Filistin! Filistin!

by

filistin

„En büyük zalimler başı kopartılmamış mazlumlardan çıkar“ diyen kimdi? İnsanın içini kaldıran ve her yanıyla reddetmek için elinizden geleni yapacağınız sözlerdeki gibi, şimdi bu sözü de doğrulayan yine İsrail. Yine, evet. Bir kaç yıl önce ellerinde İsrail bayrakları, “ortadoğunun gerçek mazlum ve mağdur halkı israil halkidir” diye yürüyenleri ve etraflarında telaşlı, bir o kadar acılı ve öfkeli yüzlerle koşuşturan, polis engelini aşmaya ve yürüyenleri durdurmaya çalışan filistinli gencleri gördügümde de bu söz aklıma gelmişti. Mazlumun dilinin zalimin diline eklemlenmesini engelleyecek bir siyasal düşünce ve etik üretememiş olmanın, ve dahasi belkide buna imkan verecek bir düşünce geliştirebilmenin, insanlığın en büyük sorunlarından biri olduğunu düşünmüştüm. Levinasçı düşünceye bakmıştım bu düşüncelerle. Levinas, Öteki’nin büyük filozofu.Yahudi düsünür Levinas, bir söyleşisinde, Heidegger’in büyük bir düşünür olduğunu, ama onun 1933’te ne oldugunu unutamayacağını/ unutamayacağımızı söyler. İşte, „yüz etigi“nin ve „sorumluluk etigi“nin kurucusu sayılan Levinas’ın da, tam olarak böyle ve bu anlamda, asla ne olduğunu unutamayacağımız bir an vardır:  Sabra ve Şatila’daki katliamlar sorulduğunda, „o başka“ dedigi an. “Etik ilke” böylece, mazlumun diliyle gerekçelendirilen zalimin söyleminde gizlenir. Oysa zaten sorumluluk, o-başkanın baskalığından doğan bir ilke olmak durumunda değil midir? Nasıl olurda bu sorumluluk, eger bunu etik ve siyasal bir düşünce içinde varsayıldığı gibi devreye sokabileceksek, başkasının mağduriyetini kendi suçuyla ilişkilendirerek iptal edilebilir, geçersizleştirilebilir. Levinas, „o başka“ dediğinde, içimizi kaldıran o sözü doğruluyordu yine; cünkü, açıktır ki bu doğrulamanin gerisinde, „seçilmiş“ ve „mazlum“ yahudi halkı düşüncesi yatmaktadır. Mazlumu zalime dönüştüren çizginin ihlali “masumiyet ayartısı”yla gerçekleşmekte ve bu ayartıyla oluşturulan bilinç tereddüt etmeden her iki dili birbirine eklemleyebilmektedir. “Etik ve siyaset”in birbirine kurban edilmesidir bu sahnede gördüğümüz. Felsefenin dolabında gizlediği ceset budur.

Reklamlar

39 Yanıt to “Filistin! Filistin!”

  1. Elestirel Gunluk Says:

    Bunu butun (mazlum) Yahudilere mal etmemek icin ozel bir vurgu gerekiyor Kacak abi. Dikkatli bir vurgu. Israil devleti, hukumeti , onun neo-liberal ve fasizan projelerinin “yahudi olmak”la organik bagini kurmamak gerekiyor. Ya da bu bagin kurulmasina hizmet edecek soylemlerden uzak durmak gerekiyor..

  2. kacakkova Says:

    elestirel abi, bunu bütün mazlum yahudilere mal etmek dogru degil, bütün yahudileri de bir bütün olarak kabul etmek dogru degil zaten, ama “israil”den söz ediyoruz….vurgulara dikkat etmek bu konu icinde kolay, ama asil olarak vurgulanacak seye yahudi olanin dikkat etmesi gerekiyor bence…..israil devleti ile yahudi olmak arasinda herhangi bir organik bag kurmaya gerek yok…..ama arada bir bag oldugunu reddebilecegimiz anlamina gelmiyor bu….nasil bir bag var ve neden bir bag var, bunu ve o bagi sorun etmek gerekiyor……elbette genellemelerden kacinarak……..zalim olmak istemeyen ve zalimlige karsi konumlanan (mazlum) yahudiler olacaktir…..devletle halk arasinda organik bir bag olmadigi icin….. “zalim”le “mazlum” arasindaki geciskenlige yaptigim vurgu kendi adima, arada organik bir bag oldugunu varsaymiyor…..ama arada herhangi bir bag olmadigi düsüncesini de paylasmiyorum……siyasal temsil krizinin temelinde de bu bag-bagsizlik meselesi var kanimca, genel olarak…..

    ek:
    bi de “yahudi düsüncesi” var, tek tek her yahudiye mal edemeyecegimiz, ama levinas örnegiyle aciklmaya calistigim türde bir mazlum-zalim konumlanisini sürekli kullanan ve siyasallastiran bir düsünce bicimi…..

  3. farukahmet Says:

    Bu İsrail-Yahudiler ayrımını yapmanın önemi çok aşikar zaten, ama hayat bazen beklenmedik paralelliklerle karşı karşıya bırakabiliyor insanı. Zamanında şu kısa iletiyi asmıştım GTO’nun bloguna. Okuma grubundan tanıdığım çok sevgili, diğerkamlığına, demokratlığına vs. hiçbir laf edemeyeceğim bir Yahudi arkadaş itirazda bulunmuştu bu iletiye, şöyle diyerek:

    “İki taraf için de çok acı bir tarihe sahip bu mesele, iki tarafın da çok yarası var. Ben bu iki farklı toplumu, 1900 yıllarda çeşitli çıkarları nedeniyle İngiltere’nin aynı toprakları iki tarafa da (Filistin (White Papers)-İsrael (Balfour Deklerasyonu) vaat etmesi ile başlayan ve bugün silah ticaretinin karlı bir şekilde devam etmesini sağlayan iki millet olarak görüyorum. Bu yüzden ortada duran aktörlerden ziyade geri plandaki güçleri lanetliyorum.”.

    Şöyle cevap vermiştim:

    “Dünya tarihinde salt tek tarafın suçlanabileceği bir olay bulmak olanaklı mı, bilmiyorum. Aslında bu, devletlerarası politik çatışmaları geçelim, iki insan arasındaki basit bir husumet için bile geçerli. Böyleyken insan kolaylıkla bir tür ‘tarafsızlığa’ kayabiliyor (seni değil kendimi anlatıyorum tabii); halbuki “haklılığın”, “çekilen acıların” miktarı önemsiz addedilemeyecek raddede oransızsa tarafsız kalmanın, ezenin yanında olmaktan pek bir farkı kalmıyor bence. Kanımca Filistin de böyle bir konu. Geri plandaki güçler konusunda haklısın. Şu anki durumda da İngiltere’den ziyade (İngilterenin emperyal gücü -tükeneli değil ama- zayıflayalı epey oldu), aslen Amerika’nın sorumluluğu var diyebiliriz. Meselâ Chomsky “Filistin meselesine ‘ orada olan bir olay’ gibi bakıyoruz genelde, halbuki ‘burada olan bir olay’dır söz konusu olan” diyordu bir röportajında, ki haklıdır; Edward Said de ölümüne dek benzer şeyleri söyledi. Ama bunlar da İsrail’i aklayacak şeyler değil ne yazık ki. ”

    Bu arkadaşımın, istemeden de olsa, iki toplumun çektiği çok oransız acıları -haksız olarak- aynı kefeye koymasının aslî nedeni, kendisinin Yahudi olmasıydı günün sonunda (biyolojik değil, sosyolojik bir nedenden bahsediyorum tabii). Hepimizin malumu: insan çok içinde olduğu şeyleri dışarıdan görmekte zorlanır. Arkadaşımın yaptığı bu haksızlık, “acaba ben de sırf Türk olduğum için bazı konularda böyle kaymalar yaşıyor muyum?” sorusunu -tekrar- sordurmuştu bana, ki mutlaka “evet” olacaktır bunun cevabı. Milliyetçilik, faşizm, zaten böyle akıldan ziyade içsel güdülere, “verili olan”lara, zaten sahip olduğunuz sıfatlara (din, millet, ten rengi vs..) dayandığı için bu denli güçlü, tamamen kurtulması neredeyse imkansız fikriyatlar. Mürekkep yalamışlık da, zeka da, diğerkamlık da bunun kesin ilacı olamıyor. Levinas olayı da bunun milyonlarca örneğinden biri, herhalde. Ahlâkda huzur yoktur; diken üzerinde yaşamak, çok dikkatli olmak zorundayız.

  4. Kali Rind Says:

    28 eylül 1982 yılında, yani şabra ve şatilada yapılan vahşetin etkisi dünyayı sallarken, Emmanuel levinas’ın da içerisinde bulunduğu ‘İsrail ve Yahudi Etiği’ adlı bir söyleşi yapıldı.

    14 Eylül 1982′ de Doğu Beyruttaki bir partinin merkez bürosu bombalandı. Lübnan Devlet Başkanı beşir Gemayel ve beraberindeki 26 kişi öldü. İsrail, olsaı saldırıları önlemek ve güvenliği sağlamak gerekçesiyle Batı Beyruta girdi. İsrail Güçleri, kendilerine vur kaç taktiği ile saldıran kişilerin barındıklarından şüphelendikleri Filistin Mülteci Kamplarına Hıristiyan Falanjistleri soktu. Bölge tamamıyla İsrail’in denetimindeydi. İsrail güçleri Lübnanlı Hıristiyan askerlerin Şabra Ve Şatila’daki silahsız yüzlerce mültecinin 2 gün içerisinde katledilmesine izin verdi. Sonra da İsrail başbakanı Menahem Begin, herhalde 1978 de Nobel Barış ödülünü almış olmanın rahatlığından olsa gerek çıkıp, 26 Eylülde New York Times gazetesinde şu demeci verdi:

    “Goyim goyim’i öldürüyor ve hemen ardından Yahudileri asmaya kalkışıyorlar” Türkçesi: “Yahudi olmayanlar biribirlerini öldürüyor ama yine de günah keçisis Yahudiler oluyor.”

    Ve şimdi geliyoruz Başkasının, Öteki’nin filozofu Levinas’ın katliamın sorumluluğunu kabul etmeyen Menahem Begin ile aynı sorumsuzluğu, ikiyüzlülüğü paylaştıklarını gösteren cümlesine:

    “Komşunuz başka komşuya saldırıyor ve haksızca saldırıyorsa ne yapabilirsiniz ki?”

    Emmanuel Levines bu cümlesiyle bitmiştir. Bu cümleyi Menahem Begin’inkiyle karşılaştırın. Ne görüyorsunuz?

    KAÇIŞ…

    Bu arada İsrail İsrail adlı bir yazı yazdım bu konuda… ilgililere duyrulur Bu yazınızı da çok beğendim ayrıca sayın kaçakkova.

  5. tolga Says:

    İsrail’e lanet okuyabilecek Yahudiler tanıdım…

    İnsan hakları için çalışan hahamlar var. Savaşa hayır diyen, ev yıkan buldozerlerin önüne çıkabilen hahamlar…

    Ödül üstüne ödül alabilen Lübnan’da yaşanan vahşeti gözler önüne sokan “Walt with Bashir” gibi filmleri İsrailliler yaptığında, vatan haini ilan edilmiyorlar…

    Bir elinizi cebinize koyun bakalım: Peki Türkiye’de geçtim Türk kökenli imamları, sıradan insanları, “ötekine” böyle yaklaşabilen ne kadar “muhalif” var?

    Düşünün biraderler, Türkiye’de “Türk”leri tanımayan, onları yok etmek istediğini deklare eden, açık açık sivil öldürmekten çekinmeyen (Hamas gibi) bir “etnik” örgüt olduğunu? Ne olurdu sizce?

    Bu dediğimden Filistin’de yaşananları “kınamadığım” sonucunu çıkaranları şimdiden kınıyorum. Ama kendi önlerindeki çöplüğü görmeden, Yahudi düşmanlığı yapanların da cepheden karşısındayım.

  6. Kali Rind Says:

    Filistinde yaşananları anlatmak için

    http://www.serbestyazarlar.com/?p=1710

    adresinde Ayşe Umut’un yazdığı yazıdaki şu paragrafı alıntılıyorum sadece:

    “Ve bombalar? Mirvadlar’ın yaşadığı evin pencereleri, Gazze’deki hemen her evde olduğu gibi bombalamalar esnasında patlamış; naylonla kapattıkları pencerelerin içinde yaşamaya devam etmişler Mirvad’ın annesi babası ve kendinden küçük sekiz kardeşi. Mirvad, Filistin’e en son gittiğinde henüz beş yaşındaki en küçük kardeşi “Abla korkma… Bu geçen uçak bomba uçağı değil… Bu gezecek ve gidecek olan uçak … Bombalayan uçağın sesini biliyorum ben… O başka ses çıkarıyor… Hepsinin ayrı bir sesi oluyor…” diyerek ablasını sakinleştirmeye çalışmış.”

  7. zeynep Says:

    Adorno muydu, “Auschwitz’den sonra şiir yazmak barbarcadır” diyen. Gelip görsün, ondan sonra daha ne barbarlıklar yazıldı. Ne çok mazlum ve zalim yer değiştirdi, konum değiştirdi. Faşizm ve iktidar bir araya geldikçe daha çok Aushwitz’ler Gazze’ler yaşayacak yerküre…

    Sevgili Kaçak, “o başka” denilen o an’ı ve mazlumu zalime dönüştüren o incecik çizgiyi -yine- çok güzel anlatmışsın…

  8. Elestirel Gunluk Says:

    Tolga sagol konunun can alici yanini yakaladigin icin.

    Insanin zoruna giden bir “duyarlilik” var bazi olaylarda. Tam adini ya da tanisini koyamamdigim bir sisirtilmis, abartilmis “duyarlilik”. Herkesin birden bire insan haklari militani (insan haklari savunucusundan ote) kesilmesi sasirtiyor beni. Mesele sadece Yahudilikle ilgili de degil. Mesele yurtdisinda olanla ilgili olunca sanki daha bir belirginlesiyor bu abartilmis insan haklari savunuculugu. Guantanamo, Abu Garip, Filistin, vesaire. Nasil da ofke kusuyor insanlar…Serefsizler, alcaklar, insafsizlar agizlarindan ve kalemlerinden eksik olmuyor, ofkeleri falan diz boyu… Peki ama niye giklari cikmaz bu insanlarin mesele gozunun onundeki ile ilgiliyken. 10 yillardir iskence kurumlasmis bu ulkede, gozaltinda kaybolmalar, cinsel taciz, vs. Butun bu olanlara sessiz kalanlar nasil da kiyameti kopariyor disarda olan bir meseleye? Bakin yazilip cizilenlerin oranina? Kac blog, kac gazate, kac medya agizlarindan ofke akiyor bu son insanlik disi saldiriya. Ama peki nerde bunlarin ahlaki tutarliligi benzer seyler olunca kendi ulkelerinde?

    Engin Çeber diye biri olduruldu daha gecenlerde, duydunuz mu? Suzu gazete dagitmak. Bombayla falan da degil. Tekme tokat dovule dovule olduruldu bu cocuk. Baslari demirlere vurula vurula. Kan kusa kusa. Hem de en insanlik disi bicimde. Kac kisinin yuregi sizladi allah askina! Yurekleri sizladi da bloguna Ceber’in resmini koyup “TC, TC” dedi? ‘Hayata dönüş’ operasyonu adi altinda kelimenin tam anlamiyla bir katliam oldu bu ulkede. Kac kisi “TC, TC” dedi…

    Insanlik disi eylemleri ve olumleri birbiriyle karsilastiracak denli duyarsiz biri degilim. Hemen hemen tumunu kendine ozgu paha bicilmez insan yasamini baz alarak onemsiyorum. Biri digerinden daha insanlik disidir da demiyorum. Insan hakki ihlaliyse en igrencidir. Cunku bilirim ki kimsenin yasami bir digerinden ya da kimsenin acisi bir digerinden degerce ustun degildir. Bu nedenle de butun insan haklari eylemlerini kiniyorum. Hem de sayiya vurmadan. Renge, dine, ideolojiye vurmadan. Salinas’i da kiniyorum. Israili’i de, Amerika’yi da. Ama once Turkiye Cumhuriyetimde hemen hemen hergun olan insan haklari ihlallerini de kinamam gerekiyor benim. Yoksa “o baska” diyen Levinas’dan ne farkim kalir…

  9. kacakkova Says:

    eyvallah arkadaslar……

    faruk ahmet’in diken üstünde yasamak durumu dedigi seye karsi bir bilinc ve dil gelistirmek zorunlulugu var…..aksi halde zalimlik hep baskasinin zalimligi olacak…..tolga’nin ve elestirel abinin tepkisi bu bakimdan paylasmamak imkansiz……baskasinin zalimliginden söz etmek, bu yaniyla iki yüzlülügü ve zihniyetteki cifte standardi ortadan kaldiran bir duyarlilik haline isaret etmiyor kendi basina…..aksine, tam da hem iceride hem de disarida, “o-baska” denilecek an’lara karsi gelistirilecek bir politik ve etik bilinc/dil konusunda caba sarfetmek gerekiyor……vahset karsisinda kiyamet koparmayi böyle bir bilinc/dil sorununu gözardi etmeden yürütmek gerekiyor kesinlikle, iki yüzlülüklere yem olmamak icin…..

    gazze’deki vahset sahnesinde ise, yine bazi ayrimlarin altini cizmek gerek…..gazze, bütün olarak hamas’tan ibaret degil…..diger farkliliklari bir yana birakalim, elfetih yanlisi büyük bir kesim mevcut….bununla birlikte bu elfetih-hamas ayrimini egemen politik söylemlerin kullanmaya niyetlendigi sekilde de ele almamak gerekiyor…..simdi gazze’de olanlari ve yillardir israil-filis meselesinde olanlari hamas akla getirilerek düsünmek belirli bir zihniyetin yeniden üretilmesinden baska bir seye hizmet etmiyor…….bu “belirli zihniyet” su an tepki gösterenlerin önemli bir kesiminde sözkonusu yine…..en basidinden erdogan, israil’in “orantisiz güc kullanmasindan” sikayet ettiginde, “bize saygisizlik yapiliyor” dediginde bu zihniyeti dillendiriyor…..

    kalirind, “israil,israil” yazini okudum…..duyulan sikintiyi daha genis olarak dile getiriyor yazdiklarin…..levinas konusunda ise, saniyorum kabul edeceksindir sende, “o baska” dedigi an bittigi dogru, ama buna ragmen, heidegger gibi bu bitisin ötesinde kalan bir levinas var yine de diyecegim…..

    sevgili zeynep, en temel kaygimizin, o incecik cizginin sürekli ihlali konusunda uyanik olmak oldugunu düsünüyorum simdi bu “barbarlik” karsisinda yine…..”barbarliga karsi” siire bir pay verebilmek icin….

  10. Kali Rind Says:

    Kaçakkova, Levinas’ın bittiği bir an olsa da, öncesinde getirdiği bakış açısının önemi tartışılmaz elbette. Levinas’a rağmen Levinas’ı da aşan, ama Levinas’ın zihninde oynaşmış bir bakış açısı bu. Fakat, bittiği anı da unutmuyoruz. Menahem Begin’in sözcülüğünü yaptığı o anı hiç unutmuyoruz.

  11. kacakkova Says:

    en büyük zalimlerin basi kesilmemis mazlumlardan ciktigini söyleyen kimdi hatirlayamamistim, bu yürek kaldiran sözün sahibi, “gazze’den kendimize bakmak” yazisinda denildigine göre, cioran……
    …..
    ayrica su iki yazida ise, “yaksa suc tevrat’ta mi?” ve “israil zulmünde yahudi teolojisinin etkisi“, “yahudi teolojisi” ile yasanmakta olan vahset arasindaki iliski/ya da iliskisizlik meselesi tartisiliyor….teoloji/ler ile mevcut politik durum arasindaki iliskileri kurcalamak yapilabilir, ancak islam teolojisi ile yahudi teolojisi arasinda bir kiyasla ikinciyi kendi pratiginin birebir sahibi olarak mahkum eden bir yol izlemek dogru degil……ayni sekilde, cihad zamani kafirin yok edilmesini benzer sekilde yorumlayan müslümanlarda bulunacaktir……ben sahsen bir genelleme olarak söyleyecek olursam, indirgeyeci yorumlardan kacinmak gerektigini düsünüyorum…..

  12. Kali Rind Says:

    ” bu yaniyla iki yüzlülügü ve zihniyetteki cifte standardi ortadan kaldiran bir duyarlilik haline isaret etmiyor kendi basina…..aksine, tam da hem iceride hem de disarida, “o-baska” denilecek an’lara karsi gelistirilecek bir politik ve etik bilinc/dil konusunda caba sarfetmek gerekiyor……vahset karsisinda kiyamet koparmayi böyle bir bilinc/dil sorununu gözardi etmeden yürütmek gerekiyor kesinlikle, iki yüzlülüklere yem olmamak icin…..” demişsiniz…

    İşte budur kaçakkova.

  13. Elestirel Gunluk Says:

    Salinas demisim bir yerde Levinas diyecegime? O kim ya? Nerden cikip gelmis? Gece yarisiydi yazarken, ona verin…

    Vardigimiz (ki hepimizin hem fikir oldugu) kendine ozgu bir dil ve elestirel bilinc durumu bence cok onemli. Bu dil ve bilinc durumunun gelismesini olanakli kilacak sey(ler) nedir?

  14. tolga Says:

    Suc Tevrat’ta mi sorusunu soranlar, sunu da sorsunlar kendilerine:

    Yahudi teolojisiyle ilgili (olumsuz) yazabiliyorsunuz, size dair bir “olum fetvasi” cikariliyor mu?

    Kendi ulkenizde -ve diger bircok musluman ulkede- bunu yapmanin bedelinu dusununce ( ki bu bedel bircok kez kufredilme ve olumdur. ornekler vermeye hacet yok, goren goz gorur. ), Tevrat’in “kafirleri” yoketmekteki etkisi pek de o kadar muhim degil demek ki!

    Bu arkadaslar bilmiyorlar mi ki, Zionizm’i tarihsel olarak (Rusya’daki pogromlardan sonra) sahiplenenler dindar Yahudilerden cok “solcu”, sekuler, milliyetci Yahudilerdi ve hatta dindar olanlar Zionizm’e dogusundan itibaren tepkiliydiler?

    Geliyoruz gidiyoruz, yine ayni kapiya cikiyoruz: Sinikligin kapisi. kendi onunuzdeki problemleri gormeden komsunun kitabina, mantalitesine laf etmek en iyi tabirle “etik” degildir. Bence bu problemleri, celiskileri gorebilen “aydinlik” (ah, postmodern zamanlarimizda bu sozcugu kullanmak gunahti, di mi?) bir kafa ancak Yahudiligin (ya da baska bir dinin) teolojisini de rasyonel ve durustce sorgulama imkanina, kosullarina; o bilgiye ulasma sansina haizdir.

  15. züccaciye Says:

    Nereden baslasam? Tamamen Tolga’ya hak veriyorum. Bana sorarsaniz, vahsetin büyüklügünün Yahudi dini, tarihi, kültürü, etnisitesiyle alakali olup olmadigi sorusunu tartistigimiz anda bile enteresan bir bakis acisina düsmüs oluyoruz. Peki vahsetin bize niye _o denli_ büyük geldigini sorgulasak daha iyi olmaz mi? Beni üzen; algi, söylemsellik, yapimbozuculuk vb. konularda süper olanlarinin, böylesi siyasi meselelere gelindiginde birden neredeyse özcü birer hakikat savunucusu kesilmesi. Elbette, kimligimizle variz ve etik bir özne olarak konusmak isteyen bu hakka sahiptir. Ama yine de, algilayisimizi sekillendiren söylem, yapi ve kurgulara bakarak yapalim bunu diyorum. Aksi halde Levinas’a atfettiginiz “sucu” bizzat isleyip bi de üstünü kapatmis oluruz, hem suclu, hem güclü oluruz. Arkadaslar, burada dayatilan ölcege göre hepimiz coktan “bitmisiz”…
    Iki örnek vereyim. Birincisi: Daha bir ay olmadi, Sri Lanka’da yillardir Tamil gerillasinin denetiminde bulunan genis genis bölgelere Sri Lanka ordusu tank-top-jet’le girerek yüzbinlerce insanin hayatini mahfetti. Hic duydunuz mu? Sri Lanka’li biri anlatti bana, sonra BBC’de bile zor bela bi iki yazi bulmustum. Budizm teolojisinin ondaki rolü, Sri Lanka’nin yapisal olarak Sinhala devleti olusu itibariyla dünyadaki tüm Sinhala’larin sömürgecilik dönemindeki mazlum pozisyonundan zalim konumuna dönüsünun tartisilmasi surada kalsin, kaydadeger bile bulmuyoruz bu durumu. Halbuki, Tamil gerillasi aman da özgürlükcü olmamakla birlikte Hamas gibi dinci-fasist bir katiller cetesi degildir. Hamas kadar darbe hakkeden bir olusum var mi etrafta? Filistin halkini silah zoruyla terörize edip seriat dayatanlara dayanisma gösterisine dönüsen bir protesto eylemde ne isim var? Kaldi ki Afrika’daki sayisiz savas ve katliamlardan rahatsiz olan tek bir Ortadogu ferdini bulsam alnindan öperim. Ikinci örnek: 1978-79 döneminde tam bir Hümeyni destikcisi kesilen Michel Foucault, herhangi birimiz icin bitmis midir? Bitmediyse, o dönem yazdigi bi cümlesine dikkat cekeyim: O dönemin diger Arap devletlerindeki aydinlar dahil, hickimsenin Filistin sorununa sahip cikmamasindan yakinarak, Filistin konusunun artik sosyalist bir söylem icerisinde degil, Islami bir söylem icerisinde ele alinmasi gerektigi, bu sekilde genis Ortadogu kitlelerini Israil’e karsi ayaklandirmanin mümkün olacagini yazdi Michel Foucault. Mais oui, bildigimiz Foucault. Üstelik hakli da cikti. Islamcilar, adamin tavsiyesine uygun olarak inanilmaz bir timsah gözyasi makinasini kurdular, Nazi fasizmiyle tarihe gömülmüs oldugunu umdugumuz Siyon Bilgeleri türünden söylemleri seferber ederek, Israil’in yegane insan haklari ihlallerini, cami avlusunda da, meyhane masasinda da dert yakabilecegimiz bir konu haline getirdiler. Sinif, cinsiyet vb. demeden solcularin büyük bir kismi da bu koroya katiliyor. Gerici ilerici, zeki aptal, yoksul zengin herkesin katildigi bu cephede bana yer yok. Cünkü ben, Israil’in dünyevi, cogulcu ve cokpartili düzenini, etrafindaki cürümüs devlet ve toplumlara tercih ederim.
    Levinas, sirf Heidegger’in aktif bir Nazi olmasiyla Falanjistlerin katliamini sahsen kinayip kinamama hususu arasinda bir farklilik tespit ettigi icin bittiyse dogrusu pes. Lütfen arkadaslar, güzelim jazz hakkinda bu kadar igrenc laf eden Adorno’nun da bittigini o zaman carsaf carsaf yazalim. Üstelik adam da Yahudi’ydi. Kim bilir, bir yerde Israil hakkinda sarfettigi bir yarim cümlecik bulup adami mahkum etmeye malzeme bile cikaririz iyice irdelersek…
    Malum konuda fikir beyan eden herkes gibi, benim de cok deger verdigim Yahudi bir arkadasim var, Amerika’da. Ve biz de kendisiyle, Filistin konusunda hic hemfikir degiliz. Zira o, Filistin yanlisi olup Israil’i kiniyor. Bense, onun bu görüsüne katilmiyorum.

  16. kacakkova Says:

    sayin züccaciye bey, efenim öncelikle gute Rutsch ins neue Jahr (fakat nedir bu almancadaki yeni yila iyi kayma durumlari, halkimizin yanlis anlamalarini önlemek icin, aciklik getirsek iyi olur kanaatindeyim)…..
    …..
    adorno, foucault, baudrillard, kant, marks vs. efenim bu türden düsünür kisilerin hepsinin bir yamugunu bulmak mümkün…..kendi kendilerinin facalarini bozduklari, yani karizmayi cizdirdikleri anlari, cesitli meselelerdeki yenilir yutulur olamyan yaklasimlari vardir elbette…..heidegger’in ki karizmayi cizdirmeyi asiyor epey…..levinas’in ki de baska bir yönden asiyor…..ama yine de bunlara artik bittiler demek dogru degil…..bu fazla abartili bir ifade, simdi “levinas bitti, bitti” deyu okurken daha iyi anliyorum abartiyi……ama unutulmamasi gereken bazi anlar var yine de……adorno’nun seckinciligini anlamaya calisabiliriz, ama güzelim cazz’i harcatmayiz mesela…..foucault’un iran devrimiyle gaza gelisini, marks’in sömürgecilige caiz verisini vs. vs. de anlamlandirabiliriz ama sonucta yemezler tabii ki…..bunlar facayi bozan seyler……bunlara kiyasla heidegger’in ve levinas’in pozisyonunda farkli olan seyse bellidir saniyorum, uzatmayayim……

    diger seyler hakkinda ise, su sözlerinizle oynayarak efenim, nacizane fikrimi ifade edebilirim……”israil’in yegane insan haklari ihlallerini, cami avlusunda da, meyhane masasinda da dert yakabilecegimiz bir konu haline getirdiler” diyorsunuz, evet maalesef ancak dert yakilabilecek bir konu haline getirdiler, ancak ihlalleri ve meselenin kendisini cözüm bulacak hale getiremediler…..”timsah gözyasi makinasi”, terörize olup kötegi hakeder duruma geldikten sonra isledigi icin, fazla ise yaramiyor görünen o ki……yillarin mazlumu israil’den daha mi mazlum olucaksin yani, olmuyor…..mevzu dertlenmek olunca koroya katilimlarda cok oluyor dogallikla, fakat aldanmamak lazim efenim……koro deyince tek bir ses varmis gibi algilabilir, oysa durum öyle degil……..solcularin büyük kismi, sagcilarin belki tamami, liberallerin sagdan soldan kimi kesimleri, vs.vs bu koroda yer almis gibi görünüyor, ancak herkes (biraz kulak verilirse anlasilacagi üzere) baska bir makamdan söylüyorlar söylediklerini…..makam deyip gecmeyiniz efenim, ne söylediklerinden daha bile önemli olabiliyor bazen, malumunuz…..

    bide meseleyi israilde mi yasamak istersin filistinde mi üzerinden degerlendirmemek lazim efenim, “medeniyetler catismasi”na cevval vereceksiniz yapmayiniz etmeyiniz rica ederim…hugtinton öldü tezi yasiyor (mu?)….herkese kendi köyü güzel görünür nihayetinde…..

    ek:
    atlamisim, yahudi teolojisiyle kurlan baglantinin sakatligi konsunda hak vermekteyim zatiniza…..

  17. züccaciye Says:

    Mübarek effenim, sizin de sal-i neviniz müteberrik ü pür muhabbet ola.
    Sözlerinizin önünde hürmetler icinde egilmemek elde degildir. Koro konusunda da hak veriyorum, karizma cizme meselesinde de. Dünkü tedahhülümüz zaten kulagima fazlasiyla ahenkli gelen bir koro konserine muhalefeten punkculuk yapma arzusundan beslendi birazda. Yoksa yakindigim koroda yer alan peksaygideger dostlarimiz da bulunuyor ki avaz ü san’larina toz kondurtmam.
    Sadece Levinas hakkinda yazdiklarimda israr ediyorum, benim icin siyasi görüsü daha cok Marx-Adorno-Foucault türünden bi karizma cizigi niteligini tasip, Heidegger benzetmesini hakketmemektedir kanimca.
    Ve de ifade etmek istedigim, sahsen Israil veyahut Filistin’de yasamayi tercih etmemin ötesinde (ki mutlaka Israil’i tercih ederdim) siyasi ve toplumsal modele dönüktü, ve bu modeli itinayla yöneticilerinin hoyrat saldirganligindan ayri ele alinmasi gerektigini düsünüyorum. Tipki Amerika’nin toplumsal ve kültürel gelismelerini Bush mush deyip gecmemek gerektigi gibi…

    Sevgiler, saygilar, huzur ü ask ü sermesti cümle aleme

    PS: Paylastigimiz Kreuzberg semtinin bi yerinde cocuklar “Free Palestine” diye slogan yazmislar. Baska birileri gelip “Filistin” sözcügünü cizdi, altina koca harflerle “Free All!” (herkese özgürlük) diye düzeltme yapti. Cok takdir ettim. Soyut bi hayal da dememek lazim. Bence olayin esprisi bu, yoksa Filistinliler ölmesin savina kim karsi cikar ki?

  18. andre breton Says:

    Bay Züccaciye, İsrail ya da Filistin’de yaşama tercihinizi sürekli İsrail’den yana koyma vurgunuzun altında, aydınlanmacılığın hizmetinde yapılanmış bir ‘iktidar sempatizanlığı’ oyunu seziyorum. ‘O mu bu mu’ oyunu, insanoğlunun oynadığı en infantil oyunlardan biridir. Ödevi, oynayan kişiye en kestirilemez ‘artı haz’ kaynaklarını açmasından ibarettir. Mussolini İtalyası mı yoksa Stalin Rusyası mı deselerdi Mussolini İtalyasını tercih ederdim çünkü her orgazm olduğumda ‘Margarita pizza’ yemeden duramıyorum ya da Lacan psikanalizmi mi yoksa Freud psikanalizmi mi deselerdi Lacan psikanalizmini tercih ederdim çünkü dürtülerimle karşı karşıya gelmeden dahi onları evcilleştirmemin burjuva-iktisadi bir yöntemini sunabiliyor bana, gibi… Bu yüzden yorum dizgenizdeki ‘o mu bu mu’ oyununuz, beni çocukluğuma götürmedi desem yalan söylemiş olurum. ‘Filistinliler ölmesin’ genel geçer savına gelince, elbette bu sava kimse karşı çıkmaz. Eğer bu sava karşı durulursa oynanacak bir oyun kalmaz öyle değil mi? ‘Diyalektik kurma kolu’ kırılmış bir ‘o mu bu mu’ oyunu, burnu törenle alınmış bir pinokyo oyuncağıyla aynı yatağa girmeye benzer. Tanrı muhafaza, haz ilkemiz bozguna uğrarsa hangi ülkenin yanında gönül rahatlığıyla olabiliriz ki? En iyisi mi siz İsrail’de yaşıyormuş gibi yapma fantezinize devam edin ki oyun dünyanız genişleyip karakterinizi bir beden daha sıçratıp farklı oyunların nesnesine dönüştürebilsin.

  19. uzakkarlibirülkeden Says:

    züccaciye ve tolga arkadasa
    Nedir bu düalist düsünme illeti? Devlet yapilanmalarini mesrulastirmak icin elini diger kulaginin arkasindan gösterme istegi. Görmemek mi yada görmek istememek mi..iyi katil kötü katil yarismasi mi bu? Neden al ötekini vur öbürüne diyemiyoruz. Hannah Arendt , Noam Chomsky gibi entellektüeller geldigi cemaatlardan dislanma pahasina -ilkesel olarak bir ulus-devlet fikrine-bizim örnegimizde ise yahudi devleti fikrine karsi cikmislardi. Edward said oraya cocuklarla beraber tas atarken ne demek istemisti sanki. Israil devletine karsi olusla anti-semitizm neden bir tutuluyor? Burda sözüm ona arap millyetcisi-seriatcisina prim mi veriliyor? Arabin nazi sevenine canak mi tutuluyor.? Ama yahudilerin siginacak bir devleti yok su yeryüzünde!yani varda daha mi iyi oldu yada oluyor.ve ve ve daha olacaklar Bir kisiye karsi 300 kisiyi birden yok etmek. Üc-bes rokete karsi lübnanin yarisin yerlebir etmenin nesi bu devleti dokunulmaz kutsal kiliyor. bu devletin nesi ortadoguyu daha demokratik yapiyor cahil? arap yarimadasina karsi.insanlarin isgal edilen ülkesini savunma direnme hakki kadar dogal ne olabilir. Avrupadaki fasizmin dogal sonucuyla olusturulmus böyle bir devletin bedelini nedenini orada yasayanlar ödüyor?Türk devleti ile alman devleti sanki dahami mesrular burdaki örnege kiyasla? Silah satanla silah kullanin katilligi arasindaki fark ne? Örnegin.
    Neden devletsiz bir toplum düsü kurmanin üzerinden -ama sadece kurmanin degil-düsünmüyoruz.?
    farukahmetin dedigi gibi, mürekkep yalamışlık , zeka ve diğerkamlık ne yazikk ki kesin ilacı olmuyor sahip olduğumuz din, millet, ten rengi vb. gibi sıfatlardan kurtulmamin yolu ama bu islerin baska bir ilaci:-)) daha olmali..

  20. tolga Says:

    Uzakkarlbiriulkeden gelen arkadas,

    bu sorduklarinin benim dedigimle ne alakasi var? Lutfen yukarida dediklerimi yeniden oku. Dogrucu olmak “etik” olmak demek degildir.

    Ben “herhangi” bir devleti mi savundum, ayrica hangi devletin benim ya da baska birinin savunmasina ihtiyaci var? ( Devletler de tabii farklidir, cunku halklari farklidir, senin memlekette Evrim Teorisi’ni yuhaliyorlar, ondan kendileri de hakettikleri devlete sahipler. Yani bu farki gormezden gelip, agzima gelene kufur mu edeyim, hipokratik mi olayim? Ulan ben Pakistan’da yasamayi tercih ederim, ah ezilen musluman kardesler mi diyeyim? Yalan soyleyip, ezilen edebiyati yapip, herkesin begenisini mi kazanayim? )

    Bahsettigin Noam Chomsky, ABD’yi ve onun kurucu “babalarini”, dusunme ozgurlugunu, basin ozgurlugunu (elbette ABD halkinin tarihsel mucadelesinin de katkisinin oldugu) savunur, bundan gurur duyar ayni zamanda! Bunu da soylemeden edemez. Neden? Chomsky, sanki devlet yardakcisi mi oluyor bu durumda?

    Dedigim ozce cok basit: bir memlekette, ozellikle “bir” devletin, bir halkin dusmani olunuyorsa, bu bir semptomdur. Ozellikle Amerika dusmani olunuyorsa bir memlekette, bu memlekette kendi “sahtekar” basbakanlarinin, agalarinin, patronlarinin, tarikat liderlerinin dusmani olunamiyorsa, bu memlekette gerici bollugu varsa, bu memleket milliyetci-irkci kayniyorsa, ve zaman zaman “Otekine” dusmanligini sergiliyorsa, ben bu koroya katilmam. Katilani da uyaririm. Katilana, “hooop bakalim arkadas bir kendine bakacan” once derim.

  21. uzakkarlibirülkeden Says:

    merhaba tolga,
    sözettigin sahtekarlara yaptigin esasli etik vurguyu gözardi etmedim.yada yahudi düsmani olmanin dayanilmaz cazibesine yaptigin diger vurgulari. yani olayi karikatürize etmeden demek gerekirse artik herseyin gözlerimizin önünde cereyan ettigi bir dünyayi anlamak icin,ne pakistanda ne israilde ne de türkiyada yasamak zorunlulugu var. hernekadar bunun bir sekilde bakisacilarimizi etkiledigi reel bir tarafi hep olsada. benim vurgulamak istedigim suydu: uluslararasi-devletlerarasi catisma ve celiskilerde tutum alirken bir tarafin yedegine düsebilme tehlikesinden deginmek istedim. bu da devlet denen aygita ve temsil ettigi sisteme olan bakisimizi tekrar tekrar sorgulamayi gündemlestirdigi icindi.

  22. züccaciye Says:

    @ andre breton: Oyunlari, hele de enfantil oyunlari, hor görüp yasaklamak isteyenlerden hic hoslanmam. Pinokyo oyuncagimi da rahat birakiniz, zaten cok daha acayip seks oyuncaklarim var. Orgazm olma istegimi, ahlakciliga bürünen bir siyasi keskinlikle yargilamaniz, ayni zamanda sizi kendi cocuklugunuza götürdügünü iddia ettiginiz bir oyundan o kadar nefret etmenizi…. be “sokak sarkicisi, dünya pek genis ve hicbir zaman varamayabilirsin” diyen A. Breton’un zihniyetiyle nasil bagdastirabiliyorsunuz? Bence nick’inizi degistirin artik, O’nun gibi haz ilkesine tapan yavsaklarin ruhu sonra enfantillik yapip üzerinize kusmasin. Sevgiler, ve sicacik geceler dilerim. Oyunsuz ve uslu ve bi-haz.
    Bu arada kisa bir hatirlatma: Haz, harcayis, husu gibi enfantilliklere pek düskün olan George Bataille; epey enteresan bir yazisinda, neden bu ilkelerinden hareketle Stalinizm’i tercih ettigini acikladiginda, o da mu “bitti?” Hani tercih dogru, ama motive eden dürtü pis ve ayip diye?
    Ve de “oyun” kelimesini yirmi kez kullanarak dibime kadar sokmanizin semiotik bi boyutu, “Siyonist mali sermayesinin” sürekli ve her yerde mazlumlar üzerinden oyun oynadigi hususunu herkese hatirlatmak olmasin? Men sahsen eyle sermestem ki idrak etmezem. Ama yine de zannetmem, zira siz de her iyi insan gibi, Israil nefreti ile Yahudi düsmanlik yapmanin coooook ayri seyler oldugunu, yetiskin akliniza kazinmissinizdir.

    @ ehl-i memleket-i dûr ü pür berf:
    Aslinda düalizmi ben acmadim. Ama davet edildigim Gaze ve Filistin destek eylemlerinde seriatcilar ve Alman dazlaklar kol kola Israil’i kinadiginda kendimi konumlandirmak durumundayim. Zaten onlarin siyari degil miydi “taraf olmayan bertaraf olur”? Siddetli Filistin yanlisi olsaydim acaba ayni düalizm elestirisini alir miydim?

    Anlasilmayan olay su ki bir toplum düzeninden yana koydugum “tercih”, bu düzenin yöneldigi insanlara nefret icinde bakmami gerektirmiyor. Kanimca kendi kafasinda düalist bir tasvir kurmus insanlar tümevarimci bir mantikla bu sonuca varmaya müsait. Oysa ki ben, Ortadogu’daki catismalarda taraf degilim. Ben, kendi dünyamdaki _söylemlerde_ tarafim ve Ortadogu politikasindan ziyade bu thread’deki yorumlara dönük fikir beyan ettim. Cümlemize su soruyu sorabilir miyim: Hepimiz bir gücün, bir devletin, bir kurumlar agi ve söylemler yumaginin yedegine düsmüs olmuyor muyuz kendimizi bileli? Sizlerin de bol bol gönderme yaptiginiz düsünürler bunu vurgulamiyorlar muydu? Neden malum meseleye gelinince bunlar unutulup su yanlis hayatta “dogru” bir tavir takindigimiz hayaline kapilip “yanlis” tavir takinanlara gözümüz o kadar dönüyor?
    Cok da merak ediyorum icinde bulundugumuz tartisma ortaminda Gaze katliamini degil de, Türkiye’deki 1915 soykirimi ve Kürdistan’daki kirli savas gercegini acsaydim, herkes benimle ayni rahatlikla mazlumlara uygulanan ölcüsüz siddeti kinar, TC’yi kökten kurutulmasi gereken bir cani devleti olarak _görmeyenlerin_ cinsel fantezileriyle ugrasir miydi millet?

  23. andre breton Says:

    Bay Züccaciye, birkaç okumaya rağmen ne saçmaladığınızı gerçekten anlamadım. En iyisi mi siz kendi paranoid evreninizde Almanca düşünmeye devam edin. Hatta reklamınızı yapayım:

    http://breakfastcancelling.blogspot.com/

  24. uzakkarlibirülkeden Says:

    pek muhterem züccaciyeci kardes
    umarim dükkaniniza girerken fil adimli kelimelerimle cok hasar vermemisimdir-:)))evet konu cok enteresan bir hal aldi acikcasi. önce pek ilginc oldugu icin seriatcilarin “ex und neo-nazilere” duyduklari yakinliga deginmek gerekiyor.dehset bir ittifak oldugu kesin. ama burdaki tehlike yine kirk katir ile kirk satir arasinda kalmak gibi geliyor bana. burdan yola cikarak ehveni sehr olani secmek benim pek düsmek istemeyecim bir tuzak. bu ittifakkin zeminine düsmek daha az korkunc degil yani. tipki irak savasinda pazarlarini kaybedeceginden barissci kesilen fransa ve almanyanin yaninda durarak barisci olamayacagim gibi.”bu benim barisim degil”demem gerekiyor yani.ayrimimi koymam gerekiyor.
    siddetli filistin yanlisi olmak kafadan bana puan kazandirmiyor maalesef. yine serhimi koyarak diyeyim,yahudi düsmanligi icermeyen , cok kültürlü “sol” bir toplumsal projesi olan bir filistin hareketi neden mümkün olmasinki. eksikligi duyulani belki daha net tarif ederek güncel politik kapismalara yem olmayabiliriz.
    evet..Yanlis hayatta dogru yasanmaz.. bu böyle diye mümkün mertebe acik ve de onurlu bir durusu es mi gecelim.burada mutlak hakikat temsilciligi yapmaya kalkismak..”bütün dogrudur”-:)))demek ..herkesi dogru bir tavira bir hizaya getirme egilimi icinde olmak en hafifinden abesle istigal olur herhalde.nerede ve nicin yazdigini unutmak olur. gözümüz dönmeden yazismanin konusmanin erdemini unutmak olur. konu ahlaki olarak cok hassas oldugu icin bazen sesler boguk cikabiliyor maalesef..burada bazen cok sert kurdugum cümlelerimin hemen arkasindan pisman oldugum olmustur. haaa bu arada daha az hassas olmayan kürdistan meselesine girmeyeyim en iyisi. ama cok hakli bir soru sormussun allah icin…
    bu konuda daha akl-i selim cümleler kurmak isterim-:)))

  25. gollum Says:

    Hayat duygularla mantik arasindaki dizgeyi nasil etkiliyor?!..Durdugumuz noktayi belirleme acisini secerken duygunun etkisini nasilda görebiliyor insan su tartismada!..artik benim icin sasirtici degil, bunu biliyorum.Bir cok kez yasadim..Bir cok kiside yasamistir bu döngüyü!..Olumlamak yada olumsuzlamak!.Mantik ve Duygu!.Sistematik düsünce dizgemiz nerden besleniyor?bazen o bazen bu.Dogru ve gerceklik!..sistematik algi yapimiz “ben”ego” onu nasil yasatirim`a”dönüsüyor birdenbire ve güüümm….yahudi,müslüman.hiristiyan birileri ölüyor ve öldürüyor.Tek dogru ve Gerceklik benim .Mutlak Dogru benim..Ve bu Algilayisla ötekine yasam hakki tanimamak gerekliligi üzerine kurulu olan toplumsal projeler..inanclar ve sistemler..Züccaciyecinin tipik “oryantalist” yaklasimini az bucuk biliyorum.Ve sasmiyorum bu yaklasimina!.Hakki helal bir bir tarihin yükünü tasiyor Zaati-ali.
    Tüm hakki helaal bir ahalin vebali agir bir yük!..En Soolcu`sunda dahi bu yükün agirligi tasinacak gibi degil!..Ama Mazur görmüyorum.

  26. züccaciye Says:

    Pek muhterem Uzakkarlibirülkeden yazan kardes,

    dükkanim dükkaninizdir. Evet, karsilikli olarak bir seyler kirdigimiz oluyor. Kendi adima da verdigim hasardan dolayi özür dilerim. Fakat siz hic hasar yaratmamissiniz, emin olun. Sonucta birbirimize yaklasmak istedigimizde, cini dolu raflarin arasinda sekiz cizmeye mecbur birakan bir ortamda hareket etmeye mahkumuz. Irak savasi karsisindaki bariscil Alman-Fransa tutumunu dillendirmekle cok can alici bir noktaya degindiniz. Aynen katiliyorum.
    Bunun ötesinde, “bu benim barisim degil” tavrima denk düsen, “bu benim savasim degil” yönündeki tavrinizi da hic kücümsemiyorum. Aslinda Berlin’deki duvar yazisini örnekledigimde o yönlü bi düsüncem olmustu. “Neden mümkün olmasin” sorunuza iyimser bir cevap verecek kadar umutlu degilim, ama icerik itibariyla; ulus, irk, etnisite, din ve aile gibi kaliplarin ötesinde bir toplumsal proje bana da tek makul “cözüm” olarak geliyor. Yalniz, bu cözümü tartisabilecek bir ortami yakalayamayinca, önüme konulan köhne ve sorgulanmayan söylemlere karsi fil adimlariyla yürümeyi de makul görüyorum, zücac kirma pahasina da tartismaliyiz diye düsünüyorum.
    Tolga arkadasin gönderme yaptigi “Waltz With Bashir ” filmi gibi, sizin deyiminizle eksikligi duyulani tarif etmeye calisan eserlere önem veriyorum, devletlere degil. Iran, Lübnan, Türkiye gibi ülkelerde bunu yapmaya calisan insanlarin azimsanmayacak bir potensiyal olusturdugunu da birebir biliyorum (bazlarin elestirdigi tipik oriyentalist bakisimla bunu belirttigimin de farkinda olarak) ve siyasi kosullarin bu tür cabalara daha elverisli olacagini umut ediyorum. Iste mümkün mertebe acik ve onurlu durus… Elbette sesler, kendi sesim dahil, boguk cikacaktir ama yine de ciksin diyorum.
    Bazilarinin; yanlis anlamadiysam teshir edilip kinanacak bir olgu veyahut bakis acimi zedeleyen bir yük olarak degerlendirdigi, Alman toplumuna ait olmam acisindan söyleyim, burada insanlar efennim evrensel insan haklarina inandigi icin veya Arap cocuklarinin kara gözü kara kasini sevdigi icin savunmazlar Filistin’i. Yoksa saydigimiz diger örneklerde de hassas olup, her seyden önce kendi komsusu olan mültecilere farkli davranirlardi. Ama tarihten bir bakimdan ders cikarip siyasi söylemlerinin icinde gizlenen, hatta giderek acik acik gezen antisemitizmi elestiren tayfamiz da cogunlukla yine “öteki”ye cok duyarsiz genelde. Saflasma cok kati. Örnegin tanidigim Iranlilarda bu kadar kati bir “ya Israil, ya Filistin” mantigi söz konusu degildir, kendi devlet erkinin söylemlerini sorgulayip reddeden insanlar cogunlukta bu Alman sürgününde. Ve sahibini de, yazilarini da cok sevdigim bu blog icin de aynisi söy konusudur ki hararetli hatta hakaretli tartisiyorsak da, bir kisir döngünün icinde hareket ettigimiz hissini almadim bu uzanan tartismadan. Tabii ki arada gecen bazi cümlelere cevaben sessiz bir “hadi sen de….” deme hakkini sakli tutuyorum.
    Unutmadan, Kürdistan meselesinde ben de keskin söylemlere cok sicak bakmiyorum, son derece karisik bi olay, sadece gönderme yapip soru sormak istemistim, anlasilmasina sevindim.

    Ee, paranoyak oriyentalist oyuncu havam nerede kaldi? Bu kadar uzlasmaci mi olacakti insanlik düsmaninin savunuculugunu üstlenen yabanci ajan Bay Züccaciye? Degildir, emin olun… Ama beni en cok rahatsiz eden yorumlarin, en güzel cevaplarini kendi iclerinde barindirdigina inaniyorum. Bundan dolayidir ki kimse yazdiklarimi mazur falan da görmesin. Daima agziniza sicmaya hazirim. Türkcemi anlayamayanlara ise; dilinizin ve kültürünüzün acaba neden farkli etnisite ve anadillere sahip olan insanlari yok etmeden evvel daha zengin ve cesitlemeye acik oldugu sorusunu sormak isterdim, ama korkarim bu bunu da anlayamazlar. Bundan sonra Ingilizce mi yazsam?

  27. Lilith Says:

    Yazilari okudum, yazacak ne zamanim var ne istegim…Ama “yuh” diyecek kadar zaman vardi, dedim iste…Yuh…

    Politik bir meseleye (savasin politikanin siddet araclariyla surdurulmesi demek oldugunu soylemeye hacet var burda) bu kadar apolitik yaklasildigini ilk burdaki bazi yazarlarda gordum…

    Ortada ABD ve Israil’in bolgeye iliskin politikalari ve planlari var…Bu planlari bozmaya aday Hamas’in disinda (ve zat-i alilerinizin agiz tadina uygun) baska politik aktör yok…Iki secenek var politik anlamda: Ya emperyalist planlarin bir parcasi olursunuz ya o oyunlari bozmanin. Ya Israil yanlisi olursunuz ya Filistin…Bazilariniz yaptiginiz laf salatalari sayesinde apacik ABD ve Israil savunuculugu yapiyorsunuz…ben mi? Direnen Filistin halkinin ve onun onderligini yapan HAMAS’in yanindayim…

  28. gollom Says:

    Ikiyüzlülük meselesini tarif ederkenki kafa karisikligindanmidir yoksa tahrif etmektenmidir!.Bilinmez ama bir kac sey üzerinde durmak gerekecek.

    “filistin halkini silah zoruyla terörize edip seriat dayatanlar” Hamas…
    Yaa iyide yillardir Ortadoguda bu siddet sarmalini filistin halkina dayatan Israilin kendisi degilmi?.Hamas denilen bu yapiyi “gerici-fasist” kuran israil devletinin kendisi degilmi?!.Terörizm`den beslenen bu iki yapi degilmi?
    Iktidar perspektifi üzerine kurulu tüm siyasal örgütlenmelerin Marksist,Fasist,Gerici ne lursa olsun beslendikleri en güclü silahtir karsindakini terörize etmek!.Yasam varligini bu kural üzerine kuran ve bununla toplumlarini kendi cemberlerinde tutmak icin ellerinden gelen her seyi yapmiyorlarmi?.Sözkonusu Hamas destekciligi yamak falan degil bu günkü durum ve bu durum üzerinden yahudi düsmanligi yapmakta degil.

    Ama surasi gercekki bunu üzerinden irkcilik yapmaya kalkanlarda az degil özelliklede yahudi düsmanligi!..Ve tüm bunlara ragmen Filistin halkina zalimce saldiran israil devletine karsi durarken yahudi karsitligina irkciliga düsmemek gerektigi kuskusuz ve oldukca hassas bir durum! züccaciye “filistin halkini silah zoruyla terörize edip seriat dayatanlar”derken israil devletini hepten görmezden geliyor ve riya-karlilik hesabini kendince iyi yapiyor..

    “Anlasilmayan olay su ki bir toplum düzeninden yana koydugum “tercih”, bu düzenin yöneldigi insanlara nefret icinde bakmami gerektirmiyor.”

    Ve…

    “Hamas kadar darbe hakkeden bir olusum var mi etrafta?” diyerek te hamas nezdinde filistin halkina yapilanlari alkisllayarak filistin halkina nefret icinde bakmadigini görüyorum!

    Ve..

    “Cünkü ben, Israil’in dünyevi, cogulcu ve cokpartili düzenini, etrafindaki cürümüs devlet ve toplumlara tercih ederim.”

    “Yasam Tarzlarinizi Korumak”gerekiyor degilmi! Bunun icinde masum insanlarin ölmesi gerekiyorsa ölmeliler..

    züccaciye sana tavsiyem su bir iki gün icinde Lidl yada Aldi`ye ugrayip pempes almandir.Zira bu iki süper market zinciri Israil devletine destek icin bir kac günlük gelirlerini bagislayacaklar.

  29. züccaciye Says:

    Bu blogun değerli yazar ve okurlarına, son olarak yapmaya çalıştığım bazı tespitleri tasavvur etmek üzere facebook’ta üye olunabilinen bir grup sayfasında bulunan şu alıntıyı armağan etmek istiyorum. Hayalım şu ki, fazla yorum yapılmadan, aşağıdaki (düşük – ama inanın ki ben yazmadım! Halis muhlis Türkler yazıyomuş böööle) cümlenin ne kadar korkunç ve iğrenç bir söylem taşıdığı anlaşılacaktır:
    “ERMENİ SOYKIRIMDAN BAHSEDENLER İSRAİLİN YAPTIĞI SOYKIRIMI GEÇMEDİMİ ??TÜM SİVİL HALKI KATLEDEN BİR ÇOCUĞUN KANINDAN MEDET UMAN HERKESE YAZIKLAR OLSUN.”
    Kürt sorununun tartışılmaya çalışıldığı an “bebek katili” ve “Ermeni uşağı” sloganlarıyla histerik bir ajitasyonla ortalığı bir maç sahasına dönüştürmeye çalışan faşist zihniyetten farksız görüyürüm yukarıdaki büyük harflı kusmuğu.

    Gelelim @ gollum:
    Lidl ve Aldi olayını nereden öğrendin ve neden inanmaya karar verdin? Gazeteler niye yazmıyor bunu? Alman basını, Yahudi sermayesi tarafından rehin alındığı için mi yoksa?!? Zafer edasıyla yüzüme vurduğun bu söylemi gerçekten sorgulayamacak kadar cahil, kapitalist işletmelerin iddia edilen tarzda çalıştığını sanacak kadar aval misin? Ve bu inancınla dillendirmiş olduğun zihniyeti, arada bir “yahudi düşmanlığı da yapmamak gerekir” deyip aklayabileceğini mi düşünüyorsun?
    Mübarrek komplo teoricilerimiz, “şu bir iki gün” dediğin süre için her biri ayrı bir tarih kehanet ediyor olmasaydı (daha on gün önce İslamcıların sitelerinde bu “boykot çağrısı” vardı, senin kulağına yeni gelmiştir), harbiden o günlerde gider tüm ihtiyaçlarımı o iki marketten karşılardım. İsrail’i desteklemek amacıyla değil, sırf kendim ile senin gibilerinin hortlattığı zihniyet arasında kesin bir çizgi çizmek için. Harbiden bu zihniyete karşı yaşam tarzımı korumam gerektiğini düşünüyorum. Sonra bana paranoid derler…
    Var ya, sen de, bu tartışma da benim için bu tür şeylerin yazıldığı an “bitti”. Biji Levinas. Eğer bu blogta böyle şeyler yorumsuz bir şekilde yayınlanabiliyorsa bir daha da uğramam.

  30. kacakkova Says:

    efenim yapmayiniz etmeyiniz….
    tartisma nereden nereye geldi…..buradan gidecek bir yeri de yok görünüyor….
    surasi acik degil mi, ben mi yaniliyorum…..
    su an filistin yanlisi görünen cephe ve olusan söylem büyük bir ikiyüzlülügün gizleyicisi ayni zamanda…..tipki baska bir yönden israil yanlisi cephenin ve kullanilan söylemin gizledigi ikiyüzlülük kadar…..ermeni soykirimi konusunda acikca irkci olan birisinin su an rahatlikla filistinde bir kiyimdan bahsetmesini saglayan sey nedir mesela…..bunu gözardi edebilir miyiz…..
    bu sey her neyse elbette tehlikelidir ve benim sahsen ilk yazida dert ettigim de bu “sey”dir……
    islami terörle esitleyen düsünüsle, israil’in üzerinden yahudi düsmanligi yapan mantik bu seyin bulanikligidan besleniyor…..tamam böylesi somut durumlar icinde bi tarafa düsüyoruz bir sekilde, öyle ya da böyle konumlaniyoruz, ama düstügümüz tarafin dili ve zihniyetiyle ilgili derdimiz bitiyor mu…..
    yukaridan beri gelen tartismanin seyri icinde sunu anliyorum ki, tam da bitmeyen derdimiz bu asil…..
    böylesi bir durum icinde karsi tarafin bir bütünmüs gibi görünen “zihniyet”ine degil sadece, hem onun bir bütün olmadigini hic unutmamak, hem de bir o kadar ve belkide daha fazlasiyla “kendi tarafimiz”in bütünmüs gibi görünen “zihniyeti”ne karsi da “reflekslerimizi” yitirmemek durumundayiz, degil mi…..sert tartismalari seven birisi olarak diyorum ki, ey baba erenler sertligimiz oldugumuz tarafin o-siradaki-görünen-hakliligindan almasin tavini…..
    yoksa gerisi zaten kolay….
    her biji gegen her biji…..

  31. züccaciye Says:

    Daha doğrudan söyleyim: “Yahudilerden alışveriş yapmayınız” diyen kimse ile hiçbir tartışmam olmaz. Falan şirketin kaç günlük gelirini İsrail devletine bağışladığı ve bu yüzden boykot edilmesi gerektiği söylentisini gerçekten dehşet içerisinde okumuştum ve bu blogta karşıma çıkacağını asla ummazdım. Bu tam bir antisemitik safsata ve kullananları kınamak gerektiği kanısındayım. Sanırım bu şekilde, “zihniyet” gibi bir genelleştirmeye başvurmadan derdimi anlatabilmişimdir.

    • kacakkova Says:

      efenim ayni seyleri tekrar eder durumda oldugum icin devam etmem zor, son bi toparlayayim….
      bilemiyorum yahudilerden alisveris yapmayalim diyen var midir bu tartisma seyri icinde…..ona benzer seyler dense, zaten bunca karisiklik olmaz, herkes kissadan keser tartismayi saniyorum….israil’e desteklerini aciklayan isletmeleri protesto etmekse elbette edenin hakkidir…..bu protestonun antisemitizm ile dogrudan bagini kurmak zorlama bir caba olur…..aldi ile lidl’i bilmiyorum ama kimi amerikan sirketlerinin böyle aciklamalari ve yaklasimlari var, alman sirketlerinin olmasi da hic sasirtici olmaz sahsen ve bunlarin protesto edilmesi ile antisemitizm arasinda herhangi bir bag yoktur bu haliyle…….hani bag kuranlar olacagini, arada bir bag kurulsun diye bu tür haberleri yalan yanlis yayanlarin olacagini da reddetmeden bunu söylemek mümkün…..genel olarak “zihniyete” isaret ederken aradaki baglarin zorunlu olmadigini anlamanin tek yolu bu oldugu icin bunu söylüyorum, fakat ayni lakirdilarimi tekrarlamayayim……yoksa ne anliyoruz ve ne tavir aliyoruz kismi serbest….antisemitist safsatalari kinamakla semitist (ve siyonist safsatalari) kinamak, serbest…..

      not:demin yaptigim arastirmalara göre, aldi ve lidl kendi internet sayfalarinda bu konudaki aciklamalarin spekülasyon oldugunu söylemis ve haberleri yalanlamislar, bildireyim…..

      • kacakkova Says:

        meselenin nasil bir hal aldigina iliskin bi bakayim dedim, burada tartismalarimizda olusan cikmaz coktan zaten olusmus bile…..

        kendilerine savas karsitlari diyen bir grub, bir antisemitizme karsi bildiri‘yi imzaya acmislar…..sagolsunlar varolsunlar……öyle bir sekilde kaleme almislar ki metinlerini de, “irkciliga ve ayrimciliga karsi olma” meselesini antisemitizme baglamislar bir güzel……
        antisemitizm kaygisini ne kadar anlamaya calirsak calisalim, bu metnin dili ve mantigindan bakilinca derdin hic de antisemitizme karsi olmaktan ibaret olmadigi bence gayet acik…..bu sürecin bir yahudi düsmanligi gelistirecegini, yahudi fobisini hortlatacagini ve hortlattigini görmek, bundan kaygilanmak ne kadar kacinilmazsa, irkciligin ne kiliklara girebilecegi konusunda dikkatli olmak ve bu sürecte hortlayan seyin sirf yahudi düsmanligi olmadigi/olmayacagi konusunda da biraz ihtiyatli (hic degilse) düsünmek kacinilmazdir…..”aydin camiasi” diye tarif edilen belirsiz bir kesimin ayrimsiz “islami fasizminin dilini” kullaniyor oldugundan söz etmek olsa olsa bir tür politik ahmakliktir…..
        cünkü “savas bahanesiyle” (ki ne bahanesi ortada olan zaten bi savas) sadece “yahudi düsmanliginin hortlatildigindan” bahsetmek eger ahmaklik degilse, düpedüz yan tutmaktir……
        irkcilik karsiti bir metnin irkcilik kaygisi gütmeden yazilabiliyor olmasi sasirtici degil…..degil de, asil mesele buna karsi ne yapabilecegimiz…..
        imzacilara da bakinca hepten süphe duyuyor insan, bir yol bulunabilecegine dair…..

  32. züccaciye Says:

    Gerçekten artık konuşmayalım, konuşamadığımızı itiraf edelim. Yıllar boyunca Türkiye’de vicdani red hakkı için ağır bedel ödeyenlerin kurduğu Savaş Karşıtları Derneği, bir kerecik (zaten kınadığı) bir savaşın medyadaki _kınama türlerini_ eleştirdiği için nasıl senin gözünde “kendilerine savaş karşıtları diyen bir grup” mertebesine deklase oluyor?
    Nasıl oluyor da bunların açıklamasında ırkçılık kaygısı güdülmediği hususunu eleştirebiliyorsun ve aynı zamanda Amerikalı veya Alman şirketlerinin gelirlerini İsrail’in savaş harcamalarına aktardığı yönündeki söylentileri, ıspatlanan bir veriymiş gibi kabul ederek “bunlarin protesto edilmesi ile antisemitizm arasinda herhangi bir bag yoktur bu haliyle” diyebiliyorsun? Nerede kaldı bunca söylemçözümcülük eğer açıklamada alıntılanan cümleler İslami faşizmin dilini çağrıştırmazsa bizde?
    Belki de ben bir yanılgı içerisindeyim. Yılların içerisinde öğrendiğim tahlillerin herkes için ortada olduğu yanılgısı. Belki de gerçekten Taraf gazetesinin manşetinden Aldi olayına kadar her cümle hakkında ayrıntılı yorum yapmak gerekecektir. Ama bunu burada yapmaya enerjim yok çünkü bir iki adam, suçlama getirircesine “Almansın, bundan dolayı böyle düşünüyorsun” diyecektir. Türkün Türk’ten başka dostu olmadığına göre dostlar arasında haledin artık meselelerinizi.
    Ne söylesem bu saatten sonra, zaten bir tarafa ait olmamdan beslendiği sezilecektir. Bu yüzden benim bir sözüm kalmadı. Ama söz konusu çağrıya imza atanları bile töhmet altında bırakacak bir durum seziliyorsa orada, bu sezgi bana Türkiye’nin siyasi kültüründe yaşanan bunca şey hatırlatıyor ki…

  33. kacakkova Says:

    itiraf edelim peki…..
    cogu mesele böyledir zaten, itiraf etmek gerekir…..
    bana da kendi söylediklerim gayet acik ve anlasilir geliyor, ama duruma bakilirsa bir sorun var…..
    su savas karsitlarinin metninde irkcilik kaygisi güdülmedigini, adeta kaygisizca yazildigini, bunun da yine anlasilir sebeplere baglanabilecegini anlatmak cok mu zor…..
    degil ,ama durum öyle gösteriyor…..
    bence o metnin dili saflarin ne derece bulaniklasabileceginin ve irkcilik karsitlarinin bile (üstelik tamamen hakli olduklari bir noktada) nasil tuhafliklar sergileyebileceklerinin bir göstergesi….
    bu karisikliklar sadece “biz türkler”e mi özgüdür bilemiyorum….
    mesela israildeki yahudi savas karsitlarinin (sagda solda cevrildigi kadariyla okudugum) bildirilerinde ve aciklamalarinda nedense bi beis görmedim su ana kadar……belkide benim art niyetimden kaynaklaniyor bu fark….ya da iki savas karsiti zihniyetin bu konu cercevesinde söylediklerinde ortaya cikan “dilsel fark” meselenin bütün kilit noktasini teskil ediyor…..
    öküzün altinda gercekten buzagi aramak gerekiyor yani…..
    öte yandan israili destekleyen firmalarin protestosunun mesrulugunu anlatmak da zor degil…..ama meseleyi artik nasil anladigimizla ilgili bir asilmaz sorun var önümüzde….
    dedigim gibi laf kalabaligi olacaktir bu saatten sonra yorumlari sürdürmem….
    firsat bulursam su karanlik sezgimlerimle, savas karsitlarinin metnini didiklerim belki baska bir postta, ama simdilik daha fazla türkiyenin siyasal kültüründen bir seyler hatirlatmayayim en iyisi……

  34. metin Says:

    Takıldım kaldım, beklediğim önemli bir mail gelmiş mi diye internete girdim, halbuki birazdan hastanede olmam gerek, allah kahretsin!

    Burada gayet ilginç (ve zehirli bir zekaya sahip) bir yorumcu kardeş var ki, valla İsrail’in yerinde olsam onu derhal basın sözcüsü yapardım -Alamanya’da ikamet ediyor olması heç möhöm değel.

    Sevgili Kaçakkova dostumun son yorumunun son cümlesine getirerek sözümü, hemen kaçayım. Emeğinize ve enerjinize yazık olur dostum, ona da gerek yok. Bu ülke öyle acayip bir belde ki, “beyaz, beyaz!” deyu kendini paralayanlara yakından bir bakarsın, herifçioğulları karalar içindedir! O ibret vesikası kılığındaki metni didiklemek vakit kaybından başka işe yaramaz.

  35. tolga Says:

    “…Ben şahsen bütün devletlerin bir sistem olarak yeryüzünden silinmesini arzu edenlerdim. Ama özel olarak İsrail’in haritadan silinmesini isteyenlerin hiçbirinin bir sistem olarak devletle bir sorunun olmadığını düşünüyorum. Mevcut devletlere karşı olanların hepsi de kendince daha adaletli olacağına inandığı iktidarlar ve devletler kurma peşinde. O halde neden bir tek yüzyıllar boyu, veba salgınlarından tutun da, ekonomik krizlere kadar bütün felaketlerden sorumlu tutularak toplu katliamlara uğratılmış Yahudilerin ilk ve tek devletinin haritadan silinmesi isteniyor?…”

    Ayse Guneysu tarafindan Taraf’ta kaleme alinmis “Antisemitizm bildirisinin amacı ne?” baslikli yazinin tamami surada.

  36. madafaka Says:

    Ayşe Güneysu. hehe.

    Kusura bakma kaçak hocam. Yazasım geldi, tutamadım.

  37. dasdas Says:

    aynen annamadim ama yine cok güzel

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s


%d blogcu bunu beğendi: