erguvanlar geçip giderken

by

Sonrasızca döner varlık çarkı, son kalan solmuş çiçeklerini dökmüş geçip gitmeye hazırlanan erguvanlar önünde bunu hatırlıyorum. Tarihin delisi öyle buyurmuş, hakikat öyledir muhakkak, her şey ölür, her şey yine çiçeklenir, sonrasızca sürer varlık yılı. Sonrasızca dönüş. Varolmanın dayanılmaz ağırlığı. Yüklerimizden kurtuldukça daha ağırlaşıyoruz sanki, yüklendikçe hafiflediğimiz gibi; işte yine son erguvan saatleri, her şey gider her şey geri gelir sonrasızca kurar kendini aynı varlık evi. İncecik bir yağmur başlıyor ansızın, bir kaç erguvan çiçeği daha düşüyor, ıslak, erguvan dalları biraz daha ıssızlaşıyor. “Erguvanlar geçip gittiler bahçelerden/ geriye sadece erguvanlar kaldı” demiş şair (hilmi yavuz). Kimbilir hangi zamandan. Bahçeler de yok artık oysa. Yol kenarlarında, dört yol ağızlarında erguvanlar. Bir başlarına. Her yıl hep aynı zamanda geçip gidiyorlar sonrasızca. Yol kenarlarında, unutulmuş ve sessiz, erguvanlar kalıyor geriye yine. Unutulmuş sorular kalıyor. Başarısız yüzleşmeler, her bahar. Maskelerin ardında kaybettiğimiz maskelerin boş uğultusu. Ve kendini sonrasızca kuran varlık evinde biraz daha karanlıklaşan sessizliğimiz. Erguvanlar geçip giderken ıslak dalların altında son solmuş çiçeklerle birlikte durmuş bakıyorum zamana, uzun bir alaca karanlık topallıyordu önüm sıra, esniyerek konuşan, ölüm yorgunluğunda, ölüm esrikliğinde bir üzüntü.
* italiker nietzsche’nin böyle buyurdu zerdüşt’ünden

Reklamlar

8 Yanıt to “erguvanlar geçip giderken”

  1. Elestirel Gunluk Says:

    Bu yaziya kadar erguvanin bir bitki oldugu bilgisinden ote bir sey bilmiyordum. Hatta gecen gun eve gelen misafire arka bahcedeki erguman agacini gosterdim erguvan oldugunu bilmeden. Bu yaziyi okuyunca o guzelim mor ciceklerini farkettim bizim kirk yillik erguvanin ve bir iki haftaya kalmaz nasil da morlarini dokup yesile kesilecegini gordum. Varolmanin sonsuz donusumu…Sagol kacak.

  2. kacakkova Says:

    eyvallah eleştirel abi….

  3. beautiful disaster Says:

    “sonrasizca” ne aci bir kelimedir ne aci bir gercektir. sonrasizca olmamak icin verilen savaslar hep bir yetim kaliyor..ve bu sessizlik insani cildirtiyor.

  4. Passive Apathetic Says:

    `This is the way the world ends
    Not with a bang but a whimper.`

    Erguvanlara cevabimdir: http://poetry.poetryx.com/poems/784/

    Erguvanlar hudayi nabitmis Istanbul’da. Yani Istanbul Constantinopolis diye bilinmeden evvel, insanlarin eli, dili, hayali buralara erismeden evvel, Odisey ve Sirenlerden, Neandertallerden evvel, Tanri kendi eliyle dikmis erguvanlari topraga.

  5. kacakkova Says:

    beatiful disaster,

    sessizlik bazen cildirtiyor insani ama bazen gerekiyor da….ne yapsak sessislige ulasamiyoruz da….biz sussak, tabiat sussa, sehir sussa gene de icimizde bir ses….kousan birileri…

    passiveapathetic,

    limonlu-bademli kurabiyeler ne güzel giderdi erguvanlarin kenarinda oturup yense…tanri kendi eliyle dikmis erguvanlari topraga, inanririm elbette…dikmis ama unutmus sonra….ya da insana emanet etmis….insan da malum!….asfalt yol gecirmis ortasindan…..

  6. Passive Apathetic Says:

    emanete ihanet, ilk once ve daima kendine ihaneti seven insanin dogasinda mi acaba? insan ihanet olmadan ilerleyebilir miydi, hem Promete’den Serpent’e kendine ihanette yoldas bulmakta da zorlanmamis hic.
    limonlu-bademli kurabiyeler iki sevimli ihtiyar icin suslenip puslendiler, erguvanin muhtemelen hic yetismedigi bir bozkir memleketine gittiler. O memlekette sadece sevimli ihtiyarlar yok, arkalarina saklandiklarinda kendilerini ele verecek erguvanlar olmadigindan ellerini kollarini sallaya sallaya dolanan Judaslar da mevcut. Yani belki de erguvanlarin emanet-ihanet zit ikilisiyle organik bir baglari var. (Sunay Akin’a benzeme pahasina soyleyeyim, erguvan ingilizce adini -Judas’ Tree- Judas havarilerin elinden kacarken arkasina saklandigi erguvan agaci birden mor cicek acarak hainin yerini belli ettigi icin almistir. )
    Dante’nin Cehenneminde erguvan yoktu degil mi?
    Dedigin gibi iyi giderlerdi erguvan agacinin altina o kurabiyeler. En erguvan erguvan agacini bulana, kurabiyeler benden.

  7. farmau Says:

    Bir dönüşümün kısacık hikayesi gibiydi,bir solukta okudum ama ne olursa olsun erguvanların sonu sanki hüzünlü değil gibi geliyor bana ,yeşile doğru yol aldıkları için olabilir belki de…
    Erguvanlar açarken yazmıştım varolmanın sıkıntısını !belki göz atarsınız :)(http://www.farmau.com/2008/04/erguvan-glgesi.html)

  8. kacakkova Says:

    farmau selam
    senin adrese ulasilamiyordu epeydir…hosgeldin…
    bakariz elbette erguvan gölgesine….

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s


%d blogcu bunu beğendi: