sebepsiz

by

Evi Nepal’de kalmış/ Slovakyalı bir salyangozdur ruhum

……işte, durduğun yerde duramıyorsun.Sebepsiz.Hiç bir yere ait değilsin ve belki hiçbir yerde….Yıkım diyorsun, vaadsiz ve umarsız….öncesiz ve sonrasız……sadece yıkım…..Gerekcesini yitirmiş bir ömür…..sürüyorsun peşin sıra, varlığının yükünü omuzlayarak…….sana güç veren hiçbirşey yok geçmişten ve gelecekten….ne geçmişi hiçliğinde kurtarabilirsin, ne de geleceği nedensizliğinden….şimdi, zamanın kayıp kıtası…..hükümsüzsün…..değerler hep bir karanlık boşluğa değiyor sende……hep eksik çıkıyorsun insanlardan bu yüzden…..hep eksilerek…..şimdinin gayya kuyusu, gecenin ucuna yolculuk….varoluşsal bir bunal’tı bile değil içindeki bulantı….varlığın varoluşunu sorun etmek bile, bir sebep değil yaşamak için….sen bir taş taşıyıcısısın, yalnızca bu….saçma’nın saçmalığının laneti……ne buraya nerden geldiğinin bir önemi var, ne de buranın neresi olduğunun….yazı yazgıyı sevmek içindir belki…..

başka bir şehir bulamazsın

Reklamlar

10 Yanıt to “sebepsiz”

  1. tolga Says:

    Kacakkova kardesim,
    Yapma. Zaten ben de arabesk havalarinda caliyorum bugunler, bir de sen tuz basma yarama 🙂

  2. kacakkova Says:

    ben de senin konduya gelmistim simdik…..
    fonda müslüm babadan paramparca dinlenerek okunursa daha iyi olur….

    bilge karasu’nun gece’sine bakiyorum su aralar bünyeye zorlama yapti herhal……

    sen niye derttesin tolga kardes…sila hasreti mi?

  3. tolga Says:

    Sen yukarida demissin ya kardesim. “Sebepsiz. Hiç bir yere ait değilsin ve belki hiçbir yerde”
    Silaya kisa sureligine de olsa donmeme de az kaldi, soyle 15 gun falan. Sonra bagiracagim “Istanbullll,elinden oper!”. Gerci kimse “Tolgaaaa, Tolgaaaa” diye bagirmayacak ama olsun, ne yapalim Rockci degiliz, ustumuzu de cikarip sahneye atamiyoruz.. Tobe tobe 🙂
    Sende donus gorunuyor mu silaya?

  4. kacakkova Says:

    valla güzel haber tolga….

    şimdi kiraz zamanlarıdır istanbulda….para kazanmak derdi de yoksa, tamam….seni, martılar bağırarak karşılayacaktır sanıyorum kimse karşılamazsa…..

    bende dönüş mümkün değil….
    en azından sağken…..
    ‘kovulanın izi’, kaçanın evi olmaz….”Baba’nın yasası” sılayı Uçurum’un ulaşılamaz kıyısına dönüştürüyor…..
    yollar tutulmuş neylersin…..
    türkiye hariç her cehenneme gidebiliyormuşum o da ayrı konu….

    sen gidince selam söyle taşa toprağa…..

  5. ÖZGÜR Says:

    kacakkova, nasıl olur, dışardasınız ve ölmeden gelemiyorsunuz… özgür değilsiniz o zaman… mahpus musunuz Allah korusun…tüm iyi dileklerimle yurda dönersiniz umuyorum…

  6. kacakkova Says:

    özgür müyüm diye kendime sormayayim simdi…..
    pek cok olanaklar ve serbeslikler icinde özgürlüksüzlügünün farkinda olmayan insanlar gördügüm gibi, dört duvar arasinda “aslinda kendimi en cok burda özgür hissediyorum” diyenleri de gördüm…..
    kendi durumum nedir bu spekülatif kavram karsisinda emin degilim….
    ama “yurda” dönemiyorum bu dogru….ilticaciyim o sebepten…..fakat dileginiz icin tesekkürler….

  7. ÖZGÜR Says:

    ilticacıyım, dediniz… inanın yüreğim burkuldu.. bunu bir acıma olarak almayınız, ama acı verici… inlanının ülkesini terketmek, sürgün bir hayat yaşamak zorunda olması.. ya da kendi ülkesinde bir sürgün gibi yaşaması… her halükarda acı verici.. bizim için de….

  8. ÖZGÜR Says:

    “inlanının ülkesini” , insanın ülkesini olacaktı…

  9. kacakkova Says:

    Edward Said sürgünün halini “Kış Ruhu” olarak tarif ediyor…..
    Ama elbette, sürgünlük, mekansal olarak bir yerden bir yere sürülmüş olmak meselesi değil kendi başına….
    habire bahsettiğim minima moralia‘da denildiği gibi, “ev’in olanaksızlığı”yla ilgili daha çok….bu açıdan bakınca, aslında bu mekansal sürgünden çok daha önce sürülmüş olduğumu, yersizyurtsuzlaştığımı görüyorum…..politik sürgünlükten önce ya da ona birbir indirgenebilir olmayan bir düzeyde, nasıl denir, daha varoluşsal bir yabancılık konumunda kendini bulmak…..değindiğin nokta:”insanın kendi ülkesinde bir sürgün gibi yaşaması” da meselenin bir başka noktası…..
    sürgünlük acı vericidir katılıyorum, toprağın katılığından ve köklerden mahrum oluşun telafisi mümkün olmayan bir eksiklik olarak yaşanmasından gelen bir acılıktır bu, ama yine de asıl sorun, tartışılması/kurcalanması/hesaplaşılması gereken nokta, kendini yerinde/evinde hissetmektir…..

  10. ÖZGÜR Says:

    insanın evi, ya da ülkesi, yani bir yeri olmaz ise, sürgünlük de olmayacaktır sanıyorum… kendini yerinde hissetmek…
    insan yaşadığı ortamın çaresiz tutsağıdır diyordu Gasset de… yani insan, yerinin tutsağıdır… “burası benim yerim, ama ben ne kadar burada varolabiliyorum… varolamadığım yer benim yerim midir… kendimi burada duyabiliyor muyum… “

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s


%d blogcu bunu beğendi: