eğitmek

by

bkz: Nişanyan’ın kelimebaz‘ında kelimenin etimolojik kökeni ve bizdeki türkçeye girişi açıklanıyor. Bu eğitmek fiilinin her dilde buna benzer bir anlam boyutu varsa, şaşırmamak gerek. Sonucta “ideoloji ve devletin ideolojik aygıtları”nın işlevi bu, eğitmek.

“Dil Devriminin en heyecanlı günlerinde (33 yahut 34 olmalı) açmışlar Divan-ı Lugat-i Türk’ü, iğitmek diye 900 senelik bir fiil bulmuşlar. Anlamı “hayvan veya köle beslemek, yetiştirmek”. Bilmem neden, bu olsa olsa égitmek olmalı diye karar vermişler, etrafta soracak doğru dürüst dilbilimci de yok, eğitmek diye Türkçeleştirmişler. Oysa kelimenin aslı besbelli /i/ ile iğitmek. Türkçede bunun gayet güzel bir türevi de mevcut. İğdiş, orijinal anlamı “besleme, ehli hayvan veya hizmetçi”. Ama Kaşgarlı özellikle belirtiyor, Oğuzlar bunu “hadım edilmiş köle” anlamında kullanır diye.”

Siyasetin ‘seyislik’ten türetilmiş bir kelime olduğunu da herkes bildiğine göre, “türk milli eğitim sistemi”nden ya da ‘üretim sürecinde eğitim’ gibi modellerde dahil olmak üzere “eğitim politikası” denilen şeyden ifrit olmak yetmez,  iyi de eğitimcileri kim eğitecek ve hatta kim eğitmiş? diye sormak gerek. Valla pedagojinin iyisi olmaz gibi görünüyor.

Reklamlar

7 Yanıt to “eğitmek”

  1. farukahmet Says:

    Yahu bu etimoloji kadar zevkli ve aydınlatıcı bir bilim dalı daha yok vallahi –bir o kadar da uçsuz bucaksız ve zor.

    Avrupa dillerindeki education‘ın kökeni Latince educare, o da “(hayvan ya da insan) yetiştirmek, beslemek, büyütmek” anlamına geliyor. Ama o da aslen bir bileşik kelime: ex + ducere, “out”+”to lead” (yani “bir yerden dışarı doğru önderlik etmek, gütmek” gibilerinden). Bir sitede “The Romans considered educating to be synonymous with drawing knowledge out of somebody or leading them out of regular thinking” (hızlı çeviri: “Romalılar eğitmeyi birinden bilgiyi çekip almakla ya da onları sıradan düşüncenin dışına çıkarmakla eş tutmuşlardır”) demiş ama bu biraz naif bir yorum olabilir gibime geldi bana, sonradan kazandığı, bizim “iğitmek”e paralel mânâ daha baskın diye düşünüyorum.

    Politics ise Grekçe “polis”, yani “şehir”den geliyor. Şehirle ilgili işler, anlamında. Bizim kurucular için her şeyi söylüyoruz ama, samimiyetlerine ve açıksözlülüklerine lâf dedirtmem. Batılılar eğitimde doğruyu söylemişler, iş siyasete gelince “ne şiş yansın ne kebap” yapmışlar, bizimkiler -allah razı olsun- burada da tutarlılıklarını korumuşlar, kısacası.

  2. boş arsa Says:

    Eyitmek gerek bunları…

    Katkım hayretim…

  3. Ksenon Says:

    Pedagojinin iyisi kötüsü olmaz kısmına biraz takıldım. Peki hakikaten öyle mi ? Özgürleşimci bir eğitim mümkün değil mi gerçekten? Eğitimi ,ezilenlerin ezildiğini farketme süreci olarak alamaz mıyız?
    Peki ya örgütlenme? Örgütlenme de başlı başlına pedagojik bir süreç değil midir?

  4. uzakkarlibirülkeden Says:

    yukarida “ksenon un” üc bilinmiyenli bir denklem haline gelen sorularina ben de kacak”i okurken söyle böyle biraz üzerinde durdum acikcasi.
    gerci kacak abimiz “gibi görünüyor” diyerek ihtiyatini koymus, ancak
    benim aklima hemen Paul Frerie geldi. latin amerikada yetiskinlerle olan deneyimini kitaplastirdigi” ezilenlerin pedägosjisi”adli yapitinda ögreten-ögrenen yada egiten-egitilen paradoksunu asan radikal bir elestiri yapar amcamiz. özgürlükten korkmanin kökenlerine isaret eder ve dialogcu bir yöntemi bilinclenme süreclerinin-“farkindaligin” ön kosullarindan sayar. bu anlamiyla solun geleneksel”bilinclendirme örgütleme” teorik yaklasimlarina cok önemli elestiriler getirir.
    Yine 70li yillarda “Schwarze Pädagogik” okuluna da kanimca hatirlatmak gerekiyor.burada cocuklarin erken yaslardan itibaren iradelerinin kirilarak nasil sosyallestirildiginden bahsedilir .siz bunu pekalä “nasil kölelestirildigi “diye de okuyabilirsiniz.özeliklede cocuklarin bu yaslarda kendilerine yapilani , yani bir zamanlar bir iradelerinin varoldugunu ve bunun nasil ellerinden alindigini bunu zaman icinde nasil unuttuklarina vurgu yapilir.
    “pedägojiyi” “egitme”(?) diye cevirirsek “ögretime” ne oldu diye komik bir soru geliyor aklima.bu anlamda acaba egitimi ve ögretimi birbirinden ayirmak mümkünmü bilmiyorum? Konuya direnme ve özgürlesme kavramlarininin pratikte nasil yasam bulacaklarini genisleterek cevap ararsak sanirim daha verimli olacak. ben burda daha cok “aktiv bir ögrenmeyi” ögretilme ve egitilme süreclerine karsi bir panzehir olarak koymak istiyorum…eylemlilikle bulusan aktiv bir ögrenme belki de bize unutturulan o irademizi tekrar hatirlatir..kimbilir…

  5. Elestirel Gunluk Says:

    ksenon ve uzakbirulkeden arkadaslarin yazdiklarina katiliyor ve sanki pedagojinin dar anlamda ya da tek yanli olarak alinmamasi gerektigini dusunuyorum. Ben de egitim ve ogretim deyince Althusser’in sozunu ettigi devletin ideolojik aygiti geliyor aklima. Yani sistematik egitim programlari, gizli sakli mufredat, amac ve gerecler anliyorum. Ama pedagoji bundan farkli. Bu farkliliklardan biri kavramin taniminda ortaya ciktigi gibi uzakbirulkeden arkadasin degindigi gibi “Konuya direnme ve özgürlesme kavramlarininin pratikte nasil yasam bulacaklarini genisleterek cevap ararsak sanirim daha verimli olacak. ben burda daha cok “aktiv bir ögrenmeyi” ögretilme ve egitilme süreclerine karsi bir panzehir olarak koymak istiyorum” Hatta ve hatta radikal pedagojinin kendine ozgul (essential) degismez bir pedagojik programinin olmadigini egemen pedagojiyi elestirerek bicimlenen dinamik bir pedagoji oldugunu bile dusunuyorum.

    Neyse soz etiyomolojiden acilmisken Oxford’un sozlugune baktim. Pedagojinin kendine ogrenme ve ogretmenin boyutlarini bilimsel bir yontemle inceleyen bir profesyonel alan oldugu tanimin yanisira ilginc bir koku de var.

    XIV . — L. pædaggus — Gr. paidaggós slave who took a boy to and from school, f. paîs , paid- boy ( cf. PAEDO- ) + aggós leading, agein lead ( see ACT ).

    Yani pedagog cocugu okula goturup getiren kole anlamindaymis. Bu anlamda da pedagog ezilen guruptan oluyor. Hani bastaki devletin ideolojik aygitini ureten yeniden yapilandiran biri olmakla iliskisi yok. Kuskusuz bu egemen egitim ve ideolojik asilama programlarinin dinamosu islevini goren pedagojiler yok demek de degil.

    Ama pedagojinin iyisi olmaz dememek lazim. Bizim pedagojimiz iyidir 🙂 Bizim pedagojimiz yikici, bastan cikarici, ozgurlestirici, islah ve iflah olmaz bir pedagojidir…

    Bakin Kanada’da bizim pedagojiden bir fizikci amca isinden kovuldugu yetmezmis gibi tutuklanmis da… Yani biz egemen pedagojinin antiteziyiz..

    Saygiyla..

  6. Elestirel Gunluk Says:

    Tekrar okudum da yazdiklarimi; Off ne kotu yazmisim oyle. Kusura bakmayin…

  7. Serbest Yazarlar » Durum Tespiti Says:

    […] dek belirlenmiş kadın/erkek rolleri birer mevkidir de. Yani özgürlüğü gaspedilmişlerin, ‘iğitilmişlerin’ mahalledeki konumunu gösterirler. Eğer roller dayatıldığı gibi oynanamaz ise mevki yani […]

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s


%d blogcu bunu beğendi: