yabancı düşmanlığı

by

Güncele girmeyeyim diyorum, ama ordan burdan insanın aklına üsüsüyor habire.Malatya’daki cinayetlerden bahsediyorum.Yaşları yirmi civarında 5 müslüman genç, misyoner oldukları gerekçesiyle üç insani bıçakla boğazlarını keserek öldürüyor.Olayın gerçekleşme biçimi, insanın kanını donduruyor, ilk olarak bunu söylemeliyim.

********

Silahlı suikastten, bombayla havaya uçurmaktan daha ürkütücü bir durum var burada.Bıçakla, kurbanın soluğunu duyarak, korkulu çığlıkları ve haykırışları ya da sessiz boyun egisindeki o dehşeti umursamaksizin bir insanın boğazını kesmek, bana olsa olsa ya profesyonel bir soğukkanlılığı ya da gözü dönmüş bir inanmışlığı gerektirirmiş gibi geliyor.

Bu gençlerin profesyonel olmadıkları açık olduğuna göre, sahip oldukları inançları nasıl gözlerini döndürüyor diye düsünmemiz gerekiyor.Mesele gençler de bitmeyeceğine göre, burada,  “Nasil bir toplum olduk biz?” sorusunu bi daha sormak yerinde olacaktir. Sağlı sollu düsünce biçimlerinin yabancı düsmanlığından muzdarip oldukları, bu topraklarda herhangi bir düsüncenin bununla çoktandır belirlenmiş ve dolayısıyla zehirlenmiş olduğunu söylebiliriz.

Bu durumda sunu söylemek de bir başlangıç noktası olabilir: “Hepimiz katiliz…”

*********

Konu tek başına islam değil elbette, burada belkide daha fazla islamin nasıl gerçekleştiği meselesini düsünmeliyiz.Mesele yalnızca din de değildir, daha derinde kökleşmiş olan yabancı düsmanlığını, yanı ucu ya da kökü bir anlamda faşizmde olan yabancı düsmanlığını ve bunun yatağı olan ulusçuluk/milliyetçilik yapısını gözardı etmemek gerekiyor.
Şu halde bu cineyetle, din ve millliyetçiliğin tehlikeli bir sentezinden türeyen, Hrant Dink cinayetiyle zaten kendini ortaya koymuş olan kurtarıcılığın önlemez yükselişini gördügümüzü söyleyebiliriz.Din ve milliyetcilik köklerinden kolayca beslenen yabanci düsmanligi her sekilde gündemi belirliyor.(Bkz:Murat Belge )

**********

İslamcı çevrelerin bu olay ardından geliştirdikleri savunma biçimleri hakkında da bir şey söylemek isterim.Çok tipik bir tavırla konuyu islamdan uzaklaştırmaya yönelik bir savunma biçimi bu.Sanki dinci fanatizmin neler yapabileceği bir sırmış gibi ve bu fanatizm islama dışsal bir şeymiş gibi, sürekli sorunun “islami kavramamakla” (“gercek islam bu degil“) temellendirmeye calisan bir girişim sözkonusu.İnsanların dini duygular nedeniyle neler yaptıklarını uzak yakın tarihten fazlasıyla biliyoruz. Hizbullah’in domuz bağlı cinayetlerinin islama uyduğunu ya da uymadığını düsünebilirsiniz, ama bu girişimin gerçek islami kavramamış kişilerin islami ilginlendirmeyen bir suçu olduğunu söyleyemezsiniz.

Mesele elbette kendi başına islami suçlamak ya da savunmak olamaz; ama islamcıların, bu cinayetleri öfkeyle değerlendirenlere karşı geliştirdikleri savunma biçimleri, hiç de tutarlı görünmüyor.Failleri, bunlar islami kavramamışlar, cahiller ya da biraz daha uyanık olanları tarafından söylendiği gibi kullanılmışlar şeklinde değerlendirmek, en iyi durumda bile meseleyi küllemek anlamına geliyor.İslam tarihi, iç yapısı, düsünce dünyası,bu coğrafyada nasıl vücut bulduğu, ve neden böyle olduğuyla bu tür olaylar üzerinden bir yüzleşilmeye gidilmeyecekse ne zaman gidilecek (bu arada elbette bu yalnızca islamcıların meselesi değil, belirtmek yerinde olur.)

Ahmet Hakan bu vahşet üzerine “Sineklerin tanrısı“nı hatırlamış yerinde bir duyguyla. Bu sineklerin tanrılarını neyin yarattığını, kültürümüzün ve tarihimizin derinindeki o şeyin ne olduğunu, islami din deyip bir köşeye atmadan ya da yüceliklerine güzellemeler dizmeden sorgulayabilmek gerek.İslam adına konuşanlar, bu olayları cehalete bağlamadan bunu yapacaklarmış gibi görünmüyorlar yine.

Reklamlar

2 Yanıt to “yabancı düşmanlığı”

  1. saflık ya da siyasal saf tutmanın fenomenolojisi « Mutlak Töz Says:

    […] anlamda bütün inanç biçimlerinde gördügümüz tipik tavrı düsündürüyor -aşağıda, yabanci düsmanligi basliginda, islamcıların tavrını tipik bir yaklaşım olarak belirtmiştim, ki bu daha yakindan […]

  2. schaden uns nur, einzeltäter « tuhâfiye Says:

    […] Morde von Malatya sind – wie kaçakkova es zuvor beschrieben hat – in der zerklüfteten diskursiven Landschaft der Türkei vielfach als […]

Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s


%d blogcu bunu beğendi: