dada…

by

hakanergün10

“….yaratıklar arasından güçsüzlerin dansı olan mantığın ortadan kaldırılması Dada’dır; her hiyerarşinin ve uşaklarımız tarafından, değerler için kurulan her toplumsal denklemin ortadan kaldırılması Dada’dır; her nesne, bütün nesneler, duygular ve karanlıklar, hortlaklar ve paralel çizgilerin kesin şoku savaşmak için araçtır: İşte bu da Dada’dır; belleğin ortadan kaldırılması Dada’dır; arkeolojinin ortadan kaldırılması Dada’dır; yalvaçların ortadan kaldırılması Dada’dır; doğallığın dolaysız ürünü olan her tanrıdaki tartışmasız mutlak inanç Dada’dır.(…)”

[ Modernliğin Serüveni (YKY), “Dada Hiçbir Anlama Gelmez”, Tristan Tzara ]

Reklamlar

10 Yanıt to “dada…”

  1. Elestirel Gunluk Says:

    Dada savasa ve savasin kapitalist, kolonyalist mantigina karsi cikmadir. Verili mantigi red de dadadir. Verili soylemi red de…

  2. kacakkova Says:

    selam eleştirel günlük,

    evet, savaşın içinde doğan bu akım savaşa karşıdır, ama bir bakıma genel anlamda barıştan bir beklentiye de sahip değildir. toplumun dönüştürlmesine dair hiç bir iyimser beklentiye sahip değildir dada. emperyalizme karşı olmanın çok ötesine gider karşıtlıklıları bu anlamda, hatta kimilerinin elinde, mesela tzara’nın elinde ifade edilen dada karşıtlığı yenilir yutulur bir şey de değil.bir bakıma topluma karşı duyulan güvensizliğin derinliğinden doğuyor bu akım. anlamın sorgulanışını inanılmaz noktalara çekiyor. dediğin gibi ‘mantık’ ve ‘söylemin’ reddiyesini yine öyle. andre breton, dadacıların aklı basında olanlarından biri 🙂 ama o bile “her tür devrimin yandaşı gibi görünmemize rağmen” diyor, “hiçbir toplumsal iyileştirmenin olabilirliğine inanmayız”.

    yine de eleştiriye bir pozitif konum vermek icab ediyorsa bu nasıl olacaktır sorusu kalıyor geriye. bugün elbette neyin hesaplaşmasının yapıldığını anlamak daha kolay. altmışlardan sonra dadacıların belki icgüdüsel olarak karşı geldikleri toplumsallık ve değerler dünyasına bir cok yönden kuramsal karşılıklar üretildi. dil hadisesine daha çok bakıldı. bilinç mekanizmaları, arzunun yapısı ve işleyişi meseleleri daha çok analize tabi oldu. dili bozuyorlar dadacılar, mantığı sürekli ihlal ediyorlar, sanat yapıtlarının oluşturulmaısna ve alımlanmasına ilişkin mekanizmaları sabote ediyorlar. sergi salonun ortasına getirip pisuvarı koyan warhol, karar yoluyla “güzel”i saptamanın olanaksızlığını açıklamış oluyor. ama işte mesele yine de orada durmuyor. dada bu anlamda bulunan bir cevap değil, bizzat sorulacak sorunun ve soru sormanın kendisi….

  3. Elestirel Gunluk Says:

    Tesekurler bilgilendirmeler icin Kacak.

    Ben tarihsel surecte verili gerceklige karsi cikislarini devrimci olarak buluyorum. Devrimci cikis icin illaha ki alternatif bir dunya sunmalarini beklemiyorum.. Savasa karsi baris projelerinin olmayislari gibi… Bu nedenle hatta bazan boyle cikislari Parti ideolojisi dogrultusunda yazmis sanatcilarin urunlerinden daha devrimci buluyorum…

    Marcuse 60’larda zencileri asagi goren beyaz fasizme “siyah guzeldir” diye toptanci antitez uretir. Sergi salonunun ortasina pisuvar koymak da korkunc yaratici ve alabildigine toptan karsici bir tavir egemen “guzel” anlayisina…

  4. kacakkova Says:

    katilirim bu fikre elestirel günlük…..
    dadanin dikkate deger yani belirli bir anda “hicbir anlama gelmemesi”dir….

  5. banu Says:

    “Düzen=düzensizlik; ben=ben-olmayan; olumlama=yadsıma: mutlak bir sanatın yüce ışımaları. Kozmik ve düzenli kaosun saflığı açısından mutlak; süresiz, soluksuz, ışıksız, denetimsiz bir saniye olan şu kürecikte sonsuz. * eski bir yapıtı yeniliğinden ötürü severim. Bizi geçmişe bağlayan tek şey karşıtlıktır.

    ….

    İdeal, ideal, ideal,

    Bilgi, bilgi, bilgi,

    Bumbum, bumbum, bumbum,

    Diye bağırsam, ilerlemeyi, yasayı, ahlakı ve bütün öbür güzel nitelikleri epey doğru bir biçimde kaydetmiş olurum; bunları, çok çeşitli zeki mi zeki insanlar bir yığın kitapta tartışmış ve sonunda, yine de her biri kendi kişisel bumbumuna göre dans ettiğini ve kendi bumbumu konusunda haklı olduğunu söylemiştir…”

    Tzara

  6. kacakkova Says:

    🙂

    bu tzara ömür adam valla…..

    tesekkürler banu….

  7. ufuk akbal Says:

    üstadım,
    ben bir aralar senin sürekli okuyucun olmuştum ama adnan bilmem kim olayından sonra ulaşamadım. şimdi google’dan linklerle ulaşıyorum. ilginç bir deneyim oldu. ama son linki kenara aldım. ordan sağa doğru olan yazılarını tıklaya tıklaya gideceğim. hiç aynı düşünmüyoruz, aynı saflarda değiliz falan ama bu sizi büyük bir keyifle okumamın önüne geçmez.
    bu dediklerimde de yavşakça bir nezaket yok.
    size saygılarımı sunuyorum. kolay gelsin..

  8. kacakkova Says:

    eyvallah ufuk arkadaş…..

    saygı ve sevgi bizden……

    bu sansür olayı muhabetleri kesintiye uğrattı, tadımızı kacırdı ister istemez, türkiyeden hala okunamıyor wordpress blogları bildiğim kadarıyla…..
    ne zaman nasıl hallolur onu da allah bilir…..ama bulduğun cözüm şimdilik işe yarar görünüyor….bi de dns ayarlarını değiştirmek suretiyle gidilebiliyor wordpress bloglarına….şurada ik iayrı yoldan bahsedilmişti sansürü delmek, ne kadar işe yarar bilmiyorum…..

    kaybolmayalım tümden gerisi hallolur…..

    iadeyi ziyarette bulunurum tez zamanda…..”sofra işleri, şile bezleri, gündüz düşleri” hoş geldi bana….

    kolay gelsin.

  9. Elestirel Gunluk Says:

    Ilahi Ufuk, simdi oyle bir sey yarattin ki “yavşakça bir nezaket” olmadigini soylemeden Kacak’a iltifat etmek mumkun olmayacak artik. Yani simdi diger begenenlerin hangisi “yavsakca”ydi da sen bunu soyleyerek kendini onlardan ayirdin…

    Bugunlerde seytanin avukatligi isine basvuracagim da onun icin pratik yapiyorum 🙂

  10. The Madonna of the future Says:

    Dada’nın Berlin ayağı olan Club Dada’yı, Zürih Dada’dan farklı okumak gerektiğini düşünüyorum. O dönemde Alman toplumuna hâkim olan koşullar düşünüldüğünde, hareketin daha önceden sahip olmadığı siyasal bir yapı kazanması kaçınılmazdır. Savaş sonrası Almanya başta olmak üzere, neredeyse Avrupa’nın tamamında hüküm süren asayişsizlik ve toplumsal düzene karşı, sanat ve fikir adamları olağanüstü bir şekilde örgütlenmişlerdir. Paris’te Action, Bulletin Comuniste; Münih’te Der Ararat ve Genius; Berlin’de Der Einzige ve Der Gegner; Hanover’de Der Zweemann ve Hamburg’da Die Rote adlı örgütler bunlardan birkaçıdır. Almanya’da 1918- 1923 yılları arasında etkili olan Dada, bu koşullar altında ve bir çeşit muhalefet sanatı olarak ortaya çıkar. Devrim sonrasında Rusya’da uygulanan Sosyalist toplum modeli ve sosyalist toplumlara özgü genel düşünceler, bütün Avrupa’da olduğu gibi, Almanya’da da etkili olmuş, Avrupa sanat ve fikir örgütleri ile Rusya’daki sanatçılar arasında fikir paylaşımları yapılmıştır. Devrim sonrası Rus sanatında yenilikçi akımlarda yapılan atılımlar ve devrimin yeni koşullarındaki sanat haberleri, Berlin’de ve Almanya’da, özellikle radyo yayınları aracılığıyla takip edilmiş ve bu haberlere büyük bir sempati duyulmuştur. Nitekim Dada’nın, özellikle Almanya’da siyasal bir başkaldırı sanatı olarak ortaya çıkmasında bu iletişim ve etkileşimin önemi büyüktür. Dadaist manifesto ve bildiriler, burjuva sınıfına ve arkalarına aldıkları politik, ahlaki, sanatsal ve felsefi güçlere karşı duyulan nefretin sembolü, muhalif isyanın çığlığı ya da bir meydan okuma olarak yorumlanabilir. Zürih’te “…artık hiç ama hiç, hiç, hiçbir şey istemiyoruz” diyen ve daha çok tedirginlik, yanı sıra mutsuzluktan doğan anarşizm ve bireycilik, özellikle Berlin’de sanat karşıtı hareketlerle siyasal propaganda faaliyetlerini birleştiren aktivist bir eyleme dönüşür. Dadacılar, sanatçıların toplumsal sorunlara eğilmeleri gerektiğine inanmış, belli bir sınıfa ve dogmaya bağlı bütün akımların yok edilmesini istemişlerdir. Devrimci işçi hareketlerini, onların yanında yer alarak desteklemiş, burjuva ideolojisinin propagandasını yapan yapılara karşı gelmişlerdir. Siyasal nitelik Berlin Dadacılarının çalışmalarında özellikle göze çarpmaktadır. Daha sonra Nazizm’in açık sözlü eleştirmenlerinden olacak John Heartfield, kullandığı fotomontaj fotoğrafların gerçekliğini sert polemiklerle ortaya koyar. John Heartfield ve George Grosz’un Giorgio de Chirico (1888- 1978) ve Carlo Cara’nın (1881- 1966) çalışmalarından etkilenerek yarattıkları ‘Elektro Mekanik Tatlin Heykeli (The Middle-Class Philistine Heartfield Gone Wild [Electro-Mechanical Tatlin Sculpture] ), Sovyet Lider Lenin’in 1917 Rus Devrimi ve Bolşevik rejimine karşı, aynı devrimin Almanya’da imkânsızlığını gözler önüne sermek amacıyla yapılmıştır ve Alman Komünist Partisi’nin (KPD) eleştirel duruşu ile özdeşleşir. Club Dada’nın zirveye ulaştığı olay; Birinci Uluslararası Dada Fuarı’dır ve fuarda devlet güçlerini son derece sert bir biçimde eleştiren ve savaş sonrası yoksulluktan devleti sorumlu tutan George Grosz, John Heartfield, Raoul Hausmann, Otto Dix ve Rus avangard sanatçıların resimleri yer alır. Raoul Hausmann dışında sergide resmi bulunan bütün sanatçılar, devleti eleştirdikleri için yargılanır. Örneğin; sergide bulunan ‘Tanrı Bizimle’ (God with us) isimli eser, asker üniforması giydirilmiş domuz kafalı bir mankendir ve bu, Alman ordusunu aşağıladıkları gerekçesiyle aleyhlerine açılan davada (1921 Nisan) George Grosz ve John Heartfield’in 900 mark ceza almasına sebep olur. 1919 Ocak ayında, Spartaküs birliğinin liderleri olan Rosa Lüksemburg ve Karl Liebhneckt’in askerler tarafından öldürülmesinden bir ay sonra 15 Şubat 1919’da Dadalar şu dergiyi yayınlamaya başlar; ‘Herkes kendi futbolunu oynar’. Wielanda Herzfelde’e göre başlığın anlamı ‘Daha fazla ezilmenize izin vermeyin’ dir. Dadacılar, bir araba tutup Berlin’e doğru giderken karşılarına askerler çıkana dek bu sayının 7500 adet kopyasını yolda dağıtırlar. Berlin Dada Grubu sanatçılarından sadece ve aynı zamanda Komünist Partiye (KPD) de katılmış olan Wieland Herzfelde, George Grosz ve John Heartfield, aktif politik eylemler içerisinde yer alarak proleter devrimi savunmaya devam etmiş olsalar da,Club Dada sanatçılarının tamamının pasifistlere karşı devrimci bir duruş içerisinde olduğunu söylemek yanlış olamayacaktır.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s


%d blogcu bunu beğendi: