“İnsanlığı kurtarma isteği duyan herkes günümüzde öncelikle sözü kurtarmalıdır”
Sözün Düşüşü, Jacques Ellul
This entry was posted on Eylül 24, 2007 at 10:09 pm and is filed under Kitaplar, gramatoloji. You can follow any responses to this entry through the RSS 2.0 feed.
Bir yorum bırakabilir, yada kendi sitenizden geri izleme yapabilirsiniz.
kaçak abi. senin şu sayfanın sağ kenarında, flickr’de, bazen alakasız resimler gözüme ilişiyor. az önce dövmeli mövmeli, okkalı bir abi terennüm ediyordu orda. naz’dan ziyade o abiden tırstım ben. çok pis bakıyordu herif. eheueheh
bir tür dinsel anarşist olan ellul, moderniteden itibaren olanları olumsuz bir şekilde değerlendirir ve sözün teknolojikleşerek gerçek niteliğini (iletişim) kaybettiğini söyler.önemli ve ilginç bir çalışmadır bu kitap. tabi postmoderne gelindiğinde olan şey hiç kabul edilemezdir ona göre.ellul olan bitenleri son derece iyi açıklar aslında.olumsuzlama, sözü kurtarma niyetiyledir. cünkü moderniteyle birlikte, anlamlı tek şey olan dil bozulmaya teknolojikleşmeye, teknik bir mesele haline gelmeye başlar. anlamın buharlaşması ve hakikatin yok olmasına varan süreç böyle başlamaktadır.sözün düşüşü tamamlandığında modernitenin nihilistleşme süreci bir noktaya gelmiş olur.bu anlamda nihilistleşme, anlamın yok olmasını beraberinde getirirken kendisi de bu yok oluşta anlamsızlaşır.postyapısalcılar bilindiği üzere sözmerkezciliği merkezsizleştirirken bu düşüşe kesin/kuramsal bir boyut verirler.ellul bundan kurtulmak gerektiği, söze bir değer vermek gerektiğini, anlamı ve hakiati kurtarmak için sözün bu düşüşüne bir cevap bulmak gerektiğini söyler.ben analizinde ellul abiye cogu yerde hak vermişimdir.ama kurtarmak ve bir kurtuşuş olduğuna, sözün yitirdiği anlam güçünü yeniden ona verebileceğimize ikna olmak zor.
thelost baktım dövmeli abi hala orda…..tırsıtıyor insanı…..naz abla ise söyledikleriyle tırsıtıyor…..aşağıda 68 mevzusunda haşlamıştı ben garibi…..
hazan mevsimi hoşgeldiniz, gönlümüzü kurtarmalı ya nasıl, problem recetelerde ortaya çıkıyor…..
camus abey, ellul’u yanlış anlamıyorsam, sözü düştüğü yerden kaldıramazsanız, mücadelesini de yürütemezsiniz gibin bir şey demektedir….sözün mücadelesi öncelikle düşüşünün sona erdirilmesi mücadelesidir…..bu yoksa hakikat kaçınılmaz bir şekilde zaten yok olacaktır, anlamdan bahsetmek bu durumda zaten anlamsız olur….
eh o zaman neyin mücadelesinden söz edeceğiz….
bence modernıte de hala bir hakikat ve anlam boyutu vardı…..büyük anlatılar o temel üzerine kuruldu…işlev gördü….ama modernitede kendini yok eden bir eğilimde vardı köken olarak ve nietzsche’nin gördüğü gibi gidişat nihilizme doğruydu….
postmoderne varılması bu bakımdan bir tesadüf değil…..
Eylül 25, 2007, 8:04 am üzerinde |
yoksa dusene bir tekme daha mi vurulmalidir?
Eylül 25, 2007, 11:26 am üzerinde |
insan..
insanlik…
insanligi kurtarmak…
insanligi kurtarma istegi…
insanligi kurtarma istegi duymak…
herkes..
günümüz.
öncelik…
söz…
söz ü kurtarmak…
kullanim klavuzu
…;ne?
..;kim?
.;ne zaman/nerede?
sözü nasil kurtaracakmisiz bunu da yazsaydin bari kacakkova abi yoksa naz abla gene kizacak bak. demedi deme.
Eylül 25, 2007, 1:16 pm üzerinde |
son tekmeyi postyapisalcilar yapistirdilar aslinda…..bu düsüsün bir kurtulusu oldugu oldukca süpheli….
valla korkmuyor degilim naz abla bir yerden cikacak haslayacak gene diye….
Eylül 25, 2007, 4:56 pm üzerinde |
bakıyorum da “sözün düşüşü”nden ziyade “naz’ın düşüşü” ön plana çıkmış burda. naz kim bu arada?
Eylül 25, 2007, 4:58 pm üzerinde |
kaçak abi. senin şu sayfanın sağ kenarında, flickr’de, bazen alakasız resimler gözüme ilişiyor. az önce dövmeli mövmeli, okkalı bir abi terennüm ediyordu orda. naz’dan ziyade o abiden tırstım ben. çok pis bakıyordu herif. eheueheh
Eylül 25, 2007, 6:48 pm üzerinde |
söz gönülden çıkıverir
gönlümüzü kurtarmalı evvela
gönlümüzü, insan yanımızı keşfetmeli biraz
sözü bir yana bırakmalı
sözsüz de konuşulduğunu sezmeli
Eylül 25, 2007, 10:27 pm üzerinde |
“Kurtuluş” çok sakat bir kelimedir bence. Sözün mücadelesini anlatırken bu kelimeyi kullanmak da ayrı bir dumur durumu oluşturuyor
Eylül 25, 2007, 11:40 pm üzerinde |
bir tür dinsel anarşist olan ellul, moderniteden itibaren olanları olumsuz bir şekilde değerlendirir ve sözün teknolojikleşerek gerçek niteliğini (iletişim) kaybettiğini söyler.önemli ve ilginç bir çalışmadır bu kitap. tabi postmoderne gelindiğinde olan şey hiç kabul edilemezdir ona göre.ellul olan bitenleri son derece iyi açıklar aslında.olumsuzlama, sözü kurtarma niyetiyledir. cünkü moderniteyle birlikte, anlamlı tek şey olan dil bozulmaya teknolojikleşmeye, teknik bir mesele haline gelmeye başlar. anlamın buharlaşması ve hakikatin yok olmasına varan süreç böyle başlamaktadır.sözün düşüşü tamamlandığında modernitenin nihilistleşme süreci bir noktaya gelmiş olur.bu anlamda nihilistleşme, anlamın yok olmasını beraberinde getirirken kendisi de bu yok oluşta anlamsızlaşır.postyapısalcılar bilindiği üzere sözmerkezciliği merkezsizleştirirken bu düşüşe kesin/kuramsal bir boyut verirler.ellul bundan kurtulmak gerektiği, söze bir değer vermek gerektiğini, anlamı ve hakiati kurtarmak için sözün bu düşüşüne bir cevap bulmak gerektiğini söyler.ben analizinde ellul abiye cogu yerde hak vermişimdir.ama kurtarmak ve bir kurtuşuş olduğuna, sözün yitirdiği anlam güçünü yeniden ona verebileceğimize ikna olmak zor.
Eylül 25, 2007, 11:47 pm üzerinde |
thelost baktım dövmeli abi hala orda…..tırsıtıyor insanı…..naz abla ise söyledikleriyle tırsıtıyor…..aşağıda 68 mevzusunda haşlamıştı ben garibi…..
hazan mevsimi hoşgeldiniz, gönlümüzü kurtarmalı ya nasıl, problem recetelerde ortaya çıkıyor…..
camus abey, ellul’u yanlış anlamıyorsam, sözü düştüğü yerden kaldıramazsanız, mücadelesini de yürütemezsiniz gibin bir şey demektedir….sözün mücadelesi öncelikle düşüşünün sona erdirilmesi mücadelesidir…..bu yoksa hakikat kaçınılmaz bir şekilde zaten yok olacaktır, anlamdan bahsetmek bu durumda zaten anlamsız olur….
eh o zaman neyin mücadelesinden söz edeceğiz….
bence modernıte de hala bir hakikat ve anlam boyutu vardı…..büyük anlatılar o temel üzerine kuruldu…işlev gördü….ama modernitede kendini yok eden bir eğilimde vardı köken olarak ve nietzsche’nin gördüğü gibi gidişat nihilizme doğruydu….
postmoderne varılması bu bakımdan bir tesadüf değil…..