saygı duymuyorum.. insanın doğa üzerindeki egemenliği aynı zamanda insanın insan üzerindeki egemenliğini de getirmiştir diyen horkheimer’ın sesine kulak veriyorum..

    evet ben saygısızım.. otoritenin ve iktidarın kitlelere ve insanlara saygısızlığına karşı saygısızım..

    sana bi gram saygım yok evet!

  46. ali.deniz Says:

    en başta kendisine saygısı olmayan arkadaşım,

    reich hakkındaki linkler bana bu kadar küfretmeni gerektirmiyor.
    ateist olman da senin lüksün…bir eli yağda bir eli balda bir adamın böyle ateistlik solculuk geyikleri yapması da biraz komik ama hadi neyse.
    sen entel dantel adamsın.film izleyen birisindir sanıyorum.hani matrix diye bir film vardı.oradaki otorite gidişattan rahatsız başkaldırma potansiyeli olabilecek tipleri de farklı bir yolla kontrol altında tutuyordu.sen ve senin gibiler otoriteye başkaldırdığını sanan zavallılarsınız.Otorite kendini sizin gibilerle daha meşrulaştırıyor farkında değilsiniz.
    Sen iktidarı esas otorite sanıyorsun.Esas otoritenin daha derin olduğunu farketmiyorsun.
    Esas otorite 12 eylülde solcu-sağcı ayırmadan avlamış olan zihniyettir,cuntacı zihniyettir.
    Murat Belge ki marksist estetiğin yazarıdır-o bile diyor ki biz hep dindarlardan,anadolu insanı yobazların devleti ele geçireceğinden korktuk ama bana o tip insanların ters gözle bile baktığına şahit olmadım ve fakat ülkenin lafta stabilitesini sağladığını iddia edenlerin bir dolu devrimci kardeşimi astığına şahit oldum.
    Senin,benim,hepimizin geleceğine ipotek koymuş faşist otoritenin karşısında olsan bir anlam vereceğim ama esefle iktidarı esas otorite sanmak saflığında görüyorum seni.
    Bana veya kendine saygın olmayabilir ama sana gerçekten saygısı olmayanlara böyle babalansan çok daha gerçekci olurdu.
    Bana saygı duymuyorsan canın sağolsun ama sana gerçekten saygı duymayan o otoriteyle nasıl başedersin bilemiyorum.

  47. abuzer Says:

    aynn bnde sizlere katılıyorm(!)(!)(!)…

  48. Tansel Says:

    “Senin,benim,hepimizin geleceğine ipotek koymuş faşist otoritenin karşısında olsan bir anlam vereceğim ama esefle iktidarı esas otorite sanmak saflığında görüyorum seni.”

    Ali,
    Sözde cevabın tamamen bu salak varsayım üzerine oturmakta. Ama yanlış. İktidar derken daha geniş anlamda kullandığım açık ama sen entelektüel ahlaktan yoksun olduğun için bunu da çarpıttın. İktidarı genel anlamda kullandım. Siyasal iktidarka veya ekonomik iktidar gibi güdükçe sınırlamadım. Foucault’u tanır mısın? Bunun içine burjuvası da girer devleti de hatta ve hatta kültürü de vs. si de..

    Çöktü bütün altyapın.. Hadi baştan yaz sivri zekalı arkadaş…

  49. togliatti Says:

    Tansel, valla bu adamla ugrasabilmissin ya senden korkulur arkadas. Enerjini ornek aliyorum kendime 🙂

  50. 5duyu Says:

    5 duyu olarak verdiğimiz hizmetler,depresyon,panik atak,depresyon tedavisi,panik atak tedavisi,ilaçsız depresyon tedavisi,tms tedavisi,manyetik uyarım,tms,evlilik danışmanı,evlilik danışmanlığı,evlilik terapisi,aile terapisi,ilişki terapisi,psikoterapi,anksiyete bozukluğu ve yaşam koçu dur.

Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s


%d blogcu bunu beğendi: