sevgililer günü (özel)

by

bkz: hande öğüt “menage a trois”  başlığında “aşk olayı“na değiniyor. “aşkın kanunu yazsak yeniden, kimi ümütleri yel alır gider” bi bakın hele. dinciler bilboardlarla sevgililer gününün nasıl bir münafıklık olduğunu gösteriyorlarmış halkımıza. solcuların ne diyecekleri de az cok malum. yine de hatırlanmadığı için üzülenlerin sayısı tahmin edebileceğimizden çok olacaktır elbette. bir kisim dincilerin ya da solcuların gerekçelerine bu kederden sarılmaları ihtimaldir. tek taşı kapanların mutluluğu, güzel bir mail (mesela şiirli miirli) alanların mutluluğuyla aynı nitelikte olacaktır. sevgilisi olmayanlar kederlerini alaysı bir tonla bastırmaya çalışacaklardır.  bazı hödükler de  “biz evliyiz ne  sevgililer günüsü”  diye yırtmaya çalışacaklardır kesinlikle, hanımlar dikkat. popüler olanla olmayan arasinda ayrim yapmayan bir kulunuz olarak ben de bu güne özel haşmet babaoğlu belki hafif kacar diyerek,  “aşkın kalıbı” üzerine bi aşk yazısı sunayım sayın halkımıza entel dantel.

“Faşizm, insanlar arasındaki ilişkilerde başlar, iki insan arasındaki ilişkide başlar” Ingeborg Bachmann’ın belirttiği üzere. İkilikleri çoğaltmak, “ötekileri” romantik ve cinsel aşka içkin mi kılmak gerekir faşizmden kurtarmak için ilişkileri? Bachmann’ın “mutlak aşkın romanı” olarak bilinen Malina’sı, yazarın “Ölüm Türleri” (Todesarten) ana başlığı altında yazmayı düşündüğü bir dizi romanın tamamlanabilmiş ilk ve tek bölümüdür. İki kişinin aynı zamanda asla paylaşamayacağı, salt cinselliğin çok ötesinde, ancak iç dünyaların yoğunluğunda yaşanabilen bir aşkın romanı olan Malina’da her erkek ve her kadın âşık olamayacağı işlenir. Çünkü bir sanat yapıtıdır aşk. Ve bir sanat yapıtını oluşturmak için öncelikle verili kuralları yıkmak gerekir; ki tabu yıkıcılar kendi özyıkımlarına da zemin hazırlarlar.

Reklamlar

19 Yanıt to “sevgililer günü (özel)”

  1. ElestirelGunluk Says:

    Kacak yazini okurken simdi ben gibi “her gunu sevgililer gunu eyleme telasinda olanlara” ne tas atacak diye bir kaygiya kapildim resmen.

    o zaman ben sana satasayim bari;

    Boyle herkeslere satasarak (ya da herkeslerin eksik yanlis yanlarini yuzeye cikararak) varolani (bir gunun sevgililer gunu ilan edilmesinin) direkt ya da dolayli olarak da pekistirmis, beslemis olmuyor musun? Her ne kadar kendini “populer olanla olmayan arasinda ayrim yapmayan ben” diye nitelesen de, egemen olanin yaninda bir durusun olmus bence.

  2. gunes Says:

    Elestirel gunluk’e katıldığımı ve ekleyecek bir kaç şey de bulduğumu belirtmek için yoruyorum parmaklarımı. Herkeslere satasan Kacakova’nın sevgililerini de terörize ettiği, “bak ben herbişiiciği biliyorum”cu havalarından dolayı kendisini quantumdaki nihai gözlemci hawalarında zaman zaman çemkirdiğini düşünüyorum. ne tuhaftır biz meselelerin özünüü insan da değil insanlıkta -bireysel bilinc düzeyinde dğeil kollektif bilinc düzeyinde- (pek sever kendisini bu ifade tarzını diye extradan ekleyerek yazıyrum) irdelemek durumsallığındayız. Bu nedenle kişi önemli değil,zihniyet önemlidir. Sonucta hitler bir kişiydi, ama onu tiran kılan binlercesi 😉
    ” sevgilisi olmayanlar kederlerini alaysı bir tonla bastırmaya çalışacaklardır. ” demiş..Alaycılıoğının nedenini şimdi anlıyor, kendisine tez elden bir sevgili diliyorum 😉

  3. kacakkova Says:

    elestirel abi,
    nasil bir cizgi cektin de ben cizginin öbür tarafinda durus eyledim, tam anlamadim…..herkezlere satasarak niye varolani onaylamak durumunda olayim?…elestirinin olasi elestirileri neden elestiri konusunun onaylanmasi, ya da kabulu anlamina gelsin…..bir günün sevgililer günü olmasi caiz degildir bence de…..
    günes’e ise, hosgörü ve büyük kalpliligine siginarak dil cikariyorum yalnizca….meselelerin özünü “insanlik”ta irdelemeye ben mani olmayayim….”kuantumdaki nihai gözlemci” lafi pek bi agir kacti, alaya vurup öfkemi vernelleyeyim bari, yumusacik olsun…..

  4. zeynep Says:

    Sevgili Kaçak,

    Burası senin imparatorluğunken ve zaten aksi halde bile aşktan bahsetmek istemende, hatta çok feci halde aşktan bahsetmek istemende hiçbir beis yokken, bunu yapmak için Sevgililer Günü(özel:) gibi zavallı günleri bahane ederek ve dahi apaçık kullanarak yapmanı ibretle ve dehşetle izledim.

    Üstelik bununla yetinmeyip, “Ölüm Türleri” (Todesarten) ana başlığı altında yazmayı düşündüğü bir dizi romanın tamamlanabilmiş ilk ve tek bölümüdür.” diye ısrarla vurgulayarak bizi “Malina”mızla vurman konusunda söyleyecek söz bulamıyorum. Pes yani diyorum.

    🙂

  5. gunes Says:

    Ah Zeynep, dimağın ince kılcallarındaki ışık beni gittikçe büyülüyor 🙂 kaç, ak ova dedirtiyosun adamcağıza 🙂 Çok pis sobelemiş, üstüne de bir çarpı işaretleyivermişsin “i’m a target” şeklinde 🙂 Yannız katılmadığım tek bişi var Zeynep, bura imparatorluksa tiz benim başım vurula 😛

    Bana nanik yapan diller çok yaşasın da,efenim sizin daimi erekte egonuzu vernel neyin kurtaramayacak gibin sanki. Acil kürtaj olmanız gerek sivriliklerinizden. Zira entellektüelliğin (daha çok bilmek, daha fazla terim ezberlemek, okumak ,yazmak sanat neyinle uuraşmak vs.) bizi daha “insan” kılmadığı malum. Benim sizde anlamadığım eleştiriye eyvallah da,neden ille de yerden yere vurmalar, neden ille de haklı bile olunsa bunu kişi bazlı kanırtmalar felan gerekli yazıcıklarınızda? Recm yapacaksak birilerini hiç günah işlemeyen bir kişinin elinden olmalı değil midir bu, italik (ve ironik elbette)oturup, doğru (ve bold)yazmak gerekirse?
    Aklın yolu bir elbet, ama uslüb da önemli, zira kalıcı olan tarz oluyor söylenip edilenler değil. (daha önce içki masasında türkiyeyi emperyalism +kapitalismden kurtaranlar daha sonra reklamcılıkla perezengliğini yapmışlardı anımsanacak olursa, köylünün işçinin hakkını oturduğu büyükşehirlerde modernliğin postu üzerine bağdaş kurup da elinde piposu, hint fukaralarından getirttiği tütsüleri azcıx da jim morrisonvari havalarla tüketivermişlerdi vs)
    Demem o ki, madem yazıyor çiziyoruz işaret ettiğimiz levhaların kenisine değil, işaret ettiği yere odaklanalım ,odaklanılmasını sağlayalım..(msn istiyosan hala, haber vermen yeterli kacakova 😉

  6. zeynep Says:

    Güneş, ben yine de temkinli bir bekleme içindeyim. Yani bir süredir ilgiyle ve dikkatle okuduğum Kaçak’ın, zayıfta olsa, bu duruma bile mantıklı bir açıklama getirme ihtimalini gözardı etmiyorum : )

  7. gunes Says:

    ahah zeynep, denizde kum, onda mantık Davos’ta yıkılmadık gaf kalmaz,bitmez, bitemez..Sana bir film önerisi şeettirdim sayfanda, haberin olsun 😉

  8. kacakkova Says:

    msn isterim elbette, tedavime yardimci olacaksa, ama para neyin vermem….vernelleyin yumusacik olsun efenim, ise yariyor….saklaniyorsun ironinin arkasina ama öfken cee yapiyor arkadan….tedavi sart, egitim sart…mühim olan menschlihkeit tabii….hem bülent somay’in dedigi gibi, “fallusumla dünyayi yerinden oynatamayacaksam ereksiyonun ne faydasi var” degil mi…..ama böyle “aklin yolu bir” gibi sözler edildiginde de egomu zapteylemem kolay olmuyor….simdi iki satir yaziyaziversem buna, “kisi bazli kanirtma” falan olacak, üzülecegim sonra….ben ki kendimi kisilerle atisip duran ama hic kisilerle ugrasmayan biri sanirim….bakiniz vernelin etkisini görünüz…..ya da su “levhalara degil, isaret ettigi yere bakalim önerisi”….efenim iyi güzel de levhalarla ugrasmak niye yasak, niye sorun…..

  9. kacakkova Says:

    sevgili zeynep,
    beser sasar neylersin diyecegim özürüm kabahatimden büyük olacak……sevgililer gününde insanliga bi hizmet sunayim dedim :)….kendim ettim kendim buldum…..

  10. zeynep Says:

    Dışarıda kapkaranlık bir hava, bi yağmur bi yağmurken ve ben “gloomy sunday” havalarında öfleyip püflerken, gülümsettin ya, sen çok yaşa ve yaz e mi: )

    Sevgiler.

  11. gunes Says:

    “Hem kel hem fodul, hem cimri hem parabol..”Ömrünü özetleyecek tek cümlen bu sanırım. Açıkcası bülent somay’ı can yücelle karşılamak isterdim, kendisine neden kadın şair yok diye soran gazeteciye verdiği meşhur söz ile. Somay’da o cevaba binaen demiş sanırsam. Güç,iktidar bileşenini kalemine karıştıranların hadım hadım sırra kadem basmasından yanayım. “Aklın yolu birdir” (bknz Goethe) Siz pek bi alıntı yapmayı,terminolojiden konuşmayı seviyorsunuz da, papağanlar gibi onun bunun söyledikleriyle nereye varılacağını ibret-i alem için seyrediyorum ben de. Levhalar konusuna geliverince, efem, anaokulundaydı logo oynamalar felam,azıcık büyüdük diye şimdi anlatının kendisiyle mi oynayalım illa ki, anlatının götürüp bıraktığı yeri keşfetmek dururken?..İyi siz oynayın, zira bilirim erekte egoların “kendini tatmin” için kendileriyle pek bi oynadıklarını 😉

  12. feelozof Says:

    hiç ayrılamam derken, kavuşmak hayal oldu, böhüü,,, aldığım tektaş bu, hehe,
    ya anlatının götürdüğü yer neresi, anlat anlat dur, burası di mi, varsa başka bi yer bilelim, (y)anlatı olsun da, yanı olsun, yönü olsun,, süperego takılabilenler, lütfen süperego deneyimlerini paylaşırlarsa, şu ego illetinden kurtulmama bi nebze fayda ederler, bi de id var ki hiç değilse egodan harbi çocuk,,,

  13. gunes Says:

    hmm..oyunda karşılıklı oynaşıyorsunuz demek?İyi iyi..

  14. kacakkova Says:

    bu atisma mevzularinda benim favorilerim her zaman “ego avcilari” olmustur….olaganüstüdürler….eglencelidirler….her zaman isin özüyle ilgilenirler….laf kalabaligi yapiyor ve sacmaliyorlarsa bu da avladiklari egolarin gösterdikleri directen dolayidir….yoksa zaten öz ortadadir….isin sirri olinde iki kere rafinedir….allah basimizdan günesi eksik etmesin….

  15. gunes Says:

    “Ego hunter” olarak yaftalandım..Ahh ahh zaman sloganını da haklı çıkarttınız ya pes doğrusu. Öz diyordunuz bir de sahi toptan parekende satıyordunuz kelamı..Saçmalıyoruz ya , o saçma’nın sapanına yerleştirip fırlatıyoruz da biz bazılarını..hakket tomofillll uçarrr giderrrrrrrr…

    (otesiask@hotmail.com msnim)

  16. Elestirel Gunluk Says:

    Kacak anlatmaya çalıșayım. Bu internet ortamında gerçekten bazan anlatmak ve anlașılmak sorunsal olabiliyor. çizgiyi nereye çektiğim meselesine gelmeden őnce su senin herkeslerini bi siralayayim: islamcilar, solcular, hatırlanmadığı için üzülenler, tek taşı kapanlar (bunlar kim yav?), şiirli miirli mail alanlar, sevgilisi olmayanlar, biz evliyiz diyen hodukler, bir de butun bunlarin yanisira kendini bunlarin ve bunlarin toplaminin (Butun yanlistir = HerkeslerinToplami mi?) otesinde ve disinda tutarak kendini bu siraladigi herkeslerin toplamina “entel-dantel” seyler sunmaya adamis bir Kacak. Eeee kimse kaldi mi anilmadik? Sahi kim kaldi geriye? “Bir tek ben gibi her gunu sevgililer gunu eylemeye calisan biraz eskimis, biraz ahlakci, biraz hayalci, biraz Donkisot biraz Mecnun kaldi” dedim kendi kendime. Sonra da bir tehlikeyi savusturmus gibi sevindim tabii ki. Sonra da dur bari ben satasayim dedim: Simdi bu cizgiyi nereye cizdim meselesine geliyorum yani:

    Meseleyi cizginin bu tarafi ve o tarafi gibi basit bir ikileme dusurme basitliginin tehlikesini de goze alarak diyorum ki, bilboardlarda korku, cehennem, ve munafiklik propagandasi yapan islamcisi da, neoliberal ekonominin tek boyutlu insan yaratma surecinde bireyi metaya donustururken ki (bireyin sadece emegini degil, duygu ve heyecanlarini dahi metalastiran) projelerini elestiren solcusu da soyle ya da boyle bir tavir almislardir bu “sevgililer gunu” kampanyasina. Bilmem farkinda misin hedef kitleyi cogaltma yolunda “sevgilier gunu” okul oncesi cocuklarin dahi birbirlerine hediye aldiklari sevgiyi (metayla) ifade etme gunune donustu bile. Yani birileri tavir alirken onlarin tavir alislarini ucuzlatip yine de sevgililer gununu kutlarken sen o ikilemin ote tarafinda bir durusu secmis oluyorsun demek istedim. Hani aslinda fazla da birsey yapmadin aslinda yaptigin sadece sevgililer gununu konu alip ask uzerine bir yazidan bir alinti eklemekti ama bu da yetiyor tabii ki ote taraftan ses etmis olmak icin.

    Umarim anlatabildim…

  17. gunes Says:

    Eleştirel Günlük adlı kişinin yorumunu keyifle okudum. Doğru ve güzel düşüncelerinden ötürü alnından öptüm (içimden tabi )eline yüreğine bakışına bilişine sağlık

  18. kacakkova Says:

    elestirel abi,

    söylemeye calistigin seyi anladim, anladigim sey bu postu basarisiz bir yazi olarak görmemi sagliyorsa da yine de söylediklerine katilamiyorum…..
    bu sebepten neden katilamadigimi acmaya calisayim biraz daha….
    en basta “sevgililer günü”nü elestiri konusu yapmayi iptal eden bir yazi degil bu….sonunda yaziyi bagladigim hande ögütün yazisi elestiriyi kesen degil, tartismalari baska bir boyuta tasiyarak sürdüren bir tartisma degerlendirme imkani sunuyor….en azindan benim anladigim sekliyle askin kendisine dair bir tartisma bu…..
    öte yandan, yukardaki yorumda söyledigim gibi, bir takim elestiri bicimlerinden ayrilmak istendiginde bu dogrudan elestiri konusu olan seyi onayladigimiz anlamina gelmiyor….kültür endüstirisi ve tüketim toplumu kavramlarindan hareketle mesela yeni yil vesvesesiyle söylediklerim bu yazanin üstüne eklenebilir…..yine de elestiri ve ideoloji arasindaki iliskilerden dolayi bu kavramlarda dahil olmak üzere her elestiri girisimiyle elestiri nesneleri üzerinden bütünlesebilecegimiz anlamina gelmiyor….
    sevgililer gününü caiz görmemekte ortaklasabiliriz, ama ben bu meseleye kendi acimdam caiz görmeme bicimlerimizi de tartismaya dahil etmenin hak ve gerek oldugunu düsünüyorum….bunun bir ariza ve günes’in söyleyebilecegi gibi bir entel-dantel cabasi oldugu söylenebilir….buna itiraz etmekle ugrasmamak icin, ki bir sey söylemek kolay degil, sonunda entel-dantellik sucunuda üstlenerek yaziyi asil konuya bagladim….
    dolayisiyla”bütün, yanlistir” acisindan ben-kacak olarak bütünün disinda kalmiyorum elbette (bunu söylemek ya da ima etmem bile ayip olurdu, sikintisini duydugum “elitizmi” tekrar etmis olurdum cünkü), en fazla kimi türden bütünlesmelere karsi ayrimlar koymaya calistigimi söyleyebilirim bu noktada….
    hande ögütün isaret ettigim yazisinin, söyledigin gibi elesitiriyi ortadan kaldiran ve mesela “neoliberal ekonominin tek boyutlu insan yaratma surecinde bireyi metaya donustur”en yaklasimina onay veren bir durum yaratmadigini, aksine tartismalari baska bir boyuta tasima imkani sundugunu, ideoloji ve meta olarak aski sorgulama imkanina meseleyi bagladigini düsünüyorum….
    bununla birlikte her iki paragrafta söylediklerine bakarak, basta söyledigim gibi böyle anlasilmasindan dolayi yaziyi basarisiz bir yazi olarak kaydediyorum yine de…..

  19. Elestirel Gunluk Says:

    Eyvalla Kacak! Kuskusuz hemfikir olmak zorunda degiliz her konuda. Ama seninle atismak zevkli…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s


%d blogcu bunu beğendi: