zaman ve mekan

by

“Mekan, peteklerinin binlerce gözünde, zamanı sıkıştırılmış olarak tutar.”

Zaman ve mekan konusuna girildi. Olay ve hareket kavramları hatırlatılarak bunlara ekler yapıldı. Konuya ilişkin girişimde bulunmak olanağı bulabilmiş değilim. Bir şeyler söylemeyi düşünüyorum, ama nereden nasıl başlamak gerek bir ayıklama yapabilmiş de değilim. Belkide öncelikle hadisenin yeterli bir dökümanını yapmak gerek. Felsefenin, bilimin, kozmolojinin söylecekleri vardır mutlaka. Aristotales, Augustinus, Heidegger alıntılarıyla zamana dair bir yaklaşım ifade edilmesi bunun bir örneği. “Düşünce tarihi” içinden bu kavramlara dair farklı sınıflandırmalar ve sentezlemeler yapılabilir. Tam bir envarter çıkarmak olanaksız elbette, ama belirli bir giriş niteliğinde açılımlar sözkonusu olabilir. “Dil, Varlık’ın evidir” (Heidegger) düşüncesinde ki mekansallık, beraberinde Ev’in Zaman’la ilişkisini bahse açmaktadır. Varlık ve Zaman, düşüncenin tüm bir olanaklılılk yapısda konu edilen noktalara temas eder bu durumda. Öte yandan, zaman’ı “4. boyut” (Einstein) olarak kavramanın etkilerini de eklediğimizde, zaman ve mekan dediğimiz şey zaman-mekan olarak ortaya çıkar. Varlık, zaman ve uzam (mekan): Söylediğimiz her şeyde, her tür bir şey söyleme girişiminde bunlar devrededir. Belki bunlar dolayısıyla bilinç ve bilinç-dışı kavramlarını da konuya dahil etmek gerektir. Bunların kendilerine ilişkin bir şeyler söylemeye çalışmak bu bakımdan uç bir girişimdir. Ben asıl olarak bu uca yine girişmeyeceğim. Bir oyalanma/erteleme olarak, aklıma gelmiş olan Gaston Bachelard’ın “Mekanın Poetikası” adlı yapıtından iki kısa alıntı eklemek istiyorum yanlızca şimdilik. Bachelard’ın ve bu metninin zaman-mekan konusuna nasıl bir açıklık getirdiği ya da ne kattığını bilmiyorum, daha doğrusu bu alıntıları eklerken bu noktayı değerlendirmiş olmayı hesaba katmıyorum tümüyle. Meselenin başlangıç yeri olmadığı gibi, söylenmesi gerekenlere başlamak için belki isabetli bir yer olduğuda söylenemez. Bachelard sonuçta mekan‘ı öne çıkaran, önemseyen bir düşünür. Ben şimdilik burada sadece, konunun belki de belirli bir vechesini oluşturacağı düşüncesiyle, ondan iki alıntıyı yapmış/aktarmış olmakla yetiniyorum. Zaman ve mekan konusuna, ya da zaman-mekan konusuna gelmek üzere…..

“Uzun yalnızlıklar sonunda somutlaşmış süre fosillerini mekan sayesinde, mekanın içinde buluruz. Bilinçdışı oturur odada. Anılar devinimsizdir; her biri, yerleştiği ölçüde sağlamca tutunur yerine. Bir anıyı zaman içinde yerine oturtmak, yalnızca yaşamöyküsü yazarlarının kaygısıdır ve bir tür dış tarih yaratma, dışımızdaki tarih tarafından kullanılma, başkalarına iletme gereksemesine karşılar yalnıca. Konusunu yaşam öyküsünden daha derinliğe inceleyen yorumbilimin (hermeneutigue), tarihi zamansal, bağlayıcı, yazgımız üstünde etkisiz dokusundan kurtararak yazgı odakları belirlemesi gerekir. İç yaşamın bilinmesi açısından, özel yaşamımıza ilişkin mekanların saptanması, tarihlerin belirlenmesinden daha önceliklidir.”

Reklamlar

2 Yanıt to “zaman ve mekan”

  1. proetcontra Says:

    Selamlar kacakkova,

    Mekan zamanın zeminiyse, tarihi de bu bağlamda okumak elbette kaçınılmaz oluyor. Tarih zaten bir zamanı değil, belli bir zamanda, bir mekanda gerçekleşmiş bir olayı anlatıyor olduğundan ‘veri’ye dayanan niteliği bana doğal geliyor. Hermenötiğin işiyse varlığın evi’nden hareket etmeye bağımlı, kronolojik durum burada yalnızca sayfa numaraları gibi. Kendi içinde bir değer taşımıyor, fakat yeri imliyor. Yeri belli etmesiyle de mekanda bir yer aldığını söylemek zaman-mekan ikiliğinde yanlış olmaz herhalde. Ama bu imleç görevini üstlenmiş zamandan bahsettiğimizde mantıklı.

    Zamanı mekanda var olanın belli hallerinin farklı dağılımları olarak değerlendireceksek onu mekana (mevcut koşullarda) imkan tanıyan bir imkan-koşul olarak görmek gerekiyor. Anılar, bilinç ve bilinçdışı da zamanın içinde taşıdığı, imkanın olanaklılığını yüklenen düzlemler olarak çıkıyor karşımıza.

    İsimler birikiyor sürekli, bize net bir zemin hazırlıyor. Devam ettikçe bakalım nerelere geleceğiz…

  2. kacakkova Says:

    selam proC abi,

    benim aslında akımda olmayan bir isimdi bachelard. ama ilginc bir isim.asıl konuya gelmeyi erteliyorum ya, arada onu hatırlamak iiyi olur dedim. biraz konuyu kendi içinden farklılaştırmak için de uygun göründü, ama zaman mekan konusu, tam olarak epistemoloji ve ontoloji bağlamında odaklanması gereken bir konu olarak görünüyor bana. kuramsal düzlemde bu şekilde biraz yol almak gerek kanısındayım.banu’nun kısa şiirine eklediğim yorumda altını çizmeye çalıştığım noktalar daha çok aklımda olan noktalar. konuyu kafamda bir özetleyebilir ve eksen belirleyebilirsem iyi olacak sanıyorum. oradan azar azar ilerlemek mümkün….

    bakalım ne zaman ne şekilde…..

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s


%d blogcu bunu beğendi: