iktidar üzerine çeşitlemeler

by

bkz: açık koyu‘da cüneyt abi döktürmüş , “sinderella nasıl sindirildi?“; iktidar kavramının ve gerçekliğinin önü ardı, sağı solu, içi dışı üzerine çeşitlemeler. diyalojik bir yazı örneği. her yönüyle konuşulabilir olan ve konuşmaya çağıran bir yazı. iktidar meselesinin foucault’dan sonra aldığı biçim dolayısıyla, yazının başlangıcında belirtilen iktidar mikrobunun dışarıdan bulaştığını anlatan çıkarsamayi, kavramın genelliğini de hesaba katarak doğru bulmadığımı belirtmeliyim. iktidar çeşitli boyutları olan bir kavram ve elbette bir mikrop olarak bulaşıp bünyeyi ele geçirdiği bir hali de var; öte yandan özne’nin özne olarak kuruluşunun, ben’in bir ben olarak doğuşunun koşulu da yine iktidar. cüneyt abinin yazısının devamında gerçi kavramın öteki boyutlarına da ışık düşüren değerlendirmeler var. ben yine de yazının belirttiğim başlangıç bölümüne küçük bir ayraç koyayım istedim. buraya yazının, “başkasının zihnindeki ayna” alt başlıklı bölümünü ekliyorum, yazının toplamındaki lezzeti bölmek istemem asla ama en önemli kısımlarından biri olarak bu kısmına dikkat çekmek istiyorum.

Kişi kendini resmetmek için uzaklaşıp ikinci bir kişi gibi davranıyor. Yani kişi kendini dışarıdan görürken başkası oluyor. Başkasının algısına demek ki başkasının zihnindeki görünüşüne bakıyor. Ve tabii başkası da onun zihnindeki görüntüden kendini tanıyor. Karşılıklı aynalar gibi kişiler sonsuzca birbirlerini yansıtıyorlar. Benim seni nasıl gördüğüm, onun beni nasıl gördüğü, bizim onları, onların bizi nasıl gördüğü önem kazanıyor. Çünkü başkalarının, başka toplulukların, toplumların zihinleri benim için, bizim için ayna görevi yapıyor.

Kişi, başkalarının zihnindeki görüntüsünü bir takım araçlar kullanarak keyfince oluşturabiliyor. Bir kere başka zihinlerde arzu ettiği görüntüyü oluşturdu mu, kendini o görüntü sanabiliyor kişi. Bir görüntü, bir sanı gerçekliğe dönüşüyor… Diyelim ki istediğin görüntü şu zihinde yansımadı. O zaman at onu, bu zihne yansıt kendini. Kendini algıladığın biçimde gösteren aynayı seç olsun bitsin.

Bu görülme, görünme durumları da iktidarın ana konuları. Ne olduğundan daha çok, nasıl görü(n-l)düğün, kendini nasıl gördürttüğün önem kazanıyor buralarda. Büyük bir yetenek, deha olarak algılanman bile mümkün.

İki kişi arasında da bu görülme, görünme durumu fevkalade önem taşıyor. Niye bu kadar çok aşk hikâyesi var? Sevgilinin zihni bizi en pürüssüz hatta en güzel gösteren ayna değil mi? Orda pirenslere, pirenseslere dönüşmüyor muyuz? Ya da sevgilimizden ayrılınca, aşk bitince kendimizi dünyanın en çirkini gibi neden hissediyoruz? Aşk, aslında iktidar hissine gerek bırakmayacak ölçüde kişiyi şişiriyor.

Sonuçta bir görünmek istediğimiz bir de aynada göründüğümüz hâlimiz var. Yaşlanmama, çillenmeme, kirlenmeme, benlenmeme kremleri ne için satılıyor? Estetik ameliyatları ne için yapılıyor? Bunları aldıktan, yaptıktan sonra altmış yaşında aynaya bakacağız. Aha! diyeceğiz. Kırkımda görünüyorum. Ve buna inanacağız. Genç göründüğümüze çevremizi, olduğumuza yabancıları inandıracağız. Elimize iktidar geçmeyecek elbet. Ama geçebilir de. Kim bilir?

Reklamlar

Bir Yanıt to “iktidar üzerine çeşitlemeler”

  1. boş arsa Says:

    valla zihnindeki aynaya bakınca bi b.k sandım kendimi…

    ne diyim…

    dimağına şifa…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s


%d blogcu bunu beğendi: