niçe’nin imzası
By kacakkova
“Şemsiyemi unutmuşum”
Friedrich Nietsche
This entry was posted on Ocak 20, 2008 at 10:38 am and is filed under (k)alıntılar, gramatoloji, hiçiçin. You can follow any responses to this entry through the RSS 2.0 feed.
Bir yorum bırakabilir, yada kendi sitenizden geri izleme yapabilirsiniz.
Ocak 20, 2008, 9:53 pm üzerinde |
Kacak ne bu boyle kucuk kucuk seylerle serbest cagrisimin isik hizindan daha hizli olup olmadigini mi test ediyorsun?
Ocak 21, 2008, 9:46 am üzerinde |
Kaçakkova Derrida gibi “Nietzsche İmzası” tamlamasını kullandığına göre yapısökümsel bir çağrışım varsayıyor. Ama benim bilgim burdan daha ötesine elvermediğinden neyin neye eş geldiğine, ya da eş gelmediğine dair diğer çağrışımların olup olmadığını seyretmek durumundayım.
Ocak 21, 2008, 7:44 pm üzerinde |
öyle takılıyorum eleştirel günlük…..banu haklı fakat…..mahmuzlar’da derrida’nın niçe okuması hakkında bir şeyler diyecektim, vazgectim….başka zaman belki….
Ocak 21, 2008, 9:10 pm üzerinde |
semsiyemi almayi unutmusum..gülümseyen bir ikindi ormaniydi damlalarin yüzü,kedilere bakarken ben…telefonda konustuk;sen ayni yerdeydin,benim ayni yerlerim agriyorken..
yanlis parmakdaki yüzük gibi saclarini tariyor vahsi hayvanlar…baktim,tesettürlü godivalar da olacak hayatimizda diyordu tahta kalpli siyam baliklari…beni ise bu gereksiz kalabaliklar boguyordu..sahi ya,birden aklima geldi;uzun sacli bir hapishane ötekisiydi resul,henüz daha roman kahramani olmamisken..haller kuantumdu,bütün kediler schrödinger..
simdi bu nerden cikti diyeceksin…orta yasli bir alman orospusudur bütün biralar da ondan…ve küpeleri yok koltuk alti kokularinin
si..min ucundaki vietnam öpücügü;hayat senden de öte..
semsiyemi unutmusum,
ya da
adimdan bütün harfleri siliyorum..
Ocak 22, 2008, 1:24 pm üzerinde |
vayyy zeki, zuhur ettmişsin…….tam şimdi bu nerden çıktı diyecektim, alman biralarına işaret etmişsin……alemlere akmaktasın demekki……anlaşıldı……yapamadık bi stuttgard……
…….
resül her zaman içimizde
Ocak 26, 2008, 3:11 pm üzerinde |
nereden baksam baska…bambaska…yinede sessiz sedasiz gecti zaman…siyah giysem siyah olurum…gözlerimi yumsam kör…kelimeler…gercegin beceriksiz avcilari…Metin-Kemal Kahraman.
Gözlerimi yumsam kör olurmuyum gercekten? Beyin gözümü de kör edebilir mi bu kapama? yada beyaz giysem beyaz olurmu icimin karanligi? Insan kurtulur mu gecmisten? Bi yanim kosmak ister hic durmadan…kosmak…yorulup takatsiz kalana, bayilana kadar….Bi yanim coktan takatsiz,toprak ceker onu…
Ocak 26, 2008, 10:08 pm üzerinde |
bi münih de yapamadık……..off, off….
Şubat 6, 2008, 5:00 am üzerinde |
kacakkova arkadas,
Eh bizim icin koca Alman biralarini da devirirsin artik.
semsiyeyi kaybettin, hala ariyorsun galiba, sesin solugun cikmiyor. munih’i yaptin sonunda galiba…
Şubat 6, 2008, 3:31 pm üzerinde |
Valla hocam devirmiştir umarım. Ben burada alsancak biralarına takılıom mecbur!
Şubat 7, 2008, 8:13 pm üzerinde |
valla herkes için içerim….maksat dünya güzelleşsin
…..
kahramanım Casablanca’daki Humpry Bogart’dır…….bize helaldir……
yazmaya biraz mola vermiş olldum……bugün şemsiyesini kaybeden yarın kendini de kaybeder değil mi……
yazmak bisiklete binmek gibi durunca düşüyorsun…..
ben de durmuş bulundum…..
Şubat 19, 2008, 6:15 pm üzerinde |
Nietzschelerin Şöleni
Jacques Derrida / İngilizceden derleyen ve çevirenler: Ali Utku – Mukadder Erkan
OTONOM YAYINCILIK Felsefe dizisi, 250 sayfa,
Nietzschelerin Şöleni, Derrida’nın Nietzsche okumalarından ve R. Beardsworth’la bir söyleşisinden oluşan özgün bir derleme kitaptır. Derrida, adeta katışıksız bir okurdur bu derlemede; bize felsefeyi bir okuma/yeniden-okuma etkinliği olarak, yazıyı bir yeniden-yazma etkinliği olarak görmeye zorlayan bir okur. Bunu da, hem okumanın hem de yazmanın sınırlarını zorlayarak yapar. Derrida, Nietzsche’den kendi yapıbozumcu öncüllerinden biri olarak söz eder. Nietzsche, Derridacı metinde, Derrida’nın Batı metafiziğinin merkezine yerleştirdiği bütün mevcudiyetin nostaljik özlemine bir alternatif olarak ortaya çıkar. Ali Utku ve Mukadder Erkan’ın uzun soluklu ve Derrida’nın Nietzsche okuması seyrinde bize eşlik eden sunuşuyla birlikte bir araya getirilen bu metinler, gerçek bir okuma, bir yeniden-okuma şölenidir.
“… Muhtemelen ismini –isimlerini– ve biyografilerini tehlikeye atarken tek başınaydı ve bu yüzden bunun yol açtığı risklerin çoğunu göze alıyordu: “Kendisi” için, “onlar” için, kendi yaşamları, kendi isimleri ve onların geleceği için ve özellikle imzalanmak üzere bıraktığı şeyin politik geleceği için. Bu metinler okunurken, bütün bunları hesaba katmaktan nasıl uzak durulur? Bu metinler, ancak bunlar hesaba katılarak okunur…”
Jacques Derrida
Şubat 20, 2008, 9:58 am üzerinde |
eyvallah……