kadınlar ve fotoğrafları

by

Kızlar fotoğraflarına bakıyorlar. Hep aynı hikaye.Hiç birini beğenmiyorlar yine.Onu sil, şunu sil, bunu da sil, onu hemen sil…..

Her seferinde çoğu siliniyor çektiğim fotoğrafların….

Kadınların kendi görünümleriyle/görünüşleriyle ve hatta daha açık söylenecek olursa, kendileriyle memnuniyetsiz ilişkilerinin anlamı nedir?Tamam ben de fotoğraftaki hallerimi iğrenç bulabilirim, de salın gitsin kardeşim bi yerden sonra……

Kadınlar kendilerini beğenmiyorlar, ama “neden?” diye sormanın bir anlamı var mıdır bilmiyorum; kendilerini, en çok bir beden olarak kendilerini kabul etmiyorlar, bunda yaşın da rolü oluyordur sanıyorum.Günüz kadınlarının bedenleriyle (ve dolayısıyla görünümleriyle) yürüttükleri sonu gelmez zıtlaşmayı nasıl değerlendirmek gerek?…

Niye beğenmiyorlar/neyi beğenmiyorlar onu netleştirmek de kolay değil aslında…..

Ne kadar şişman çıkmışım, burada ne kadar yaşlıyım, ay bu ifadem ne kadar salak, kırışıklarım çok görünmüş, saçlarıma baaak, bak burda ayı balığı gibiyim…….

allahtan artık fotoğraf makimaları dijital……

sonunda ”hah tamam bu kalsın” dedikleri ve sevdikleri fotoğrafları da kendilerine hani pek de benzemeyen fotoğrafları oluyor……sanki….

(beden konusu elbette yalnızca kadın bedeniyle ilişkilendirilecek bir mesele değil; ama postmodern düşüncenin ve feministlerin en önemlileri kadın bedeninden hareketle kuramsal ve toplumsal alana özgü önemli analizler ortaya koyuyorlar: Özel alana sıkıştırılma, kadının kendi bedenine hapsedilmesi vs.ama ben bundan biraz farklı olarak kadının kendi bedeniyle ve görünümüyle olan tuhaf ilişkisini soruyorum….)

kadın’ı bir gövde ve bilinç  olarak üreten kendilik tekniklerinden hareketle de düşünmek  lazım belkide……

Kadının doğallığı/kadın doğası diye söylenen şeye göre bu durumun anlamı nedir?…..kadında doğallık zamanımızda en son bulacağımız şeymiş gibi görünüyor sanki(hemen söyleyeyim elbette kadın doğallığı ya da kadının daha dogal oldugu gibi bir fikre onay vermeyen kadınlar ve bu yönlü kadını doğayla eşitleyen bir yaklaşımı benimsemeyen feminizmler de mevcut)….

Gerçek nerede çarpılıyor, tartışılır….Fotoğrafı çeken göz, fotoğraf makinası, fotoğrafı çekilenin kendisi ve kendi fotoğrafına bakan bakış…..

Belki çarpılma da yok, gerçek bunların hepsinden daha fazlası…..olamaz mi?

(Göz ve Tin’e gidilip görmenin fenomenolojisine bakılacak yeniden.Gerci üstat resim üzerinden yürümüştü, ama analizleri bakışın ve görmenin fotograf üzerinden düşülmesine imkan vermektedir muhtemelen…..)

Reklamlar

13 Yanıt to “kadınlar ve fotoğrafları”

  1. Kevser Banu Says:

    Bildiğim ben – Gördüğüm Ben

    Sadece gözden ibaret olsaydık da eşyayı sadece gözlerimizle tanısaydık… Ve bu yüzden kendimizi farkedemeseydik? Ya da Merleau-Ponty’nin bahsettiği gibi gözlerimiz kendimizi göremeseydi, kendi bedenimize dokunamasaydık, kendimizi yine varlık olarak tanımlıyor olabilir miydik?

    Kendimizi önce “GÖREN” olarak tanımlıyoruz. Onun arkasından “GÖRÜLEN” olduğumuz gerçeğine geçebiliriz. Dokunma, görme, keşfetme, tamamlama,aynalar vs. ile kendimizi tanıyoruz. Görüntümüzü biliyoruz ve bunu kabulleniyoruz. Ama bu kabulleniş erkekte ve kadında da olmasına rağmen aynı değiller.

    Kadının gözünde eşya var olandan önce “görülen”dir belki de. Var olan oradadır ama onun tarafımızdan bilinişi için üç aşama vardır. Ona bakmamız, onun bize dönüşü ve anlamlandırma. Bu aşamaların herbiri mutlak görüntünün (varsa öyle birşey) deformesine sebep olma riskini taşır. Onun gözlerimize yansıttığı ışın doğrusaldır ama o anki güneşin konumu dahi aynı sabit nesneye bir saat sonraki bakışımzdaki resmedilişi değiştirecektir. Çünkü ışığın oyunu, gölgenin açısı, rengin uyumu, karşıt renklerin buluşması gibi yeni etkenlerin bir makine gözünden bile sabitleniyor olsa dahi ne farklar doğuracağını daha iyi bilirler. Belk de bu yüzden bizim meslekte İzafiyet Teorisi ve Belirsizlik Kuramı en çok kadınların ilgisini görüyor :p

    O halde “anın resmi”ni mi “kavramlaşan varlığı”mı değerlendiriyoruz şeklinde bu kadın -erkek ayrılaşmasını açıklayabiliriz belki de.

    Kadın zihninde şu yargı hiç sonlanmıyordur belki: -Bildiğim ben ve göründüğüm ben her zaman birbirinin kopyası değildir.-
    Var olanın yanında anın, ışığın, gölge vs.nin de farkında olmakla ilgili bu. Erkek “var olan”ın farkındalığını gerek-yeter kabul etmeye daha yatkın olabilir.

    Ya da kadın her fotoğraf karesine yeni bir durumun değerlendirmesi şekliyle bakıyordur. Erkek kendi resmine bakarken “bildiğim -ben-e bakıyorum” diyor,kadın “gördüğüm -ben-e bakıyorum” diyor.

    Yani erkek sisteminde veri isteneceğinde tüm dizin serverdan indirilip ona göre içindeki veri alınıp işlem yapılıyor.Kadın sisteminde ise veri istenince sadece o dizinin o dosyasındaki veri çağrılıyor olabilir.

    Erkek sisteminde anlık veri diğer biriktirilmiş verilerle karşılaşınca sıfıra yakınsıyor ve ihmal edilebilir oluyor.

    Kadın sisteminde tüm dizin değil tek tek dosyalar değerlendirildiğinden hiçbirşey sıfıra yakınsamıyor.İhmal edilen olmadığından dosyalanıp dizine yerleştirilip kütüphaneye özenle kaldırılıyor. Arada bir de tozu alınmak için geri uğranılıyor.

    Hem zaten (erkekler bilmiyor ) biz her akşam dua ediyoruz:

    *Üç güzel görüntü bir çirkini götürsün.

    *Alah güzel resimlerimizi Dorian Gray’in başına gelenlerden esirgesin 😀

  2. passive Says:

    modern zamanların avuntusu yahut saçması: “ne kadar yalan o kadar güzel”. kadınlar hep tvde dergilerde gördükleri hemcinsleriyle kendileri arasında kurdukları/kurguladıkları enteresan bir beden varsayımına gidiyor: ben şöyle bir şeyim işte! hayalindeki kendisini yahut diğerlerinin onadığı bir bedeni daha kabul edilebilir buluyorlar. ciddi bir çelişki. hiç gerçek yüz rengini görmediğim arkadaşlarım olduğunu düşünürsem durum pek korkunç. ve bu korkunçlukta erkeklerden gelen dolaylı ve direkt yaptırımı hiç gözardı etmemek gerek.ama asıl baskı diğer kadınlardan. kadınlararası rekabet daha zararlı olabiliyor.daha sessiz daha derinden daha psiko.
    ha bende bir kadınım. kuaföre gitme eylemimle yaşım arasında bir hesap yaptığımda hemcinslerime bir türlü yaklaşamadığımı görmekteyim.fekat mutluyum.insan kendini sevmeli, yoksa daha çok kimseyi sevemez.

  3. Edip Toprak Says:

    “Kadınlar, şöyle şöyledir.. Erkekler, böyle böyledir…” gibi genellemeleri “itici” ve hatta “sapkın” bulmamı bir tarafa bırakırsam,

    kadınların “görünüşlerini” kendi içi dünyalarında daima birinci gündem maddesi yaparak, asıl “büyük sorunları” ötelemeye çalıştıklarına inanır oldum.

  4. kacakkova Says:

    merhabalar,

    banu, yorumun karşısında hörmetle eğiliyorum…..bir okudum, sonra bi daha, bi daha, bi….
    görünenle görünmeyen arasındaki farka mı bağlıyors benim sorumun cevabını….
    salim kafayla bi daha okuyacağım…..

    passive,

    hoşgeldin ilk olarak.gelip takılıyorum bazen sitene…..hoş…
    kadınlar arası rekabet önemli bir nokta bence de.
    cektiğim fotografları sildiren kadınlardan bu yazı nedeniyle tepkı geliyor.erkeklerin de aynı şeyi yaptığını ileri sürüyorlar.aynanın karşısında geçirilen süre aynı olmasa da itirazlarında haklılık payı var….

    edip bey,

    genellemeler güzel bir şey değil bence de.”itici” ve “sapkın” mıdırlar emin değilim, bu kelimeler pek tercih edeceğim türde değil, ama genellemelerin genelde doğru şeyler söylerken bile yanlış olduklarını söyleyebilirim ben de kendi adıma…..

    sevgıler……

  5. kacakkova Says:

    banu,

    senin sitede bir sorun mu var….
    yorum birakmaya iizin vermiyor sanki….yoksa yorumcuya ezit etmeyi birakip kapiyi tümden kapadin mi üstüne…..

  6. Banu Says:

    Bu sorun benim marifetim 🙂 Suni bunalım icadettim kendime 😀

  7. kacakkova Says:

    ahah banu,

    demek öyle…..bunalim takiliyorsun…..
    kapilarin kapanmisligindan anlamak gerekirdi….
    bir susmaktir giyinmissin….
    hadi bakalim…..

  8. Banu Says:

    Nadas 😉

  9. gaykedi Says:

    tüketim toplumu bize bedenlerimizi bile tükettiriyor, sonra da kendi bedenlerimizi lezzetli bulmamaya başlıyoruz galiba 😦

  10. kacakkova Says:

    gaykedi,
    öyle görünüyor haklisin…
    bundan kurtulmak kolay degil saniyorum…..tüketim toplumunda yasiyoruz…..bizim bedenimizle, bedenimizin bu dünyayla olan iliskisi de bu tüketimin mantigina göre gerceklesiyor…..
    yahu bunlar insani dehsete düsürecek cikarsamalar….
    duralim ;(

  11. thelosthighway Says:

    ”erkekler kadınları seyrederler. kadınlarsa seyredilişlerini seyrederler”

    diyesi geliyor insanın.

    john berger * görme biçimleri

  12. kacakkova Says:

    thelost
    görmek ve görülmek konusunda berger’e bakmak gerek anlasilan…….

  13. thelosthighway Says:

    daha çok klasik ve modern sanatta kadın, kadın vücudu ve anlamları, modern dönemde reklamlarda kadının kullanılması, kadın imgesi, fotoğraf sanatı ve kadın gibi konularda sıkı tahliller var üstat Görme Biçimlerinde. Berger’in diğer kitapları da bu kapsamda takdire şayan.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s


%d blogcu bunu beğendi: