Mart

by

Mart kadar arada kalmış bir ay daha yoktur herhalde. Günes, yağmur ve kar kısa aralıklarla birbirini takip edip durdu. Tam kişin bitmeyeceğine artık ikna olduğumuz sırada, yakıcı bir güneş altında buluveriyoruz kendimizi kalın giysilerle. Kışlıkları kaldırdığımız sırada ise bir anda dondurucu soğukların içindeyiz. Mevsimlerden hangisine dahil olacağına karar verememiştir Mart, bizim tanımını belirlediğimiz mevsimin gereklerine uymaz hic. Bu nedenle olsa gerek, belirsizliği, kararsızlığı, ikircikliği, tedirginliği aynı anda yasariz, ya da bir andan bir ana neşeyi ve karamsarlığı belirgin bir şekilde taşıyarak sürükleriz gövdemizi…. Bir anda bir kesinlik, belirginlik vardır içimizde, güneşin parıltısı herşeyin gelip geçiciliğini gösterir bize, herşeyin üzerine bir neşenin sindiğini duyar, söyle yapacağım böyle olacağım vs. deriz, kişin izleri silinip atılacaktir. Sonra bir rüzgar…. başımıza ağrılar sokan sert bir kuru soğukla kalakalırız, gri gökyüzü melankolik bir kesinsizlikle kuşatır her yani, tekinsiz yağmurlar yagar ve sesizlik büyür icimizde, bir burgaç geçmiştir apansız, kararları hatırlamayız bile… Başımızda ağrılar, içimizde yorgunluk, dönüp duran yılgın rüzgarlar, sorsalar “ah ben nasılda saçmalıyorum böyle” diye açıklamaya calisacagimiz bi sürü sacma düsünce.Mart bize yalanla gercek arasinda kalmisligimizi yasatiyor belirsizligiyle, sanki…

Reklamlar

Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s


%d blogcu bunu beğendi: