kızarmış palamutun kokusu

by

0000000105389-1

“….geçmişi yeniden yakalama umudu boş bir beklenti, insan hiçbir şeyi bıraktığı yerde bulamıyor, kızarmış palamudun kokusunu bile…”

Kitabın kahramanı, olayların gelişimi boyunca anlarız ki hafıza kaybından muzdarip bir yaşam sürmektedir. Fantastik bir “kayıp zamanın izinde” hikayesi. Zaman içinde gezinme halleri “geçmişin ve gerçeğin aranışı” olarak anlaşılabilir, hatırlamanın ve unutuşun ya da başka bir deyişle belleğin ve yaşamın kırılgan ilişkisi üzerine kederli bir hikayedir anlatılan: Mevcudiyeti kuşatan namevcudiyetin hüznü. Zihin, hafıza ve gerçeklik ilişkisine dair yüklü bir tartışma alanı beliriyor bu noktada.

Kahramanımız hafıza kaybının da bir düş olup olmadığını sorulduğunda şaşırtıcı bir durum belirir. Hayat böyle değil midir zaten? Her şey görüntüden ibarettir, görünenin ardındaki de görüntüdür. Kızarmış Palamudun Kokusunda Engin Geçtan, kesinlik halinde olmasa da belirli anlarda bunu duyumsatır. Hikaye sürekli görünüş ile gerçeklik kavramlarıyla oynarken aynı zamanda bu ayrımın kendisini de ihlal etmektedir.

Bilgi her zaman bir “geçmiş” konusudur ve geçmiş asla yerinde değildir; asla geçip gitmez ve geçmiş olarak asla yakalanamaz. Hafızayı, insanın laneti ve mucizesi yapan da budur zaten. Bundan dolayıdır ki “hakikat kurgu yapısındadır” denir. İnsan olduğu gibi hiçbir şeyi hatırlayamaz, hiçbir şeyi bıraktığı yerde bulamaz, ve hiçbir şeyi unutamaz.  Olağan koşullarda anıların gerçekliğiyle ve bizim olup olmamasıyla ilgili bir sorunumuz yoktur. Ancak, anıları kendimize ait kılma yeteneğimiz sekteye uğrarsa, ya da bu yetenek zaten her zaman kuşkuluysa işler çetrefilleşir ve tekinsiz bir durum ortaya çıkar.

Kitabın kahramanı, “hafızamı kaybetmem korkunç bir şey, tabii hafızamı kaybetmem de düş ürünü değilse” dediğinde, sanırım bir tür huzursuzluk hissederiz. OKuduğumuz kitabın bir hafıza kaybı hikayesi değil, hafıza kaybının da bir düşü olabileceğinin hikayesidir. O halde ne okuyoruz biz, ne okuduk Kızarmış Palamutun Kokusu‘nda. Kadim bir mesele anlatı boyunca hayli örtük bir şekilde de olsa sürüp gitmektedir sanki. Rüyada olup olmadığımı nasıl bilirim? Bir rüyadan uyandığımda, uyanıp uyanmadığımı nasıl kesinleyebilirim? Hafızamın beni aldatmadığına, hatırladıklarımın gercek olduğuna nasıl inanabilirim?

Her şey bir an gelip de kendimize, yaşadığımız hayatın gerçekten kendimize ait olup olmadığını sormamızla tepetaklak olur. Namevcudiyetin hüznünü duyduğumuzda bunu sorarız. Bu soruyu gerçekten gözardı edemeyeceğimiz bir noktaya geldiğimizde, dünyanın bizim için aynı dünya olarak kalması mümkün değildir artık. Uykuyla uyanıklık arasında, rüya ile gerçek arasında, düşler ve anılar arasında her şey değişir. Yeniden anlamını bulur. Oysa yalnızca gerçek değildir namevcut olan, özne de çoktan bir boşluğa dönüşmüştür ve her tür anlam arayışının ardında bu boşluğu doldurma gayreti saklıdır. Unutuş korkutucudur, hatırlayış hep eksik. Kitaptan çok uzaklaştım belki bunları söylerken, söylemediği şeyleri söylettim, ama okumak nasıl olabilir ki başka?

“Bedenimin bulunması gereken yer dibi olmayan bir çukur şimdi, ne kimse bana dokunuyor ne de ben kendime, insanlar içimden yürüyüp geçiyorlar. Bir süre sonra pes edip fark edilmek için çırpınmaktan vazgeçiyorum. Namevcutluğun hüznü, yerini, insanları onların haberi olmadan gözleyebiliyor ve dinleyebiliyor olmanın üstünlüğüne bırakıyor. Bir şeyi kaybedince bir başka şeyi kazanıyor olduğuna inanmak, insan denilen mahlukun kendine karşı çevirdiği hilelerin en acımasızı olmalı. Kendimi kah o mekanda kah bir diğerinde, kah bu zamanda kah bir diğer zamanda bularak dolaşıyorum. Yazgım beni hangi anda hangi yöne savurmaya uygun görmüşse”.

Reklamlar

7 Yanıt to “kızarmış palamutun kokusu”

  1. tolga Says:

    Sevgili Kacakkova arkadas,
    Bu konuda dusunduklerini iyi ve etraflica anlatmissin; guzel bir yazi olmus. Eline saglik. Elbette yazmak, okudugundan cikardigini dayatmaktir. Ortaya bir Engin Gencata kitabinin ozeti yerine boylesi bir cikarimi kendi adima her zaman tercih ederim.

    Yazida benim gordugum su. Bastan “ilk’i kaybeden bir melankolilik”in yeri isgal ediliyor. Yani mesela soyle diyorsun: “Oysa yalnızca gerçek değildir namevcut olan, özne de çoktan bir boşluğa dönüşmüştür ve her tür anlam arayışının ardında bu boşluğu doldurma gayreti saklıdır.” Bu dedigin zaten oznenin tanimi, cikarilacak bor sonuc degil. Yani o bahsettigin bosluk uzerinde sekilllenbildigi andan iyibaren ozne’yizdir zaten. Ya da “ruyada gordugumun ‘gercek’ten olup olmadigini” sorgulamam benim zaten Ozne oldugumu gosterir. Beni tanimlayan o’dur. Bunun kimilerinde “buyuk” sorunlar yaratmasi da, ozne’nin kendi pozisyonuna aittir. Sonucta melankolik gidip gelip, bosluktan, mutlagi yakalayamamaktan sikayet edecektir. O kendini oyle var edebilir. Ki melankolinin etik olarak dogru yerde oldugunu soylemek mumkundur bence.

    Kojeve’yi okudukca Lacan’in ondan ne kadar etkilendigi de iyice kafama yerlesmis oluyor. Kartezyen oznenin “dusundugu icin kendini var etmesi”, Kojeve’ye gore yeterli degil cunku sonucta arzu bosluka yerlestigi surece hayvansal ihtiyacin otesine gecebiliyor. Bundan baska, boylesi bir arzuyu (ornegin kendimi kabul ettirme olarak) paylasan baska oznelerin varligiyla var olabilirim. Ozne, ornegin masa’ya “gercek” masa gibi bakmadiginda Ozne olabiliyor ve kendinde-bilinclilik denen seyin varlik kosulu oluyor bu dedigim sey.

    Yani ben Masa’nin kendisinden vazgectimse, ona libidinal bir deger yukledimse; senin bahsettigin “bosluk”u yasamayi bastan kabul etme karsiliginda yapmisimdir; bu odenmek zorunda olan bir bedeldir, dolayisiyla oznenin varolma kosuludur. Bazilarinin bu bedelle sorunlari olabilir. Iste bence yazi, o sorun sahibinin pozisyonuna denk dusmekte.

  2. İktisatçı Gözüyle... Says:

    Bu arada yazarın adı “Engin Geçtan” olacak. Şindilik bi yorumum yok. Belki sonra nasipse.

  3. kacakkova Says:

    sagol tansel abi düzelttim hemen, bu vesileyle <yazidaki bir akc yanlisida düzelttim…

    tolga iyi bir yerden yaklasiyorsun.bu yorum daha acik ediyor meseleyi.ben öküz altinda buzagi aramak seklinde yürütüyorum degerlendirme isini ya, toparlayamiyorum cogunluk.bu özne meselesiyle bir sroun oldugunu söylemek mümkün, kuramsal olmasi anlaminda bunun kisisel olmadigini söyleyebilirim.ama öte yandan ayni kuramsallik vesilesiyle öznelikle kisisel anlamda bir sorunum oldugu da dogru.öznenin özne olarak varolma kosulu (sonucta nihayetinde kosuzllardan bahseden cesitli teoriler oldugundan) her zaman bir problematiktir kanimca.lacan bunu cok saglam bir sinira getiriyor.lacanci öznelik bir cok farkli yollardan yorumlanabilir.öncelikle bu yollari serimlemek önemli görünüyor benim icin, sonrada bahsedilen yollari bi kez daha bahse acmak.

    agir aksak, eksik yetersizde olsa deginiyoruz zaman zaman böyle.

  4. kacakkova Says:

    tolga abi,
    lacan’in kojeve’den etkilenme düzeyine ilişkin saptaman dikkat cekici geldi bana.buna ilişkin aslında bir sıkarsamam yok, ama lacan’ın açık ya da kapalı olarak hegel ile etkieleşim halinde olduğunu düşününce senin bu cıkarsaman açıklayıcı oluyor.vaktin olurda bu kojeve’den etkilenmenin boyutlarına ilşkin bir şeyler söylersen şahane ötesi olur valla.kitabın bitsin sonra vaktin olunca tabi.tez calışmasını sabote etmiş olmayayım yoksa!…

  5. tolga Says:

    sevgili kacakkova abicim,
    Lacan, Kojeve’nin Hegel uzerine verdigi derslere katildigi zaten bilinmekte. Hegel’le etkilesim halinde oldugu da kesin gibi,,, ama Kojeve’nin Hegel uzerine yorumlarina da supheyle bakanlar var.
    Vallahi dedigin gibi, su tez calismasini tez elden cikarsam, rahatlamis olacagim. O’ndan kafa da bir o yana bir bu yana donuyor 🙂 Biraz toparlamak lazim gelmekte. cumlemize kolay gele..

  6. z Says:

    üstad ne zamandır gelip okuyamamıştım. buraya her uzun aralıklı gelişimde görüyorum ki değişmeyen tek şey “yahu yine ne çok şey kaçırmışım” cümlesi, o yüzden bir teşekkür.

    engin geçtan’ın “tren” ve “kırmızı kitap”ını okudum ben yazdığım sırayla. psikoloji temelli bir kalemi okurken farkediyor insan, karakterler aynı zihinden çıksa da davranış yelpazesi bir hayli geniş oluyor. bunun yanında engin geçtan’ın kahramanlarına muhteva açısından yeterli yüklemeyi yapamadığını düşünmüştüm bitirdiğimde.

    bir diğer konu da hikayelerindeki döngüsellik, kuyruğunu yutmuş yılan durumu. ilk kitapta gördüğünüz bir şey hemen ikincide de aynı şekilde karşınıza çıktığında bunun derin bir göndermeden ziyade sığ bir çıkış yolu seçimi olduğunu düşünüyorsunuz ister istemez. benim engin geçtan yazılarında gördüğüm durum bu. hikayenin bitiğini anlamama, başladığı yeri kestirememe durumunun geçtan’ın söyleyeceklerini bir kurguya yerleştirmede yeteri kadar maharetli olmamasından kaynaklandığını düşünüyorum.

    şimdilik bilinmeyen bir yazı deposu için yazmayı planladığım engin geçtan eleştirisini düşünürken, yazınızla karşılaşmayı da “kalp kalbe karşıdır” gibi oryantal ve fakat bir o kadar akustik bir açıklamayla kutsamak isterim.

    sevgiler.

  7. kacakkova Says:

    üstat z,

    asil ben tesekkür ederim, bu dikkate deger degerlendirme icin….özletiniz kendinizi….fakat gelip bakiyorum sitenize siklikla….

    ben engin gectan”i yazar olarak degerlendirmek istemedim bir bakima….tren”i merak ediyorum, ama bahsettiginiz bu iki kitabuini da okumadim…..”varolusculuk ve psikanaliz” türü kitaplariysa edebi acidan önem tasimiyor kanimca….
    sizin degerlendirmenizi merakla bekleyecegim.bir ara kafamda yazar olarak gectan”i oturtursam ben de bir kac sey söylemek isterim…bu belki sizin yaziniz vesiylesiyle olur….bence cikarsamamiz önemli….gectan”in kahramanlarinda muhteva yönünden biraz derinlesme sorunu var….
    psikanlaistlerin edebi yazarligi konusundaki handikaplar meselesi de önemli ayrica….konumnlari itibariyle pek cok ayartici malzeme var ellerinde, buu sebepten aslinda daha cok dikkatli de olmalilar….

    degerlendirmeniz dolaisiyla tekrar tesekkürler,

    sevgiler bizden.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s


%d blogcu bunu beğendi: