Bir cinayet mahalinde sözcükte boğulmak

by

Sözcüklerle nesneler hareket edebilir mi? İlk sorum bu oldu. Durgunluğum bundan. Fısıltılarla yavaştan hareket ettirmek istedim önümdekileri. Sihirli olanları en sona sakladım. Boğazımda kaldılar.

Louis Althusser, Nazi çalışma kampında ona verilen günlük bir somun ekmeğin hiçbir zaman tamamını yemezmiş de saklarmış. Sonrasında günler geçtiğinde biriktirdiği ekmeklerin hepsi bayatlamanın da ötesinde yeşermişler, yenmeyecek duruma gelmişler. Biriktirme hastalığının eninde sonunda geleceği yerdir sonuçta, cebindeki tüm ekmeklerin artık yenmez duruma gelmesi. En başından beri aç kalıp, sona bıraktıklarının hiçbir işe yaramaması.

rotten_breadYaşanmamış olanların tüm olgunluğunu içinde saklar sert, yeşil ekmeğimsiler. Ona’dır biatımız. Zamanın aşımına uğrayan bayatlıkların değerini bilmek gerektir. En taze bilip de sakladığımız, dokunmaya kıyamadığımız, konuşmaktan çekindiklerimizin sonunda yemyeşil ekmek parçalarına dönüşmesi ve kokuşmamız: Yegane travmamız.

Halbuki tüm bu birikmeci hastalıklarımızdan muzdarip olmayan kahramanlar da var hayatta. Onlar masalların en güzel yerlerini süslerler. Çevrelerinde dört dönen cüceleri vardır: onlar etrafında koşarlar, onlar etrafında konuşurlar, onlar etrafında gülüşürler. Tüm trajik kurgularının göbeğinde bulunan soylu bir prenses ve onun sevgili yaverleri, hiç bilinmedik dillerde konuşurlar, ve sakın ola ha, asaletlerine kimsecikler dokunamaz. Eskimezler. Çünkü zaman dediğin bir evin unutulmuş çatı katında, kuytuda bırakılmış yırtık kirli bir gelinliktir, onlar için.

Althusser gibiler, bizler gibilerse genelde birike birike yaşarız. Ve ellerimizdekiler çürümeye devam eder. Bizler zamana iman edenler, şeytanın gönüllü miğferleri, İsa’nın son sözleriyizdir: “Baba, baba ne diye terkettin beni?” Haçta bu sözler ağzından çıkınca gerilimleri kat be kat artan havarileri hiç umurumuzda değildir. Severiz ama içimizde bir damla acıma hissi yoktur.

Böyle garibizdir. Bizler papaza itiraf eden katolik kullar olarak, zamanı gelince suçluluğumuzu psikanalizde yoğurmayı da biliriz: “Asıl Foucault diye biri yoktur!”

Zaman kıvrana kıvrana ilerler, biz çürürüz. Su çürür de, şair çürümez mi?

“belki çürüyen bir kentin rengiydi bu.
çürüyen bir dünyanin…
adımdan gayrısını bilmiyorum…”

Zamanla bir yılan gibi sarmaş dolaşızdır. “Size verilmiş en büyük hediye nedir?” diye sorsalar mesela, ısrarla minicik parçalara bölünmüş geçmişin sürükleyip de bir tepsiyle önümüze sunduğu şu “an”dır deriz. Tam o an acı çeksek de öyledir. Woody Allen’ın buyurduğu üzere az biraz acı çekmek lazım gelir ki, yaşamın temel rasyonalini kavramış olalım. Ondan acıyı da halayı da bir an’da çekeriz.

Biriktirdiklerimiz elbet gün gelir, boğazımızı tıkar. Ondandır sessizlik, bile bile, güle oynaya yitikliğe yürüdüğümüz yoldandır.

Reklamlar

Etiketler:

7 Yanıt to “Bir cinayet mahalinde sözcükte boğulmak”

  1. kacakkova Says:

    kati olan her seyin buharlastigi bir dünyada, biz de cürüyoruz sevgili passive’nin isaret buyurdugu gibi….bu yazi da cürümenin ilmihalini gösteriyor althusser’den baslayarak…gecmisin hic bitmeyisi ve gelecegin uzun sürmesi, “kusursuz bir cinayete” dönüstürüyor olmali simdi ki an’i….ve bu yüzden, belkide, “tükürsek cinayet sayiliyor artik” demisti ayni sair….bu yüzden,

    “Sabaha karşı dilim paslı
    Beynim keçeleşmiştir ve yangın
    Yalnızlığıma sıçrarken üşüyor
    Bütün sözcükler. Umut yoktur”,

    yitiklige yürüdügümüz yolda….her an durmamacasina baglanir bir önceki ve bir sonraki an’a….yasadiklarimiz kadar, yasamadiklarimiz da birikir, böyle….söyleyebildiklerimizden cok söyleyemediklerimiz, ve bulduklarimizdan daha derin, daha cok kaybettiklerimiz….bu yüzden sonunda unutulan hatirlanacak ve sorulacaktir, “seni cok mu yalniz biraktilar sevgilim?”…..cürümek gerektir bize….

  2. InExile Incorporated Says:

    Peki ya beklemek? O da başka bir çürüyüş değil midir?

  3. Elestirel Gunluk Says:

    Biriktirdiklerimiz bir gun bir volkan gibi de patlayabilir. Nicelin nitele donusmesi gibi…

    Her zaman ISI buharlastirmaz bazan katilastirir da. Demiri eriten atesin yumurtayi katilastirmasi gibi.

  4. feelozof Says:

    o vahiy size de geldi mi; sen seçilmişsin, ne için: derine dalmalısın ve o inciyi çıkarmalısın, bilge sözü de benzer der, sığ sular zehirler, derin sular paklar diye,,,
    kafam karışık, karışık olmayanın da alnını karışlarım, öyle bir duruma geldik ki, marxizm bile sığ bir suya dönüştü, derindi o derinlikte kaldığı müddetçe de sağaltıcıydı, materyalist diye bilinen halbuki dibine kadar idealist bir projeydi, sağaltan da buydu,,, zaman ilerledi, materyalizm ucuna sürüklendi, postmodernizm ve onun tavrı postmodern nihilizm, bilmiyorum yanılıyormuyum, içindeki idealizmden ayrıştırılmıştı belki de, geriye kinik, bireyci ve 300gr da anlamsız bir tavır bırakarak, biriktirmek mi, ben aslında devasa okumadım, ama cuk şeyleri okudum bazen, biri de baumanın parçalanmış hayatıydı, birikimin bir değeri vardır, olumlu ya da olumsuz bir bütünlük hissi, halbuki kolaj değil mi hayatlarımız artık, materyalizm (kabası değil tabi ki) bir inançtı-inanç karşıtı olarak, biraz indirgeyerek şeyleri çözebilme inancıydı,,, bilimde bile varolan bir bakış açısı, onun için değilmiydi fiziğin ayrıcalıklı yeri, felsefeye kafa tutması, halbuki gerçekliğin oluşması hiç de böyle değil, devrimi temize çıkarmaya çalışmak için değil ama sıçramalar oluyor, fiziksel>kimyasal>biyolojik>sosyolojik, ve o sosyolojinin fizikle hiç bir ilintisi yok, maddeden uzaklaşmış artık, değerlerle, anlamlarla kurulur olmuş,,, basit düşünmeye çalışıyorum, biraz cinsiyetçi gelebilir, ama o manada değil de; erkeklerin kara bahtı belki de: düşünüyorum o halde varım, dişi ilke unutulmuş: seviyorum o halde varım— çok güzel bir yazıydı teşekkür ederim. (bir şiirden arak fikir: insan kendi intiharına cinayet süsü vermeye çalışıyor.)

  5. madafaka Says:

    Ben başka konuya çekeyim. Çünkü, sonunda yapaylara giriş dersidir bu. Yapaylar çürümek istemeyenler. Çürütenin oluşturduğu yapay insanlar. Zamanında Dosto Baba keşfetmişti onları. Sonra Camus diye bir adam çıktı Fransa’da; yapaylardan bahsetti. Bu sulara vurması Yusuf Atılgan’la, Oğuz Atay’la gerçekleşti.

    Bu yapaylar mesela, çürüyenlerden daha çürüktüler, daha çürükler hâlâ. Kendilerine faydaları yok, çevrelerindekilere zararları hakeza. Bir de bu ırkı keşfedenlerin başlarına gelenler var. Hiç biri tek kelam mutlu olamamışlar sanki lan. Hatta bilakis, mutluluktan kaçmışlar gibi. Öldükten sonra ölen herkes gibi “büyük insan” olmuşlar.

    Yapayları bilmek için, çürüyenleri bilmek şartmış bir de. Yapay olmak için bir bok bilmemek yeterli.

    Çektim çektim, buraya kadar esnettim. “Kaçak anlar, Kaçak anlar.” dedim bir de.

  6. passive Says:

    evet tavan arasında çürümeye bırakılan sevgililer de vardır..pıh!

  7. gunes Says:

    Okuduğum güzel bir yazıydı gerçekten. Şiirin içindeki ateşi şirin içindeki su söndürebilir’dir oysa. Bir de fareler ile insanların, ve fillerle insanların benzeş noktaları geldi yazıyı okudukça aklıma. Farelerde biriktirirler, işlerine yarayacak olsa da olmasa da herşeyi. Tıpkı insanlar gibi. Ve filller; tıpkı insanlar gibi ölüm bilinçleri vardır. Öleceklerini bilirler bir şekilde. zamanla yılan analtısına ise katılmıyorum. Çürümelere de..zamanın derisini bırakması gibi geçmişinden geleceğine bir şeyleri değiştirip dönüştürüyor bizdekini bize rağmen. Görmüyor musunuz 2 sene evvel yüzde bi milyon doğrudur dediğiniz şeylere şimdi dönüp bile bakmadığınızı?hata mı ? hata. Ama hatalar, yanlışlar,günahlar kısaca yapılan ve yapılmayan tüm hepsinin totali bizibiz yapan aslında. Şimdiki “ben”inden mutluysan bütün bunları o şimdi bakıp eleştirdiğin şeylerede borçlusundur aslında.Kısacainsanlık için hala umut var.Anlama çabası oldukça

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s


%d blogcu bunu beğendi: