….

by

……sadece boğmakla yetinmeyen, aynı zamanda parçalayıp yutan nehir……

Reklamlar

11 Yanıt to “….”

  1. passive Says:

    bazen de kuruyor nehirler..

  2. Elestirel Gunluk Says:

    Denizine varan ve derinligin karanliginda sindiren parcalayip yuttugunu…

  3. humpty Says:

    uuu cok korkunc:)

  4. trinity Says:

    bogulduktan sonra parcalanmanin bi önemi yok…

  5. banu Says:

    Ben atlıyorum o zaman nehre…

  6. gitarTELi Says:

    aklima Kadir Inanir’in Kopru adli filmi geldi

  7. thelosthighway Says:

    Herakleiotos… Hayat ve Zaman…

    Einstein’ın şu sözünü nakletmek yerinde olacak galiba:

    “Man muss die Welt nicht verstehen,
    man muss sich in ihr nur zurechtfinden”

    Albert Einstein

  8. Passive Apathetic Says:

    The river’s tent is broken; the last fingers of leaf
    Clutch and sink into the wet bank. The wind
    Crosses the brown land, unheard. The nymphs are departed.
    Sweet Thames, run softly, till I end my song.
    The river bears no empty bottles, sandwich papers,
    Silk handkerchiefs, cardboard boxes, cigarette ends
    Or other testimony of summer nights. The nymphs are departed.

  9. kacakkova Says:

    sağolun varolun efenim….
    elleriniz dert görmeye….
    Einstein’in dediğini anladım, ne de olsa biraz almancam var, fakat PassiveAapathetic’in şiirini anlayamadım…..çevirisini olmasa da şöyle bir özet anakonusunu istesem yüzsüzlük mü olur acaba ?….
    kıyısı olmayan bir nehir bu aynı zamanda onu da eklemek gerek…..
    bazen akıntıya karşı yüzeriz, bazen akıntıyla beraber sürükleniriz, bazen yorulur bırakmak isteriz kendimizi, bırakırız da, bazen durmak isteriz nasılsa öyle, ve bazen dururuz da, ama ne olursa olsun kıyıya çıkamayız hiç….
    yoksa yanılıyor muyum…..

  10. Passive Apathetic Says:

    Kusura bakma kacakkova, altına yazmayı unutmuşum: Çorak Ülke, T. S. Eliot.

    Şiirin The Fire Sermon kısmının başında yer alıyor alıntıladığım mısralar. Edmund Spencer’ın Sweet Thames Run Softly nakaratlı şiirine kinaye olsun diye yazar Eliot o mısraları. Zira ne Spencer’ın zamanındaki insanlar ne de nehir kalmıştır. Bir zamanlar baharın müjdecisi Nisan artık nasıl ayların en zalimine dönüşmüşse sweet Thames da bir zamanlar olduğu nehrin hayaletidir artık, ürkütücü, tekinsiz, insansız, perisiz, hayalsiz ve hatırasız.

    Eliot’a göre zaman akar ama döngüsel hareket eder. Gerçi bu fikre ömrünün sonlarına doğru varmıştır. Neyse, o mevzu uzun. Nehir hayat olsa da şaire göre, kendi devrinde hayat denilenden geriye sadece belli belirsiz ama korkunç, çok korkunç bir gölge kalmıştır. Bunun için şöyle devam eder:

    By the waters of Leman I sat down and wept . . .
    Sweet Thames, run softly till I end my song,
    Sweet Thames, run softly, for I speak not loud or long.
    But at my back in a cold blast I hear
    The rattle of the bones, and chuckle spread from ear to ear.

  11. kacakkova Says:

    cok tessekkürler passive apathetic,

    döngüsel hareketiyle zamandan geriye bize kalan korkunc gölge hakkinda düsünmek olanagi verdiniz…ve gidip siiri okumaya vesile oldunuz…..
    bi parcasini buraya ekliyor ve bazi eliot siirleri icin linki veriyorum….

    “Irmağın tentesi çökmüş: damar parmaklarıyla
    Son yapraklar kavrayıp gömülür ıslak setlere. Yel
    Arşınlar kavruk ülkeyi duyulmadan. Su perileri gitmiş.
    Nazlı Thames, usulca ak, bitinceye kadar türküm.
    Üstünde ne boş şişeler, sandviç kağıtları,
    Ne ipek mendiller, karton kutular, izmaritler,
    Ne de başka izi yaz gecelerinin. Su perileri gitmiş.
    Ve dostları, kent kodamanlarının aylak mirasçıları,
    Gitmişler, adres filan bırakmadan.
    Leman gölünün kıyısında oturdum da ağladım.
    Nazlı Thames, usulca ak, bitinceye kadar türküm,
    Nazlı Thames, usulca ak, sessiz ve kısadır sözüm.
    Ama ansızın soğuk bir yel ve duyarım ardımda
    Kemik takırtıları ve kikirdemeler, kulaktan kulağa.
    Bir sıçan otların arasından usulca süzüldü
    Yapış yapış karnını toprağa sürterek,
    Avlanırken ben durgun sularında kanalın
    Havagazı fabrikasının ardında, bir kış akşamı,
    Aklımda kral kardeşimin uğradığı deniz kazası
    Ve kral babamın ölümü, ondan önce.
    Aşağıda ıslak toprakta çıplanmış ak gövdeler
    Ve basık ve kuru tavanarasındaki kemikleri
    Yıllardır takırdatan ayaklarıydı sıçanların.”

    tekrar tesekkür……

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s


%d blogcu bunu beğendi: