Sapış ihtimaline dair

by

Eğer onu görürsen, selam söyle, Tanca’da olabilirmiş
Buraları baharın ilk vakitleri terkeylemiş de artık orada yaşıyor, diye duydum

Güneşbatımı, sarımtrak ay, ve ben geçmişi başa sarıp, oynatırım
Her sahneyi ezbere bilirim, öyle hızlı akıp gittiler ki…
Bob Dylan, If you see her, say hello

Ne gariptir içimizde girdap gibi dönen duygu birikintilerinin şarkılarda, şiirlerde tekrarlanması! Çuvallamalarımızın bir tek bize ait olmadığını, sadece evrenin kendi benzeşikliğinin bir skalasında nefes alıp veren acaip bir yaratık olduğumuzu duyumsatır bu garip senkronize haller.

Bu gariplik bir trajedidir aynı zamanda; dinlemesi yürek kımıldatacak zor sözler ve/ya dizeler, yaşanılana ne denli benziyorsa; o denli kapanda sıkıştırılmış, asla kaçamayan bir mahlukat olduğumuz da hatırlatılmış olur. Sayısız kez çizilmiş bir çoğul yazgının zerresi olmak kabullenilecek gibi değildir. Belki bir dostun hatırlattığı üzere “küçük burjuvanın dünyanın merkezini kendi götünün merkeziyle karıştırması” ile ilgilidir tüm mesele… Ama bunu bilmek acıyı dindirmez; kavuşamama, bilinememe, iletişememe anlam katılarak sulandırılmış dünyamızın temel direkleridir ve ısrarla aynı hikayeleri yaşamaktan (ya da yaşama keyfinden) vazgeçebilmek yani “kaçabilmek” ancak insanüstü bir cürretle olanaklıdır.

[New York JFK Havaalanı, yorgunluk almış başını gitmişken ve sahneler hızla başa sarılırken düşülmüş bir not…]

Reklamlar

13 Yanıt to “Sapış ihtimaline dair”

  1. kacakkova Says:

    aynen sevgili dostum…..
    bilmek aciyi dindirmez, hatta nietzsche’nin dedigi gibi bilgi bogar cogu zaman…..
    ayni sahneleri hep basa sariyoruz…özellikle de yorgun zamanlarda….gecmis simdinin camurlu akintisi icinde debeleniyor hep….bize kalan kücük bir sapis ihtimali…..bütün hikayeyi ayakta tutacak “istisnai nokta”yi yitirmeme ugrasi…bazen kacis bunun icin zorunlu….
    kacisin mümkün olup olmadigi sorusunu ise, denemeden önce bilmiyoruz ve cevaplayamiyoruz asla…..sonradan silinecek ve ne oldugundan asla tam olarak emin olamayacagimiz kücük bir cizik…..
    ……
    ben iyiden iyiye yoruma dönüstüm bu aralar…..kusura bakmayin….eylül’dür ne de olsa……kirikliklara dönüs zamani…..egilmis kendi “gücenik macerama” bakiyorum ve bu senin cennetin kapisindaki yorgun sözlerinin altina imzami atiyorum ben de…..
    silik yilgin bir imza….

    kacakkova

  2. elestirelgunluk Says:

    Yazi da guzel olmus yorum da…

    “anlam katılarak sulandırılmış dünyamızın temel direkleri”nin altina belki bir sabotaj gereklidir soyle guzel sarmalanmis TNT kaliplari…

    Kacak’in “gucenik macerasi”na bakisi da Ahmet Arifi cagristirdi icimde. Keske burda olsaydiniz da size bagira cagira o siiri okusaydim:

    Leylım – Leylım

    Leylım – leylım dünyamızın yarısı
    Al – yeşil bahar,
    Yarısı kar olanda
    Gene kavim – kardaş, can – cana düşman,
    Gene yediboğum akrep,
    Sarı engerek,
    Alnımızın aklığında puşt işi zulüm
    Ve canım yarı geceler
    Çift kanat kapılarına karşı darağaçları,
    Mahpusanede çeşme
    Yandan akar olanda,
    Gelmiş yoklamış ecel
    Kaburgam arasından.
    Yoklasın hele…

    Çağıdır, can dayanmaz,
    Çağıdır, en çatal, en ası,
    Cehennem koncası memelerinin.
    Çağıdır, kırk gün – kırk gece
    Kolların boynuma kement,
    Ha canım kötüye inat…
    Vah ki ne desem,
    Kurşunları namlulara sürülü,
    İ’kelleri kan,
    Baskıncılar uykumuzu yıkar olanda,
    Alır yüreğim:

    Yankın yasak, aynalara.
    İnemem bahçende talan,
    Tam, boş yanı bu, derim namussuzun,
    Tam, bıçağım cehennem gibi güzelken,
    Aklıma düşüyorsun
    Ellerim arık…

    Bilmiş
    Bütün zula’lar
    Eğri hançer, kara mavzer, kan pusu.
    Ve insan düşüncesinin o en hoop ağır ol bakalım,
    O en ayıp, frengili yemişi,
    Çıldırtılmış uranyum
    Bilmiş,
    Bilsinler!
    Sana nasıl yandığımı
    Uuuuy gelin…

    İşte kan tutmuş korsanlar,
    Haramla beslenmiş azgın,
    Düzmece peygamberler
    Ve cüceleri
    Ve iğdiş ve aptal kölelerine karşı,
    İşte bir kez daha
    Bu can bendeyken,
    Delin, divanenim işte
    Uuuuy gelin…

    Bu yasaklar,
    Firavun kalıntısı.
    Yoksun,
    Akdan – karadan.
    Gizline, canevine kurulu faklar.
    Gün ola, umut kesip korkunç yetinden,
    Murdar tutkusuna dünyasızlığın,
    Gün ola, düşesin bekler.
    Düşme!
    Ölürüm…
    Gözlerinden, gözlerinden olurum.

    Leylım – leylım
    Ayvalar, nar olanda
    Sen bana yar olanda.
    Belalı başımıza
    Dünyalar dar olanda.

  3. tolga Says:

    “Bir Nisansın, bir Eylül” demiştim bir gün, o gün geçen Eylül’den bir gün olmalı. Ama ben bu sözü bu Eylül için demişim. Al bakalım, sarıyoruz ve bugüne bakınca, bir önce yazdığımızı yaşıyoruz. Ya da ben mi öyle sanıyorum? Solcu paranoyaklığı mıdır, yoksa kendini aldatmak mıdır, bilmiyorum?

    Ama TNT işinde suç ortaklığına hazırım, arkadaşlar. Arada EG abimiz Ahmet Arif şiiri söyleyecek, sonra Kaçak usta da İsmet Özel’den Münaacat’la devam edecek, ben de elektronik bombalama düzeneği kuracağım o arada. Katılmak isteyen varsa, beri gelsin…

  4. gülşah Says:

    bende bende ! hiç kaçırmam böyle şeyleri.
    ne zaman sonbahar gelse kötü oluyorum hoş belki de kötü olmak için hep bahane arıyorum

  5. tolga Says:

    Çok iyi yaw, Gülşah sen de katıldın “büyük patlama” için aramıza. Hemen bir görev seç kendine, zaman geçiyor, boş durmak yok..

    Kötü olmak için bahaneleri birlikte arayalım ama. Hem, yaşasın kötülük 🙂

  6. helen Says:

    hheh sen merak etme tolga ben şimdiden saha çalışmasına başladım. aslında köstebek de olabilirim bana hep gizemli gelmiştir. her şey kurtuluş için 🙂 sıkıldık iyilikten valla

  7. gülşah Says:

    ya bu arada özür pc ye kayıtlı olan önceki durumum çıktı 🙂
    ya ben şimdi baktım Trinitrotoluen için kimyayı çok severim de ben uzaktan sevmeye devam edimm komaya bile sokuyomuş yaa jurnalleme işini her türlü köstebekliği alnımın akıyla yapabilirim. yeter ki heyecan olsun ya

  8. kacakkova Says:

    rakiyi ve nevaleyi hazirlayayim ben o zaman ufaktan…..yardim ve yataklik edeyim……

  9. Elestirel Gunluk Says:

    Kotu olmak icin iyi fikir geldi aklima. Istah kabartan gazli bir bomba yapalim. Herkes orucunu vakitsiz kirsin….

  10. rüzgarsiz daglarda düsen kar taneleri Says:

    “Ben bir kaçağım
    Doğar doğmaz
    Kendime hapsettim kendimi
    Sonra kaçtım

    Sıkılır insan
    Aynı yerde olmaktan
    Kendimde olmaktan
    Ben niye sıkılmayayım?

    Ruhum arar beni
    Doğlarda ovalarda
    Tanrıya şükür asla
    Bulamaz beni ruhum

    Bir olmak zindandır
    Ben olmak hiç olmak
    Firarda yaşarım
    Ve zaten yaşıyorum.”

    Fernando Pessoa

  11. trinity Says:

    …avusturalya vizesi bekledigim su siralarda beni heyecanlandiran en büyük seyin bu oldugunu anladim, hep düsündügüm konu, kacmak…

    …dünyanin öbür ucuna gitmek, ordan ötesinin olmadigini bilmek(yeni zellandayi saymiyorum cünküm oralara gitmisken zellanda topraklarina basmamak olmaz) bir yandan heyecanlandirirken beni,bir yandan cok korkutuyor,yani kacmanin mümkünati üzerine,ötesinin olmamasi yani kacacak delik kalmadi demenin bilincinde olmak,bunu yasamanin hayal kirikligini engellemiyecek sanirim…hele ki bide tilkinin dolasma ve nihayetinde ne oldugunu bilme hikayesi…

    kacak abijim,
    duramam buralarda simdilik ama bulurum seni gene,duramam hic biyerde sensiz…öptüm yanaklarindan…

  12. boş arsa Says:

    Sisipos’un Sanrısı

    önümde yürüyordu biri
    özlemle koştum yetiştim
    meğer ki o ben mişim
    Yine belirdi başka biri

  13. Sapır sapır sapmak ihtimali « Mutlak Töz Says:

    […] Mutlak Töz “Bütün, yanlıştır” « Sapış ihtimaline dair […]

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s


%d blogcu bunu beğendi: