Bilim-ideoloji

Bilim-ideoloji karşıtlığı, düşünce tarihinde yeralan doğruluk-yanlışlık, gerçeklik-yanılsama, yanılgı-nesnellik türünde bilinen ayrımların bir türevi olarak belirir. Burada ayrımlar bilinç formaları düzeyine taşınmıştır. Dolayısıyla ideoloji fikrinin temelinde, kuramsal düzlemde epistemolojinin temel meseleleri başlangıcından itibaren bulunmaktadır.

Bu meseleler elbette bilginin niteliğine ilişkin ayrımlara dayanmaktadır öncelikle; doğru/yanlış, yanılsama/gerçeklik, nesnel/öznel, öz/görünüş vb. gibi. Daha ideoloji fikri ortaya konulurken bir bilim olarak ileri sürülmesiyle bu nitelikleri gösterir. En önemli ideolojı teorilerine kaynaklık etmiş olan Marx da, sözkonusu bu epistemolojik ayrımlar bağlamında kendi ideoloji teorisini kurarken, yanlış bilinç olarak ideolojinin karşısına doğru bilginin kaynağı olarak bilimi koymaktadır. Bilim-ideoloji karşıtlığının kuramsal bir statü kazanması ve kategorikleştirilmesi bu eksende temellenecektir.

Buna göre, ideoloji yanlış biliştir ve buna karşılık bilim hakikâti temsil eder. Epistemolojik düzlemdeki doğru-yanlış ayrımı ya da karşıtlığı, burada bilinç düzeyindeki bir ayrım olarak kullanılır ve ideoloji-bilim ayrımıyla ortaya konulur. Daha sonra sosyolojik temelli ideoloji anlayislarinda bu kuramsal ve kategori ayrim gecersiz ilan edilecek ve ideoloji bilim karsitligindan ya da epistemolojik düzlemde yanlislik-dogruluk meselesinden cikarilmaya calisilacaktir.

Daha sonra, buna bagli olarak Marksizm içinden ve dışından ideoloji teorisi önemli gelişmeler kaydedecek ve hem pozitif hem de negatif anlaşılış biçimleri geliştirilecektir. 20.yüzyıldaki gelişiminde daha çok negatif anlamda anlaşılan ve epistemelojik ayrımları kullanan ideoloji teorisinin eleştirildiği görülmektedir. İdeoloji sorununu bir doğruluk-yanlışlık meselesinden çıkarmaya yönelik bir tutum sözkonusudur burada. Postmodern yaklaşımlarda ise genel olarak ideoloji sorunsalı, yani “yanlış bilinç” ya da biliş meselesi tamamen dışta bırakılmaya çalışılmaktadır.

Yorum Yapın