Herşey yalan gerçek Sensin (1)

by

Bütün teoiriler gridir‘i yazarken aklımda Matrix yoktu.Ama teori ile gercek arasında kurulan bir tür ilişki biçmini tersyüz etmek istemiştim acıkcası -Tolga’dan teorinin hakkını veren bir karşılık geldi, kendisine teşekkür etmeliyim.”Boğaza batan kıymık olarak Gerçek” yaklaşımı belirli bir tavrı ortaya koymakta ve bu tartışmayı yeni boyutlara dogru taşıma olanagi vermektedir. Sözkonusu tavırla ilgili olarak kuramsal düzlemde ayrışan yönlerimi ve bütün teoriler gridir’deki varsayımlarımı belirginleştirmeye calışacagım.

Was is Metrix Ulan?

Gerçek‘in neliği hakkında kuramsal bir tartışma niteliğine büründü mesele, bir bakima kacinilmaz olarak. Kac bin yillik düsünce tarihinin can alici teorik hadisesi bu ne de olsa: Gerçek.Devrimci olan-olmayan meselesi de bunun üzerinden irdelenebilir olduğundan, meselenin Matrix ekseninde tartışılması aslinda hic de tesadüfi ya da sasirtici degil. Filmde hem gerçek’e hem de devrimcilik’e dair açık veya örtük varsayımlar sözkonusu. Matrix ve felsefe ekseninde konunun bu genişlemesi, sürdürülebilecek konu başlıkları açısından zenginleştirilebilir ve önemli görünüyor -yapılagelmis olan yüzlercesine ek.

Burada şimdi hakikat-gercek-gerceklik boyutunda devam etmeye calişacagim. Bir kac ek baslik seklinde devam edebilir bu yazilar,bilmiyorum. Efenim, ne derli toplu düşünebilen ne de yazabilen biri degilim, o bakimdan yazdiklarimdaki kaotik gidişat, dallanip budaklanmalar, sonucsuzluklar mazur görülsün. Yazının başlangıcında, sonunda tam olarak ne söyleyecemi bilmiyorum -Foucault’nun bir yerlerde söylemiş oldugu gibi.Aynısını hissediyorum, belki ben başlangıctada ne dedigimi bilmiyorum. Durup yazıyı kendi acımdan tamam diyecegim bir halde bırakınca -ki aslında diyemiyorum, yalnızca terk ediyorum yazıyı belirli bir yerinde o kadar ve o terk edisten sonra- başıda sonuda kendine göre bir anlam kazanıyor -ki kazanıyorsa eger.

Bloglari giderek daha cok seviyorum.Bazı yazılar durmadan çarpışan bilardo topları gibi birbirine değip dağılıyor, yayılıyor, genişliyor, farklılaşarak çoğalıyor hoş bir şekilde. Teori alanında teorinin hakkını vererek durmaya çalışması ve buna imkan vermesi dolayısıyla Tolgaya takdirlerimi sunuyorum buradan. Bu tartışmanın spesifik bir tarzda yürüdüğü söylenebilirse de konunun ilgililerinin olacağı kesindir.

Gerçek konusu felsefe/düşünce tarihinin bitmeyen konusu olmaktadır.Matrix filmi gerçek üzerine yapılageliş olan spekülasyonları değerlendiren, bunları derinleştiren, sorunsallaştıran ve yeniden tartışmaya açan bir film.Buradaki tartismamiz da gercek konusunda özel bir noktaya odaklaniyor bir bakima -yani kavram olarak Gercek ile gercek olarak Gercek arasinda nasıl bir ilişki var, dahası bir ilişki var mı ve sözkonusu ilişki ya da ilişkisizlik durumunun teorideki anlamı nedir vs?? Filmin ortaya çıkışından itibaren gerçek, gerçeklik, hakikat, yanılsama, akıl/zeka, bilgi, simülasyon, teknoloji, insan, yapay insan,doğa, yabancılaşma vs. kavram ve kategoriler tartışmaya açıldığına göre, bu meseleye burada eğilmemiz mümkün.

Ayrica Yapay Zeka konu başlıklı tartışmaların çoğunda içerilen tematik belirlenimler de bu filmin kendine özgü felsefi meselelerinin içeriğini oluşturmaktadır bu bakımdan -tabii ki en temelde Gercek nosyonu olmak üzere. Yapay Zekanın kurduğu gerçeklik düzlemiyle, yapay olmadığı varsayılan insan zekasının kurduğu gerçeklik düzlemi arasında ontolojik bir fark olup olmadığı, tüm bir epistemolojik/kuramsal tartışmaları içeren bağlamlara sahiptir.

Baudrillard bütün teorilerin gri oldugundan bahsederken, bence haklı olarak hayat agacının yeşilinden dem vurulmasının tutarsız bir teorik konum oldugunu acıkca göstermektedir.Bütün teoriler griyse, boğaza batan kıymık olarak Gerçek , her tür dolaysız edinimden, herhangi bir Özne‘nin ona dair hak iddiasından muaftır. Özne, ancak Gercek’in yoklugunda özne olarak varolabilen seydir.

Gercek, üzerine çıkıp onun hakkında hakikat olarak bahsedeceginiz ve temsilcisi olabileceginiz varlıksal (ontolojik) bir düzlem degildir. Gercekten daha gercek bir düzlemde (Hiper-gercek), Gercek’i, orada bilgisel/ya da elestirel birkonum alınabilecek bir ontolojik düzlem olarak düsünmenin metafizik olmayan zemini yoktur.

Bu noktada, neden böyle oldugunu aciklamak üzere Lacan ve Baudrillard arasinda özgül iliskiler kurulabilir. Simüle edilemeyen kök, teorik bir varsayım olarak sürdürülebilir -bunu nasil temellendirilecegi ve gerekcelendirilecegi ilgili teorinin kendi bütünlük sorunuyla ilgilidir, ancak bu varsayımın gecerliligi, sözkonusu iliski (Lacan-Baudrillard) izlenecek olursa, gerçek’in temellük edilmesiyle ya da gercek gercek‘in bilgisine sahip olmakla ilgili kılınamaz.

Gercek’le bilgi arasında bu tür bir iliski daha yapısalcılıkta kategorik olarak kesilmistir -haklı nedenler ve kuramsal gerekcelerle.Yapısalcılık sonrası teori de ise, bilindigi üzere Batı Metafizigine ickin bir dizi ikili karsıtlıklar bozuma ugratilmistir – konumuzla ilgili söyleyecek olursak görünüs/gercek, görünüm/öz, gercek/gercekdısı vb. bunların bir kacıdır.

(Devam edecek….)

Reklamlar

8 Yanıt to “Herşey yalan gerçek Sensin (1)”

  1. tolga Says:

    selamlar kacakkova arkadas,
    diger basliklari sabirsizlikla bekliyorum ha. hepimize kolay gele.

  2. tolga Says:

    Yeniden selamlar,
    Nerelerdesin kacakkova? bilgisayara daha bir cozum bulunamadi mi? Devamini bakliyorum hala. Kal saglicakla.

  3. kacakkova Says:

    selamlar benden de,

    bugün yarin buralardayim……benimkinin tamiri daha sürecege benziyor, ama baska bir seyler ayarlamaya calisiyorum…trinity leptopunu verdi dün, bir süre böyle takilirim artik….

    yaziya devam edecegim, ama zaten ana fikri ve temel varsayimlariyla burada söylediklerimin acilanmaya calisilmasi olacak bu….senin tabloya ugradim, hazirlik yapiyorum demissin, demmek ki gelistirebilecegiz söylediklerimizi…..

    bir iki güne kalmaz girerim devamini….
    sevgiler, kolay gelsin….

  4. Banu Says:

    Yazıyı günler önce okuduma ama diğer başlıkların gelmesini ve konunu biraz daha alt bir başlıktaki haline katılamyı istemiştim. Ama çenemi tutamıyourm şimdi:D

    Gerçek kavramına önce sıradan beslenemsiz gözle ve akılla baktığımızda bile çok da stabil olmadığını göreceğiz.

    Benin referans sistemim o andaki bana etkiyen tüm parametreler benim nesneyi algılayışımı etkileyecek. Ve gördüğüm benim gerçeğim olacak. Sizin gördüğünüz de sizin gerçeğiniz. Saf egrçekle karşı karşıya bile olsam benim on görmem onun gerçekliğinin tehlikeye girmesi anlamına gelecek bu halde. Referans sisteminin değişiminin izafiyet teorisinde neleri altüst ettiğini biliyoruz.

    Siz kendi paarmetrelerinizle bu gerçeği göreceksiniz ben de benimkilerle. Ve denk olmayacak sonuçlar. Başka şeylerden bahsedeceğiz ama her ikimiz de adını gerçek koyduğumzudan bu gördüğmüzün gerçeğin mutlak hali olduğuna dair yanılsamamız hep varolacak.

    Yapay zeka sistemlerde sensörle, çevreyle ve bilgi ile girişler var. Sensörün hassasiyeti, bilgi kaynağının güvenilirliği,çevrenin refer aldığı sabit nokta hepsi gerçek olandan çok o anın o girdilere göre sonuçlandırdığı gerçeğini gösterecek sisteme.

    Sistemin idrak etme, problem çözme, tanıma benzetme,tamamlama, kara verme mekanizması da bu veriere göre işleyecek efektör olarak ya da yeni bilgi olarak ya da yeni bir referans sistemi olarak dışa verilecek.

    Bu da gösteriyor ki sistemden alınan sonuç bilgi kaynaklarına ve çevreye karışacak ve başka zaman yeniden başka parmetrelerle sisteme tekrar girişi söz konusu olabilecek. Ve bu gerçeğin yendien yeniden yeniden deformasyonuna sebep olabilecek.

    Baudrillard’ın haritanın artık araziden önce geldiği örneğinde olduğu gibi elimizdeki gerçek kavramını hergün yitrdiğimizi söylemekten hiç çekinmeyeceğim bu yüzden.

    Matris dönüşümdür hem. Gerçeğin metamorfozunu görüyoruz. Ve ama bu reel eksende değil imajiner eksende meyadana geliyor. Bunları yazarken ben sanal işlitm sistemi kullanıyourm 🙂

    Görünütünün içinde görüntü onun da içnde yeni bir görüntü… İçiçe döngüler var programda. Ama biz içine farklı değişkenler alan önceden tanımlanılmış fonksiyınlarız. Algoritmayı gören yok. Çıktının gerçeğin izini tamamen kaybetmişliğin resmi şeklinde olması bekleniyor…

  5. kacakkova Says:

    banu merhabalar,

    gecikmemden dolayı kusura bakmayın…..teknik arıza beni durdurdu….kısa zamanda girebileceğim devamını, biraz konudan uzaklaşmıştım, şöyle bir döneyim meseleye….

    bu arada siyin yazınız pek bir derleyip toparlamış ortalığı.sagolun.benim yazıdaki entropiyi azaltabilirim belki ben de bu vesileylen…..

    tolga,

    senden de az daha sabır istiyorum….cephaneliği doldur sen bu arada….ikinci yazıyı hazırlayıp kütüphaneye kosturacağım ben de…..

    sevgiler….görüşmek üzere…..

  6. tolga Says:

    kacakkova arkadas,
    Sonunda demek telefonu bulup, ajan Smith’i de atlatip geldin aramiza.Hosgeldin. Biliyorsun, savas Matrix’de de suruyor; hatta asil savas Matrix’de 🙂
    ben de kafayi topluyorum bu arada zaten. kafam bir oraya bir buraya gidiyor bu aralar. Gercegin “Matrix”ini mi calisayim yoksa matematigin “matrix”ini mi. Bu hafta baska bir eyalete geciyorum 1 haftaligina, bir sempozyum icin, adi da: “Sparse Matrices and Geometry” .. bu matrixler pesimi birakmiyor kardesim 🙂

    Sevgiler bizden.

  7. herşey Gerçek yalan Sensin (2) « Mutlak Töz Says:

    […] Gerçek yalan Sensin (2) Her sey Yalan gercek Sensin‘e Banu’nun eklediği yazı görelilik meselesiyle de ilişkilendirerek gerçek’i […]

  8. kelebek etkisi « Mutlak Töz Says:

    […] olmasının etkiside var. Filmin böyle izlenmesi, dolayısıyla bir dalıp bir çıktığımız gerçek ve hakikat kavramları etrafindaki konuları yeniden değerlendirme olanağı sağlıyor. Üstelik […]

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s


%d blogcu bunu beğendi: