katilin temizliği

by

Mesela güzelliğe ilişkin büyük bir kitabı ele alalım: Gecenin Ucuna Yolculuk. Onu okuduktan sonra başka biri olmamak mümkün mü?

katilintemizliğiBaşlığı ilginç gelmişti ilk anda, polisiye romanları seven biri olarak, Katilin Temizliği‘ni ilk gördüğümde, hemen elime alıverdim. Başka bir rafta olması gerekirdi! Herkes böyle midir bilmiyorum, ben aynı anda birbiriyle tamamen alakasız şeyleri karıştırmaktan/okumaktan hoşlanıyorum. Benjamin’in estetik kuramını takip ederken araya giren bu kaçıncı kitap bilmiyorum. Tesadüfleri de seviyorum ayrıca; beklenmedik karşılaşmalar, hesaplanmayan tanışma anları neler getirir kimbilir! O anda ve orada kalacaktır belki yaşanmış olan, bir daha geriye dönülüp bakılmayacak, o karşılaşmanın getirdikleri her neyse belki sürmeyecektir. Hiç yoktan bir şey çeker sizi yine de, açıkca bilmesenizde ne olduğunu. Üstelik bu an‘lar süreksizliğine rağmen iz bırakacak, bir daha hatırlamayacak olsak da, yaşamımızda yer edecektir kendince. Kimi aşklar ve kimi kitaplar, böyle gelir. Çoğu aşkları ve çoğu kitapları da bu yüzden kaçırırız. Tesadüfün belirsizliği, gelecek olandan hoşlanıp hoşlanmayacağımızın bilinmiyor oluşu, bizi çoğunluk dikkatli olmaya zorunlu kılar. ‘Dikkatli olmak‘sa, belirsizliğin barındırdığı olanakları elimizden alır aynı zamanda. Çoğunluk, zorlayıcı bir tesadüf yoksa, neyi görmediğimizi bilmeyiz bile. Raflarda kendi türlerinin arasında durmuyordu Katilin Temizliği, ya da kasıtlı bir şekilde kendi türü olarak adlandırılan şeyi ve edebiyatta türler tartışmasını ihlal etmek üzere oraya gelmişti! Edebiyatta “tür meselesi“ni düşünürken, klasiklerin arasında katilin temizliği başlıklı bir kitapla karşılaşmak belkide dikkatimi çekmesini sağladı. Yazarı Amelie Nothomb ismini ilk duyuyorum. Dışarıda karanlık bir gün ve kuru bir soğuk vardı, kendime camın kenarında yer bulup oturduğumda ilk sayfaları okumuştum bile. Roman düşündüğüm gibi değildi, ama bir kaç saat içinde okuyup kapağını kapattığımda, okumaktan mennundum acıkcası. Diyaloglarla ilerleyen, betimlemelere yer vermeyen kitap, sıkıcı olmaya fırsat bırakmadan kendini bitiren bir akışkanlığa sahip. ‘Neden yazarız?‘ ve ‘neden okuruz?‘ sorularına cevaplar vermeye çalıştığı gibi, ‘nasıl yazarız?‘ ve ‘nasıl okuruz?‘ gibi soruları da gündeme getiriyor. Edebiyat ve kötülük, yaşam ve masumiyet, cinsellik ve temizlik türünde meseleler, kitap boyunca bir bakıma çoğu aforizma sayılabilecek cümlelerle irdeleniyor. Hikayenin konusunda bir zorlama kokusu alınıyor, ama bu zorlama, kitabın kahramanı olan Nobel ödüllü, Celine hayranı (Gecenin Ucuna Yolculuk güzellikle ilgili bir kitap olarak tanımlanıyor) ve Sartre’ı kücümseyip Patricia Highsmith öven (iyi yazarın ‘taşaklı yazar‘ olduğunu belirtikten sonra yazar bunun kadınlıkla ilgili olmadığını belirtmek için Highsmith’i anıyor), karamsar, çağına lanetler yağdıran yazarının, kendini mantıksallaştırma girişimindeki olağanüstü kusursuzluğu farkettikçe rahatsız edici olmaktan çıkıyor, tam da meselenin böylece anlaşılabileceğini kabul ediyoruz. Bu sapkın yazarın söylediği her şeye neredeyse öfkelenmek mümkün, ama aynı zamanda olağanüstü kusursuzluğuyla insanı çileden çıkaran mantığının çoğu zaman haklı şeyler söylediğini reddetmek mümkün değil. “Edebiyat söylemi“nin (ve tabiki “edebiyat endüstirisi“nin) bütün bildik klişeleri tersyüz ediliyor bir anlamda. Çok satmakla, çok konuşulmakla çok okunmanın ilişkisizliği, hatta ters orantılılığı, yine aynı kusursuz mantıkla belirtiliyor mesela. Hikayenin düğüm noktasıysa yazarın bitmemiş, kasıtlı olarak yarım bırakılmış romanıdır. Yazının ve yaşamın birbiririne karıştığı, birbirinin soruları ve cevaplarını barındırdığı düğüm bu yarım bırakılan kitaptır. Kibirli yazar, her büyük edebiyatcının ölümünden sonra tamamlanmamış bir kitabının olması gerekliliğiyle açıklar bunu, oysa mesele her zaman olduğu gibi göründüğünden başkadır…..

Reklamlar

Etiketler: , , , ,

2 Yanıt to “katilin temizliği”

  1. tolga Says:

    Yahu bu katiller de pek temizler; etrafi temizleyen katiller 🙂 Saka maka, dogrusu yazidan hala neden kitabin adinin “katilin temizligi” oldugunu anlamadim usta… ama katil bu, etrafta pek bir pis oldugundan temizleme ihitmali bayagi fazla, orasi ayri tabii.

  2. kacakkova Says:

    tolga haklısın valla, coğu katilin temizlik takıntısı olsa gerek 🙂 …..
    katilin temizliği adı bir kaç şekilde yazarı tarafından anlaşılmaya acık bırakılıyor sanki…..katil boğarak öldürüyor mesela, tertemiz, kan bulaştırmadan, ortalığı kirletmeden…..ama anlatmayayım konuyu daha fazla açık etmemek ve bir yere indirgememek için…..saflık-temizlik-cocukluk-masumiyet-bozulmamalışlık-kirlenmemişlik terimlerinin hikayeyle bağlantılı olduğunu söyleyebilirim yine de…
    temizlik-kirlilik meselesi ceşitli boyutlarda ortaya çıkıyor bi de……pek derinleşen şeyler değil, kitabın diğer meseleleri gibi, ama bi durup düşünmeye fırsat veriyor…….

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s


%d blogcu bunu beğendi: