Gençlik Düşü

by

Aslında öyle yazmak isterdin ki sözcükler bir şeyi anlatmak için yan yana gelmekten uzak, sahilden toplanmış irili ufaklı çakıl taşları gibi olsunlar, sen onları düz bir zemine, sözgelimi bir mermerin üstüne bırakasın, onlar da biçimlerine, ağırlıklarına göre zemine çarpıp çınlasınlar. Eğer anlatılan bir şey varsa bu çınlamalar olsun.”

Ayhan Geçkin‘in Kenarda‘sını okuyamadım bir türlü. Kitaba ulaşamadım. Onun dil evreni ve sorunsalları hakkında yapılan değerlendirmeler hayli ilgimi çekti ve aklımda kaldı. Fakat sonunda başka bir kitabına ulaşabildim. Gençlik Düşü.

Yazarın ikinci kitabı benim ilk okuduğum kitabı oldu böylece. İlk satırdan son sözüne kadar dili, kurgusu, temaları ve yarattığı atmosferiyle insanı içine alan bir yapıt sözkonusu burada. Kentsel mekanlarda (istanbul, ankara) geçen anlatı, umutsuzluğun ve hiçliğin olabildiğince yalın ve böyle olduğu için tasarlanabileceğinden çok daha derinden işlenmesini sağlıyor. Gençleri konu edinse de bir gençlik kitabı değil bu kesinlikle; gençlik düşü, bir bakıma yaşamak kabusunun ortaya konulduğu gençlik masalıdır belki de, bana kendi yaşamımdan hatırlattıklarıyla çoğunluk öyle geldi.

Yaşamak için bir neden yokken yine de yaşıyorduk, dünya bir gübre teknesi gibi dönerken, çamurun, lağımın içinde utançla debelenirken yaşıyorduk, hem de bundan hoşnutmuşçasına, eşi benzeri olmayan bir tutkuyla.”

İlk kitap için yapılan değerlendirmelerin (edebi ve kuramsal içerimleri hakında) haklı ve yerinde olduğunu da böylece tespit etme imkanım oldu. Ayhan Geçkin her şeyden önce yazınsal tercihleriyle ve ele aldığı meselelerin nitelikleriyle bende yerini buldu. Gençlik Düşü’nü elimden bırakmaksızın okudum.

Kurgusu, yarattığı dil evreni, edebiyat aurası ve yaşamı sorunsallaştıran teorik/felsefi meseleleriyle Gençlik Düşü, genç yazar Ayhan Geçkin’e bence edebiyatta tartışmasız bir yer veriyor. Bu kitap hakkında Kenarda’ya olduğu önemli değerlendirmeler yapıldı, Geçkin’in yazısının açık ve örtük içerimleriyle birlikte edebi/felsefi niteliği ortaya konuldu. Yazınsal tercihleriyle bir zorluğu üstlenmiş olan yazar, aynı zamanda felsefi/ya da daha doğru bir değişle varoluşsal meseleri de üstlenmektedir. Gençlik Düşü‘ne bir felsefe romanı diyemeyiz belki, ancak açık bir felsefi derdi olan bir roman denmesi mümkün.

Özellikle Mahmut Temizyürek’in “sürgünlük/yaşamasızlık” ve Bülent Eken’in “ses/görüntüsellik” eksenindeki yazıları Gençkin’in yazısına yönelik önemli açılımlar sağlıyor. Bakılırsa neden Geçkin’i önemli bir yazar olarak kayıt ettiğim daha açık görülecektir. Ama daha da iyisi kitaplarının okunmasıdır. Bunu söylerken Geçkin’in çok okunan/ya da kolay okunan bir yazar olmadığını/olmayacağını gözardı etmiyorum kesinlikle. Yazarın kendisi de tercihleriyle belli etmiş olduğu gibi buna gönül indirmemektedir zaten.

Bir gün umarım bu özgün yazının ve özel yazarın hakkında daha iyi düşünme ve yazma olanağı bulabilirim. Hüseyin Kıran gibi Geçkin’i de özel yazarlarım arasına aldım. Şimdi daha büyük bir ilgiyle Kenarda’yı merak ediyorum açıkcası.

Reklamlar

Bir Yanıt to “Gençlik Düşü”

  1. medyaya karşı « Mutlak Töz Says:

    […] karşı karşıya gelişini ve çatışmasını haber veren yazıyı, Ayhan Geçkin’in Gençlik Düşü ile ilgili yazıyı yazdıktan sonra görmüştüm. Bizdeki blogculukda kitap değerlendirme, […]

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s


%d blogcu bunu beğendi: