eylül

by

“boynumda yağmurdan bir kolye…
ıslak taşlara oturuyorum bugünlerde…
bir siyam kedisi ve ben…
pek çok şeyi geriye doğru unutuyoruz… ”
………
eylül. durma zamanı. durup kalmaların, zamanın kırılışının. dönüşlerin, kayboluşların ve yeniden bırakılmışlığın. çıt. duyulması imkansız. nasıl kırılır zaman insanın kalbinde. mazi kalbimde yaradir. haha. şarkılar şarkılar. insan şarkı sözleriyle de anlatabilir herseyi. ne diyor müslüm baba, “zamanin eli degdi bize”. ah bu şarkıların gözü kör olsun. björk dinliyorum eylül giderken. geceler uzuyor ne de olsa. tek kelimesini anlamadan üstelik. anladigim bir sey oluyor fakat yine de. bilmeden anladığım bir şey. sonra tori amos. me and a gun. ne oldugunu belki hic bilemeyecegim bir seyleri daha cok anlıyorum sonra. sonra sessizlik. bir şey söyleyecek olsam, peşi sıra geliyor ben başka bir şey söylecektim duygusu. ve ne söylesem hep biraz daha sacmalik.ayni. durup kendime bakiyorum gecenin bir yerinde. dışarıdan bir göz. ya da cok içeriden. hiç bir sey görünmüyor. karanlık bir boşluk. bırakılmış. çıplaklıklarından sıyrılmaya çalışan ağaçlar kadar  bırakılmış. ben sustukça uğultular çoğalıyor içimde. biraz daha koyulaşıyor gece. bir yolculuk kitabı aliyorum elime. her seyin ucuna ya da sonuna yolculuk. “aklını en acı olana, en derine, en sonsuza atmışsan korkma” diyor, ucurumun önündeki kadin, “artık hiçbir yerdesin”. özlemekle de kırılabilir insan kendine. bu tuhaf, ama anlıyorum. özlemek yoklugun ugultusudur. beklemekse, yitiklik. cümlelerin değil artık kelimelerin arasına giriyor uzayan noktalar. hatta harflerin. sonsuzca uzayan boşluklar. hep ayni sekilde düsüyorum boşluklara. geriye kalansa yalnızlık. bitmiyor gönlümün hicran yarası. iğreti kalıyorum zamanın kırıklıklarında. iste, suclu ellerim. mekanlara yayilan gövdem, igrenc…..
ve ne vakit söze baslasam, “karanlik sözler yaziyorum hayatim hakkinda”…..
bu yalnızlığım senden önceydi. ve “yaralarım benden önce vardı”, diyorum ödünc sözlerle…..
anlıyorum……
eylül…..
sonrası sessizlik…..
sonrasızca ve sonsuzca sessizlik.

………………….

artik söyleyecek bir seyi kalmayinca, zamandan söz ediyor insan. eylül diyor, durma zamanı. bir açıklaması olsun diye.

“beni neden sessiz bıraktın?”…..
……………..
………
….
.

_______________________________
*sözlerinin karşısına adlarını yazmadıklarima tesekkür:
tezer özlü, lale müldür, ulus baker, oğuz atay, passive, ismet özel, edip cansever……

Reklamlar

9 Yanıt to “eylül”

  1. bogukbalik Says:

    gerard d. nerval’in kendisini astığı o sokak lambasının altında olup bitti her şey. dikişlerin yaralardan alelacele kopmasını seyrettik yüzlerimizdeki denizin kenarına yalınayak oturup. her şey deviniyor sonrasızca diye bir şarkı söylüyordu nick cave. nick cave’in piyanosu isa’nın geri dönmeyeceğini fısıldıyordu saçlarındaki ağır keman sesleriyle.

    sonra eylül de bitti. eylül, coğrafyanın acı kırıklarıyla dolu bir çölüydü. bir sevgili, bir sevgiliyi terk edince nasıl bölünürse bir kalbin bütünlüğü, bu ülkenin bütünlüğüne ağladık birlikte. türkçe ağladık. ingilizce şarkı söyledik. fransızca şiirler okuduk. bir afrika dilinde söylenen türkülerle uyandık. ağlamak, bazı ruhlar için din değiştirmektir. bazıları içinse allahı reddetmek. bunu da biliyorduk.

    olağanın hizmetine girmeli artık kalpler. biraz olsun sokaklarda dolaşmalı normal insanların yüzlerine bakarak. normalin ve anormalin ortadan kalktığı, herkesin bir düğün bir cenaze merasiminde takındıkları yüzlerle sürüklenmeli artık. can yanıyorsa, an yaralar. people just aint no good’dur ne de olsa..

  2. darmaduman Says:

    her yerden çıkıp gelen ve hiçbir yere giden…

  3. tolga Says:

    baba geç kaldın. bak çoktan eylül’ün otuzu olmuş, ekim’e dayamışız merdiveni. geçmiş zaman. “zamanın eli değdi bize”. ben bunu “zaman elledi bizi oramızdan” diye okumaktayım seksist bakış açımla. önce eller, sonra düzer zaman bizi.

    bizi sessiz bırakanların da allak müstahakını versin. gerçi çarmıha gerilirken “baba, baba beni niye bıraktın?” diyen isa için bu dediğim komik oluyor. allah’ın müstahakını allah nasıl versin, di mi ama…

  4. enigma Says:

    Eylül, tutarsizlik ve birazcik da Nick Drake’dir.
    Selamlar.

  5. bün Says:

    eylül de doğduğum için mi bilmiyorum ama eylül bitince ben de bitiyorum.
    sanki ölmüşüm filan.sonra geçiyo tabi.

  6. Elestirel Gunluk Says:

    Huzun, yalnizlik, anlamamalar, ugultular, her seyin ucuna ya da sonuna eklenmis yolculuklar..Ulan boyle de ard-arda, ulan boyle cagrisimi zivanadan cikaran bir bicimde de yazilmaz ki…

    Kalkip adami siir yazmaya itiyor… Kalkip adami aciyi, huznu, ve yalnizligi sevmeye ve ozlemeye itiyor…

  7. metin Says:

    Yazdığınız çok iyi olmuş, çok da güzel olmuş sevgili dostum. Tabii başlıktaki kelime tek kalmak kaydıyla -11* yahut 12** gelmesin başına!

    (*) 1973
    (**) 1980

  8. Avuçlarımda Hala Sıcaklığın Var Says:

    Ne denir ki simdi
    elleri koynunda bir yalnizlik iste
    ve

    bir sey eksik

    ama bari
    hic olmazsa yagmurlar durmadan yagsa

    desin bir sarkida o durmadan

    evvelbahar sombahar
    evvelbahar ya da sombahar

  9. Serpil Says:

    Bu olanlar Eylül’denmidir, yorgunluktanmı, yalnızlıktan mı, büyümektenmi, hasarları büyütürken coskuları küçültmektenmi bilemiyorum ama en güzeli olanları sonbaharın üstüne atıp saklanalım yoksa katlanmak daha da güç:)
    güzel yazı olmus kaleminize saglık…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s


%d blogcu bunu beğendi: