spinoza:tanrı ya da doğa

Spinoza’nın panteist bir düşünce yönünde düsünceler gelistirdigi ve monist bir tanrı-doğa düşüncesine ulaştığı genel olarak bilinir. Böylece Spinoza’nın felsefi sisteminde Tanrı kavramının merkezi bir yeri olduğunu söyleyebiliriz. Tanrı, bu felsefi sistemin hem başlangıç noktası hem de son noktasıdır. Ancak Tanri kavrami bu merkeziligine ragmen, bilinen anlamlarda dinsel icerikte ele alinmamis, hatta varolan herseyin varolusunun ve kavranilabilir olusunun temeli olarak Tanri fikri cogu zaman dinsizlik olarak ortaya cikmis ve Spinoza bu nedenle kovusturmalara ugramistir.

Spinoza’nin felsefesi bir pratik felsefe olarak anlasildiginda bir anlamda ondaki Tanri kavraminin yerini anlamak icin “tanri ne ise yarar?” sorusunun gündeme gelmesi sözkonusu olur. Buna verilecek pratik amacli ancak felsefi nitelikli bir cevap kendi sözleriyle ileri sürülebilir;

Var olan her şey Tanrı içinde vardır ve Tanrı olmaksızın hiç bir şey ne varolabilir ne de kavranabilir.

Ancak yine de açık olmayan ya da üzerinde düsünülmesi gereken, Spinoza’nın Tanrı’sının felsefesi açısından nasıl bir şey olduğu ve ne oldugudur. Kendinde bir neden, nedeni kendinde olmak (causa sui) anlamında Tanrı ve özellikle bu alıntıda kullanılan içinde terimi Spinoza üzerine yapılan sonu gelmez yorum denemelerinde sürekli bir tartışma konusudur. Her seyin tanrinin icinde varolmasi ne demektir? Bilimsel bir düşünceye de dinsel bir düşünceye de bağlantılandırılan, ya da hem metafiziksel hem de madddeci düsünceye tutarli bir sekilde baglanabilen bu Tanri nasil bir seydir?

Spinozacı felsefenin Tanrı kavramı, bu düzeyde, hem ontolojik kanıtlamanın hem de bilgi bilimsel yapının anahtarı olarak görünmektedir. Çünkü tanrının varlığı için öne sürülen ontolojik veri nosyonu, bir gerçekliğin varlığını o gerçekliğin kavranışından hareketle kanıtlamaya yönelen yaklaşım biciminden hareket eder görünmektedir. Bu yönde akil yürütmesi etkileyicidir, ancak yine de geriye, bize, bu yaklasim biciminin neden kabul edilir oldugunu aciklamak ya da nasil kabul edilir olacagina dair kuramsal bir aciklik getirmek meselesi kalmaktadir. Moder felsefenin baslangicindan beri yürütülen tartismalara dogrudan baglanabilecek bir noktadir bu mesele.

Aynı zamanda Spinoza’nın monist bir dizgeye yöneldiği söylenebilir; onun hem bir ateist hem de bir panteist olarak görünmesini sağlayan ise bu monist tutumun özgüllüğüdür.

Ünlü sav sözünde Spinoza, :”Tanrı ya da Doğa” (Deus sive Natura) demektedir.

İlk alıntı ile bu sav söz karşılaştırıldığında Spinoza’nın güç anlaşılır tezleri belirli bir sekilde yorumlanabilir. Bu formülasyonla Spinoza, bir yanda fiziksel dünyanın özünde teolojik olmasını ve öte yandan teolojinin kişisel olmaması sağlamaya çalışır adeta, ki onun tüm felsefi dizgesinin gerisinde bu yönelim okunabilir. Verili dünyanin akilsal bir aciklikla ortaya konulmasi ve bu kavrayisin öznesiz kilinmasi, insan öznenin bu dünyanin sistemindeki ögelerden biri kilinmasi, muhtemelen sonradan örnegin Althusser’i etkilemis olmasi muhtemel cikarsamalardan biridir.

Burada Spinoza, örtük ve açık bir takım varsayımlara dayanır, hatta bir tür gizli varsayım sistemin temelidir diyebiliriz.Bu gizli varsayım sonradan üzerinde çok konuşulacak olan, gerçeklik ile kavrayışın örtüşmesi, daha düşünce dünyasındaki bağıntıların birebir gerçeklikteki bağıntılara tekabül etmesidir.

Bu yaklaşımları geliştirmekte nedensellik kavramıda ayrı bir öneme sahiptir.Spinoza’nın gizli varsayımının kuramsal dayanağı bir anlamda bu nedensellik fikridir, ancak Spinoza’nın nedensellik fikri ampirizm felsefesi için kabul edilemez bir nedensellik yaklaşımıdır.Spinoza burada rasyonalist yönelime uygun bir yol izler ve nedenselliği bir bakıma dünyadan kopartarak zihnimize, yani dünyayı kendi kavrayışımıza bağlar.Çünkü ona göre, eğer aklı mümkün kılan çıkış noktaları ya da öncüller gerçeklik için bir güvence sağlayamayorsa başka hiç bir şey sağlayamaz.

Böylece apaçık gerçeklik, düşünceden gerçekliğe geçişin sağladığı bir gerçeklik olarak belirir.Buna göre, fiziksel dünyanın, düşüncenin onu temsil ettiği gibi olduğunu, bizzat bu düşüncenin kendisinden anlarız, ki Spinoza bu yolla argümanlarında kavrayış nosyonunu özel bir ilgiyle kullanmakta ve bunun aracılığıyla dünyaya bir tanım getirmektedir.

21 Yanıt to “spinoza:tanrı ya da doğa”

  1. sevcan Says:

    malsınız anca konuşun bi bok anlatmamışsınız spinozanın görüşü hakkında

  2. kacakkova Says:

    linkini verseydin bir kac bok anlatabilirdim belki…

  3. züccaciye Says:

    Belki de ÖSS sinavi icin Spinoza calisip ezberleme gayesiyle bu yaziya girerek aradiginizi bulamamissiniz.
    Ayirca Önerme 2.3.7’de gösterdigimiz üzere bir bedenin mal olusunu tahayyül etme eyleminin temelinde yatan fikir, sebebini kendi icinde ve söz konusu bedenin hareket ve fikirlerine dayanmayarak bulur ise, karsiliginda zorunlu olarak kendisini hakeza mal olarak tahayyül etmesini saglayacak bir etkilesimin kaynagi olur ki göstermek istedigimiz de budur.

  4. kacakkova Says:

    hepimiz maliz!…

  5. Tansel Güçlü Says:

    Bu arada Ulus Baker’i 2 gün önce kaybettik. Spinoza deyince aklıma geldi. Artık özgür…

  6. banu Says:

    Ah evet Tansel. Senin adresteki aşk ve ideoloji üzerine okuma yaparken benim de aklıma o geldi. Spinoza ve Aşkın Diyalektiği ile ilgili bir yazısı vardı Körotonomedya’da…

  7. Tansel Güçlü Says:

    Sağol Banu, çok teşekkür ederim. Yazıyı buldum ve okudum sayende. Çok iyi Spinoza bilmem ama tez danışmanım olan hocam bayağı okumuş ve etkilenmiş biridir Spinoza’dan. Yazıyı onunla da bir tartışmayı düşünüyorum. Sonu ise aşkın ideolojiye dönüşüne açık bir vurgu yapmış;

    “Ya da aynı düzlem üzerinde kıskançlığın, üçlü ilişkilerin temelleri atılıverir. Aşkı artık pek ciddiye almayan, onu hemen bir ailevi düzene, ‘özgür aşk’ sanılan bir savurganlığa, giderek bir ideolojiye dönüştürmeye çok elverişli bir çağda yaşıyoruz. Spinoza, üçyüz yıldan daha uzun bir süre önce, cinsel aşkı hangi anlamda ciddiye alabileceğimizi bence Freud’dan bile daha kesin bir şekilde ortaya koymuştu oysa: vücudun ve zihnin başka etkileşimlerine ket vurmayan, aşırıya varmayan bir şefkat ilişkisi… Şefkati analığa, burjuva aile değerlerine yükleyip yokeden bir dönem Spinoza felsefesini unutturdu. Şimdi yeniden aramaya bu yüzden başlıyoruz…”

    Gerçi bence bir ideoloji artık. Yazının tam metni için;

    http://www.korotonomedya.net/kor/index.php?id=8,81,0,0,1,0

  8. kacakkova Says:

    sahi mi söylüyorsun tansel, haberim yoktu, cok üzüldüm gercekten….

    iyi yetismis, donanimli bir entelektüeldi, cok yazisini okudum ve okudugum her yazisinda bunu yetkinligi hissettim……

    spinoza konusunda da saniyorum bizdeki en önemli isimlerden biriydi….keza marks, freud, deleuze gibi bilinen isimler ya da tarde gibi pek bilinmeyen isimler hakkinda ne yazdiysa önemli seyler söyledi…..

    ask konusunda senin yazinin yorumunu yaparken link vermistim yazisina….hem spinozaciligi anlamak hem de ask konusunda özgün diyebilecegimiz önemli bir bakis sunmak bakimindan ilginc bir yazi bu……

    onun körotonommedya’da yayinlanmis cok önemli yazilari var.onlari degerlendirerek baska seyler söylemeye calismayi, oradan beslenmeyi ve ona dayanarak kimi basliklar acmayi istiyordum…..demekki yoklugunda yapilacak bunlar…..

    artik özgür olmasinin bir önemi kalmadigi kadar özgür……

  9. özgürtin Says:

    spinozaya gidiyim geliyim senelerdir felsefeyle ugraşırım yüzlerce filozof okudum onun etik i kadar beni yoran bir kitap olmadı üstelik bir bokta anlatsa gam yemem kendi yazmış kendi inanmış pislik herif spinoza sokratesin orasını yesin

  10. özgürtin Says:

    bu gün yaşasaydı spinoza bizim bar sohbetlerimize bile katılamazdı o dönem yazmış kimsede anlamamış anlasalar kitap olmazdı zaten adam tanımlaya tanımlaya bi hal olmuş ama şunu unutmuş tanımlardan anladıkları idaları herkes aynı anlamaz üstelik bir ögretisi yok bilge takılıyor gotlek gıcık oldum yaw

  11. kacakkova Says:

    valla anlamadıysan bunda spinoza’nın sucu nedir?
    anlatmış işte bir şeyler, daha ne olsun?
    anlamadıysan anlamadım, anladında boş geldiyse boştur felan diyebilirsin.
    daha ne istiyorsun.aynen bildiğin kelimelerle, her satırını anlayacagın bir etik kitabı yazmadı diye bunca kızmak sacma.
    “pislik heriflik”le ne alakası var şimdi kendi yazıp kendi inanmasının…..
    adamın bizim bar sohbetlerine katılmayacağı kesindir, bizim bar sohbetlerinde katılınacak bir şey de yok zaten……
    malum….
    ama sohbete devam edip spinoza’yı aklından cıkarmanda bir sakınca yok……
    “bir öğretisi yok” diye adama gotlek demişsin ya, en saçması da bu olmuş dediklerinin……öğretisiolmayanakızvermeyengillerdensin demek…..
    spinoza sevenler cemiyetinin bir ferdi olarak allah nasıl biliyorsa öyle yapsın seni diyorum……

  12. radsiz Says:

    yukarıdaki sefil yorumlar aslında spinoza öğretisiyle fazla çelişmiyor.aklı kıçında olanların anlıyamıyacağı zorunlulukları keşfetmiş.üstelik izafiyet teorisinin esin kaynağıdır

  13. alidenizo Says:

    spinoza muhyiddin-i arabi ile ibn-i meymun (maimonides) ‘in vahdet-i vücud anlayışını vahdet-i mevcud olarak anlamış.

  14. Salihan Says:

    duyguları Spinoza kadar ayrıntısıyla adlandırablen ve birbirinden ayırabilen birisini daha bilmiyorum

  15. Phantom ucan Says:

    Biz varoldugumuz icin,Allah vardir. Allah hepimizi yaratirken bize verdigi can ile bizimle birliktedir,ama yasamimiza karismaz,cünkü bizi yaratirken bize özgür irade vermisdir, bu irade ile Insanlar kendi yasamlari üstünde kendileri kararlar alirlar,iyi yada kötü, Allah kötü olmadigi icin, bizde Kötü olamayiz, Kötülük sadece baskalarina kendi resit aklimizi verirsek olusur.Baskalarini kendi yasamimiz üzerine kontrol hakki verirsek (Imamlar, tarikat Hocalari) ,Idolojileri ile ve kati sozial Dogmalarla, biz sadece yasayan Köleler oluruz, bunu kirmanin tek yolu vardir o da Aklimizi kullanip, bilinclenerek,tecrübe edinerek, bu ölümlü Dünya yi yasayarak elde edebiliriz.. Insanlar Allah in varoldugunu kabul edip,yasamaliliar, Idolojilere ve Sozial Dogmalara bagli olmadan.
    tüm sozial Dogmalari ret etmiyorum ama tüm Idolojileri.
    Insan nasil yasamak istiyorsa ,diger insanlara da bu hakki tanimali, ben Insanlarin Hür,Özgür, bagimsiz kendi akillarini kullanarak yasamalarini istiyorum, siddet e ve baskiya basvurmadan. Herkesin Tanrisi kendisine.
    Spinoza, John Locke, Voltaire, Thomas Hobbes, David Hume, Immanuel Kant.
    Insanlar artik kendi yasamlari üstünde sorumluluk almaliar.Almak istemiyorlarsa, Idolojilere tapiyorlarsa, tapmak istemeyenleri tapmak icin baski yapmasinlar.

  16. mütercim arif Says:

    phantom ucan’ın “ideolojisiz yaşam” tahayyülünü anlayamadım; üstelik “iyi” bir tanrı’ya inanmış ve “sozial dogmalardan” kendimizi -her nasılsa- “tamamen” sıyırmış olarak?

  17. Phantom ucan Says:

    Idolojisiz yasam: Insanlar tarafindan yapilan tüm Dinlere tapmadan, aklimizi kullanip, yasamak.
    Bizi yaratan bir sey var buna Allah diyelim, bu sey tek bir Din e , hattA INSANLAR TARAFINDAN YAPILAN BIR DIN E BAGLI OLAMAZ.
    Bizi rahan sey, bizi yarattigi icin iyidir, cünkü kötü hicbirsey yaratamaz.
    Ateist degilim, ama Dinlere innmiyorum, cünkü Donlere inanmak demek, kendi özgür iradeni bir Idolojiye kurban etmek demekdir.
    Sozial Dogmalar dan tamamen kendimizi arandiramayiz, cünkü bu Sozial Dogmalarla bir toplumun düzeni saglabilir, ama biz düsünen insanlar olarak bu Sozial Dogmalari günümüz sartlarina uygulayabiliriz. Mesela cok evlilik, belki 7 yy nin Arap Dünyasinda gerekliydi ama 21 yy , gelisen Dünya da cok evlilik Kadinlara haksizlik ve Erkekler icin bir Finansal yük.
    Mesela Büükler herseyi iyi bilir, soru sorma mentalitesi degistirilebilir ve cocuklara, soru sor ancak bu sekilde gelisebilirsin diyebiliriz, aslinda hersey mümkün, sadece icimizde yasadigimiz hergün alisdigimiz alisknliklarimiz birakmaliyiz, yeni tecrübelere acik olmayiz.

  18. Phantom ucan Says:

    Simdi sormadan söyleyeyim ben neye inaniyorum,Mathematik e, Doga kanunlarina, Physik e ve burdan cikan bilgilere, Tecrübelerle edinilen, bilimsel olarak aciklanabilen bilgilere,yani Bilim ve Teknolojiye, simdi diyeceksiniz ama bunlar insanlar tarafindan yaratildi ,evet ,ama bunlarin hepsi edindigimiz Tecrübelerle, Formüllerle, Deneylerle aciklanabiliyor, herseyin bir aciklamasi var, böylece Allah in varligini anlayabiliyoruz, cünkü bunu anlamak icin bir Aklimiz var. Bizi yaratan bizi yarattigi zaman bizi bu sekildemi yaratti, Homo Sapiens olarak mi yaratti, hayir biz böyle olmak icin 3,5 Millar Yilik bir Evolution dilimi gecirdik,ve Evolutionumuz devam ediyor. Bu 3,5 Millarlik dönemde ,Insanlar daha yeni, belki tüm canliliar bir Atadan geliyorlar bunu arastirmalar gösterecek, Bilim ve Teknoloji ilerlerken benim Dinlere olan inancim azaliyor, biz Enerji olarak variz ve öldüyümüz zaman Enerjimiz Dünya ya belki Universum a dagiliyor, onun icin ben ne Cennem e ne de Cennet e inaniyorum, ölüm den kokmanin da anlami yok, biz ölürsek zaten ölüm bizi bulamaz, biz onun icinhayatimizi iyi gecirmeliyiz, Carpe Diem. Belki yanlis düsünüyorum, ama buna bir Insan olarak hakkim var, Isteyen istedigi Idolojilere inansinlar, ben ama Dinlere inanmiyorum, Ateist de degilim,cünkü bizi bir sekilde yaratan ama insanlarin hayatlarina karismayan bir Energiye inaniyorum, bu Enerjiye Allah diyelim.
    Sözün öze, insanlar istedikleri gibi yasayin, diger insanlarin hayatlarina saygi ederek, bu ölümlü Dünyayi bir Cennem olarak degil bir Cennet olarak yasasinlar, bakin o zaman bu Dünya da Dinler yüzünden ve Sosyal sorunar yüzünden olan cogu kavgalar önlenmis olur.Bu benim fikrim. .

  19. Phantom ucan Says:

    Cocuklara daha 3-4 yasinda Aleleri tarafindan ,insanlara saygi ve sevgi duygusu ögretilirse , yani Anne ve Babalar cocuklarina sevgi gösterirlerse,zaman ayirlarsa Cocuk ilkyasindan itibaren sevgiyi ve saygiyi tanir.
    3-4 yasindan sonra Anne ve babalar cocuklarin Dünyasini positiv etkilemeli, Dünya yi yaratan iyi birseyin oldugu aciklanmali ve bu seyin Dünya ya sevgi verdigini ama Insanlari özgür irade ile donattigini aciklamalari gerekir. Her Insanin iyi oldugunu, bazi insanlarin iradelerini kötü kullandigi ama bunlarin sayisinin az oldugu cocuklara daha kücük yaslarda ögretilmeli.
    Cocuklar a her zaman aciksözlü olmalarini ve soru sormaktan kacinmamalarini ögretmeliyiz. Ilkokuldan itibaren,hatta Anaokulndan itibaren. böylece Toplum a Mutlu ve Aciksözlü, diger insanlara saygi duyankarakterli sorumlu vatandaslar yetistirmis olup, Allah in sadece gözeten birsey oldugunu , bizim kendimizin bu yasamda sorumlu bireyler olarak yasadigimizi anlayabiliriz. bos Idolojilere bagli kalmadan, özgürce yasamin daha iyi oldugunu anlatabiliriz.,gösterebiliriz.
    Cocuklar, yetiskin olduklari zaman Sociability, Politeness, ve Critism kisilikli karakterler olur.
    Idolojiler sadece insanlarin yetismesinde bir Indoktrination aracidir ve insanlari köle yapar.ve ret edilmeleri gereklidir, ben iyi yetisen, sorumluluk duygusu ile yetisen insanlara güveniyorum.

  20. Phantom Ucan Says:

    Spinoza nin düsüncesi ile Insanlari Platon nun magrasindan cikarmaya calismis ama o dönemin Halki buna hazir olmadigi icin dislanmisdi,
    Peki 21 yy da yasayan bizler, yasadigimiz magradan cikmaya hazirmiyiz,bence haziriz ,Insanlar artik Teknolojinin olanaklari ile bilgilere istedikleri anda kavusabiliyor, insanlar istemeseler bile Bilgilerle donatiliyorlar, bu bilgiler insanlari düsünmeye sevk ediyor, belki cogu kisi bu Bilgileri dogru kullanamiyor ama bu bilgileri kullananlar, diger insanlari etkiliyorlar, Insanlar Aydinlanma nin fikirleri ile tanisiyor, John Locke, Immanuel Kant, David Hume, Voltaire,George Barkeley insanlar bu düsünürlerin fikirleri ile tanisip bu fikirlerle yetisiyorlar.
    Ben 21 yy da umutluyum, cünkü 21 yy, özgür bireylerin yüzyilli olacakdir. bu benim umudum.

  21. Elvan Says:

    Bugün artık macrocosmos ve microcosmosun aynı düzeneklerle varolduğunu, bosluğun aslında boşluk olmadığını, boşluk denilen uzaydaki 1 cm küpte sonsuz enerji bulundugunu ve paralel evrenlerin varolusunu bize quantum fiziği, Stephan Hawkings ve çagimizin bilim adamları anlatmaya çalisiyor..Spinoza çağının çok ötesinde hersey birden dogar bire döner demiş, Hallacı Mansur gibi bu sırrı hissedebilmiş, ve onu anlayamayanlar tabii ki aforoz etmiş. ..ve biz hala eski paradigmalarla, felsefi literatürün çağı geçmiş modelleri, aforizmalarıyla onu tam anlamıyoruz, felsefeci bilimsel olmalıdır değil mi? Bilim ilerledi hanımlar beyler! 1950-60 degil artık 2013 teyiz 70 yıl gerinin bilimsel kuralları gecerli degil. .

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter picture

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s


Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.

Diğer 543 takipçiye katılın

%d blogcu bunu beğendi: