sözlerim var…..

by

(….)
Kazandım nefretini fahişelerin
lanet ediyor bana bakireler de.
Sözlerim var köprüleri geçirmez
kimseyi ateşten korumaz kelimelerim
kılıçsızım, saygım kalmadı buğday saplarına
uçtum ama uçuşum
radarlarla izlendi
gayret ettim ve sövdüm
bu da geçti polis kayıtlarına.

(….)
Celladıma gülümserken çektirdiğim son fotoğrafın arkasındaki satırlar, İsmet Özel

kayıp derviş usta’nın aktardığı dizelerin ismet özel’e ait olduğunu hatırlayamadım, banu hatırlattı sağolsun. başlamışken durana kadar okudum yeniden. ismet özel’in bende tükenişini ve buna rağmen hala tükenmemiş şiirlerini, dizelerini hatırladım bu okumayla. güzel oldu. upuzun bir zamanı katettim anıımsadıklarımla.

Reklamlar

14 Yanıt to “sözlerim var…..”

  1. Elestirel Gunluk Says:

    Ben de severim bu siiri…

    “kılıçsızım, saygım kalmadı buğday saplarına”

  2. tolga Says:

    cok cahil adamim, yukaridaki pek pek guzel misralari bilmeyecek kadar. neyse bilmemek degil ogrenmemek ayip, demis atalarimiz 🙂 en iyisi ismet ozel siirleri okumaya baslayayim artik.

  3. Elestirel Gunluk Says:

    Tolga bu siiri de seversin

    ÇÖZÜLMÜŞ BİR SIRRIN ÜZÜNTÜSÜ

    Yaşamaktan öte özür bulamayınca aşka
    sonuçları bir bir gözden geçiriyorum
    pulluklarla devrilen toprağın ıslaklığındaki can
    madenlerin buharından elde edilen büyü
    bazı yasak kitapların verdiği dinç duygular
    nelerse ki yaşamak sözünü âsi kılan
    nelerse ki lekesiz, umutlu ve budala.

    Denedim. Soğuk sular dökünüp fırladım sokaklara
    sorular sordum nice kara sıfatları üstüme alaraktan
    ipte boynum, ağzım şehvet yalaklarında
    çapraştım, and içip ayna kırdım
    doğadan bir vahiy bekledimse boşuna
    baktım akşam herkesin kabul ettiği bir akşamdı
    hiçbir meşru yanı kalmamıştı hayatımın.

    Sözlerimin anlamı beni ürkütüyor
    böylesine hazırlıklı değilim daha.
    Bilmek. Bu da ürkütüyor. Gene de biliyorum:
    Kapanmaz yağmurun açtığı yaralar
    çocuklarda.

  4. thelosthighway Says:

    Münacaat

    Bu yaşa erdirdin beni, gençtim almadın canımı
    ölmedim genç olarak, ölmedim beni leylâk
    büklümlerinin içten ve dışardan
    sarmaladığı günlerde
    bir zamandı
    heves ettim gölgemi enginde yatan
    o berrak sayfada gezindirsem diye
    ölmedim, bir gençlik ölümü saklı kaldı bende.

    Vakti vardıysa aşkın, onu beklemeliydi
    genç olmak yetmiyordu fayrap sevişmek için
    halbuki aşk, başka ne olsundu hayatın mazereti
    demedim dilimin ucuna gelen her ne ise
    vay ki gençtim
    ölümle paslanmış buldum sesimi.

    Hata yapmak
    fırsatını Adem’e veren sendin
    bilmedim onun talihinden ne kadar düştü bana
    gençtim ben ve neden hata payı yok diyordum hayatımda
    gergin bedenim toprağa binlerce fışkını saplar idi
    haykırınca çeviklik katardım gökyüzüne
    bir düşü düşlere dalmaksızın kavrayarak
    bulutu kapsayarak açmadan buluta içtekini
    tanıdım Ademoğlu kimin nesiymiş
    ter döküp soru sormak nereye sürüklermiş kişiyi.

    Çeşme var, kurnası murdar
    yazgım
    kendi avucumda seyretmek kırgın aksimi.

    Gençtim ya, ne farkeder deyip geçerdim
    nehrin uğultusu da olur, dalların hışırtısı da
    gözyaşı, çiğ tanesi, gizli dert veya verem
    ne fark eder demişim
    bilmeden farkı istemişim.
    Vay beni leylâk kokusundan çoban çevgenine
    arastadan ırmaklara çarkettiren dargınlık!
    Yola madem
    çöllerdeki satrabı yalvartmak için çıkmıştım
    hava bozar, yüzüm eğik giderdim yine
    yaza doğru en kuduzuyla sürüngenlerin sabahlar
    yola devam ederdim.

    Gençtim işte şehrin o yatık raksından incinen yine bendim
    gelip bana çatardı o ruh tutuşturucu yalgın
    onunla ben
    hep sevişecek gibi baktık birbirimize.
    Bir kez öpüşebilseydik dünyayı solduracaktık.

    Oysa bu sürgün yeri, bu pıtraklı diyar
    ne kadar korkulu yankı bulagelmiş gizlerimizde
    hani yok burda yanlışı yoklayacak hiç aralık
    bütün vadilere indik bir kez öpüşmek için
    kalmadı hiç bir tepe çıkılmadık
    eriyeydik nesteren köklerine sindiğimizce
    alıcı kuş pençesiyle uçarak arınaydık
    ah, bir olaydı diyorduk vakar da yoksanaydı
    doğruydu böyle kan telef olmasın diye çabalamamız
    ama kendi çeperlerimizi böyle kana buladık
    gönendi dünya bundan istifade
    dünya bayındırladı:
    Bir yakış, bir yanış tasarımı beride
    öte yakada benî âdem
    her gün küsülü kaldık.

    Bunca yıl bu gücenik macera beni tutuklu kılan
    artık bu yaşa erdirdin beni, anladım
    gençken almadın canımı, bilmedim
    demek gökten ağsa bile tohum yürekten düşecekmiş
    çünkü hataya bağışık büyük hatadan beri nezaret yer
    çiğ tanesi sanmak ne cüret, gözyaşıymış
    insanın insana raptolduğu cevher.

    Şimdi tekrar ne yapsam dedirtme bana Yarabbi
    taşınacak suyu göster, kırılacak odunu
    kaldı bu silinmez yaşamak suçu üzerimde
    bileyim hangi suyun sakasıyım Ya Rabbelalemin
    tütmesi gereken ocak nerde?

    İsmet Özel, Bir Yusuf Masalı

  5. thelosthighway Says:

    “kaldı bu silinmez yaşamak suçu üzerimde”

  6. trinity Says:

    o zaman
    senin çardağına çıkarken
    karıştırırken şarapla kendimi sana
    varsın gün geçtikçe her şeyde biraz kahır
    biraz bakır çalığı olsun lokmamızda
    bana soru sor artık
    beni kurtarma, konuştur
    beni yaz geceleri patlayan sağnaklara bağışla.

  7. kacakkova Says:

    eyvallah….eyvallah….

    demekki her birimizin bir ismet özel dizesi/dizeleri var…..şiir pınarı olmuş peşpeşe dizeler…..

    benim, itiraf etmem gerekirse okuduğum son ismet özel kitabı bir yusuf masalıdır…..epey bir zaman evvel…..sonra ezberimde kalan dizelerle anmışımdır, ama elime bir kitabini alıp mesela satır satır soluklanarak okumuş değilim…..öyle okunurdu oysa ismet özel…….sirin bir yerinde öyle olurdu ki, durup bi nefes alman gerekirdi derinden……o uzun, anlatısal/öyküsel şiirin ardından tuhaf bir uzaklaşma hali oldu ben de……uzun bir aranın ardından ismet özel söz almış, bir yusuf masalini demis, ve dedikleriyle de orada kalmıştı benim için…..kötü degilde buradaki dizeler ama beni yerime muhlamamisti iste…..mungan’ın şiirleriyle olan ilişkimde de var böyle bir kopukluk mesela…..neden?….bunu açıklamak kolay değil sanıyorum……etkenlerden biri ismet özel’in görünür olmaya başlaması olabilir mesela…..şiirleirnn dışında yazdıklarıyla pek çok konuda fikirlerini beyan eden birisi ismet özel…..bu yanıyla da, ileri sürdüğü fikrilerin iler tutarlılını bir yana bırakıp bir düşünce adamı olarak ortaya çıktığını söyleyebiliriz……şiiriyle şaiirini birbirine karıştırmak doğru değil, bunu her zaman söylüyorum…..politik meseleleri, şairin dünyayla olan sorunsalını dolaysızca indirgeyebileceğimiz bir boyut değildir asla, olmamalıdır…..o yolu izleyen şairlerin çoğunluk kötü şiirler yazdığını kanıtlamak kolaydır…..ismet özel şiirdeki sorunsalıyla önemliydi…..marxistken, ya da islamcıyken bu değişmemiştir esas itibarıyla…..dünyada olmaklığı sorun eden parçalı/merkezsizleşen bir dil vardır şiirlerinde…..görünür olmaya başlayan ismet özel ise, giderek milliyetçi bir tonda konuşmaya başlayan biridir…..bu tonda rahatsız edici olansa, her şeyden önce ismet özel’den bekleyemeyeceğiniz ölcüde sıradan fikirleri allayıp pullayıp ileri sürmesidir….tanık olduğum konusmalarında hep, hey gidi ismet özel böyle mi olacaktın duygusu kaldı bende geriye…..okurun hayal kırıklığı yazarı ne derece bağlar tartışmalı…..ama görünür olan ismet özel, artık o görünür dünyanın ister istemez bir parçası olmuştur……kendine göre aldığı eleştirel konum (ki buna eleştirel demek ne kadar doğru tartışmalı) ne yazık ki, görünür dünyada kendini temsil etme biçimini daha da sorunlu hale getirmektedir…..bunlar yine de bir yere kadar başka bir düzlemin konularıdır, kabul…..her şeyi birbirine karıştırmamak gerekir…ama özel’in sanki dünya ile (ve dolayısıyla şiir ile) olan ilişkisini/sorunsalını farklılaştıran, onu yüzeyselleştiren, yavanlaştıran, olağanlaştıran, en azından benim öyle hissettiğim bir süreçtir bu…..ne derece bu iki sürecin birbirini koşulladığını ayrıca irdelemem lazım başka bir zaman….bir yusuf masalından sonra ismet özel’i aynı duyguyla okuyamadım…..ismet özel, ben’in yaraları, acıları, isyanı ve çaresizlikleri üzerine yazan dahası, bu ben’in dilinden yazan bir şair…..kendi inancı, politik konumları ne olursa olsun, derinden derine işleyen bir öfkeyi, hiçlikle karşılaşmayı, o benin giderek daha derine batan sorunlarını ve huzursuzluğunu görmek mümkündür dizelerinde….handiyse, “ter döküp soru sormak nereye sürüklermiş kişiyi” onun şairidir özel……sadece kurumlarla bir hesaplaşma değil, verili toplumsal yaşam ve değer dizgeleriyle de bir çarpışma halidir sözkonusu olan…..hatta kendi beniyle, kendi bilgisi, inancı ve diliyle bir hesaplaşma, ya da daha doğru ifade ile bir karşılaşma ve çarpışma sözkonusudur…..dünya bir sürgün yeridir temelde, “Oysa bu sürgün yeri, bu pıtraklı diyar/ ne kadar korkulu yankı bulagelmiş gizlerimizde/ hani yok burda yanlışı yoklayacak hiç aralık” dediği gibi, özel’in şiirlerinde sözü edilen/ ya da konuşan ben, hem yaralıdır, hem de irin doludur bu nedenle……“kaldı bu silinmez yaşamak suçu üzerimde” diyen bir ben’dir……bir yusuf masalı’yla birlikte bir doruğa ve tekrara mı dönüşüyor özel şiiri, tam emin değilim…..emin olduğum şey beni olduğum yere mıhlayan şiirilerinin artık pek çıkmadığı….bu yol ayrımı, sanıyorum ismet özel daha aydınlık, daha açık bir noktaya doğru giderken, kendi içimin daha karanlık, daha kapalı bir yere doğru gidiyor olmasıyla da bağlantılıdır…..sanıyorum durup dinginlikle okumalıyım ismet özel’i yeniden…..nedir “Of Not Being A Jew”?….nedir özel’in şiirinin geldiği yer…..
    bira aralık bu mesele üzerinde daha doğru düzgün durmaya çalışırım…..

    son söz yine özel’in dizelerine ait olsun……

    İşte öldüm, işte son kadife çiçekleri
    son defneler, baldıranlarla kefenlediler beni
    bütün kaçaklar için ince bir merhem oldu benim ölümüm

  8. thelosthighway Says:

    Valla baba ben bu konudaki son sözlerimi şurda söylemiştim. daha da bir şey diyesim gelmiyor, yani İsmet Özel adı beni artık heyecanlandırmıyor:
    http://seyrussefer.wordpress.com/2007/07/18/benim-siirlerim-benim-sairlerim-ve-ismet-ozelin-bendeki-tukenisi/

    Bir Yusuf Masalı’nda, geleneksel türk şiirine yakın durma, gelenekten beslenen bir şair olduğunu ilan etme havası içindedir ismet özel. Turgut babanın da böyle davrandığını görüyoruz. Her neyse. Bunlar ayrı tartışmalar. İsmet Özel Of Not Being Jew’de ipi kopardı bence. Şiir diye bize yutturmaya çalıştığı şeyleri ben artık köşesine çekilmesi gereken eski bir şairin zırvalıkları olarak görüyorum. Bu biraz ağır ama böyle. Yani şiirle düşünceleri arasında senin de kurduğun paralellikten hareketle adam şunu demeye getiriyor ( Bir yandan da eskiden müntesibi olduğu İslamcılarla tuhaf bir hesaplaşmaya giriyor): Nazım Hikmet ile M. Akif Ersoy vatan, millet edebiyatı bakımından aynı çizgidedir. Yani ben marksistken de islamcıyken de aynı adamdım demeye getiriyor. Bu nasıl bir mantık ben çözemedim. Şimdi de faşistsin kardeşim. Ne diyceksin bundan sonra? Söyleyecek sözleri tükenmiş bir adam olma yolunda İsmet Özel. Bence sussa ve şiir yazmasa daha iyi olacak…

  9. kacakkova Says:

    kayıp derviş usta,

    o yazına bir kaç kez baktım ben…..senin o yazı üzerinde vakitlice durmak istiyorum aslında, burada direk bir atıfta bulunmadım o sebepten…..çok ilginç ve önemli bulduğum bir şiir okuma deneyimi yazısı olduğunu düşünüyorum senin bu yazının……okurun şairiyle hesaplaşması…..kendi şiir evrenini ve deneyimini ortaya koyması bir bakıma…..aynı zamanda bir şiir analizi de veriyor olabildiğince kişisel bir deneyim içinden…..önemseğim bir yazıdır……benim bu boyutta bir şiir deneyimim yok…..daha kaçamak bir ilişkim olduğunu söyleyebilirim…..bir vakit diyorum ya, benim şairlerimden ve şiirlerimden bahsedeceğim bu senin yazıya öykünerek…..

    ismet özel ismi heyecan vermiyor haklısın……ve mesele de temelde bu olsa gerek…..bir yusuf masalından sonra ne şiirilerini ne de şiirleri hakkındaki tartışmaları izlemedim….nazım’la ersoy’u birleştirmesi basit bir popülizm gibi görünüyor…..bizim memeleketteki politikacısından, edebiyatcısına, sokaktaki adamından akademisyenine zevatın pek bi sevdiği şeydir bu…..tipik bir zihin karışıklığını meşrulaştırıyor bu genellik….düşünceyi felc eden şeylerden birisi bu olsa gerek….ben ismet özeli susmasını bilen, bilecek olan biri olarak düşünürdüm….iyi şair hani sessizliğin dilini ve kadrini bilir diye….aksi çıktı…..o şiir damarının kuruması çok üzücü…..

  10. zeki Says:

    Acinin omuzlanisi

    Kadini bir gürültüye sapladilar.
    Evler tikirtiydi, tikirtiydi, tikirti
    kahkahamin düsürdügü cicekleri bulamadilar
    firtinali bir geceydi cünkü bulamadilar
    bombalar,böö sesleri, savas alaborasi”
    Yasamak bir tikirtiydi aldirmadilar.

    Cocuklarin düslerinde bir Markut
    bir kurbaga zipliyor yasamamizdan
    hergun zipliyor, hergun eksiliyor, hergun
    Markuuuut Torbani sarkit.
    Her dogal güzelligin bir ucunda aptallik
    öbür ucunda o kambersiz gecen dügün.

    Kadin. Kadini bir dilime katik ettiler
    Markuuuu! Torbani sarkit.
    Siz büyüyün kan kuslari siz büyüyün
    güzün gelisi bir ögürtüdür korkmayin
    korkmayin ölüm bir baska agzidir yarasalarin.
    Asinmis esikler, asinmis yaygaralar
    aslan gibi bir kocasi var miydi bu kadinin?
    Gömlegimi zorlayan kus sesleri

    Ismet Ozel

    Not; bu siiri edip cansever icin yazmis..

    • cbercin Says:

      Markuuuut! Torbanı sarkıt.

      Bu ifade, evin bacasından markutun torbasını sarkıtarak çocukları alıp götüreceği tehditiyle Ege (Söke) yöresinde çocukları korkutmak için söylenen bir söz. Şairin kendi ifadesiyle..
      Selam büyük şaire..

  11. kacakkova Says:

    ben yeni duyuyorum siirin edip cansever icin yazildigini ama bazi dizelerine bakinca anistirmalar oldugu acikmis gibi görünüyor….”mendilimde kan sesleri” demis edip usta…özel ise “gömlegimi zorlayan kus sesleri” ile karsilik vermis….yazilisinda da var sanki edip cansever”in sayiklama hali….

    markut da geldi, özel siirlerinden bir seckimiz var sayilir artik….

  12. zeynep Says:

    “Yıkılma Sakın” ı da Ataol Behramoğlu için; askerde revire yatıp sağlam bi kaç dişini feda ederek yazdığını söylerler…

  13. Sezi Says:

    Bi gun daha gecti gitti,icimde derin derin yaralar,bilmezsin arkadasim benim icimde bi kucuk kiz aglar..Ne dostlar anlar beni nede ben anlarim kendimi..ben kimselere anlatamadim ki icimi..Bi ses duyarim bazen,cok alcak,sanki biraz korkak.Bilmiyorsun arkadas,ben onu bile anlamadim ki..DaLIyorum derin biyerlere,tarif edilmez bi kuyu icimdeki..Deniz gibi boguyor beni,ama sonsuz bi ucurum gibi bitmek bilmiyor..Kurtulamiyorum dostum,kurtaramiyorum kendimi..oluyorum dostum,gormuyor kimse beni..kimse kurtaramaz beni..ben kendimi bile kurtaramadim ki.
    Bi mektup yazdim bugun,,baktim ki icinde sadece gozyaslarim var,acILarim var.Bir tek gercek gulucuk bile sIgdIramamisim icine..butun yerler dolup tasmis dertlerimle..Guluyorsundur simdi:Senin ne derdin var? diye..benim derdim kendimle,kendi icimle..Beni uzmedi kimse,ve kimse dusman olmadi bana..OlamadI..Korkmadim hi4 kimseden ben,hep basim dik yurudum,kacmadim ben,hep savastim..AgLamadIm ben,kimse gormedi..Ben hep kendimden korktum,kactim,ben kendime laf anlatamadIm..Bana kimse zarar veremedi,ben kendimi yaraladIm,parcaladim,aglattIm..Bana kimse dokunamadi,ben kendimi vurdum..Kendi canImI kendim aldIm..

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s


%d blogcu bunu beğendi: